14 Eylül 2009 Pazartesi

Hz. Ibrahim (A.S.) ve on suhuf

Hz. Ibrahim (A.S.) ve on suhuf
14 Eylül 2009 Pazartesi

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Allahü Teala, Hz. Ibrahim'e on sahife indirmistir." buyurdular. Ebû Zerr(r.a); "Ya Resulallah, bu suhufta neler vardi ?" diye sordu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.); "Tamâmi nasîhatten ibârettir." buyurdular. O nasihatlerden:

  • "Ey halkin basina gecen gururlu hükümdar! Ben seni dünya servetini birbiri üzerine yigmak icin degil, mazlumun hakkini zalimden alasin diye gönderdim. Zîrâ ben, kâfir de olsa mazlumun duasini geri cevirmem."
  • "Akil sâhibi olup da nefsine maglup olmamis kisi vaktini (gününü) dörde taksim etmelidir; birinde Rabbine ibâdet etmeli, digerinde Allah'in yarattiklarindaki san'atini ve kendisine verdigi nimetleri tefekkür etmeli, bir digerinde nefsini muhâsebe etmeli, hesâba cekmeli, bir vakitte ise yiyecek ve iceceklerin helal yoldan temini ile mesgul olmalidir."
  • "Akilli olan kimse bedenini ancak üc seyde kullanmalidir: Ahiret amelinde, dünyadaki islerini yoluna koymakta ve ahiret binegi olan vücudunu haram olmayan seylerden faydalandirmakta."
  • "Akilli kimseye layik olan, zamanini bilmek, icabina göre bir meslek tutmak ve dilini muhafaza etmek, (mes'uliyet bakimindan) sözün amelden sayildigini bilmek ve dilini ancak kendisi icin lüzumlu ve faydali olan seylere kullanmak."

Peygamberimiz s.a.v in en cok yaptigi dua

Peygamberimiz S.A.V'in en cok yaptigi dua



- Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm şu duayı çok yapardı: "Ey kalbleri çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzerine sâbit kıl!" Ben (bir gün kendisine):"Ey Allah'ın resûlü! Biz sana ve senin getirdiklerine inandık. Sen bizim hakkımızda korkuyor musun?" dedim.

Bana şöyle cevap verdi: "Evet! Kalpler, Rahmân'ın iki parmağı arasındadır. Onları istediği gibi çevirir." (Tirmizi, Kader 7)

O gün karnina tas baglamisti

O gün karnina tas baglamisti
14 Eylül 2009 Pazartesi

Enes bin Malik (ra.) anlatiyor:

Bir gün Resulü Ekrem sallalahu aleyhi ve sellem'in yanina gitmistim. Ashabiyla oturmus konusuyordu. Karnina bir bez baglamisti. Ben bunu anlayamamistim ve arkadaslarina merakla sordum:

- "Hz. Peygamber karnina nicin bez baglamis ?" dedim. Onlar da:
- "Acliktan.... ", diye cevap verdiler.

Bunun üzerine üvey babam Ebu Talha'ya gittim ve:

- "Babacigim! Peygamber Efendimizin (sav) karnina bir bez bagladigini gördüm. Bazi arkadaslarina bunun sebebini sordum; onlarda aclik yüzünden bagladigini söylediler", dedim. Babamda anneme:

- "Evde yiyecek bir sey var mi ?" diye sordu. Annem:

- "Evet , evde bir parca ekmek ve birkac hurma var. Eger Allah'in Elcisi evimize tek basina gelirse, karnini doyururuz. Ama yaninda baskasi da gelirse onlara yetmez", dedi. Sonra arpa unundan yapilmis bir kac cörek cikardi. Onlari kendi basörtüsünün bir tarafina sarip elbisemin altina yerlestirdi. Örtünün bir kismini da belime sardi ve beni Peygamber Efendimize gönderdi. Bana da:

- "Bunu peygamberimize göster", dedi. Ben de hizla ekmegi götürdüm. Hz. Peygamberin (sav)mescitte cemaatle birlikte oturdugunu gördüm ve onlarin yaninda ayakta durdum. Allah'in elcisi bana:

- "Seni Ebu Talha mi gönderdi ?", diye sordu. Ben de:
- "Evet", dedim.
- "Yemek icin mi ?" buyurdu, ben de yine:
- "Evet", diye cevap verdim. Resulü Ekrem (sav) yanindaki Sahabilere:
- "Haydi kalkiniz", deyip yürüdü. Ben önden gidip Ebu Talha'ya durumu bildirdim. Bunun üzerine Ebu Talha anneme:

- "Ümmü Süleym! Hz. Peygamber (sav) cemaati alip getirdi, ama evde onlari doyuracak bir sey yok, ne yapacagiz ?", dedi. Endiselendi mahcup olma korkusuyla. Ümmü Süleym:

