30 Kasım 2009 Pazartesi

AYASOFYA LEVHALARI

AYASOFYA LEVHALARI
30 KASIM 2009 PAZARTESI

Sultan Abdülmecid Han'in iradesi ile 3 Mart 1847 tarihinde Ayasofya'nin tamirine karar verilmisti. Tamirde cami icindeki Teknecizade Ibrahim Efendi tarafindan yazilmis; Allâhü Teâlâ'nin, Muhammed Mustafa (s.a.v.)'in ve dört büyük halifenin mübarek isimlerinin bulundugu büyük levhalarin da yeniden yazilmasi lazim gelince caminin ikinci imami bulunan Hattat Mustafa Izzet Efendi, celî yazilari yeniden yazmis, ayrica Hasan ve Hüseyin (r.anhümâ) efendilerimizin isimlerini de ilave etmistir.

Hat tarihimizin büyük üstadlarindan Kadiasker Mustafa Izzet Efendi'nin bu büyük saheseri; Ayasofya Cami-i Serifi'ni süsleyen kubbedeki 'Nûr âyeti'nin bir kismi ile bu mübârek isimlerdir. Isimleri ihtivâ eden yuvarlak sekildeki levhalarin capi 7.5 metre, harf kalinligi ise 35 cm'dir. Levhalar hafif, neme dayanikli ve saglam oldugu icin ihlamur agacindan yapilmistir.

Mustafa Izzet Efendi'nin bu hizmetlerine mukabil, Sultan Abdülmecid Hân'in irâdesiyle câmi-i serîfin yeni tahsîsatindan yüklüce atiye verilmistir.

1935 yilina kadar câmiyi tezyin eden bu levhalar, câminin müzeye cevrilmsi ile yerlerinden indirilmis, fakat ebatlarinin büyüklügü sebebiyle câmiden cikarilamadigi icin tahta iskeleler üzerinde terk edilen, bu arada biri de kirilan levhalar 1949'da tekrar yerlerine asilmistir.

29 Kasım 2009 Pazar

ÂSIM BİN SABİT'İN (R.A.) ŞEHÎD EDİLMESİ

ÂSIM BİN SABİT'İN (R.A.) ŞEHÎD EDİLMESİ

Udal ve Kare kabilesinden bâzı kimseler hicretin dör­düncü yılının Safer ayında Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) huzuruna gelerek "Bizim aramızda müslüman olan kim­seler vardır. Bizlere dinimizi öğretecek, Kur'ân'ı okutacak kimseler gönder." dediler. Peygamberimiz de altı kişi gön­derdi ve onlara Âsım bin Sabit (r.a.)'i emîr tayin etti. Bu hâdise siyer kitaplarında Recî' gazvesi olarak geçer.

Onlar Medine'den ayrıldıktan sonra onları davet edenler sözlerinde durmadılar ve Hüzeyl kabilesinden yüz kişi ile müslümanlara saldırdılar. Sahâbîler civardaki bir dağa sığındılar. Müşrikler 'Dağdan inerseniz zarar vermeyeceğiz' diye söz verdiler. Âsım (r.a.) 'Vallahi ben bir kâfirin verdiği söze itimât etmiyorum, Yâ Rabbi, hâlimizi Peygamberine bildir.' diye duâ etti.

Müşrikler, Âsım bin Sabit (r.a.)'ı şehîd ettiler ve Sülâfe bin Sa'd'a satmak üzere kafasını kesmek istediler. Çünkü Sülâfe, Uhud'da iki oğlunu öldüren Âsim (r.a.)'ın kafata­sında şarap içmeyi adamıştı. O sırada bir grup arı gelerek cesedi korudu. Müşrikler "Akşam oluncaya kadar bıraka­lım, o zaman dönüp kafasını alırız." dediler. Fakat Allâhü Teâlâ bir sel gönderdi, Âsım (r.a.)'ın na'şını alıp götürdü. Âsım (r.a.) müslüman olduktan sonra hiçbir müşrike el sürmemeğe ve başka bir müşrikin de kendisine el sür­memesini Allah'tan niyaz etmişti. Allâhü Teâlâ'da onu ha­yâtta iken koruduğu gibi öldükten sonra da korudu. Anahtar Kelimeler: ÂSIM BİN SABİT'İN (R.A.) ŞEHÎD EDİLMESİ - Asim bin Sabit (r.a.) - emir - Reci gazvesi - Hüzeyl kabilesi - Sülafe bin Sa'd - kafatasi - sarap - ari - sel - naas -

27 Kasım 2009 Cuma

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN


AYISIGI BLOG olarak sevgili okurlarimizin ve tüm Islam aleminin Ramazan Bayramini en icten dileklerim ile kutlar, saglik mutluluk ve esenlikler dilerim. Sevdiklerinizle birlikte nice bayramlara insaAllah.
Ramazan Bayraminiz mübarek olsun - Ramazan Bayramınız mübarek olsun - Ramazan Bayramınız mübarek olsun - Ramazan Bayraminiz mübarek olsun
Saygilarimla
Blog Editörü

KURBAN BAYRAMI GÜNÜ MÜSTEHAB OLAN SEYLER

KURBAN BAYRAMI GÜNÜ MÜSTEHAB OLAN SEYLER


1- Namaza gitmeden misvak kullanmak.

2- Gusletmek.

3- Güzel bir koku sürünmek.

4- Temiz ve helâl elbise giymek.

5- Bayram sabahi erken kalkmak.

6- Kurban bayraminda fecr-i sâdikin dogmasindan evvelki vakitten (imsaktan) bayram namazini kilincaya kadar, oruclu gibi, orucu bozan seylerden uzak durmak.

7- Kurbanin etinden iftar etmek. Fahr-i Âlem Efendimiz (s.a.v.) kurbanin cigerinden ifar buyururlardi. (O günün ilk yemegini kurban cigerinden yemek müstehabdir.)

8- Mümkün ise namaza yürüyerek gitmek.

9- Namazdan sonra baska bir yoldan dönmek.

10- Neseli olmak.

11- Cok sadaka vermek.

12- "Tekabbelallâhü minnâ ve minküm" (Allah bizden ve sizden kabul buyursun.) diyerek akrabâ, komsu ve sevdiklerine duâ etmek ve onlarla musâfaha etmek.

13- Kurban bayrami namazina giderken yolda sesli tekbîr getirmek.

KURBAN KESTIKTEN SONRA NE YAPILMALI ?

KURBAN KESTIKTEN SONRA NE YAPILMALI ?

Kurban kesildikten sonra 2 rek'at tesekkür namazi kilinir. Zammi sûre olarak birinci rek'atte 1 Kevser Sûresi (innâ a'taynâ...), ikinci rek'atte 1 Ihlâs Sûresi (Kul hüvellâhü ehad...) okunur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdular ki: "Kurbaninizi kestiginizde elinizdeki bicagi birakin. Sonra iki rek'at namaz kilin. Müslümanlardan hangisi bu iki rek'at namazi kilar da Allâhü Teâlâ'dan bir sey isterse Allâhü Teâlâ o kimseye elbette istedigi seyi verir."

"Ya Rabbi! Bu koyun (sigir veya keci) sendendir, sanadir ve rizân icindir. Lütfunla ve kereminle Halîl'in Ibrâhim (a.s.) ve kurbanin Ismâîl (a.s.)'dan ve Habîb'in Muhammed (s.a.v.)'den kabul ettigin gibi kabul et; fazlin, lütfun ve kereminle yâ Ekrame'l-Ekramîn." diye duâ edilerek, dînî ve dünyevî hâcetler istenir.

26 Kasım 2009 Perşembe

BAYRAM NAMAZI NASIL KILINIR ?

BAYRAM NAMAZI NASIL KILINIR ?

Bayram namazı'nın her iki rek'atindeki üçer adet fazla tekbirlere "zevâid tekbirleri" denir. Vâcip olan bu tekbirler, birinci rek'atte kırâatten önce, ikinci rek'atte kırâatten sonra alınır.

Bayram namazı şöyle kılınır:

Birinci rek'atte "iftitâh tekbiri"nden sonra eller bağlanır ve "Sübhâneke"den sonra imâm sesli, cemâat ise gizlice "Allâhü ekber" diyerek eller kaldırılır ve yanlara salınır; ikinci tekbir alınır ve eller yanlara bırakılır; üçüncü tekbir alınıp eller bağlanır. İmam açıktan Fatiha'yı ve zamm-ı sûre okur, cemâat dinler. Rükû ve secdeden sonra da ikinci rek'ate kalkılır.

İkinci rek'atte imâm, önce Fatiha ve zamm-ı sûre okuduktan sonra birinci rek'atin başında alınan tekbirler bu kez kıyamın sonunda üç defa alınır ve eller hep yanlara salıverilir. Dördüncü tekbir ile rükûa giderek namaz tamamlanır.

AREFE VE BAYRAM GECELERI NE YAPMALI ?

AREFE VE BAYRAM GECELERİ NE YAPMALI ?

Arefe ve bayram geceleri mümkünse Hatm-i Enbiyâ, Hatm-i İstiğfar yapılır ve Tesbîh Namazı kılınır.

Hatm-i Enbiyâ icin önce Eûzü Besmele ile üç “Ihlas Sûresi” ile bir "Fatiha Sûresi" okunur. Sevabı, başta Peygamberimiz (s.a.v) olmak üzere bütün Peygamberlerin ve Evliyanın ve meşâyih-i Kiram’ın, din büyüklerinin, bu aziz dine hizmet edenlerin ruhlarına bağışlanır.

