3 Mart 2012 Cumartesi
SOHBET - BAŞARININ SEBEBİ
03 MART 2012 CUMARTESİ
Tarih boyunca, Müslümanların başarılı olma sebepleri incelenirse, bunun dine uymaktan kaynaklandığı görülür. Başarının derecesi, dinimize uymanın derecesine bağlıdır. Kim dine ne kadar uyarsa, o kadar başarılı olur. Tam uyan, tam başarılı olur. Dinimizde nelerin, nasıl yapılacağı bellidir. Bunları kusursuz uygulayanın başarısı, o nispette fazla olur.
Çok başarılı olunan zamanlardaki Müslümanların bazı özellikleri şöyleydi:
1- Onlar, dinli dinsiz herkese şefkat gösterirlerdi. Allah için buğz etmek gereken durumlar bunun dışındadır elbette. Dine düşmanlık eden olursa, onlara karşı sert olurlardı. Nitekim Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde Eshâb-ı kirâmı överken buyuruyor ki:
(Onlar birbirlerini çok severler, birbirlerine çok merhametlidirler, ama Allah düşmanlarına karşı çok çetin ve metin idiler.)
2- Bir vücut gibiydiler. Vücutta, baş da, el de, ayak da olur. Bir uzvun ağrıması bütün vücuda tesir eder. Başarı, vücudun sıhhatli olmasına bağlıdır.
3- Tek kalb gibiydiler. Aynı inancı taşırlardı, aynı sevinci, aynı üzüntüyü hissederlerdi.
4- Maksatları, gayeleri, hedefleri tekti. O da, Allahü teâlânın rızasıydı.
5- Emire itaat ederler, isyan etmezlerdi. Fitne fesat çıkarmazlardı.
6- Bir kişi daha yanmaktan kurtulsun diye, gece gündüz ihlâsla çalışırlardı.
7- Dinimize uymaya çok dikkat ederlerdi.
8- (Öyle yaşayalım ki, bizim yüzümüzden kimse Cehenneme gitmesin, Allahın kulları bize duâ etsinler, bedduâ etmesinler.) derlerdi.
9- Yalan söylemezler, gıybet, dedikodu etmezlerdi. Birbirlerine duâ ederlerdi. Gıyaben ve karşılıksız yapılan duånın makbul olduğunu bilirlerdi.
10- İyilik etmeye, duâ almaya çok önem verirlerdi.
2 Mart 2012 Cuma
SOHBET - KİMİNLE OLDUĞUMUZ ÖNEMLİDİR
İmanın şartı altıdır. Bunlar inanılacak şeylerdir. Bu altı şarta inandım demekle hâsıl olan imanın devam etmesi için, başka şeyler de lâzımdır. Mesela, ibâdetler imandan değilse de, farz olduğuna inanmak imandandır. Bir kimse, namazın farz olduğuna inanmazsa imanı olmaz. Bir de imanın temeli ve en mühim alâmeti olan, (bugünkü tabirle, olmazsa olmazı olan) esas bir şart daha vardır ki, o da, hubb-u fillah ve buğd-u fillahtır. Yani Allahü teâlânın sevdiklerini sevmek ve Allahü teâlânın sevmediklerini sevmemektir.
Çünkü hadîs-i şerîfte; “Dünyada birbirini sevenler, ahirette de beraber olacaktır.” buyuruluyor. Allahü teâlânın sevgili kullarını sevenler, son nefeste imanla ölürler. Ve mahşer yerinde de sevdiklerinin yanında haşr olup, ahiret hayatında da beraber bulunurlar. Bunun için de, kimin sevilip kimin sevilmeyeceğini iyi öğrenmemiz lâzımdır. Kim olduğumuz değil, kiminle olduğumuz önemlidir.
Bir kimse, ibâdetlerini yapmakla beraber, Allahü teâlânın sevmediklerini de severse, mesela Ebû Cehil’i severse, bu kişi Cehenneme gider. Çünkü hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz öyle buyuruyor. “Herkes sevdiğinin yanında olacak.” Demek ki insan, dünyada sevdiklerine dikkat etmelidir. Bu sevmek ve sevmemek, şahsî menfaati için değil, Allahü teâlânın rızası için olmalıdır. Sevmek ve sevmemek kalb ile olur, beden ile olmaz. Ateş ile barut bir arada olamayacağı gibi, iki zıt sevgi de bir arada olamaz. Peygamber efendimizi sevmeyeni sevemeyiz. Bu ise, kalbde kendiliğinden hâsıl olur. İlim ile olmaz. Öğrenilerek olmaz. Son nefeste iman, bu muhabbete bağlıdır. Onun için büyüklerimiz; "İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli." buyuruyorlar.
Seviyorum diyen bir kimse, sevgilisinin düşmanlarından kesilmedikçe, buna münâfık, yani yalancı denir. Âşıklar, sevgililerinin divanesi olup, onlara aykırı birşey yapamaz. Aykırı gidenlerle uyuşamaz. İki zıt şeyin muhabbeti bir kalbde, bir arada yerleşemez. İki zıddan birini sevmek, diğerini sevmemeyi icap ettirir.
Allahü teâlâ İsa aleyhisselâma; (Eğer yerlerde ve göklerde bulunan bütün mahlûkların ibâdetlerini yapsan, dostlarımı sevmedikçe ve dost olmayanlardan uzaklaşmadıkça, hiç faydası olmaz.) ve Musa aleyhisselâma da; (Yâ Mûsâ! Dostlarımı benim için sevdin mi ve sevmediklerimden benim için uzaklaştın mı?) buyuruyor.
29 Şubat 2012 Çarşamba
ANA-BABA HAKLARINDAN BAZILARI
| ANA-BABA HAKLARINDAN BAZILARI |
|
BİR ŞİİR - YAVAŞ YAVAŞ
Azrâil, başına geldiği zaman,
Kırılır ayakla kol, yavaş yavaş.
Mevlâm nasîb etsin din ile îmân,
Akar gözlerinden sel, yavaş yavaş.
Yüksek uçan gönül, yorulur birgün,
Ölçü terâzîsi, kurulur birgün.
Herkesin yaptığı, sorulur birgün,
Döner mi, yâ Rabbî, dil yavaş yavaş.
Hep nefsine uydun, tevbe etmedin,
Her bulduğun yidin, şükür etmedin.
Nihâyet, bu kara toprağa geldin,
Çekilir dünyâdan el, yavaş yavaş.
Kabrin üzerine dikerler taşı,
Bir avuç toprağa koyarsın başı.
Baba, oğlun görmez, kardeş kardeşi,
Gider, geri dönmez yol, yavaş yavaş.
Kâfûrlu, ılık suyu koyarlar,
O nazlı bedeni, tekmîl soyarlar.
Öldüğünü konu komşu duyarlar,
Gelir geri ahbap el, yavaş yavaş.
BİR HİKÂYE - UÇAN AYAKKABI
Delikanlı, çalıştığı ayakkabı atölyesinde bölüm şefi olmuş ve aylığına yüklü bir zam yapıldığı için, evlilik hazırlıklarında bulunmak üzere yeni bir apartman dairesine taşınmıştı. İki aydır burada oturmasına ve bazı günler defalarca içeri girip çıkmasına rağmen, apartmandaki komşulardan hiçbiri onunla ilgilenmemişti. Ama dış kapıya bitişik olan zemin kat penceresinde gördüğü 5-6 yaşlarındaki çocuk, onlardan çok farklıydı. Delikanlı, evden her çıkışında onu aynı pencerede bulur ve gülümseyen gözlerle el sallayan çocuğa, avuç dolusu öpücükler gönderirdi.
İlkbahar geldiğinde, delikanlı o güne kadar hep buğulu bir cam arkasından görebildiği küçük arkadaşıyla sohbet etme imkânı buldu. Artık havalar ısındığı için pencereler açılmış ve evler çiçek kokusuyla dolmuştu. Anlattığına göre, küçük çocuk annesiyle birlikte yaşıyordu. Babasının ise Almanya’da çalıştığı ve birgün mutlaka döneceği söyleniyordu. Delikanlı, yaklaşan bayram için çocuğa bir hediye vermek istediğinde, ona hangi tür ayakkabılardan hoşlandığını sordu. Çocuk, böyle bir hediye beklemiyordu. Önünde oturduğu pencerenin camına parmağıyla birşeyler çizerken dedi ki:
- Uçan ayakkabılardan isterim. Ayağıma takar takmaz uçurmalı beni.