- "Allah ve Resulü daha iyi bilir", dedi. Ebu Talha hemen kalkaip Resulü Ekrem'i (sav) karsiladi. Peygamberimiz Ebu Talha ile birlikte eve girdi. Allah'in elcisi anneme:

- "Ümmü Süleym! Neyin varsa getir", buyurdu. Annem de o ekmegi getirdi. Resulü Ekrem (sav) ekmegin dogranmasini emretti ve ekmegi dogradilar. Annem yag tulumunu sikarak cikan yagi ekmek parcalarinin üzerine sürdü. Sonra Peygamber Efendimiz (sav) bu ekmeklere, Allah ne dilediyse öyle dua etti. Ardindan da Ebu Talha'ya döndü ve:

- "On kisiyi iceriye al", buyurdu. Onlar doyuncaya kadar yedikten sonra ciktilar. Resulü Ekrem (sav):

- "On kisiyi daha iceri al", buyurdu. Ebu Talha on kisiyi daha iceri aldi ve onlarda doyuncaya kadar yiyip ciktilar. Hz. Peygamber (sav):

- "Bir on kisiyi daha iceri al", buyurdu.... O gün bu ekmekten yiyip doyanlarin sayisi tam seksen kisiydi. (Buhari, Menalub, 25; Müslüm, Esribe, 143)

12 Eylül 2009 Cumartesi

Tevazu ve kibir, akibetini sen seç !

Tevazu ve kibir, akibetini sen seç !


Peygamber Efendimiz (S.A.V.) buyuruyorlar ki; "Kim Allah Teala hazretlerinin rızası için bir derece tevazu izhar eder (alçak gönüllü) olursa, Allah onu bu sebeple, bir derece yükseltir.

Kim de Allah'a bir derece kibirde bulunursa, Allah da onu bu sebeple bir derece alçaltır, böylece onu esfel-i safiline (aşağıların aşağısına) atar." (Kütüb-i Sitte, 7235)

Giybetin ne oldugunu biliyormusunuz ?

Giybetin ne oldugunu biliyormusunuz ?
12 Eylül 2009 Cumartesi

Resulullah (sav.)
buyurdularki: "Giybetin ne oldugunu biliyormusunuz ?" ....
Topluluk: "Allah ve Resulü daha iyi bilir!" dediler. Bunun üzerine: "Birinizin, kardesini hoslanmayacagi seyle anmasidir!" aciklamasini yapti. Orada bulunan bir adam: "Ya benim söyledigim onda varsa, bu da mi giybettir ?" dedi. Aleyhisselatu vesselam efendimiz: "Eger söyledigin onda varsa giybetini yapmis oldun. Eger söyledigin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir." (Buhari'den/Sayfa: 4321)

11 Eylül 2009 Cuma

Manevi Cihad

Manevi Cihad
11 Eylül 2009 Cuma

Aziz ve muhterem Müslümanlar!

Cihad; düşmanla muharebe etmek, maddî ve manevî silahlarla, ilimle, sözle, fiille, malla ve canla bütün kuvvet ve imkânlarım sarfetmek suretiyle Allah yolunda din için çalışmak, vatan için çarpışmak, îmanın ve dinin esaslarını muhafaza ve takviye için cehd ü gayret etmek, ahkâm-ı şer'iyyeyi muhafaza, i'lâyı kelimetullah, kâfirlerin fitne ve tecavüzlerini defetmek, Hakk'ın hâkimiyetini temin için yapılır.

Dinimizin emri olan cihad farzdır. Bu zamanda manevî cihad muzaaf bir farz-ı ayndır, kat kat önem kazanmıştır. Zira îmanı kurtarmak veya kaybetmek dâvası herkesin basma açılmış en büyük bir cihaddır. Kazanan sonsuz hayatı kazanır, kaybeden ebedî cenneti kaybeder, cehenneme mahkûm olur.

Cihad, şehidlik gibi yüksek bir mertebenin yoludur. Bu zamanda silahla değil, daha fazla kalemle, ilimle, kitapla, fikirle, basın yayın yoluyla, radyo ve televizyonla yapılmaktadır. Cihad bazen maddî, bazen manevî olur. Şartlara göre değişir. Asıl mesele bu zamanın cihad-ı manevîsidir. Manevî tahribata karşı sed çekmektir. Bununla dahilî asayişe bütün kuvvetimizle yardım etmektir. Bu tarz cihadda vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Allah nzası için yalnız îmana hizmet etmek, Allah'ın vazifesine karışmamaktır.