Sonra:

1- 100 defa Salevât-ı Şerife Getirilir.
“Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed”
2- 500 defa Hz. Âdem Aleyhisselâm’ın şu duası okunur:
“Rabbenâ Zalemna enfüsenâ ve inlem tağfirlenâ ve terhamnâ lenekûnne minelhâsiriyn”. Ve sonra yine 100 defa Salevât-i Şerife getirilir.
3- 100 defa yine Salevat-ı Şerife getirilir.
4- 500 defa Hz. Eyyûb Aleyhisselâm’ın şu duası okunur:
Rabbi enni messeniyaddurru ve ente erhamürrahimiyn”
5- Tekrar 100 defa Salevat-ı Şerife getirilir.
6- 500 defa Hz. Yunus Aleyhisselam'ın şu duası okunur:
“Lâ İlâhe illâ ente Sübhâneke inni küntü minezzalimiyn.
7- Tekrar 100 defa Salevat-ı Şerife getirilir.
8- 500 defa “ Lâ havle ve lâ kuvete illâ billâhil’Aliyyil’Aziym.”
9- Tekrar 100 defa Salevat-ı Şerife getirilir.

Bu tertibi bitirince cenab-ı Hakk’a duâ ve niyazda bulunulur.

Hatm-i İstiğfar ise 1001 defa "Estağfirullâhe'l-azîm ve etûbü ileyk" diyerek istiğfar okumaktır.


(Duâ ve İbâdetler)

TEŞRİK TEKBÎRİ NEDIR ?

TEŞRİK TEKBÎRİ NEDIR ?

Hz. İbrahim (a.s.) Hz. İsmail'i (a.s.) kurban olarak kesmek üzere iken Cebrail (a.s.) "Allâhü ekber Allâhü ekber" dedi. İbrahim (a.s.) bu tekbîri işitince, "Lâ İlahe illallâhü vallâhü ekber" buyurdu. İsmail (a.s.) da "Allâhü ekber ve lillâhi'l-hamd" buyurdu.

Teşrîk tekbîri, teşrik günlerinde alınan tekbir demektir. Mükellef olan her müslümana vaciptir. Bakara Sûresi'nin "Sayılı günlerde Allah'ı zikrediniz..." mealindeki 203. âyet'i teşrik tekbirine işaret etmektedir.

Zilhiccenin dokuzuncu günü arefedir. Arefe günü sabah namazından başlayarak beş gün -ki, zilhiccenin 13'üncü, bayramın dördüncü günü- ikindi namazına kadar her farz namazın arkasından "Allâhü ekber, Allâhü ekber. Lâ İlahe illallâhü vallâhü ekber. Allâhü ekber ve lillâhi'l-hamd." diye tekbir alınır. Toplam yirmi üç vakit eder.

Sol tarafa selâm verildikten sonra ara vermeden, daha yerinden kalkmadan, mescidden çıkmadan ve dünyâ kelâmı konuşmadan tekbir getirmek lâzımdır. Teşrik tekbirini okumakta; münferid (namazını yalnız kılan), imâm, cemâat, mukîm, müsâfir, kadın-erkek herkes aynıdır. Namazın başında imâma yetişemeyen kimse de, lâhık gibi yetişemediği rek'atleri kaza edip selâm verdikten sonra bu tekbiri okur.

25 Kasım 2009 Çarşamba

KURBAN KESEMEYENLER NE YAPMALIDIR ?

KURBAN KESEMEYENLER NE YAPMALIDIR ?

Kurban kesmeye mâli vaziyeti müsait olmayanlar, bayramın birinci günü öğleden sonra altı rek'at namaz kılarlar.

Namaza şöyle niyet edilir: "Yâ Rabbi, âciz kulun kurban kesemedi. Kurban yerine şu vücudumu huzurunda yere sererek kurban ediyorum. Beni de kurban kesenler meyânına kabul eyle."

1. Rek'atte: 1 Fatiha, 1 Innâ enzelnâhü...,
2. Rek'atte: 1 Fatiha, 1 İnnâ a'taynâ...,
3. Rek'atte: 1 Fatiha, 1 Kul yâ eyyühe'l-kâfirûn...,
4. Rek'atte: 1 Fatiha, 1 İhlâs-ı şerif,
5. Rek'atte: 1 Fatiha, 1 Felâk Sûresi,
6. Rek'atte: 1 Fatiha, 1 Nâs sûresi okunur.

Her iki rek'atte bir selâm verilir.
(Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

HACCA GIDEMEYEN MÜSLÜMAN NE YAPMALI ?

HACCA GİDEMEYEN MÜSLÜMAN NE YAPMALI ?

Hacca gidemeyen müslüman, Arefe günü öğle ile ikindi arası, kendini Arafat'ta kabul ederek Allah rızâsı için 2 rek'at namaz kılar. Her rek'atte; 1 Fâtiha-i şerîfe, 3 Kul yâ eyyühel-kâfirûn, 10 İhlâs-ı şerîf okur.

Namaza şu niyetle başlanır: "Yâ Rabbi, bugün şu saatlerde Arafat'ta milyonlarca müslümanin 'Lebbeyk' diye İltica ettiği zamanda, âciz kulun orada bulunamadı. Bu kulunun ruhunu onlarla beraber kılıp, benim ilticamı da onların ilticasına ilhak buyur. Orada afv-ı umûmîye mazhar kıldığın kullarına beni de ilhak eyle" Allâhü Ekber.

Namazdan sonra:

* 70 İstiğfâr-ı şerîf,

* 11 veya 70 adet, "Lâ ilahe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehü'l-mülkü ve lehül-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihi'l-hayr. Ve hüve alâ külli şey'in kadîr" tevhîdini okur.

* 3 veya 11 yahut 70 kerre "Allâhü ekber, Allâhü ekber, Lâ ilahe illallâhü vallâhü ekber. Allâhü ekber ve lillâhi'l-hamd" diyerek tekbir getirir.

* 100 defa aşağıdaki tesbîhi okur:

"Sübhânellezî fl's-semâl arşuhû,
Sübhânellezî fl'l-ardı sültânühû,
Sübhânellezî fi'l-ardı hukmühû,
Sübhânellezî fl'l-cennetl rahmetühû,
Sübhânellezî fi'l-kabri kazâühû,
Sübhânellezî fi'l-kıyâmeti adlühû,
Sübhânellezî fi'l-bahri sebîlühû,
Sübhânellezî rafea's-semâe,
Sübhânellezî beseta'l-arda,
Sübhânellezî lâ melce'e ve lâ mence'e minhü illâ ileyh."


Arefe günü öğleden sonra Hızır aleyhisselâm ile Ilyâs aleyhisselâmın Arafat'ta buluştuklarında okudukları şu dua'yı da -mümkünse- 100 defa okumalıdır:

"Bismillâhi mâşâallâhü lâ yasrifü's-sûe illallah. Bismillâhi mâşâallâhü lâ yesûku'l-hayra illallah. Bismillâhi mâşâallâhü lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyri-azîm." deyip bundan sonra duâ edilir.
(Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

KURBANIN FAZILETI

KURBANIN FAZİLETİ
25 KASIM CARSAMBA


Peygamber Efendimiz (s.a.v.) büyük boynuzlu çok güzel iki koç istedi, birisini yere yatırıp besmele çekip tekbir getirerek "Allah'ım! Bu Muhammed'den ve Ehl-i Beytimdendir" deyip kesti, sonra ikincisini isteyip aynı şekilde keserken "Allah'ım! Bu da Muhammed ve ümmetindendir" dedi.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:

• "Allah katında günlerin en muazzamı Kurban Bay­ramı günüdür."

• "Kurban kesiniz ve ona iyi muamele ediniz. Çünkü bir kimse kurbanını alır, onunla kıbleye dönerse, kıya­met gününde o kurbanın kanı ve tüyü onu koruyan iki kale olur. Muhakkak surette kurbanın kanı Hz. Allah'ın muhafazasında toprağa düşer. Azıcık bir infâkta bulu­nunuz, çok mükâfata nail olursunuz."

• "Kim Kurban Bayramı gününde kesmek için kurbanına yaklaşırsa Allâhü Teâlâ'nın rahmeti de cennette ona yaklaşır, kurbanını kestiği zaman kanından akan ilk damla ile birlikte onu mağfiret eder, Allâhü Teâlâ o kur­banı kıyamet gününde mahşere kadar onun için binek kılar, derisi ve her kılı adedince ona sevap ihsan eder."

• "Gücü yeten kimsenin şefaate nail olmak niyetiyle Allah rızâsı için Fahr-i Âlem (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri'ne bir kurban kesmesi menduptur."

• "Aliyyü'l-Murtezâ (k.v.) Hazretleri biri kendisi için biri Resulü Ekrem Efendimiz için olmak üzere iki koç kurban ederler ve 'Resûlullah (s.a.v.), zât-ı şerîfleri için kurban kesmeyi bana vasiyet buyurdular.' derdi."

24 Kasım 2009 Salı

KURBAN NASIL KESILIR ?

KURBAN NASIL KESİLİR ?
24 KASIM 2009 SALI

Kurban kesmeye niyet edilir. Besmele-i şerîfe ile "İnnî veccehtü vechiye lillezî fetara's-semâvâti ve'l-arda hanîfen ve mâ ene mine'l-müşrikîn" âyet-i kerîmesini ve;

"Allâhümme hazâ minke ve leke. Allâhümme inne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi'l-âlemîn, lâ şerîke lehû ve bizâlike ümirtü ve ene evvelu'l-müslimîn" duasını okuduktan sonra;

"Allâhü ekber, Allâhü ekber, lâ ilahe illallâhü vallâhü ekber, Allâhü ekber ve lillâhi'l-hamd, Bismillâhi Allâhü ekber." deyip hemen kesilir.
Kurbanın şu dört şeyi kesilir:

1. Nefes borusu.
2. Yemek borusu.
3. -4. İki şah damarı

Bu dördünü de kesmek sünnettir. Bunlardan üçünü kesse helâl olur.