Delikanlıya göre, çocuğun bir hayal dünyasında yaşadığı kesindi. Ama bütün küçükler hep böyleydi. Daha sonraki sohbetlerinde, o tür ayakkabıların sadece filmlerde olabileceğini söylediyse de, çocuk bu fikrinden vazgeçemedi. Bayram günü geldiğinde, delikanlı birkaç değişik ayakkabı alarak onu ziyarete gitti. Küçük çocuk, gelenin kim olduğunu çok iyi biliyordu. Kapıyı büyük bir heyecanla açarak onu karşıladı ve tekerlekli iskemle üzerindeki felçli vücudunu dik tutmaya çalışarak:
- Uçan ayakkabılardan istediğim için özür dilerim, diye gülümsedi. Ama babama, başka türlü kavuşmam mümkün değil ki!..
Cüneyd Süâvi
KANSER RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN
Çağımızın korkutan hastalığı olan kanser için Dünya Sağlık Örgütü, ürküten bir uyarıda bulundu. 2030’da ölümlerin en çok sebebinin kanser olacağını belirtti. Kanserden korunmak için alınacak tedbirler:
* İhmal edilmeden tedavi ettirilmeli. Kronik hastalığı olanlar, ufak bir şikâyeti doktora danışmalı. Sık sık kontrole gitmeli.
* Alkol tüketimi riski arttırır.
* Günde 20 sigara içen, 10 sigaranın altına düşerse, akciğer kanseri riski de % 27 azalıyor.
* Aile geçmişinde kanser vakası varsa, tetkik edilmeli.
* Bulaşıkların yıkandıktan sonra suyla iyi durulanması gerekir.
* Sık sık duş alınmalı.
* Çamaşır ve vücut için, hakiki zeytinyağı, defne veya fıstık yağından yapılan sabunlar tercih edilmeli.
* Halıların yıkanıp, sık sık sirkeli suyla silinmesi gerekir.
* Stres, sigara, alkol ve madde bağımlılığı, kanser riskini arttırır.
* Beyaz çamaşırlar yeni alınınca en az 2 kere kaynatılmalı.
* Oda spreyleri zehir solutuyor. Bağışıklık sistemini bozuyor.
* Televizyondan, cep telefonu ve radyasyon yayan cihazlardan uzak durulmalı.
* Fast food kültürü, haftada 3 defa sürdürülürse, beyin tümörlerinde, lenfomalarda ve lösemilerde artış gösteriyor.
* Meyve, sebze, yoğurt ve peyniri bol bol yermeli.
* Plastik, bakır, alüminyum kaplar kullanılmamalı.
* Yeşil soğan, pırasa, kereviz, bezelye, kestane, ceviz ve fındık bol bol tüketilmeli.
* Dondurulan yiyecekler çözülünce hemen pişirilmeli ikinci defa ısıtılırsa, DNA’sı bozulur.
Kaynak: / 07.04.2011 / TÜRKİYE GAZETESİ
DÜNYANIN EN BÜYÜK EKONOMİLERİ
| DÜNYANIN EN BÜYÜK EKONOMİLERİ | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
29 Şubat 2012 Çarşamba
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
31 Ocak 2012 Salı
TÜRKLER VE MÜSLÜMANLIK
31 OCAK 2012 SALI
Türklerin Müslüman oluşu, Müslümanlara çok fayda sağladığı gibi; kendileri de İslâmiyetten pek istifade etti. Sultan Alparslan'a izafe edilen şu kadirşinas söz bu hakikati ifade eder:
"Biz Türkler temiz Müslümanlarız. Bidat nedir bilmeyiz. Onun için Allah bizi aziz kıldı."
XI. asır içinde Türkler Orta Asya'dan üç büyük dalga hâlinde, üç istikamette yayıldı:
Birincisi: Gazne hükümdarları emrinde, Kalaç ve diğer Türk boylarının, Hindistan'a yayılmalarıdır. Buraya Müslüman olarak gittiler ve buralara İslâm dini ve medeniyetini de götürdüler. Bugün Hindistan ve havâlisinde 500 milyona yakın Müslüman topluluğunun varlığı, bu fetih hareketinin neticesidir.
İkincisi: Oğuz Türklerinin, İran'dan geçerek Anadolu'ya yayılmasıdır. Oğuzlar buraya Müslüman olarak gelmişti. Şimdi o sayede bu topraklarda oturmaktadırlar.
Üçüncüsü: Bu istilâ hareketi, Karadeniz'in kuzeyinden Balkanlara doğrudur. Peçenek, Bulgar, Kuman ve Avarlar Balkan yarımadasına yerleşti. Avrupa içlerine kadar akarak asırlarca halkı titrettiler. Ne çare ki bunlar Müslümanlığa girmeden buraya gelmişti. Etraflarını saran Hıristiyan devletlerin tazyiki ile kısa zamanda dinlerini, dillerini ve benliklerini unuttular; geleneklerini kaybettiler. Bunlar arasında eriyip yok oldular.
Görülüyor ki; İslâmiyet, Türk devletlerini ve milletlerini, ayakta tutan, yaşatan, büyük ve başlıca kuvvet olmuştur. Macaristan, Güney Almanya, Polonya, Romanya, Sırbistan, Ukrayna ve Gürcistan'da binlerce Türk kabilesi eriyip gitti. Bugün bile buradaki Hıristiyan halk %50 ilâ %80 nisbetinde Türk kanı taşır.
Türkler esasen cengâver bir milletti. İslâmiyet yardımıyla birlik ve beraberliklerini korudular. Bu dinin alevlendirdiği cihad ruhu sayesinde sağlam, büyük ve uzun ömürlü devletler kurdular. Orta Asya'da yaşayan ve Müslüman olmayan Moğollar ise, dünyayı işgal ettikleri hâlde, medeniyet bakımından geri ve maddeten fakir kaldılar.
Kaynak: Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci (TÜRKİYE / 04.05.2011)
ABD'DEN HARAÇ ALIYORDUK
31 OCAK 2012 SALI
ABD bandralı ilk geminin Cezayir açıklarında Osmanlı donanması tarafından ele geçirilmesinden sonra, yabancı dilde imzalamaya mecbur kaldığı ve haraç ödediği tek anlaşma Yale Üniversitesi arşivindedir.
ABD'nin iki asrı aşkın tarihinde yabancı dille imzalanan tek belge olma özelliği taşıyor.
Yıl 1783... Avrupa standartlarına göre mütevazı da olsa yeni bir denizci devlet olan ABD, denizlerde tek başına bayrak gezdirmeye başlar. Daha 25 Temmuz 1785'te, bu yeni bayrağı taşıyan ilk gemi, Cezayir açıklarında Osmanlı gemileri tarafından ele geçirilir. Bu gemi, Boston Limanı'na bağlı, Kaptan Isaak Stevens'ın idaresindeki Maria'dır. 1793 Ekim ve Kasım aylarında 11 ABD gemisi daha Osmanlıların eline geçer...
ABD Kongresi, Osmanlı denizcilerine karşı koyacak güçte savaş gemileri inşa edilmesi veya satın alınması için Başkana 700 bin altına yakın harcama yetkisi verir. Böylece ABD, Osmanlı tehdidi karşısında donanmasının temellerini atmış olur. 5 Eylül 1795'te ABD bu tehdide karşı bir anlaşma yapmayı kabul eder. Anlaşmaya göre ABD, Cezayir'deki esirlerin iadesi ve gerek Atlantik'te, gerekse Akdeniz'de ABD sancağı taşıyan hiçbir tekneye dokunulmaması karşılığında, 642 bin altın ve yılda 12 bin Osmanlı altını (216 bin dolar) ödemeyi kabul eder. Dili Türkçe olan ve 22 maddeden meydana gelen anlaşmaya, Başkan George Washington ve Cezayir Beylerbeyi Hasan Dayı imza koyar.
Bu belgenin ortaya koyduğu önemli bir husus da ABD Başkanı George Washington'ın, dönemin Sultanı III. Selim Hân tarafından muhatap görülmemiş olmasıdır.
SOHBET - ÇOĞUNLUĞA UYMAK
31 OCAK 2012 SALI
SUÂL: Her işte, her zaman çoğunluğa uymak yanlış değil midir? Mesela deniyor ki:
๏ Çoğu, bir dine inanmadığı için, ben de inanmıyorum.