Deveyi gerdanından, koyun, keçi ve sığırı çene ile göğüs arasından, yumrucuk denilen kemiğin altından boğazlamak sünnettir.

Kurbanı kıbleye doğru yatırıp (ön ayakları ile arka sağ ayağını) bağlayarak kesmek sünnettir. Kolaylık için sığırların dört ayağını bağlamak caizdir. Deve ayakta kesilir.

Eğer hayvan kaçarsa yahut kuyuya düşüp de boynundan kesmek mümkün olmazsa, kesilmesi niyetiyle "Bismillâhi Allâhü Ekber" diyerek, bir bıçakla veya kesici bir şeyle (herhangi bir yerinden) yaralamak sureti ile öidürülse helâl olur. Eğer hayvan insana hücum ederse, kesmeye niyet ederek besmele ile öidürülse yine helâl olur. Anahtar Kelimeler: Kurban nasil kesilir ? Kurbanlik nasil kesilir ? Kurban edilecek hayvan nasil kesilmeli ? Kurban nasil kesilmeli ? Kurbanlik nasil kesilmeli ? Kurban da dikkat edilecek hususlar - Kurbanda dikkat edilmesi gereken konular - Kurban neresinden kesilir ? Kurbanin nesi kesilir ? Kurbanin neyi kesilir ?

KURBAN ETİNİN TAKSİMİ

KURBAN ETİNİN TAKSİMİ
24 KASIM 2009 SALI


Kurban etinin üçe taksîmi müstehabdır:

1. Üçte biri sadaka olarak verilir.
2. Üçte biriyle akraba ve dostlara hediye veya ziyafet verilir.
3. Üçte birini de nafakaları üzerine olan ailesine ve evlâdına yedirir.

Kurbanın etini zenginlere, fakirlere, müslüman veya gayr-i müslimlere hediye etmek veya tamamını bağışla­mak caizdir.

Kurban kesen kimse ihtiyaç sahibi ise kurbanın tama­mını ev halkına yedirmesi efdal ve müstehabdır.


ORTAK KESİLEN KURBANIN TAKSÎMİ

Kurban ortak kesildiğinde etini tartarak taksîm etmek icâb eder. Taksîm ederken hisselerinde, et ile beraber deri, ayak, baş, ciğer veyahut yağından ve işkembesinden bir par­ça olursa, tahmînen taksîm caiz olur. (Kâzîhân ve diğerleri)

Ortaklardan birine veya herhangi bir kimseye etini iste­diği gibi taksîm edebilirsin diye vekâlet verilirse tahmînen taksim caiz olur.

Taksîm etmeden hepsi birlikte etini pişirip yeseler, caizdir. Bir kimse kendisi, ailesi ve büyük çocukları için kurban etmek niyetiyle bir sığır alsa etini taksîm eylemek şart olmaz.

23 Kasım 2009 Pazartesi

HASED EDEN ŞEYTANDAN DAHA ŞERLİ

HASED EDEN ŞEYTANDAN DAHA ŞERLİ
23 KASIM 2009 PAZARTESI


Allâme Fahreddîn Râzî şöyle diyor: İblis, Firavun'un ka­pısına geldi, kapıyı çaldı ve izin istedi. Firavun, 'Kim o?' dedi. Şeytan 'Ben İblisim. Ama sen ilah olsaydın, kapıda kimin olduğunu bilirdin.' dedi.

Bunun üzerine Firavun, dedi ki: 'Gir ey mel'ûn. Yeryü­zünde senden ve benden daha şerli bir kimseyi biliyor musun?' İblis, 'Evet, hased edici. Çünkü benim bir dostum vardı, davet ettiğim her şerre icabet ederdi. Ona benim üzerimde hakkın vardır, benden bir ihtiyacını iste.' dedim. 'Komşumun bir ineği var, onu öldür.' dedi. Dedim ki: 'Buna gücüm yetmez. İstersen onun yerine sana on tane inek vereyim.' 'Hayır,' dedi. 'Ben ancak onun ineğini öldürmeni istiyorum.' Anladım ki, hased eden benden de senden de daha şerlidir.'

Hacılar şeytanı özel taşlarla taşlayacak!

Hacılar şeytanı özel taşlarla taşlayacak!
23 Kasım 2009 PAZARTESI


Suudi Arabistan tüm dünyayı etkisine alan domuz gribi salgınına karşı alınan önlemleri çoğaltıyor. Kral Abdullah'ın talimatıyla özel olarak hazırlanan taşlar 3 milyon hacıya özel torbalarda verilecek..

Son dönemde domuz gribin ölümlerin nedeniyle Suudi yetkililer ilginç bir önlem aldı; hac görevlerini yerine getirenler 'şeytan taşlama' ibadetini sterilize edilmiş taşlarla gerçekleştirecekler.

Kral Abdullah tarafından verilen talimatla özel torbalar içinde dağıtılacak olan taşlar öncelikle Müzdelife'ye getirilecek ve sterilize suyla yıkanacak. Güneş altında kurutulduktan sonra torbalara doldurulan taşlar hacılara verilecek.

3 milyon hacı adayı için hazırlanmış özel torbaların üstünde taşların domuz gribine karşı güvenli olduğunu belirten yazılar ve resimler bulunacak.

Arabistan gazetelerinde çıkan haberlere göre fikir Suudi Kral Abdullah'a ait. Uygulamanın dini yetkililer tarafından onaylanmasından sonra gerekli hazırlıklara başlandı. Anahtar Kelimeler: seytan şeytan sterilize edilmiş edilmis taş tas suudi arabistan domuz gribi önlem özel steril seytan taslama tasi
Kaynak: IHA

22 Kasım 2009 Pazar

VÂCİB KURBAN

VÂCİB KURBAN
22 KASIM 2009 PAZAR


Zilhicce ayı'nın onuncu, on birinci, on ikinci günleri ile on birinci, on ikinci gecelerinde ibâdet ve Allah'a yakınlık niyeti ile kesilen beş nevi hayvan [koyun, keçi, sığır, deve, manda (câmış'a)]a kurban denir.

Zarurî ve aslî ihtiyaçları ve borçlarından sonra nisâb miktarı mala mâlik olan her müslümana senede bir kere Kurban Bayramı günlerinde, yâni Zilhicce-i Şerîfe'nin onuncu, on birinci, on ikinci günlerinden birinde kurban kesmek vâcibdir. Anahtar Kelimeler: Vacib - Kurban - Vacib Kurban - koyun - keci - sigir - deve - manda - camis - Qurban - Zilhicce-i serif - kurban kesmek vacik - kurban kesmek vacibdir

21 Kasım 2009 Cumartesi

KURBANIN HIKMETI

KURBANIN HİKMETİ
21 KASIM 2009 CUMARTESI


Eti yenebilen hayvanları boğazından kesmek suretiyle hayvanın eti, necis (temiz olmayan) kanından temizlen­miş olur.

"Bismillâhi Allâhü Ekber" diyerek kesilince etinin yenil­mesi helâl olur. Besmele çekmeden kesenlere de benze­mekten kurtulmuş oluruz.

Kurban kesmekte Allah'ın kullarına ziyafet vardır. Etin üçte birini dostlara, üçte birini fakirlere vermek, kalanını da evde çoluk çocuğa yedirmek müstehabdır.

Kurban kesmek Allah yolunda bir fedakârlıktır. Allâhü Teâlâ'nın verdiği nimetlere bir şükürdür. Ayrıca sevaba ve Allah'a yakınlığa vesîledir, belâlara karşı da bir siperdir.

İnsanlar her gün dünyânın her tarafında yüz binlerce hayvan kesiyorlar. Fakat bunlardan yalnız maddî hâli ye­terli olanlar istifâde edebiliyor. Kurban Bayramındaki et­lerden ve derilerinden fakirler de istifâde etmektedir. Şah­sın menfaati yerine de cemiyet menfaati konuluyor. Kur­ban kesmek İslam'ın pek insanî ve içtimaî büyük bir fe­dakârlığıdır.

Kurban kesmekle kesilen hayvan sayısı çok artmış ol­maz. Çünkü kurbanda kasapların kestiği hayvan sayısı azalır. Kendi zevkleri için her gün binlerce hayvanın kesilmesini çok görmeyenlerin senede bir kere Allah için ve insanların da yararına kurban kesilmesini çok görmeleri insaflı bir tavır değildir.

Elhâsıl kurbanın meşruiyeti dînî, ahlâkî, içtimaî birtakım hikmetlere ve maslahatlara müsteniddir. Bunu takdîr et­meyecek bir akıl sahibi tasavvur olunamaz.
Anahtar Kelimeler: Kurbanin Hikmeti - Kurbanin hikmetleri - Kurbanin hikmetleri nelerdir - Kurbanin hikmeti nedir -

20 Kasım 2009 Cuma

Kabir Alemi

Kabir Alemi
20 KASIM 2009 CUMA


Durulacak yer üçtür: dünya, kabir ve ahiret. Kabirde kalma zamanı, ölümden kıyamete kadar olan zamandır. Ölen, kabir âlemine geçer. İnsan, ruhunu teslim edince, sual sorulup cevab vermeye kabiliyeti olup, nimetlerin lezzetini ve azabın elemini duymaya müsait olur. Kabir halleri hakkında, birçok hadis-i şerifler vardır ve asla inkâra mecal yoktur. Ashab-ı Kiram’ın (aleyhimürrıdvan) da kabir halleri üzerinde icmaı (söz birliği) vardır.