๏ Çoğu, namaz kılmadığı için, ben de kılmıyorum.
๏ Çoğu, açık gezdiği için, ben de açık geziyorum.
๏ Çoğu, çalgı dinlediği için, ben de çalgı dinliyorum.
๏ Çoğu, müzikli ilâhi dinlediği için, ben de dinliyorum.
๏ Çoğu, kiliseye gittiği için, ben de âyinlere katılıyorum.
๏ Çoğu, gayrimüslimlerin Cennete gideceğini söylediği için, ben de öyle inanıyorum.
๏ Çok kimse, mezhepler sonradan çıktı dediği için, ben de mezhebi kabul etmiyorum.
๏ Hıristiyanlar, Müslümanlardan çok olduğu için, Hıristiyanlığın hak olduğu doğrudur.
๏ Budistler, Hıristiyanlardan daha çok olduğu için Budizm haktır.
๏ Dünyada dine inanmayan çoğaldığı için, ben de ateistim.
๏ Kültürlü ve rütbeli insanlar mason olduğu için, masonluk doğru yolda olmaktır.
๏ Bütün dünya ibadete hoparlör karıştırıyor. Bu kadar insan bidat işleyecek değil ya.
๏ Hanefi'de gusülde ağzın içini yıkamak farzdır, ama dolgu dişi olan sayısız insan var. Bunlar cünüp gezmiyor ya...
๏ Dünyada islâm halifesi olmadığı hâlde, halkı Müslüman olan ülkelerin dar-ül-islâm olduğu çok kimsece kabul ediliyor. Çoğunluğun yanılması mümkün müdür?
CEVAP: Yukarıdaki yanlış örneklerde olduğu gibi, çoğunluk örnek gösterilerek, (Herkes böyle yapıyor, ben de yapsam ne çıkar?) demek caiz olmaz.
Sui misal emsal olmaz. Yani kötü şey, yanlış şey örnek gösterilemez. Kötü şeyleri, yanlışları herkes yapsa bile, o şey kötü olmaktan, yanlış olmaktan çıkmaz. iyilik, doğruluk, hak gibi hususlar, her zaman çoğunluğun bulunduğu yerde olmaz.
Kur'ân-ı kerîmde birçok hususta çoğunluğun, insanların çoğu veya onların çoğu ifadesi kullanılarak yanlış yolda olduğu bildiriliyor. Bu örnekleri yarın bildiriyoruz.
SOHBET - ÇOĞUNLUĞA UYMAK (2)
Çoğunluğa uymanın zararlarını bildiren âyet-i kerîme meallerinden bazıları:
๏ İnsanların çoğuna uyan sapıtır. (Enam 116)
๏ Allahın mucize yaratabileceğini çoğu bilmez. (Enam 37)
๏ Rızkı Allahın verdiğini çoğu bilmez. (Sebe 36)
๏ İnsanların çoğu kâfirdir. (Nahl 83)
๏ Çoğu fasıktır. (Maide 49, 81, Tevbe 8, Hadid 16, 27)
๏ Çoğu müşriktir. (Rum 42)
๏Çoğu inanmaz, iman etmez. (Bekara 100, Hud 17, Rad 1)
๏ Çoğu inkârcıdır. (isra 89)
๏ Çoğu gâfildir. (Yunus 92)
๏ Çoğu şükretmez. (Bekara 243, Yunus 60, Yusuf 38)
๏ Çoğu zanna uyar. (Yunus 36)
๏ Çoğu nankördür. (Furkan 50)
๏ Çoğu yalancıdır. (Şuara 223)
๏ Çoğu Allaha ortak koşar. (Yusuf 106)
๏ Çoğu haktan hoşlanmaz. (Zuhruf 78)
๏ Çoğu Kur'ândan yüz çevirdi. (Fussilet 4)
๏ Kâfirlerin çoğu akıl etmez, kafası çalışmaz. (Maide 103)
๏ Ölüleri Allahın dirilteceğini çoğu bilmez. (Nahl 38)
๏ Kıyametin geleceğine çoğu inanmaz. (Mümin 59)
๏ Doğru olan dinin Müslümanlık olduğunu, çoğu bilmez. (Rum 30, Yusuf 40)
๏ Kıyametin ne zaman kopacağının bilinmeyeceğini çoğu bilemez. (Araf 187)
Genelde kıymetli şeyler azdır. Birkaç örnek:
1- Verilen nimetlere şükretmek çok iyidir, fakat şükreden azdır. (Sebe 13, Araf 10, Müminun 78, Secde 9, Mülk 23, Bekara 243, Yunus 60, Yusuf 38, Mümin 61, Neml 73) [Şükür, islâmiyete uymak demektir. (Mektubat-ı Rabbanî)]
2- Hazret-i Nuh'a inanıp, gemisine binip kurtuluşa erenler çok azdı. (Hud 40)
3- iman edip iyi işler yapan, hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç, insanlar zarardadır. Zararda olmayan kimseler ise azdır. (Asr suresi, Sad 24)
4- Gayrimüslimlerden pek azının iman ettiği bildiriliyor. Bu azlar övülüyor. (Bekara 88)
5- Musa aleyhisselâmın kavmi, Allah için elbette savaşırız dedikleri hâlde, savaş emri gelince çok azı savaşa iştirak etti. Bu azlar övülüyor. (Bekara 246)
Kaynak: M. Ali Demirbaş / TÜRKİYE GAZETESİ
SÖZÜN TESİR ETMESİ İÇİN
31 OCAK 2012 SALI
Şakîk-i Belhî hazretleri gençken, kendine göre bir grup kurmuş. Demiş ki arkadaşlarına: "Şu ateşe tapanların üslerine gidelim. Yıkmayacağız, vurmayacağız, ama bunlar ne ahmak insanlar, bunların ahmaklıklarını görelim."
Gitmişler kiliseye. Bakmışlar ki, çok güzel yüzlü, çok güzel bir delikanlı, böyle acınacak bir hâlde, kendini vermiş ateşe, tapıyor. Şakîk; "Şuna bir İslâmiyeti anlatayım, yanmasın şu adamcağız." diyerek yanına gidip diyor ki:
"Kardeşim, bu ateş sana faydalı değil. Bunun faydası yok. Gel sen Müslüman ol ve kurtul şu ateşten!"
O genç buna bakıyor ve bir tokat atınca, beş parmak izi yüzünde kalıyor. Şakîk, delikanlının üzerine saldıran arkadaşlarına, "Dokunmayın!" diyor. Onlar; "Ne yapacağız?" diye sorunca; "Ben bu tokadın sebebini biliyorum. Hadi gidiyoruz." diyor ve yediği dayakla beraber kiliseden ayrılıyorlar.
Arkadaşlarına; "Herkes kendi yoluna, ben gidiyorum memlekete. Gideceğim bir dergâha, hem ilim öğreneceğim, hem de kalbimi temizleyeceğim. Ben adam olmadığımı bu tokattan sonra anladım." diyor ve vedalaşıp, gidiyor memleketin birine. Orada 10 sene, 20 sene, kaç sene ise, fırının içinde ekmeğin piştiği gibi pişiyor. Ekmek kıvamına gelince, oradan ayrılıyor artık. Memleketine dönüp arkadaşlarını buluyor. Kalan kalmış, giden gitmiş. Onları toplayıp diyor ki: "Gelin aynı kiliseye bir daha gideceğiz." Gidiyorlar yine aynı kiliseye. Bu sefer orada yaşlı, ihtiyar birisinin, kendini vermiş ateşe, taptığını görüyorlar. Şakîk-i Belhî yine onun yanına gidip diyor ki:
- Efendim, bu ateşin size bir faydası yok. Ahirette büyüğü adamı yakar. Vazgeçin şu ateşe tapmaktan.
- Tabii doğru, haklısın. Bana kelime-i şehadet söyle!
Söylüyor. Adam da halis kalble kelime-i şehadet getiriyor. Sonra ona şunu soruyor:
- Ben 25-30 sene evvel burada bir genç görmüştüm. Ona İslâmiyeti tebliğ ettim. Kabul etmedi. Bana da bir tokat vurdu. Acaba öldü mü?
- O benim, ben. Tokadın izi kaldı mı?
- Gitti. O zaman tokadı yedim, şimdi neden kelime-i şehadet getirdiniz?
- Çünkü o zamanda sen söylediğinle amel eden adam değildin. Sözün hiç tesir etmemişti...
Kaynak: 31 Ocak 2012 / Türkiye Takvimi
31 Aralık 2011 Cumartesi
HAYIR VAAT EDEN AYETLER
31 ARALIK 2011 CUMARTESİ
Hayır ve şer Allah’tandır. Hayır, insanların tercih, rağbet ve arzu ettiği şeydir. En iyi, en faydalı, en güzelidir. Hayır şer ve zararın zıddıdır.
Hayır, kelimesi 176 ayette geçer. Allah'ın verdiği akıl, güç, nimetlerin teşekkürüdür. İnsan hayırlı olunca, insan insan olur.
İşte Kuran-ı Kerime göre en hayırlı işler...
Allah en hayırlıdır. (Taha-73)
Allah'ın haramlarından sakınmak sizin için en hayırlıdır. (Hac-30)
Ailede proplem varsa hakemle çözülür. Allah bu şekliyle başarılı kılar. (Nisa-35)
Bütün hayırlar Allah'ın elindedir. (Al-i İmran-126)
Allah yardım edenlerin en hayırlısıdır. (Al-i İmran-150)
Hüküm verenlerin en hayırlısı Allah'tır. (Araf-87)
Allah'ın dinine, ve Müslümanlara tuzak kuranlara Allah cezalandıranların (tuzak kuranların) en hayırlısıdır.(Enfal)
Allah rızk verenlerin en hayırlısıdır. (Hac-58)
Allah merhamet edenlerin en hayırlısıdır. ( Müminun-109)
Konuk edenlerin (hane sahibi) en hayırlısıdır. (Müminun-29)
Allah kalplerinizde hayır olduğunu (iman, iyi niyet) bilirse sizi bağışlar. (Enfal-70)
Allah rahmetini dilediğine tahsis eder. (Bakara-105)
Kurbanlık hayvanlarda hayır vardır. (Hac-36)
Merhametlilerin en hayırlısı Allah'tır. (Müminun-118)
Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım. (Kasas-24)
Allah en güzel koruyandır. (Yusuf-64)
Bazı insanlar mal sevgisi sebebiyle çok katıdır. (Adiyat-8)
Sizden hayra davet edenler olsun. (Al-i İmran-104)
Allah bizi hayır ve şerle deniyor. (Enbiya-35)
Kendiniz için hayırlı işi yaparsanız Allah'ın katında bulacaksınız. (Bakara-110)
Bilinçli oruç tutarsanız sizin için bu en hayırlısıdır. (Bakara-184)
Hayırlı iş için yakınlarınızı tercih edin. (Anne-babanız akrabalar, yetimler, fakirler...) (Bakara-215)
Yetimlerle ilgilenirseniz sizin için daha hayırlıdır. (Bakara-220)
Mümin erkek ve bayanlarla evlenin, sizin için daha hayırlıdır. (Bakara-221)
Hayırlı ümmetsiniz. (Al-i İmran-110)
Mümin erkek ve bayanlarla evlenin, sizin için daha hayırlıdır. (Bakara-221)
Sulh hayırlıdır. (Nisa-128)
Takva giysisi en hayırlıdır. (Araf-26)
Tevbe ederseniz sizin için daha hayırlıdır. (Tevbe-3)
Ölçüleri, tartıları, görevleri doğru yapmanız sizin için daha hayırlıdır. (İsra-35)
Ahiret hayatı için Salih ameller en hayırlı işlerdir. (Kehf-46)
AYET VE HADİSLERLE KİŞİSEL GELİŞİM Kitabı'ndan Alıntılanmıştır.
8 Kasım 2011 Salı
KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

AYISIGI BLOG olarak sevgili okurlarimizin ve tüm Islam aleminin Ramazan Bayramini en icten dileklerim ile kutlar, saglik mutluluk ve esenlikler dilerim. Sevdiklerinizle birlikte nice bayramlara insaAllah.
Ramazan Bayraminiz mübarek olsun - Ramazan Bayramınız mübarek olsun - Ramazan Bayramınız mübarek olsun - Ramazan Bayraminiz mübarek olsun
Saygilarimla
Blog Editörü
4 Kasım 2011 Cuma
İl il bayram namazı vakitleri
04 Kasım 2011 Cuma
Kurban Bayramının olduğu 6 Kasım Pazar günü kılınacak bayram namazı saatleri şöyle...
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın verilerine göre Kurban Bayramı namazı 6 Kasım Pazar sabahı Ankara'da 7.04, İstanbul'da 7.23, İzmir'de 7.24 , Iğdır'da 6.20, Çanakkale'de 7.31'de kılınacak.
Kurban Bayramı namazı vakti, depremin etkili olduğu Van'da 6.19, KKTC'nin başkenti Lefkoşa'da ise 6.51 başlayacak.
İllere göre namaz vakitleri şöyle:
Adana 6.48 Adıyaman 6.38 Afyonkarahisar 7.11 Ağrı 6.23 Aksaray 6.56 Amasya 6.54 Ankara 7.04 Antalya 7.06 Ardahan 6.28 Artvin 6.32 Aydın 7.20
Balıkesir 7.24 Bartın 7.11 Batman 6.27 Bayburt 6.36 Bilecik 7.16 Bingöl 6.31 Bitlis 6.24 Bolu 7.11 Burdur 7.09 Bursa 7.20
Çanakkale 7.31 Çankırı 7.03 Çorum 6.58
Denizli 7.14 Diyarbakır 6.30 Düzce 7.13
Edirne 7.34 Elazığ 6.36 Erzincan 6.37 Erzurum 6.31 Eskişehir 7.13
Gaziantep 6.40 Gümüşhane 6.39
Hakkari 6.15 Hatay 6.43
Iğdır 6.20 Isparta 7.08
İstanbul 7.23 İzmir 7.24
K.Maraş 6.43 Karabük 7.09 Karaman 6.56 Kars 6.25 Kastamonu 7.04 Kayseri 6.51 Kilis 6.40 Kırıkkale 7.02 Kırklareli 7.32 Kırşehir 6.57 Kocaeli 7.18 Konya 7.01 Kütahya 7.15
Malatya 6.39 Manisa 7.23 Mardin 6.27 Mersin 6.50 Muğla 7.16 Muş 6.27
Nevşehir 6.54 Niğde 6.52
Ordu 6.47 Osmaniye 6.44
Rize 6.37
Sakarya 7.16 Samsun 6.54 Siirt 6.23 Sinop 7.01
Ş.Urfa 6.34 Şırnak 6.20 Sivas 6.47
Tekirdağ 7.28 Tokat 6.51 Trabzon 6.40 Tunceli 6.36
Uşak 7.15
Van 6.19
Yalova 7.21 Yozgat 6.56
Zonguldak 7.13
Anahtar Kelimeler: kurban bayramı namaz saatleri - istanbul bayram namazı saati - ankara bayram namazı saati - il il bayram namazı saati - bayram namazı vakti
28 Ekim 2011 Cuma
Kurbanlık alirken dikkat!
28 Ekim 2011 Cuma
Kurbanlık hayvanlarda kesim öncesi ve sonrası kontrol, yaygın olarak görülen tüberküloz ve şarbon gibi insan sağlığını tehdit eden hastalıkların tespiti açısından son derece önemli...
Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Sinan Sağlam, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yerel yönetimler başta olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlar ile alışveriş merkezlerinin, veteriner hekim kontrolünde yaptığı kurban satışlarının güvenli olduğunu, sorunun daha çok mahallinde yapılan kurban satışı ve kesimlerinde yaşandığını söyledi.
Sağlam, mahallinde yapılan kurban satışlarında en çok iki konunun suiistimal edildiğine dikkati çekerek, besili göründüğü için gebe hayvan ve yaşı küçük hayvanların satılmasına çok sık rastladıklarını, özellikle fiyatları nispeten düşük olması nedeniyle tercih edilen dişi hayvanlarda kötü bir sürpriz yaşamamak için gebelik muayenesinin uygun olacağını belirtti.