Kabirde mükâfat ve nimet olduğu gibi, azab da olur. Bir hadis-i şerifte: “Bevil sıçramasın (idrar) dan sakınınız. Zira kabir azabının çoğu ondandır” buyuruldu. Diğer bir hadis-i şerifte: “Kabir, ahiret konaklarının birincisidir. Ondan kurtulan, diğer konakları daha kolay geçer. Onda kurtulamayana, sonrakiler daha zor olur.” buyruldu.

İnsanlar erkek olsun, kadın olsun, ölüp kabre varınca Münker ve Nekir adlı iki heybetli melek gelip: Rabb’inden, peygamberinden, dininden ve kıbleden sorarlar. Mü’minler ne kadar asi olsalar da, imanları olduğundan cevap vermeye muvaffak olurlar. İtaatli Müslümanlar güzel bir şekilde cevap verirler: “Rabb’imiz Allah’dır, birdir, Peygamberimiz Muhammed Aleyhiselam’dır, dinim İslam dinidir, kıblemiz Kabe’dir” derler. Onlar için kabirde bahçeler yaratılıp türlü zevkler ve nimetler ile ni’metlenirler.

Allah’a ve onun peygamberi Muhammed Mustafa’ya (s.a.v) inanmayanlar cevap veremezler. Onlara azab edilir.

Mümin çocuklarına sual yoktur. Şehidlere sual olmadığında icma (söz birliği) vardır. Sıddiklar derecesinde olan Âlimler de böyledir.

Müslümanlardan cuma gecesi ve gününde vefat edenlere, ishal, istiska (karında su birikmesi), taun (veba) hastalıklarından ölenlere sual yoktur. Bazı Âlimler, taun zamanında başka bir sebepten ölenlere de sual yoktur, dediler. Ölüm hastalığında İhlas süresini çok okuyanlara da kabirde sual olmaz. Anahtar Kelimeler: Dünya hayati - Kabir hayati - Ahiret hayati - Kabir alemi - alem-i berzah - alemi berzah - Münker - Nekir - Kabir azabi - Kabirde azab - kabirde azap -

19 Kasım 2009 Perşembe

Kurban kesmeye dair bazi meseleler

KURBAN KESMEYE DÂİR BÂZI MESELELER
19 KASIM 2009 PERSEMBE


Besmelenin akabinde hiçbir şey ile meşgul olmayıp kurbanı hemen boğazlamak şarttır. Besmeleden sonra bıçağı bilerse besmeleyi tekrar etmek lâzımdır.

"Bismillâhi Allâhü Ekber" dedikten sonra kurban yerin­den kalkıverse yatırılıp keserken tekrar besmele çekilir.

Besmeleden sonra elindeki bıçağı bırakıp diğer bir bıçak alsa besmeleyi tekrar etmek lâzım olmaz. Lâkin bir kurbân üzerine besmele okuduktan sonra onu bırakıp diğerini kesecekse besmeleyi tekrarlamak lâzımdır.

Birkaç kurbanı birbiri ardınca boğazlasa her birinde besmeleyi tekrarlamak lâzımdır. Kurbanı iki kişi kesse ikisinin de besmele çekmesi lâzımdır.

Hayvanın yenmesi tahrîmen mekruh olan a'zâsı yedidir: 1- Husyeleri (yumurtaları), 2- Bezleri, 3- Sidik torbası, 4- Ödü, 5- Kesilen hayvanın vücûdundan akan kanı, 6-Erkeğin tenasül uzvu, 7- Dişinin tenasül uzvu.

Bıçağı, kurbani yatırdıktan sonra bilemek mekruhtur.Kesmeyen bıçağı kurbanın boynundan kaldırıp bile­dikten sonra kesmek -eziyet olduğu için- haramdır. Lâkin böyle kesilen hayvanın etini yemek haram olmaz.

İki kimseden biri diğerinin kurbanını yanlışlıkla -kendi­nin zannı ile- kestikten sonra etini yemeden sahipleri kur­banlarını bilip alsalar, caiz olur. Etini yedikten sonra bilir­lerse helâlleştikleri takdirde yine caiz olur. Helâlleşmezlerse, birbirlerinin kurban bedellerini öderler, kurban gün­leri geçmişse, aldıkları bedelleri tasadduk ederler.

Kör bıçak ile kesmek, kör bıçağı birkaç defa sürmek, ke­secek yere bacağından sürüyerek çekmek, iliğe kadar bir­den kesmek, kurbanı incitmek, canı çıkmadan yüzmek, başını birden kesip yüzmek, kıbleye çevirmemek ve do­ğurması yakın olan hayvanı kesmek mekrûhdur.

18 Kasım 2009 Çarşamba

ZİLHİCCE AYI VE ON GECE

ZİLHİCCE AYI VE ON GECE
18 KASIM 2009 CARSŞAMBA


Dün akşam (17.11.2009) idrak ettiğimiz kamerî ayların 12'ncisi olan Zilhicce ayı, İslâm'ın beş esasından biri olan hac farizasının îfâ edildiği umûmî af ayıdır. Arafat'a çıkıldığı, Allah İçin milyonlarca kurbanın kesildiği ve bir senelik hesapların görülüp amel defterlerinin kapandığı mukaddes bir aydır.

Zilhicce'nin birinci on gecesi "leyâli-l aşere" yâni 10 mübarek gecedir. Bu ayda, noksanların tamamlanması için İstiğfar, salevât-ı şerîfe, diğer dualar ve tesbîh namazına devamda hayır vardır.

Hacca gidemeyen mü'minlerin bu günlerde oruç tutmaları Çok büyük fazîlettir. O bakımdan Kurban bayramından evvel dokuz gün oruç tutmalı, 10. günü kurban kesilinceye kadar bir şey yememelidir. Hiç olmazsa 8'inci gün ile beraber, 9'uncu günü (Arefe günü) oruçlu olmak lâzımdır.
Arefe günü sabah namazından bayramın 4'üncü günü ikindi namazına kadar, bütün farz namazların arkasından "Teşrik tekbîri" (Allâhü Ekber Allâhü Ekber. Lâ İlahe illallâhü vallâhü ekber. Allâhü Ekber ve lillâhil-hamd.) okumak kadın-erkek her mükellef müslümana vaciptir.

ZİLHİCCENİN İLK ON GÜNÜNDE NE YAPILIR?

ZİLHİCCENİN İLK ON GÜNÜNDE NE YAPILIR ?
18 KASIM 2009 CARSAMBA

Zilhicce ayının birinden onuna (yâni Kurban bayramının ilk gününe) kadar, her gün sabah'namazlarından sonra:

10 salevât-ı şerîfe: "Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedîn ve alâ âlî seyyidinâ Muhammed."

10 istiğfar: "Estağfirullâhe'l-azîm el-kerîm ellezî lâilâhe illâ-hüve'l-hayye'l'kayyûme ve etûbü ileyk ve nes'elü-hü't-tevbete ve'l-mağfirete ve'l-hidâyete lenâ innehû hüve't-tevvâbü'r-rahîm."

10 tevhid: "Lâ İlahe illallâhü vahdehû lâ şerike leh. Lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihi'l-hayr. Ve hüve alâ külli şey'in kadîr" okunur.
(Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

17 Kasım 2009 Salı

KURBANA AİT HUKUMLER

KURBANA AİT HÜKÜMLER
17 KASIM 2009 SALI


Kurban, ancak kurban olmaya uygun hayvanı kesmekle edâ edilir.

Vakti içinde kurbanı kesmeyip kıymeti sadaka verilse kurban edâ edilmiş olunmaz. (Vahdetî)

Zengin olan kimseler kurban kesmeyip (kurbanın kesileceği) vaktini geçirseler kurbanın kıymetini sadaka vermeleri lâzım gelir. Lâkin fakîrler ve nezreden (adayan) kimseler aldıkları kurbanı kesmeyip vaktini geçirseler kurbanın kendisini sadaka olarak vermek vâcib olur.

Fıtır sadakası ve kurban vâcib olduktan sonra mâl zayi olsa (sahibi fakir düşse) ömrü içinde bunları edâ etmedikçe bunlar kendisinden sakıt olmaz. Ya kıymetlerini veya aynını (kurbanın kendisini) sadaka vermek vâcib olur.

Nisaba mâlik (zengin) olan çocuk için de kurban kesmek lâzımdır. (Hidâye)

Bir kimse üzerinde zekât, hac, fıtır sadakası (fitre), yemîn keffâreti ve kurban borcu var iken ölümü yakın olup mâlının üçte birinden bunların ödenmesini vasiyyet etse mâlının üçte biri yeterse hepsini ödemek lâzım olur. Mâlının üçte biri yetmezse zekâtından başlanır; evvelâ zekâtı, sonra haccı, sonra fıtır sadakası ve bundan sonra yemîn keffâreti verilir ve en sonunda -malı kalırsa- kurbanı kesilir.

ZİLHİCCE AYI İCTİMÂİ, RU'YET VE BASLANGICI

ZİLHİCCE AYI İÇTİMÂİ, RU'YET VE BAŞLANGICI
17 KASIM 2009 SALI
- 17.11.2009

Hicrî-Kamerî 1430 yılı Zilhicce ayı ictimâ'ı 16 Kasım Pazartesi Türkiye saati ile 21.14'te. Ru'yet ise 17 Kasım Salı Türkiye saati ile 11.22'de.

Hilâlin görüldüğü yerler: Avustralya'nın batı eyâletleri. Hint Okyanusu'nda; Chagos Takım Adaları, Kerguelen, Amsterdam, Crozet, Heard, McDonald ve Mascariegnes Adaları, Madagaskar, Afrika kıtasının Ekvator ve güney kısmı, Antarktika'nın güneydoğu sahilleri.

Hilal; Türkiye, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarımadasından kesinlikle görülemeyecektir.

Hilâlin görüldüğü günü takip eden 18 Kasım Çarşamba günü de Zilhicce ayı'nın biri olmaktadır.

16 Kasım 2009 Pazartesi

ZİLHİCCE AYI

ZİLHİCCE AYI
16 KASIM 2009 PAZARTESI

Hicrî, Kamerî ve Arabî senenin aylarının on ikincisi Zilhicce'dir.

Zilhicce, Eşhur-u Hurum(muhterem aylar)dan biridir. Diğerleri Recep, Zilkade ve Muharrem'dir.
Zilhicce ayında bayramdan başka husûsî günler de vardır. Bunlar Kur'ân-ı Kerim'de geçen Eyyâm-ı Ma'lûmât ve Eyyâm-ı Ma'dûdât'tır.

Eyyâm-ı Ma'lûmât; Yevm-i Terviye, Yevm-i Arefe, Yev-m-i Nahr'ın da dâhil olduğu Zilhicce'nin ilk on günüdür.

Yevm-i Terviye; Zilhicce'nin sekizinci günü, Arefe gününden önceki gündür. Hacılar o gün Mekke'den Minâ'ya giderler. Minâ'da su olmadığından kendilerini ve hayvanlarını iyice suya kandırdıkları yahut Hz. İbrâhîm aleyhisselâm oğlunu kurban etmeyi 9 gece görüp o gün derin düşünceye daldığı için terviye diye isimlendirilmiştir.

Yevm-i Arefe; Zilhicce'nin dokuzuncu günüdür. Hacılar o gün Arafat'ta bulunurlar.

Yevm-i Nahr; Zilhicce'nin onuncu günüdür. Kurban bugün kesilir. Zilhicce'nin on birinci ve on ikinci günü de kurban günleridir. Hepsine birden "eyyâm-ı nahr" denir. Hacılar bu gün Minâ'da bulundukları için ayrıca "eyyâm-ı Minâ" da denir.

Eyyâm-ı Ma'dûdât; "Bir de sayılı günlerde Allah'ı zikredin (tekbîr alın)." mealindeki (Bakara Sûresi, âyet 203) âyeti mûcebince namazların sonunda tekbir okunan günlerdir. Bunlar da Arefe günü sabah namazından itibaren Kurban Bayramı'nın dördüncü, yani Zilhicce'nin on üçüncü gününe kadar olan beş gündür. Teşrik tekbirleri okunduğu için bunlara "Eyyâm-ı Teşrîk" de denilir.

KİMLERİN KESTİGİ YENMEZ ?

KİMLERİN KESTİĞİ YENMEZ ?
16 KASIM 2009 PAZARTESI

Mecûsînin (ateşperestin) kestiği yenmez.
Mürtedin, yâni -maâzAllah- İslâm'dan çıkmış olan kim­senin kestiği yenmez.
Besmeleyi kasten terk edenin kestiği yenmez.

Besmeleyi sehven (yanlışlıkla) terk etmek zarar etmez.
Besmelesiz helâl olmayacağını bilmeyerek besmeleyi terk etmek zarar vermez.

KURBÂN NİSABI

KURBÂN NİSABI
16 KASIM 2009 PAZARTESI


Kurbân nisabı (yâni, kurbanın vâcib olması için bulunması îcâb eden malın miktarı); Fıtır sadakası (fitre) vâcib olacak kadar mâlı bulunmaktır.

Bu mâlın -zekât nisabında olduğu gibi- alışveriş ile artabilecek mâl olması ve üzerinden bir sene geçmesi lâzım değildir.

Bir kimse kurban kesmeye mahsus olan günlerin sonunda zengin yâni, nisaba mâlik olsa derhâl kurban kesmek vâcib olur. (Kâzîhân)

Aslî ve zarurî ihtiyaçlar: Evi, evinin kâfi miktarda eşyası, bineceği arabası, üç türlü giyeceği -yâni iş elbisesi, âdeten giydiği elbise, bayram ve benzeri günlere mahsus elbisesi-, kendinin ve nafakası kendi üzerine vâcib olanların bir aylık nafakalarından fazla olarak 80,18 gr. altın veya aynı kıymette başka bir şeye sâhib olan kimselere kurban günlerinde kurban kesmek vâcib olur.

15 Kasım 2009 Pazar

Kurbanin vacib olmasinin sartlari

Kurbanin vacib olmasinin sartlari
15 KASIM 2009 PAZAR
- 15.11.2009

Kendisine fitre vacib olacak derecede zengin olan, hür ve mukim olan (yolcu olmayan) erkek ve kadin müslümana kurban kesmek vacibtir.

* Hür, mukim ve nisaba malik müslümanlarin kendisi ve kücük cocuklarinin her biri icin ve vefat eden oglu veya kizinin kücük cocuklari icin kurban kesmesi vacibdir. (Kuduri ve Ibn-i Abidin)

* Müsafir eger mukim iken kurbani alip, vaktin sonundan evvel (yani üzerine vacib olmadan, bayramin ücüncü günü günes batmadan önce) sefere cikarsa, kurban kesmek üzere bir hayvani almasi sebebiyle üzerine vacib oldugu icin kurbani satmasi caiz olmaz.

Imam-i Azam ve Ebu Yusuf Hazretlerine göre kurbanin vacib olmasinda akil ve bülüg (ergin olmak) sart degildir. Delinin ve henüz balig olmamis cocugun mallarindan babalari yahut vasileri kurban keser ve onlara yedirirler. Yediklerinden artani bunlar icin (elbise gibi) kendisi ile istifade olunan bir sey ile degistirebilirler.

14 Kasım 2009 Cumartesi

KURBANIN MÜSTEHABLARI

KURBANIN MÜSTEHABLARI
14 KASIM 2009 CUMARTESI


1- Kurban edilecek hayvanı kurban günlerinden evvel alıp beslemek.
2- Kesileceği yere tâ'zîm (hürmet) ile götürmek.
3- Becerebiliyorsa kendisi kesmek.
4- Kesemiyorsa ehil bir kimseyi vekil edip kesilirken kendisi hâzır bulunmak. Fahr-i Âlem (s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki:
"Ey Fâtımâ, kalk ve kurban(ın kesilmesi)ne şâhid ol. Zîrâ kanından ilk damlası yere düştüğünde işlediğin her bir günâhın af ve mağfiret olunur. Ve; 'İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi'l-âlemine lâ şerîke leh.' duasını oku."
5- Bıçağın, büyük ve keskin olması.
6- Kurbanın iki şah damarı ile yemek ve nefes borusu­nu kesmek.
7- Hayvan ölmeden derisini yüzmemek.

Kurbanı keserken kurbanın uzuv(organ)ları ve parçalan mukabilinde kendi vücûdunun ve bütün uzuvlarının ce­hennemden âzâd olmasına niyet eylemek müstehabdır.

13 Kasım 2009 Cuma

GECE İBÂDETİNİN ZEVKİ DAHA BÜYÜK

GECE İBÂDETİNİN ZEVKİ DAHA BÜYÜK
13 KASIM 2009 CUMA

Ebû Süleyman Dârânî (r.h.) diyor ki: "Gece karanlığın­da ibâdetin zevki, eğlence erbabının zevkinden daha bü­yüktür. Öyle ki eğer geceler olmasa yaşamayı dahi arzu etmezdim." Âbidlerin gece ibâdetinden aldıkları zevki, ibâ­detlerinin sevabı ile karşılaştıracak olsan, o zevk, ibâdetlerinin mükâfatından çok daha büyüktür.

Âlimlerden biri, "Dünyâda cennet nimetlerine benze­yen tek bir şey varsa, o da âbidlerin gece ibâdetinden aldıkları zevktir." buyurmuştur.

Diğer bâzıları, "Münâcâtın lezzeti, dünyâ nimetlerin­den değil, cennet zevklerindendir. Allâhü Teâlâ onu sevdikleri için hazırladı, herkes bu zevki alamaz." buyurmuşlardır.

Her hayrın başı "Bismillah"

Her hayrın başı "Bismillah"
Cuma'ya Özel/ 13 KASIM 2009 CUMA


Aziz ve muhterem Müslümanlar!

Konumuz, Besmele'nin fazileti ve ehemmiyeti hakkındadır.

Bildiğiniz gibi, "Bismillah her hayrın başıdır." Bismillah'la başlanan işler hayırla başlar, hayırla biter. Bismillah İslâm'ın nişanı olduğu gibi bütün mevcudatın, canlı cansız her yaratılmışın lisan-ı haliyle, kendine mahsus diliyle devamlı okuduğu mübarek bir kelimedir. Bismillah tükenmez bir kuvvet, bitmez bir berekettir. Allah'ın sonsuz rahmetine yetişmek için bir mi'rac, bir yol vardır. O da "Bismillâhirrahmanirrahim'' dir.