-''Taze balık seçmeye benziyor''-
Hastalıklı veya sağlıklı bir hayvanı diğerlerinden ayırt edebilmek için basit bazı işaretlere, bulgulara dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Sağlam, şunları kaydetti:
''En basit ve pratik şekilde, hayvana baktığınız zaman gözünün, aşırı kırmızı, donuk veya akıntılı olması bir hastalık emaresidir. Gözün çok parlak ve bize bakan yönüyle çok canlı olması gerekiyor. Taze balık seçmeye benziyor. İkinci işaret burun akıntısı. Özellikle burundan bir akıntı geliyorsa da şüphelenecekler. Hatta ilimizde şu an duyduğumuz kadarıyla belli mihraklarda şap hastalığı yaygınlaştı. Bunda da burun akıntısı ve tırnak aralarında herhangi bir yara bere yoksa, hayvan sağlıklıdır. Üçüncü olarak deriye bakmak lazım, eğer hayvanın derisi parlak, narin gözüküyorsa bu hayvan sağlıklı bir hayvandır. Bir de hayvanı yürüttüğünüzde sağlıklı bir yürüyüş sergilemesi gerekiyor. Hayvan donuksa, yürümeye mecali kalmamışsa, bu da bir hastalık emaresidir. Yani parlak, canlı göz, akıntısız burun ve parlak bir deriye sahip olması ve normal bir yürüyüş sergilemesi basit anlamda hayvanın sağlıklı olduğunu gösteren en tipik işaretlerdir.''
-''Hayvan tüberkülozu çok yaygın''-
Fiziki kontrolün önemli, ancak her zaman yeterli olmayabileceğine işaret eden Sağlam, şöyle devam etti:
''Görsel olarak baktığımız zaman bir hastalık çıkmıyor, ama üzülerek ifade edeyim ki hayvan tüberkülozu çok yaygın. Biz çok karşılaşıyoruz. Özellikle kendi avlusunda, bahçesinde kesim yapan yurttaşlarımız bayram sırasında acilen bizlere ya da meslektaşlarımıza başvurup, kestikleri hayvanın iç organlarını beğenmediklerini söylüyor. Bu çok yaygın. O yüzden, unutmamak lazım ki en iyi kontrol kesim sonrası yapılandır. O nedenle veteriner kontrolünün yapıldığı yerlerden kurbanlık almak en garantili yoldur.''
-En tehlikelisi şarbon ve tüberküloz-
Mahallinde kesim yapan vatandaşları özellikle insan sağlığını tehdit eden şarbon ve tüberküloz konusunda uyaran Sağlam, bu hastalıkları taşıyan hayvanlara ilişkin şu bilgileri verdi:
''Vatandaşlarımızın özellikle şöyle bakması lazım; kaburgalarda beyaz, pembe, krem tarzında karnabahar gibi üremeler varsa ve akciğer kaburgalara yapışıksa ve yine bağırsaklarda irin odakları ve kırmızı kırmızı yaygın kanamalar görüyorsa o hayvanı hemen bir veteriner hekim çağırarak baktırması gerekiyor. Aksi takdirde tüberküloz taşıyan o et tüketime girdiği zaman ciddi insanlara bulaşma yapabiliyor.
Kesim sonrası bölgemizde görülen şarbon (antraks) çok tehlikelidir. Eğer hayvan kesildiği zaman kan pıhtılaşmıyorsa, yani 3-5 dakika geçmesine rağmen kan hiçbir surette pıhtılaşmıyorsa, hayvan kesildiğinde özellikle anüsünden kan geliyorsa, yine dalak çamur renkli ya da koyu renkte ise ve normalden çok büyük, iki misli büyüklüğe çıkmışsa burada mutlaka hemen kesim durdurulmalı. Çünkü bu bulaşı eldeki çizik, çatlaklardan da geçiyor. En tehlikelisi şarbondur. Şarbona karşı çok ciddi şekilde dikkatli olalım. Böyle bir durumda hemen bir veteriner hekime başvurulmalı ve teşhis konulmalıdır.''
Sağlam, ayrıca hayvanlarda bağırsaklardaki pis koku ile karakterize olan ''koyun-keçi vebası'', yalancı tüberküloz, çiçek, şap ve yanıkara gibi hastalıklara da rastlanıldığını belirtti. Sağlam, çok tehlikeli olan ''delidana'' hastalığının bugün itibarıyla Türkiye için tehdit oluşturmadığını bildirdi.
-Doğu ve Güneydoğu'dan getirilen hayvanlarda risk-
Sağlam, fiziki görüntü kontrol edilirken, kulak küpesinin de aranması gereken özellikler arasında bulunduğunu belirterek, bunun en azından hayvanı satın alacak kişiye bir güvence verdiğini belirtti.
Doğu ve Güneydoğu'dan getirilen hayvanlarda özellikle risk unsurunun bulunduğuna işaret eden Sağlam, ''O da şu; Kuzey Irak'ta ciddi bir hayvan ticareti var. O hayvan ticaretinde gayriresmi hayvan geçişleri oluyor. Onlar yerli hayvanmış gibi getirilip buralarda pazarlanabiliyor'' dedi.
Kaynak: AA
Kurbanlik seçmenin püf noktalari!
28 Ekim 2011 Cuma
Mübarek Kurban Bayramı'na sayılı günler kala bayramda kurban kesmeyi düşünenlere uzmanlar, sağlıklı kurban seçmenin püf noktalarını açıkladı.
Eskişehir-Bilecik Bölgesi Veteriner Hekimler Odası Başkanı İrfan Günel, sağlıklı bir hayvanın dış görünüşü düzgün, tüyleri parlak ve gözlerinin canlı olması gerektiğini söyledi.
Günel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kurbanlık alırken özelikle veteriner hekim denetimi, sağlık raporu ve küpesi olan hayvanların tercih edilmesi gerektiğini kaydetti.
Hayvanın sağlıklı olup olmadığı şüphesine düşen vatandaşların veterinerlerden yardım istemesi gerektiğini anlatan Günel, şöyle konuştu:
''Kurbanlıklar, kurban komisyonları tarafından sağlıklı hayvanların satılması gereken yerlerin tespit edildiği pazarlardan alınmalıdır. Sağlıklı bir hayvanın dış görünüşü düzgün, tüyleri parlak, gözleri canlı olmalı, ağız-burun akıntısı ve fiziksel bir kusuru olmaması gerekir. Özelikle dişi hayvanların gebe olmaması gerekir. Herhangi bir şüphede mutlaka veteriner hekimden destek alınmalı. Hayvanlardan insanlara bulaşabilen 250 çeşit hastalık var. Bu hastalıkların bazıları ölüme sebebiyet verir. Bunların önlenmesi için mutlaka 'veteriner hekim kontrolü olmalıdır' diyoruz.''
-''Hayvanın karın bölgesine değil, but ve kalçaya bakılmalı''-
Küçükbaş hayvanların annesi büyüklüğüne ulaştığında, büyükbaşların ise ''çapa'' diye tabir edilen azı dişini çıkardıktan sonra kurban edilebileceğini ifade eden Günel, zayıf, hastalıklı, yeterli eti olmayan ve damızlık niteliğindeki hayvanların kesilmemesini önerdi.
Günel, kurban kesimlerinin modern kesimhanelerde denetimli olarak yapılması gerektiğine dikkati çekerek şunları kaydetti:
''Büyükbaş hayvanların but ve kalça kısmına bakarak besili olduğu anlaşılabilir. Küçükbaş hayvanlarda da aynı şekildedir. Ancak küçükbaşlarda tüyü fazla ise elle yoklayarak besili olup olmadığını anlayabiliriz. Ayrıca hayvan pazara çıkarılmadan bir iki gün önceden tuzlu yiyeceklerle beslenip ardından su verilirse kantara çıktığı zaman 3-5 kilo fark eder. Görüntüde de özellikle karın kısmında farklılık göze çarpar. Ancak, üreticimizin buna tenezzül etmeyeceğini ümit ediyorum.''
İthal kurbanlık hayvanlara da değinen Günel, ''Son iki yıldır yurda çok fazla ithal hayvan geliyor. Sağlık kontrollerinin yapıldığı öngörüldüğünde hiçbir problem olmayacağını düşünüyorum'' dedi.
Kaynak: AA
24 Ekim 2011 Pazartesi
Türkiye'de meydana gelen en büyük depremler
24 Ekim 2011 Pazartesi
Van'da meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki deprem Cumhuriyet tarihi boyunca Anadolu'da meydana gelen en büyük depremlerden biri olarak kayıtlara geçti.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsünün verilerine göre, Cumhuriyet tarihinin en büyük depremlerinden biri 7 Mayıs 1930'da Hakkari'de, İran sınırına yakın bir noktada meydana geldi. 7,2 büyüklüğündeki bu depremde kayıtlara göre 2 bin 514 kişi hayatını kaybetti.
Cumhuriyet tarihinin en büyük depremi 27 Aralık 1939'da Erzincan'da meydana geldi. 7,9 büyüklüğündeki bu depremde 32 bin 968 kişi öldü, yaklaşık 100 bin kişi yaralandı. Kışın en şiddetli günlerinde meydana gelen bu felaketin ardından yurt çapında yas ilan edildi. Yardım konvoyları, soğukla da mücadele eden depremzedelere ancak iki gün sonra ulaşabildi.
20 Aralık 1942'de Tokat'ın Niksar ve Erbaa ilçelerini etkileyen 7 büyüklüğündeki depremde yaklaşık 3 bin kişi yaşamını yitirdi, 6 bin 300 kişi yaralandı.
26 Kasım 1943'te Samsun'un Ladik ilçesinde meydana gelen 4 bin kişinin hayatını kaybettiği depremin büyüklüğü de 7,2 olarak ölçüldü.
1 Şubat 1944'te Bolu'nun Gerede ilçesinde meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremde 3 bin 959 kişi öldü, çok sayıda insan evsiz kaldı.
18 Mart 1953 yılında Çanakkale Yenice'de meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremde 265 kişi yaşamını yitirdi.
25 Nisan 1957'de Fethiye açıklarında, aynı yıl Mayıs ayında ise Bolu Abant'ta 7,1 büyüklüğünde depremler oldu. Fethiye'de 67, Abant'ta ise 52 kişi öldü.
19 Ağustos 1966'da Muş Varto'da meydana gelen depremde 2 bin 396 kişi öldü, bin 489 kişi yaralandı. Varto'nun karşılaştığı bu en şiddetli depremin büyüklüğü 6,9 olarak ölçüldü. Bir yıl sonra 22 Temmuz 1967'de Adapazarı Mudurnu'da meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremde de 89 kişi yaşamını yitirdi.
28 Mart 1970'de Kütahya Gediz'de meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremde bin 86 kişi öldü, bin 260 kişi yaralandı.
6 Eylül 1975 yılında Diyarbakır Lice'de 2 bin 385 kişinin öldüğü depremin büyüklüğü ise 6,6 olarak ölçüldü.
24 Kasım 1976 Van'ın Muradiye ilçesinde meydana gelen depremin büyüklüğü 7,5 olarak ölçüldü. Bu depremde 3 bin 840 kişi yaşamını yitirdi, birçok kişi yaralandı.
30 Kasım 1983 yılında ise Erzurum ve Kars'ı etkileyen 6,9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremde bin 155 kişi öldü, bin 142 kişi yaralandı.
13 Mart 1992'deki Erzincan depremi bu ille birlikte Tunceli'yi de vurdu. 6,8 büyüklüğündeki bu depremde 653 kişi yaşamını yitirdi. Yaralı sayısıysa 3 bin 850 olarak belirlendi.
Dinar'da 1 Ekim 1995'te meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki depremde 90, 27 Haziran 1998'de Ceyhan'da meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremde ise 146 kişi yaşamını yitirdi.
17 Ağustos 1999'da Gölcük'te meydana gelen depremin büyüklüğü 7,8 olarak ölçüldü. Felakette resmi rakamlara göre 17 bin 480 kişi yaşamını yitirdi. Onbinlerce kişinin yaralandığı bu depremde 73 bin 342 ev hasar gördü.
12 Kasım 1999'da deprem bu kez Düzce'yi vurdu. 7,5 büyüklüğündeki bu depremde 763 kişi hayatını kaybetti.
3 Şubat 2002'de Afyon-Sultandağı'nda meydana gelen 6,4 büyüklüğündeki depremde ise 44 kişi yaşamını yitirdi.
1 Mayıs 2003'te Bingöl'de meydana gelen 6,4 büyüklüğündeki depremde de 176 kişi hayatını kaybetti.
23 Ekim 2011 Pazar
VAN'DA Kİ DEPREMİN BÜYÜKLÜGÜ 7.2 OLARAK DÜZELTİLDİ
VAN'DA Kİ DEPREMİN BÜYÜKLÜGÜ 7.2 OLARAK DÜZELTİLDİ23 Ekim 2011 Pazar
Van'da Tabanlı köyü merkezli 7,2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Kızılay, Erciş’te 25 bina ve 1 öğrenci yurdunun yıkıldığını açıklarken, Kandilli Rasathanesi Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik, depremde 700 ila 1000 kişi arasında vatandaşın hayatını kaybetmiş olabileceğini tahmin ettiklerini söyledi. Bitlis Valisi Nurettin Yılmaz ise ilk acı haberi verdi. Adilcevaz ilçesine bağlı Aydınlar Beldesinde 8 yaşında bir kız çocuğunun enkaz altında kalarak hayatını kaybettiğini açıkladı.
İLK BELİRLEMELERE GÖRE 28 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ 60 KİŞİ YARALANDI
İlk belirlemelere göre Erciş’te 28 kişinin hayatını kaybettiğini 60 kişinin yaralandığını duyurdu. Bitlis'te ise enkazdan 8 yaşındaki bir kız çocuğunun cesedi çıkarıldı.
Van'da 7.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından yapılan açıklamada, ''Deprem, Van ve ilçelerinde çok kuvvetli hissedilmiş olup, ilk belirlemelere göre hasar ve can kaybı meydana getirmiştir'' denildi.
Merkez üssü Tabanlı ilçesi olan deprem 13:41'de meydana geldi. Kentte bazı evler yıkıldı, bir çok ev hasar gördü. Telefonlar sustu, elektrikler kesildi.
Artçı sarsıntılar nedeniyle çevre illerdeki vatandaşlar da evlerini terk ederek sokaklara çıktı. Depremde kent merkezinde çok sayıda binanın çöktüğü belirtildi. Kazım Karabekir Caddesi'nde bulunan 7 katlı binanın çökmesi sonucu bazı vatandaşlar enkaz altında kaldı. İtfaiye ekipleri enkaz altındaki vatandaşları kurtarmaya çalışıyor.
BEŞİR ATALAY'IN İLK AÇIKLAMALARI ŞÖYLE
''Van merkezde 10 bina, Erciş'te 25-30 bina ve 1 yurt yıkıldı. Köylerle ilgili henüz tam bir tespit yapılmış değil. İlk andan itibaren hem acil afet yönetiminin hem de Kızılay ve sağlık ekibinin tüm imkanları seferbar edildi. Hava soğuk olduğu için ısınma ve gıda malzemelerine öncelik tanındı.
SAĞLIK BAKANI VAN'DA, SAĞLIK KONUSUNDA SIKINTI YOK
Biraz önce Ulaştırma Bakanı'yla görüştük. Acil durumlar için 112 ve 155 numaralı telefonlar kullanılsın.
Kızılay’dan yapılan açıklamada, bölgede iş makinasına büyük ihtiyaç duyulduğu belirtilerek özellikle bölgedeki iş adamları ve müteahitlere çağrı yapıldı.
Afet bölgesine içme suyu sıkıntısı çekildiği belirtilirken, battaniye, yiyecek ve çadır yardımının 24 veya 48 saat içerisinde tamamlanacağı bildirildi.
KANDİLLİ: 1000 CAN KAYBI TAHMİN EDİYORUZKandilli Rasathanesi, 6.6 olarak açıklanan depremin büyüklüğünü 7.2 olarak açıkladı.
Kandilli'den yapılan diğer açıklamalar şöyle:
- Depremin sığ bir deprem olduğunu, hasarın Van ve Erciş arasında yoğunlaştığını tahmin ediyoruz.
- Şimdiye kadar görülen en büyük artçı 5.5 büyüklüğünde.
- Depremin şiddeti 8 ile 9 arasında. depremin 9 şiddetinde hissedildiği bölgelerde hasar büyük.
- Bin dolayında evin hasar gördüğünü tahmin ediyoruz. Yaklaşık bin can kaybı tahmin ediyoruz. ama bu rakam daha fazla da çıkabilir.
- 20'nin üzerinde artçı sarsıntı oldu.
YARALANAN 50 KİŞİ HASTANEYE GETİRİLDİ
Bazı ev ve iş yeri enkazından çıkarılan yaralılar, hastanelere ulaştırılmaya başlandı.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde, artçı sarsıntıların devam etmesi nedeniyle hastalar bahçeye taşındı. Depremdeki enkazdan yaralı kurtarılan yaklaşık 50 kişiye ilk müdahaleleri hastane bahçesinde yapılıyor. Yaralılar arasında emniyet ve jandarma görevlileri de bulunuyor.