Besmele tek bir âyet olduğu halde Kur'ân'da 114 defa nazil olmuştur. Her sûrenin başında Besmele bir rahmet anahtarıdır. Bütün mübarek kitapların ve umum mübarek işlerin başinda "Bismillah" yazılır, okunur. Besmele'siz kitaplarda, işlerde hayır ve bereket yoktur. Zira ebterdir. Rahman ve Rahîm olan Allah'tan müsaade alınmamıştır. İrtibat ve münasebet kesiktir. Bismillah arşı ferşe bağlayan ve kâinatı ışıklandıran nuranî bir direktir, bir hattır. Bu hat kesik olunca âlem zulmet içinde kalır. Bu nurlu âyete herkes her dakika muhtaçtır. Öyle bir hakikattir ki, milyonlar defa tekrar edilse yine ihtiyaç vardır. Değil ekmek gibi hergün, belki hava ve ışık gibi her dakika, her nefes ona ihtiyaç ve iştiyak vardır.

Aziz mü'minler!

Bismillah'ta Rabbimizin en büyük ismi olan lafza-i Celâl ile beraber Rahman ve Rahîm sıfatları da vardır. İşârâtü'l-İ'câz tefsirinde izah edildiği üzere Bismillah güneş gibi nur kaynağıdır. Başkalarıni tenvir ettiği gibi kendini de gösteriyor.

Bismillah'ın faziletini Resûl-i Ekrem Efendimiz (sav) bakınız ne güzel ifade etmiştir: "Bismillâhirrahmânirrahîm miftâhu külli kitabin." Yani: "Besmele her kitabın anahtarıdır. Besmele Allah'ın isimlerindendir. Besmele'yle Allah'ın ism-i âzami arasında gözün beyazıyla siyahı arasındaki gibi yakınlık vardır." (Müstedrek) "Her mühim iş ki, Bismillah'la başlanmamıştır; o işin sonu yoktur! Kapılarınızı Besmele'yle kapatınız. Çünkü şeytan kilitlenmiş kapıyı açamaz." Bir sahabeye hitaben, "Evlâdım, Besmele çek! Sağ elinle önünden ye!" buyurdular.

Besmele'nin fazilet ve esrarı o kadar çoktur ki, kalemler onu yazmaktan âcizdir. Besmele sûrelerin tacıdır, dertlerin ilâcıdır. Fâtiha'nın fihristesi ve Kur'ân'in mücmel bir hülâsasıdır.

Köylünün biri gelip Resûl-i Ekrem'in (sav) hazır bulunduğu bir sofraya oturarak Besmele siz yemeğe başladı. Bir iki lokma alınca yemek tükendi. Durumu gören Peygamber Efendimiz (sav), "Eğer bu adam Bismillah diyerek başlasaydı, yemek hepimize kâfi gelirdi" buyurdular.

Bismillah'ın en kısa mânâsı, "Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla, izniyle başlarım! Yâ Rab! Ben senin isminin yardımı ve bereketiyle okumak, çalışmak istiyorum! Herşey senin kudretinle, icadınla, tevfikinle olduğu gibi yalnız ve yalnız senin isminle başlıyorum!" demektir.

Aziz kardeşlerim! Birinci Söz'de ifade edildiği gibi, "Bütün mevcudat lisân-ı hal ile Bismillah der. öyle mi? Evet, nasıl ki görsen bir tek adam geldi; bütün şehir ahalîsini cebren bir yere şevketti veya cebren işlerde çalıştırdı. Yakînen bilirsin, o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor. Belki o bir askerdir. Devlet nâmına hareket eder, bir padişah kuvvetine istinat eder. öyle de, herşey Cenâb-ı Hakk'ın namına hareket eder ki, zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor; dağ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek herbir ağaç Bismillah der, hazine-i rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor. Herbir bostan Bismillah der, matbaha-i kudretten bir kazan olur ki, çeşit çeşit pekçok leziz taamlar içinde beraber pişiriliyor.

Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der; rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur, bizlere Rezzak namına en latif, en nazif âb-ı hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlar. Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları Bismillah der, sert olan taş ve toprağı deler geçer. Allah namına, Rahman namına der, herşey ona müsahhar olur. Madem herşey manen Bismillah der, Allah namına Allah'ın nimetlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi Bismillah demeliyiz, Allah namına vermeliyiz, Allah namına almalıyız, öyleyse Allah namına vermeyen gâfıl insanlardan almamalıyız.

Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah ne fiyat istiyor?

Evet, o Mün'im-i hakikî bizden o kıymettar nimetlere, mallara bedel istediği fiyat ise 3 şeydir: Biri zikir, biri şükür, biri fikirdir. Başta Bismillah zikirdir, âhirde Elhamdülillah şükürdür, ortada bu kıymettar hârika-i sanat olan nimetlerin Ehad, Samed'in mûcize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derketmek fikirdir.

Bir pâdişâhın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de, zahirî mün'imleri medih ve muhabbet edip Mün'im-i hakikîyi unutmak ondan bin derece daha belâhettir. Böyle ebleh olmamak..." isterseniz Allah namına veriniz, Allah namına alınız. Allah namına başlayınız, Allah namına işleyiniz. Her işte Bismillah'ı dilinizden düşürmeyiniz. Rahmet hazinelerinin en kıymetli ve en birinci anahtarı Bismillâhirrahmânirrahîm olduğunu unutmayınız.

12 Kasım 2009 Perşembe

DÖRT ŞEYE İHTİYAÇ

DÖRT ŞEYE İHTİYAÇ
12 KASIM 2009 PERSEMBE

Yapılacak her amelde, ibâdette dört şeye ihtiyaç vardır:

- Birincisi, başlamadan önce ilme (o işin mâhiyetini bil­meye) ihtiyaç vardır. Yoksa işi bozanlar, düzeltenlerden çok olur.

- İkincisi, başlarken niyet edilmelidir. Yoksa amelin se­vabı olmaz. Çünkü Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Niyet etmeyen kimseye sevap yoktur." buyurmuşlardır.

- Üçüncüsü, işe başladıktan sonra sabıra ihtiyaç vardır. Yoksa o işteki kusuru, başarısından çok olur.

- Dördüncüsü de, yaptığı ameli ihlâs ile yapmalıdır. Yok­sa ameli kendisine geri çevrilir, kabul olunmaz.

11 Kasım 2009 Çarşamba

HANGİ HAYVANLAR KURBAN OLMAZ ?

HANGİ HAYVANLAR KURBAN OLMAZ ?
11 KASIM 2009 CARSAMBA

Bir veya iki gözü kör, zayıflıktan ilikleri erimiş, kesilece­ği yere gitmeye kudreti olmayan, yâni hiç yürüyemeyen, kulaklarından biri olmayan veya burnu kesik olan hayvanları kurban etmek caiz olmaz.

Sığır, koyun veya keçinin bir memesi gitmiş veya kuru­muş ise kurban edilmesi caiz olmaz. Lâkin yavrusunu emzirebilirse caiz olur.

Dişsiz hayvanı kurban etmek caiz değildir. Eğer dişle­rinin çoğu var ise kerahetle caizdir. Lâkin dişsiz hayvan dişli hayvan gibi yayılıp karnını doyurur ise caiz olur.

Deli hayvan karnını doyuramazsa kurban etmek caiz olmaz.

Ölmek üzere olan hayvanı kurban etmek caiz olmaz.

Kulağının biri dibinden kesilen yahut doğduğunda bir kulağı olmayan hayvanı kurban etmek caiz olmaz. Kulak ve kuyruk çok kısa olur ve gözünün görmesi çok azalırsa kurban caiz olmaz.

Emânet almış olduğu hayvanı kendisi için kurban etme­si, rehin aldığı hayvanı kurban etmesi caiz olmaz. Alma­ya vekil olduğu hayvanı kendisi için kesmesi caiz olmaz.

Kocası, karısının veyahut karısı kocasının kurbanını iz­ni olmayarak kendisi için kesse caiz olmaz. Kıymetini ve­rerek razı etse de caiz olmaz.

ETİ YENEN VE YENMEYEN KURBANLAR

ETİ YENEN VE YENMEYEN KURBANLAR
11 KASIM 2009 CARSAMBA


1- Kişinin nezrettiği, adadığı kurbanını kendisi, usûlü (anası-babası, dedesi), fürû'u (çocukları, torunları) ve akrabalarından nafakası üzerine lâzım olanların yemesi caiz olmadığı gibi zimmîlere (gayr-i müslimlere) ve zenginlere yedirmek de caiz olmaz.

2- Kişinin hayatta iken ettiği vasiyeti üzerine, öldükten sonra malının üçte birinden kesilen kurbanı vârisleri yiyemezler, zenginlere de yedirmezler. Ancak fukaraya verirler. (Vahdetî)

Vârislerin kendiliklerinden kesiverdikleri kurban yenir ye yedirilir. Zîra bir kimse kurban kesiverse ve sevabını ölüye bağışlasa kendi kurbanı gibi yer ve başkasına yedirir. Yine bir kimse kendi üzerine vâcib olan kurbanın edasına niyet eylese ve sevabını ölüye bağışlasa kurban borcunu ödemiş olur. Sevabı da ölenin olur.

3- Sabînin (bulûğ çağına gelmemiş çocuğun) mâlından kesilen kurbandan sabî yer. Kalan et, sabî için (elbise gibi) kendisiyle faydalanılan bir şey ile değiştirilir.

Kurbanı kesmezden evvel sağ ve diri olduğu bilinirse kestikten sonra kanı çıkmasa ve vücudu kımıldamasa bile kesilmekle helâl olur.

Kesilmezden evvel diriliği bilinmediği takdirde kan çıkar veya hareket ederse yenir. Kanı çıkmaz ve hareket de görünmez ise yenmez.

Bâzı âlimlere göre keserken kurbanın ağzını ve gözünü yumması, tüyünü kaldırması ve bacağını çekmesi dirilik alâmetidir.

Bunların aksi, yâni ağzının ve gözünün açık kalması, tüylerini kaldıramaması ve bacağını oynatamaması ölüm alâmetidir.

Bir hayvanın, boğazını kesmek suretiyle öldüğü bilinmedikçe eti yenmez.

10 Kasım 2009 Salı

DUADA ÂMÎN DEMEK

DUADA ÂMÎN DEMEK
10 KASIM 2009 SALI

Photobucket

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Hıristiyanlar, âmin de­menize hased ettiği gibi hiçbir şeyde size hased etmez." buyurmuştur. Ka'bu'l-ahbâr (r.h.), "Amin, âlemlerin Rabbinin mührüdür. Mü'min kulunun duasını onunla mühür­ler." buyurmuştur. Mukâtil (r.h.) 'Amin demek, duâ için bir kuvvettir ve rahmetin inmesini istemektir.' buyurmuştur.

Mü'min duasına icabet edildiğini anlayınca Allah'a hamd eder.
İcabet gecikse de yine hamd eder.

HANGİ HAYVANLAR KURBAN EDİLİR ?

HANGİ HAYVANLAR KURBAN EDİLİR ?
10 KASIM 2009 SALI - 10 NOVEMBER 2009 DIENSTAG - 10.11.2009


Kurbana mahsus olan hayvan koyun, keçi, sığır, camış (manda) ve devedir. Bir yaşını bitirip iki yaşına girmiş koyun ve keçi, iki yaşını bitirip üç yaşına girmiş sığır ve camış, beş yaşını tamamlayıp altı yaşına girmiş olan deve kurban olur. Lakin kuzu büyük olup bir senelik koyundan fark olunamazsa altı ayı tamam etmişse kurban olur. (Vahdetî)

Kurban vahşî (yabanî) olmamalıdır. (Yabanî hayvan kurban olmaz.)

Koyun ve keçi hisse kabul etmez. Bir koyun, bir keçi bir kimse için kurban olur.

Bir sığır, bir camış (manda) ve bir deve yedi kişi için kurban olur. Yâni yedi kişi müşterek olarak bir sığırı veya deveyi kurban edebilirler. Ortaklar tek, çift veya yediden az olabilir. (Hindiyye)

Bir kimse iki koyun kurban edebilir. Resulü Ekrem sallâllahu aleyhi ve sellem Efendimiz her sene İki koyun kurban ederdi. Veda Haccı'nda yüz deve kurban eylediler. (Hindiyye)

Müşterek olarak İnek, öküz, deve veya câmûs kurban etmekte müstehab olan, ortakların kurbanı hepsinin birlikte alması veyahut İçlerinden birine vekâlet verip aldırmalarıdır. (Dürrü'l-Muhtâr)

Bütün ortakların kurbanda ibâdete, sevâb ve fedâ-yı nefse niyet etmeleri ve hisselerinin müsâvî (eşit) ve hepsinin müslûman olmaları şarttır. (Reddü'l-Muhtâr, Vahdetî, Dürer)

Ortakların bâzısı vâcib kurbanına, diğerleri sünnet veya nafile veya nezir veya akîka kurbanına niyet etseler yahut ortakların bâzısı ölü yahut sabî veya ma'tûh (bunamış) olsa kurban caiz olur. (Kâzîhân)

9 Kasım 2009 Pazartesi

ÖFKEYİ YENMENİN YOLLARI

ÖFKEYİ YENMENİN YOLLARI
09 KASIM 2009 PAZARTESI


Öfkelenmeyi, hiddetlenmeyi yenmenin bâzı yolları:

Birincisi abdest almaktır. Atıyye (r.a.)'ın rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmaktadır: "Muhakkak ki gazab şeytandandır. Şeytân ateşten yaratılmıştır. Ateş, ancak su ile söndürülür. O hâlde sizden biri niz gazablandığı zaman abdest alsın." buyurmuştur.

İkincisi; ayakta ise oturmak, oturuyorsa uzanmaktır. Hadîsi şerîfte "Sizden biriniz ayakta iken öfkelendiği zaman otursun, eğer ondan öfke giderse ne âlâ. Gitmez, devam ederse yanı üzerine yatsın." buyuruldu. Çünkü ayakta duran kimse intikam almak için hazırdır. Oturan ise ondan biraz daha uzaktadır. Yanı üzerine yatan ise bu ikisinden de uzaktadır.

Üçüncüsü ise istiâze yâni Allah'a sığınmaktır. Süleyman bin Sured (r.a.) şöyle rivayet etmektedir: Biz Resûlullâh (s.a.v.)'in yanında iken iki adam birbirine sövdüler. İkisinden birisi yüzü kızarmış ve gazablanmış bir hâlde diğer arkadaşına sövünce Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ben bir kelime biliyorum ki, eğer o adam onu söyleseydi elbette öfkesi giderdi. Şayet 'Eûzü billahi mineşşeytânirracîm' dese gazabı (öfkesi) ondan gider."

Allah için öfkelenmenin dışındaki öfke, şeytanın vesvesesindendir. O istiâze (euzü okumak) suretiyle Allah'a sığınarak sakin olur. İstiâze mel'un şeytanın hîlelerini defetmeye karşı müminin en kuvvetli silâhıdır.

• Dördüncüsü öfkeyi yenmek için husûsî duâ etmektir. Âişe (r.anhâ) şöyle rivayet etmektedir: Ben kızgın olduğum bir anda Resûlullâh (s.a.v.) yanımıza girdi ve şöyle buyurdu: "Ey Âişecik! 'Allâhümmağfir lî zenbî ve ezhib ğayza kalbî ve ecirnî mineşşeytân' de."

Yâni: Allah'ım, benim günahımı affet, kalbimden kızgınlığı gider ve beni şeytandan kurtar."

ŞEYH EBÛ ALİ FARMEDÎ (K.S.)

ŞEYH EBÛ ALİ FARMEDÎ (K.S.)
09 KASIM 2009 PAZARTESI


Silsile-i Sâdât'ın yedinci halkası olan Ebû Ali Farmedî (k.s.) Tûs şehrinin kasabalarından Farmez'dendir. Asıl adı Fazl bin Muhammed'dir. O, yaşadığı zamanda şeyhlerin şeyhi idi. 407/1016 yılında doğdu.

Gençlik yıllarında, Nişâbur'a gelen Ebû Saîd Ebu'l-Hayr'ın ilim halkasına katıldı. Onun zikir ve ders halkasından hiç ayrılmadı. Ebû Saîd'in Nişâbur'dan ayrılmasından sonra Ebu'l-Kasım el-Kuşeyrî'nin derslerine katıldı.

Bir gün Kuşeyrî hamama girmişti. Ebû Ali Farmedî, üstazı istemeden onun ihtiyaç duyduğu bir kova sıcak suyu hamamın kapısına bıraktı. İmam hamamdan çıkıp namaz kıldıktan sonra, 'suyu kim getirdi?' diye sordu. Ebû Ali Farmedî, acaba edebe aykırı bir şey mi yaptım düşüncesiyle sükût etti. Şeyhi üç defa sorunca, 'ben getirdim, efendim' diye cevap verdi. Şeyhi "Ey Ebû Ali, sen Ebû'l-Kâsım'm yetmiş senede elde edemediğini bir kova su ile buldun." buyurdu.

Bir müddet daha hizmetinde kaldıktan sonra Tûs şehrine gidip Ebu'l-Kâsım Gürgânî'ye intisâb etti. Daha sonra da Ebu'l-Hasan Harakânîye intisâb ederek Nakşibendiyyenin Sıddîkiyye koluna dâhil oldu.

Selçuklu veziri Nizamülmülk, huzuruna Kuşeyrî ve Cü-veynî gibi âlimler ve şeyhler geldikleri zaman hürmetle ayağa kalkar, onlara yer gösterirdi. Fakat Ebû Ali Farmedî (k.s.) geldiği zaman hürmetle ayağa kalkıp karşıladığı gibi onu kendi makamına oturtur, kendisi de önünde otururdu. 'Neden böyle yapıyorsun?' diye sorulunca şöyle cevap verdi: 'Bu ikisi ve bunlar gibi olan âlimler huzuruma gelince bana, sen şöyle iyisin böyle iyisin diyerek bende olmayan şeylerle beni övüyorlar. Onların bu sözleri nefsimin hoşuna gidiyor. Fakat Farmedî ise, bana nefsimin ayıplarını söylüyor, böylece nefsim kırılıyor, yaptığım birçok hatâdan vazgeçiyorum.'

Ebû Ali Farmedî Hazretleri, İmâm-ı Gazalinin hem fıkıhta hem de tasavvufta üstâzıydı. İrşâd emânetini, Yûsuf Hemedânî'ye (k.s.) teslim etti ve 477/1084 yılının Rebîulevvel ayında âhirete irtihâl buyurdular. Kuddise sirruh.

8 Kasım 2009 Pazar

ARKADAŞ SEÇMEK

ARKADAŞ SEÇMEK
08 KASIM 2009 PAZAR

Huccetü'l-İslâm İmâm-ı Gazâli'den:

Herkes ile arkadaş olma; çünkü insanların çoğu, arka­daşının kusur ve hatâlarını bağışlamaz. Başkasının insa­fını arar, fakat kendileri insaf etmezler. Bilmeden yapılan hatâları arar ve bağışlamazlar. Söz taşıyarak ve iftira ede­rek dost ve ahbâbları birbirine düşürürler. Bunların çoğu ile düşüp kalkmak ziyan, ayrı yaşamak ise tercihe şa­yandır. Kızdıkları zaman, içleri kin ve nefretle doludur. Kin zamanında kendilerine emniyet edilmediği gibi, yaltaklık ânlarında da kendilerinden bir şey beklenmez. Elbiseleri koyun postu, içleri kurttur. Şüpheli şeylerle kat'î hüküm verir, gıyabında, aleyhinde kusur bulmak için seni gözet­leyip dururlar. Hasetten arkadaşlarının ıstırap veren felâ­ketini gözetirler. Hiddetli anlarında senin yüzüne vurmak için sözlerinde hatâ ararlar.