Enkazdan çıkarılan ve henüz sayıları tespit edilemeyen diğer yaralılar ise askeri ve sivil ambulanslarla çevre illere sevk ediliyor.
İl merkezinde jandarma ile çevik kuvvet ekipleri, yıkılan binalara vatandaşların girmesini engellemek için güvenlik önlemi aldı.
Deprem Diyarbakır, Batman, Şırnak, Muş, Erzurum, Bingöl, Bitlis, Siirt, Mardin ile Irak'ın kuzeyindeki Duhok ve çevre yerleşim birimlerinde de hissedildi.
IĞDIR
Iğdır Valisi Amir Çiçek, Van'daki depremin Iğdır'da da hissedildiğini belirterek, köylerde ve şehir merkezinde araştırmaların devam ettiğini söyledi. Çiçek, ''İlk belirlemelerimize göre can ve mal kaybı olmadı. Biz yine de her konuyu araştırıyoruz'' dedi.
KARS
Kars Valisi Ahmet Kara da Van'daki depremin Kars'ın Sarıkamış ilçesinde hissedildiğini ifade ederek, ''Zarar ziyanımız yok. Deprem Sarıkamış ilçemizde hissedildi. Ben de şu an ilçede Sarıkamış Kaymakamımız ile gerekli incelemeyi yapıyoruz'' diye konuştu.
ARDAHAN
Ardahan Valisi Mustafa Tekmen de, şu ana kadar kendisine ulaşan olumsuz bir durumun olmadığını belirterek, ''İnşallah depremin merkezi olan Van bölgesinde de önemli bir sorun olmamıştır'' dedi.
ERZURUM
Van'daki deprem, Erzurum merkez ve ilçelerinde de hissedildi. Horasan Kaymakamı Emre Çınar, sarsıntı nedeniyle vatandaşların evden sokaklara çıktığını anlatarak, ilk belirlemelere göre herhangi bir can ve mal kaybının yaşanmadığını bildirdi.
Hınıs Kaymakamı Hakan Özarslan ise merkezi Van olan depremin Hınıs ve Karayazı'da da hissedildiğini belirtti. Özarslan, ''Depremi 10-15 saniye hissettik. Şuanda bize ulaşan bir olumsuzluk yok.
Arkadaşlarımız sahada araştırma yapıyor. Karayazı'da herhangi bir sıkıntı yok. Köylerde araştırmaları başlattık. Hastanelere de intikal eden bir durum yok. İlçe merkezinde de olumsuz bir durum yok'' diye konuştu.
Bu arada Erzurum Valisi Sebahattin Öztürk, Erzurum'dan 30 kişilik arama kurtarma ekibi ile sağlık ekiplerinin Van'a doğru yola çıkarıldığını söyledi. Vali Öztürk, ayrıca ikinci ekibin hazırlandığını, havalimanında ise hazırlıkların sürdüğünü kaydetti.
BİTLİS
Bitlis Valisi Nurettin Yılmaz, ''Can kaybımız yok ancak panikleyen vatandaşların balkondan atlaması nedeniyle yaralanmalar var. Adilcevaz ilçemize bağlı Aydınlar beldesinde de iki köyde evler çöktü. Oraya Vali Yardımcımızı gönderdik. Henüz bu konuda bize bir bilgi ulaşmadı. Bitlis'ten 4, Muş'tan iki ambulans ve iş makinelerini Van'ın Erçiş ilçesine gönderdik'' dedi.
Sarsıntılar nedeniyle Bitlis'te vatandaşlar büyük bir panik içerisinde evlerini terk ederek sokağa çıktı. Binalarda mahsur kalan bazı vatandaşlar da itfaiye ekiplerinin yardımıyla balkondan çıkarıldı. Sarsıntıda Bitlis kalesinin arka duvarı ve bazı camilerin minareleri yıkılırken, çok sayıda binada da çatlak meydana geldi.
Bitlis Devlet Hastanesi'ndeki hastalar ise binanın zarar görmesinden dolayı dışarı çıkarıldı.
Bu arada ilçede birçok mahallede elektrik kesintisinin olduğu öğrenildi.
DEPREMİN BÜYÜKLÜĞÜ
Bu arada, depremin büyüklüğü, Atatürk Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi'nde 7.0 olarak ölçüldü. Merkez üssü ise Van ile Muradiye arasında Erçek Gölü'nün kuzeyinde Akçift köyü olarak tespit edildi.
ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi'ne göre ise depremin büyüklüğü 7,3.
PANİKTEN YOLLAR KAPANDI
Van Belediye Başkanı Kaya, kentte büyük bir panik havası olduğunu ve yolların kapandığını söyledi. Şu ana kadar ciddi bir kayıp bilgisi oluşmadığını söyleyen Kaya, kent merkezinde 2 binada çökme meydana geldiğini de ekledi. Kaya, köylerden henüz bilgi alamadığını belirtti.
YARDIM ÇAĞRISINDA BULUNDU
Erciş Belediye Başkanı Zülfikar Arapoğlu yardım çağrısında bulundu. Kurtarma ve sağlık ekibi ile çadır gönderilmesini isteyen Arapoğlu, ilçelerinde çok sayıda binanın yıkıldığını, ölü ve yaralıların olduğunu söyledi.
İNSANLAR MOLOZLAR ARASINDAN BAĞIRIYOR
Çelebibağ Belde Belediye Başkanı Veysel Keser ise şunları söyledi: ''Erciş'te büyük hasar var. Çok ciddi bir kurtarma çalışması yapılmadı. İnsanlar molozlar içinde can çekişiyor. İnsanların seslerini duymaktayız. Hastaneler tıklım tıklım dolu. Hastanenin bir kısmı da yıkık durumda. Çok ciddi bir hasarla karşı karşıyayız. bir an önce buraya yardım gerekiyor. İnsanlar kendi imkanlarıyla kurtarmaya çalışıyor.''
ARTÇI DEPREMLER
Kandilli Rasathanesi, Van Tabanlı köyündeki 6,6 büyüklüğündeki depremin ardından Ilıkaynak ve Gedikbulak köyleri merkezli iki deprem daha ölçüldüğünü bildirdi.
Kandilli Rasathanesi'nin internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Merkeze bağlı Ilıkkaynak köyünde saat 13.48'de 5.4, merkeze bağlı Gedikbulak köyünde ise saat 13.56 itibariyle 5.5 büyüklüğünde iki deprem daha ölçüldü.
Halkalı ve Kurubaş köyleri merkezli de iki deprem daha ölçüldüğü bildirildi. Kandilli Rasathanesi'nin internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Halkalı köyünde saat 14.32'de 5.5, Kurubaş köyünde ise saat 14.10 itibariyle 4.7 büyüklüğünde iki deprem daha ölçüldü.
BAŞBAKAN VAN'A GİDİYOR
Depremin ardından Başbakan Erdoğan Van'a gitmek üzere yola çıktı.
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Van'da meydana gelen deprem nedeniyle il merkezinde 10 bina, Erciş'te 25-30 bina ve bir öğrenci yurdunun yıkıldığını bildirdi.
Atalay, ''Van merkezde 10 civarında bina yıkılmış, Erciş'te 25-30 arası bina, biri de yurt, yıkılmış durumda. Merkeze bağlı bazı köylerde Alaköy, Mollakasım köyü gibi birkaç köyümüzde belki biraz daha fazla hasar olabilir. Köylerle ilgili henüz tam bir tespit yapılmış değil ama şu anda Valimiz helikopterle köylerle ilgili çalışmalarını sürdürüyorlar'' diye konuştu.
İlk andan itibaren yakın bölge illeri başta olmak üzere hem AFAD'ın hem sağlık teşkilatının hem de Kızılay'ın bütün imkanlarının seferber edildiğini bildiren Atalay, Türk Kızılayı'nın Muş, Elazığ ve Erzurum'daki büyük depolarından malzeme taşıyan tırların bölgeye hareket ettiğini bildirdi.