İyice denemediğin kimsenin arkadaşlığına itimâd etme. Vazifeye verildiği, vazifeden atıldığı, zengin ve fakir olduğu zamanlarda onu dene, yahut onunla yol­culuk et veya bir miktar alışveriş yap yahut da çok muhtaç ânında onu dene. Bu hâllerinde kendisinden memnun kalırsan arkadaşlığa, hattâ senden büyükse baba gibi, küçükse evlâd gibi kabul et.

7 Kasım 2009 Cumartesi

İLAÇLARA DİKKAT

İLAÇLARA DİKKAT
07 KASIM 2009 CUMARTESI



• İlaçlar radyatör, soba veya mutfak gibi sıcak mekanlara uzak, çocukların ulaşamayacağı bir dolapta saklanmalıdır.

• Son kullanma tarihi geçen ilaçlar kullanılmamalıdır.

Reçetesiz kullanılabilen ilaçlar:
Deniz tutması, mide yanması, kabızlık, başağrısı gibi rahatsızlıklar için ilaçlar reçetesiz alınabilir ve prospektüslerindeki açıklamalara ve eczacının tavsiyelerine göre kul­lanılabilir. Diğer bütün rahatsızlıklar için reçete zarurîdir.
Reçeteli veya reçetesiz bütün ilaçların terkîbi, kullanıl­dığı yerler, tesirleri, yan tesirleri, kullanılmaması gereken durumlar, alınacak dozu ve son kullanma tarihinin ön­ceden bilinmesi îcâb eder.

6 Kasım 2009 Cuma

Kur'an-i Kerim okumanin fazileti

Kur'an-i Kerim okumanın fazileti
06 Kasim 2009 Cuma - 06 November 2009 Freitag - 06.11.2009 -


Aziz ve muhterem Müslümanlar!

Konumuz, Kur'ân-ı Azîmüşşan'ı okumanın fazileti hakkındadır. Haşir Sûresi, âyet 21'de Cenâb-ı Hak buyuruyor: "Eğer şu Kur'ân'ı bir dağ üzerine indirseydik, o dağı Allah korkusundan alçalmış ve paramparça olmuş görürdün!"

Başka bir âyette, "Şu Kur'ân insanların kalp gözlerini açacak bir nur, sağlam bilgi edinmek için bir hidayet ve rahmettir" (Câsiye, 20) buyurulmaktadır. Diğer bir âyetse şöyledir: "Bu Kur'ân insanlar için bir beyandır, müttakîler için de bir hidayet ve rahmettir" (Al-i İmrân, 138)

Şu dünya dershanesinde her Müslüman Kur'ân'ın talebesidir.Herşeyden evvel okuyup anlayarak amel edeceğimiz İlahî kitap, Kur'ân-ı Kerîm'dir. O ezelîdir, ebedîdir. Daima genç ve tazedir. O Allah'ın kelâmı, Allah'in fermanıdır. Hakikî mürşid ve rehber Kur'ân'dır.Dünya medresesinin en büyük muallimi olan Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) Efendimiz bize Kur'ân'ı ders vermiş. Onu okumayı, içindekilerle amel etmeyi emretmiştir.

Şu hadîs-i şerifleri dikkatle dinleyiniz:

"Sizin en hayırlınız Kur'ân'ı öğrenip öğreteninizdir.

Ümmetimin en faziletli ibadeti Kur'ân okumaktır.

Muhakkak Kur'ân bir zenginliktir ki, artık onun üstünde zenginlik olmadığı gibi onunla beraber de fakirlik yoktur. Kendisine Kur'ân nasip olan kimse, başkasının kendisinden daha zengin olduğunu zannederse, Allahu Teâlâ'nın âyetleriyle alay etmiş olur.

'Demir paslandığı gibi şu kalpler de paslanır!' buyurdu. 'Cilâsı nedir yâ Resûlallah?' diye sorulunca, 'Kur'ân okumak ve ölümü hatırlamaktır!' buyurdu."

Ashâb-ı Kiram'dan Ebû Hureyre (ra.) bu mevzuda şu açıklamayı yapıyor:

"Hangi evde Kur'ân-ı Kerîm okunursa, orada bolluk ve bereket çoğalır. Şeytanlar uzaklaşır. Ve melekler oraya dolarlar. Hangi evde Kur'ân okunmazsa o evde darlık, sıkıntı, huzursuzluk başgösterir. Rahmet melekleri oradan uzaklaşır ve şeytanlar orayı istilâ ederler."

Aziz kardeşlerim! Allah katında Kur'ân'dan daha üstün şefaatçi yoktur. Bir Müslüman Allah rızası için Kur'ân-ı Kerîm'i okuduğu zaman melekler onun etrafında toplanırlar, onun alnından öperler. O kul için Allah'tan af ve mağfiret dilerler. Kur'ân kalplere kuvvet ve gıdadır. Ruhlara şifâdır. Onu tekrar tekrar okumaya ihtiyacımız vardır. Gıdanın tekrarı kuvveti artırdığı gibi Kur'ân-ı Kerîm'i tekrar okumak da manevî gıdamızın kaynağıdır.

Evet, "Kur'ân hem zikirdir, hem fikirdir. Hem hikmettir, hem ilimdir. Hem hakikattir, hem şeriattır. Hem sadırlara şifa, mü'minlere hüdâ ve rahmettir."

Bir ana-babanın çocuklarına karşı en mühim vazifesi, onlara Kur'ân öğretmektir, Kur'ân terbiyesi vermektir. Hususan tatil devresi bu iş için bir fırsattır, kaçırmayalım! Her çâreye başvuralım! Yavrularımızı Kur'ân ve îman dersleriyle tanıştıralım!

Fahr-i Kâinat Efendimiz'in (sav) şu tavsiyelerine kulak verelim:

"Kur'ân okuyunuz! Zira o Kur'ân okuyanlara kıyamet gününde şefaatçi olarak gelecektir. Evlerinizde çok çok Kur'ân okuyunuz! Çünkü Kur'ân okunmayan evde hayır az, serse çok olur. Ve o ev halkı daima sıkıntılı ve huzursuzdur. Kalbinde, kafasında Kur'ân'dan hiçbir âyet bulunmayan kimse harap bir ev gibidir. Kur'ân apaçık bir nur, hakîm bir zikir ve en doğru yoldur."

Muhterem Müslümanlar!

Hasta kalplerin şifası Kur'ân okumaktır. Hasta milletlerin kurtuluş reçetesi Kur'ân'a sarılmaktır. Dinimizin temeli Kur'ân olduğu gibi İslâm âleminin temeli de Kur'ân'dır. Yeryüzünde hâkimiyet Kur'ân'ın hakkıdır.

"İstikbal yalnız ve yalnız islâmiyet'in olacak, hâkim hakaik-i Kur'âniye ve îmaniye olacak!"

Asrımız Kur'ân asrıdır. Dünya milletleri İslâm'a koşuyor. Dinsiz, imansız, Kur'ân'sız hiçbir milletin yaşayamayacağı yavaş yavaş anlaşılıyor. Bütün dünyada Kur'ân'a bir dönüş ve yöneliş vardır. Kur'ân'ın nuru dünyayı saracaktır. Şu âhirzamanda maddî elektrik, ışık, nur her yere ulaştığı gibi, manevî elektrik olan Kur'ân ve îman nuru da ulaştırılmalıdır. Kur'ân'ın hakikatlan her eve, kalbe ve kafaya hâkim olmalıdır.Mülk Allah'ındır. Kur'ân Allah kelâmıdır.


Geliniz, Kur'ân'ı okuyalım, hayatımıza tatbik edelim, bütün sıkıntılardan kurtulalım !


5 Kasım 2009 Perşembe

Haklinin yaninda yer almak

Haklinin yaninda yer almak
05 Kasim 2009 Persembe


Toplum icinde yasayan insanlarin, birbirlerinin haklarina saygi göstererek, baris icerisinde yasamalari insan olmanin bir geregidir. Toplumun her türlü fitne, fesat ve kargasadan uzak kalmasi icin, herkes üstüne düsen görevi yerine getirmeli, haklinin yaninda ve hakkin tarafinda yerini almalidir.

Bir gün Bedevilerden biri Peygamberimiz (s.a.s.)'den alacagini tahsil etmeye gelmis, Peygamber Efendimiz (s.a.s.)'e agir sözler söylemisti. Ashap, adamin davranisina kizarak: "Yaziklar olsun, sen kiminle konustugunu biliyormusun ?" demislerdi. Adam hic aldirmadan: "Ben hakkimi istemeye geldim" demisti. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.s.): "Siz onun tarafindan olacaktiniz, cünkü bu adam hakkini istiyor" buyurarak; Havle'nin verdigi ödünc hurma ile Bedeviye borcunu ödedi. Bedevi: "Sen benim hakkimi cok iyi bir sekilde ödedin. Allah da sana mükâfâtini tam olarak versin", diye dua etti. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.s.): "Iste bunlar, insanlarin en hayirlilaridir. Icinde, zayif kimsenin incitilmeden hakkini alamadigi bir toplum yükselemez" buyurdu. (Ibn Mâce, "Sadakat", 17)


Bize düsen, haklinin yaninda olmak, aleyhimize de olsa haktan ayrilmamaktir.