Atalay, sözlerine şöyle devam etti: ''Hava soğuk olduğu için öncelikle gerek şehirde gerek köylerde çadır, katalitik soba gibi ve gıda gibi destekler öncelikle götürülüyor. Sağlık Bakanımız şu anda orada. İki tane uçağımız ve dört ambulans helikopterimiz de orada. Sağlıkla ilgili hiçbir sorun yok. İnşallah hasar çok fazla olmaz. O konuda şu anda vereceğimiz bilgiler yanıltıcı olabilir yani iyi bilgi almadan o konuda çok ileri şeyler söylemiyorum ama Valimizin ve Kaymakamımızın, özellikle hasarın en fazla olduğu Van ve Erciş ile ilgili bilgileri aktarmış oldum.''
ACİL DURUMLAR İÇİN NUMARALAR
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Van Ferit Melen havaalanının uçuş trafiğine açık olduğunu, kendilerinin de Van'a gideceklerini bildirdi.
Bakan Yıldırım, depremden dolayı yardıma ihtiyacı olan vatandaşların, 112 ve 155 çağrı merkezlerine mesaj atabileceklerini, bunun tüm operatörler için geçerli olduğunu söyledi.
Van'da 6.6 şiddetinde deprem
Van'da 6.6 şiddetinde deprem23 Ekim 2011 Pazar
Van'da 6.6 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Depremde bazı evler yıkıldı ve artci sarsintilar devam ediyor...
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü depremin merkez üssünün Van Tabanlı olduğunu ve Richter ölçeğine göre 6.6 büyüklüğünde olduğunu açıkladı.
Depremin yaklaşık 30 saniye sürdüğü ve çevre illerde de hissedildiği belirtildi...
Depremin 13:41'de meydana geldiği ve deprem sonrası halkın sokaklara döküldüğü öğrenildi...
Yetkililer ölü ve yaralı sayısı hakkında bilgiye ulaşılamadığını ama özellikle kırsal kesimlerde yıkımların daha fazla olabileceğini ifade ettiler..
Depremin 200 km'lik bir alanda hissedildiği bildirildi, deprem sonrası telefonlar sustu, elektrikler kesildi. Şiddetli deprem Erzurum, Diyarbakır, Ağrı, Bitlis Hakkar ve Siirt'te de hissedildi.
Uzmanlar depremin bu kadar geniş bir alanda hissedilmesinin nedeninin sığ bir deprem olmasından kaynaklandığını belirtti...
Kentte ilk belirlemelere göre bir çok evde büyük çapta hasar meydana geldiği ve yıkılan evler olduğu ifade edildi... Artçı sarsıntılar devam ediyor...
4.7 VE 5.5 ŞİDDETİ ARASINDA DÖRT ARTCI DEPREM MEYDANA GELDİ
Saat 13.48'de Merkez Üssü Van Ilikaynak'ta 5.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi,
Saat 13.56'da Merkez Üssü Van Gedikbulak'ta 5.5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi,
Saat 14.10'da Merkez Üssü Van Kurubas'ta 4.7 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi,
Saat 14.32'de Merkez Üssü Van Halkali'da 5.5 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi,
ABD'YE GÖRE DEPREMİN BÜYÜKLÜĞÜ 7.6
ABD Jeolojik Araştırmalar Maerkezi, depremin büyüklüğünün 7.6 büyüklüğünde olduğunu açıkladı
VAN BELEDİYE BAŞKANI BEKİR KAYA'DAN İLK AÇIKLAMA
Van Belediye Başkanı Bekir Kaya, yaptığı açıklamada kent merkezinde ilk belirlemelere göre 2 binanın ve cde bazı cami minarelerinin yıkıldığını açıkladı. Kaya yaşanan iletişim sorunu nedeniyle insanların birbirine ulaşma konusunda zorluk yaşadığını ve bu durumun da paniğe neden olduğunu ifade etti...
RASATHANE'DEN İLK AÇIKLAMA
Rasathane yetkililerinin yaptığı açıklamaya göre depremin yoğun yaşandığı yerlerin Özalp, Muradiye ve Erciş ilçeleri olduğu ve muhtemel hasarın bu bölgede daha yoğun yaşanacağı açıklandı.
ÇEVRE KENTLERDE DE HİSSEDİLDİ
Van'da meydana gelen 6.6 büyüklüğündeki deprem Diyarbakır, Şırnak, Siirt, Batman, Mardin ile Irak'ın kuzeyindeki Duhok ve çevre yerleşim birimlerinde de hissedildi.
Van'da, merkez ilçeye bağlı Tabanlı köyü merkezli 6,6 büyüklüğünde deprem Diyarbakır, Batman, Şırnak, Muş, Erzurum, Bingöl, Bitlis, Siirt, Mardin ile Irak'ın kuzeyindeki Duhok ve çevre yerleşim birimlerinde de hissedildi.
Depremi fark eden Erzurumlular koşarak kapalı alanları terk etti. Şiddetli bir şekilde sarsıntı yaşadıklarını belirten vatandaşlar, "Çok büyük bir şekilde sarsıntı oldu. Korktuk. Kendimizi dışarı attık" dediler.
YAKLAŞIK 50 KİŞİ HASTANEDE
Van'daki deprem nedeniyle yaralanan yaklaşık 50 kişi, hastaneye getirildi. Depremde yıkılan bazı ev ve iş yeri enkazından çıkarılan yaralılar, hastanelere ulaştırılmaya başlandı.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde, artçı sarsıntıların devam etmesi nedeniyle hastalar bahçeye taşındı. Depremdeki enkazdan yaralı kurtarılan yaklaşık 50 kişiye ilk müdahaleleri hastane bahçesinde yapılıyor. Yaralılar arasında emniyet ve jandarma görevlileri de bulunuyor.
Enkazdan çıkarılan ve henüz sayıları tespit edilemeyen diğer yaralılar ise askeri ve sivil ambulanslarla çevre illere sevk ediliyor.
İl merkezinde jandarma ile çevik kuvvet ekipleri, yıkılan binalara vatandaşların girmesini engellemek için güvenlik önlemi aldı.
BAŞBAKAN ERDOĞAN VAN'A GİDİYOR
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan depremim yaşandığı bölgeye gidiyor... Erdoğan İstanbul'da sürdürdüğü bütün programlarını iptal ederek Van'a hareket etti. Bakan Beşir Atalay'da tüm kurumların alarma geçirildiğini ve Van'da toplanacağını açıkladı.
Anahtar Kelimeler: Van -Batman - Hakkari - Sirnak - Mardin - Diyarbakir - deprem - earthquake - erdbeben - 6.6 siddetinde - siddetli deprem - artci sarsinti - artci sarsintilar - ilikaynak - gedikbulak - edremit - halkali - son dakika - haber
22 Ekim 2011 Cumartesi
Hakkari'de 32 terörist ölü ele geçirildi
22 Ekim 2011 Cumartesi
Hakkari'de güvenlik güçlerinin terör örgütü PKK'ya yönelik yaptığı operasyonlarda 32 terörist ele geçirildi. Çatışmalar devam ederken çok sayıda kobra bölgeye uçtu.
Güvenlik güçlerinin terör örgütü PKK'ya yönelik yaptığı operasyonlarda 32 teröristin ele geçirildiği bildirildi.
Hakkari'nin Kazan Vadisi'nde çıkan çatışmada 32 terörist öldürüldü. Operasyonların devam ettiği ve sayının da artabileceği belirtiliyor.
SICAK TEMAS SAĞLANDI
Çukurca'da 24 askerin şehit edilmesinin ardından büyük bir operasyon başlatan güvenlik güçleri zaman zaman PKK terör örgütü mensupları ile sıcak temas sağladığı belirtiliyor.
Sabah saatlerinde 24 şehidin verildiği Kekliktepe'ye 5 kilometre uzaklıkta bulunan Işıklı köyü bölgesinde bulunan Hantepe'de PKK terör örgütü ile sıcak temas sağlandığı belirtildi. Sıcak temasın ardından Hakkari Dağ ve Komando Komutanlığı'nda çok sayıda kobra helikopterleri bölgeye gönderildi.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başlattığı hava destekli operasyonları devam ederken, Haftalı bölgesine de helikopterlerle bordo bereliler olarak tabir edilen özel eğitimli birliklerin indirildiği ifade edildi. İlçe merkezi ile Üzümlü köyünde bulunan birliklerden ise gece boyunca belli aralıklarla Kanimas bölgesine obüs top ateşleri yapıldı.
Etiketler: hakkari - çukurca ilçesi - ışıklı köyü bölgesi - hantepe - terör örgütü - çatışma
Kaynak : İHA