Manevî bir cihad olan müsbet îman hizmetini yaparken her sıkıntıya karşı sabırla ve şükürle mükellefiz. Karşılaştığımız zorluklan Bedir, Uhud muharebelerinde cefa çekenler gibi sabır ve rızayla karşılamahyız. Müsbet hareket etmek, menfî hareketten kaçınmak ve vazife-i İlahiyeye karışmamak hakikati için buna mecburuz, yoksa mağlup oluruz.

Muhterem mü'minler!

"Kuvvet haktadır, hak kuvvette değildir" kaidesince Hakk'a hizmet eden ehl-i Hakk'ın mesleğinde büyük bir kuvvet vardır fakat bu kuvvet dâhilde asayişi muhafaza etmek içindir. Dâhilde istimal edilemez.

"Velâ tezim vâziretün vizre uhrâ!" âyet-i kerimesi bu hakikati ders veriyor.

"Bir cânî yüzünden onun kardeşi, hanedanı, çoluk çocuğu mes'ûl olamaz" ferman ediyor.

Biz müslümanlar bütün kuvvetimizle dâhilde emniyet ve asayişi muhafazaya çalışmalıyız. Kuvvetimizi ancak haricî tecavüze karşı istimal edebiliriz. Müslümanlar kuvvetlerini birbirlerine karşı kullanamazlar. Onun içindir ki, İslâm âleminde asayişi ihlâl edici iç harpler ancak binde bir olmuştur. O da aradaki bir içtihat farkından ileri gelmiştir.

Bugün bizim yaptığımız, yapacağımız cihad manevîdir. Manevî cihadın en büyük şartı da Allah'ın vazifesine, hidayetine karışmamaktır. Bizim vazifemiz hizmettir, netice Cenâb-ı Hakk'a aittir. Biz vazifemizi yapmaya mecbur ve mükellefiz. Kendi îmanımızı kurtarmaya, başkalarının da îmanının kuvvetlendirmeye çalışmak manevî cihadımızdır. Muvaffak etmek veya etmemek Cenâb-ı Hakk'ın takdiridir. Kur'ân-ı Azîmüşşan'ın bize verdiği ders budur.

Muhterem Müslümanlar!

Bâzı kimselerin dahilî ve haricî cihadı karıştırdıklarını görüyoruz. Halbuki bu zamanda dahil ve hariçteki cihad-ı maneviye çok farklıdır. Hariçteki cihad başka, dahildeki cihad başkadır.

Vatanımızın dışındaki düşmanlardan dinimize, vatanımıza, milletimize, mukaddesatımıza herhangi bir tecavüz olursa, ona bütün kuvvetimizle karşı çıkarız. Ölsek şehid, kalsak gazi oluruz. Dahildeyse öyle değildir. Dahildeki hareket müsbet bir şekilde manevî tahribata karşı manevî ihlâs sırrıyla hareket etmektir. Dahilde hareket menfîce olmaz! Dahildeki cihad, manevî tahribata karşı tamire çalışmaktır. Maddî değil!

Bu İslâm diyarında yaşayan insanlara karşı maddî cihad olmaz! Yapılırsa cinayet ve zulüm olur.Manevî hizmetler lâzımdır. Zahmetler rahmetlere inkılâp edinceye kadar sabır ve tahammül lâzımdır. Manevî cihadı mükemmel yapabilmek için mücahidin benlik, gurur, kibir, riya ve gösteriş gibi kötü duygu ve düşüncelerden arınması lâzımdır. İhlâs kuvvetine dayanmak, uhuvvet kalesine girmek şarttır.

"Bizim en büyük düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilaftır."

Bunlarla savaşmak için ilim, marifet, sanat, maddî terakkî, ittihad ve uhuvvet silahlarıyla hazır olmalıyız, cihad etmeliyiz.

Bu zamanda en büyük tehlike, maddeci felsefeden çıkan dinsizlik cereyanı ve onun sonucu olan anarşi ve terördür. Buna karşı yalnız bir çâre vardır:

O da Kur'ân ve îmanın hakikatlarıdır. Bunlar elmas kılıç hükmündedir. Kurtuluşumuz bunlara sımsıkı sarılmaya bağlıdır. Dünya manevî bir buhran geçirmektedir. Deccal fitnesi maddî ve manevî hayatta çok tahribat yapmış, dine ve dindara hücum etmiştir. Bu yıkıcı cereyanı durdurmak, manevî cihadla mümkündür. Siyasî ve maddî kuvvetler kâfî gelmez. Kalpleri fethetmek, akılları iknaa çalışmak, delilli ve ispatlı konuşmak, yara açmadan açılan yaralan sarmak bu zamanın en makbul cihadıdır.Bu manevî cihad esaslannı bilmeyen mücahidler İslâm dinine ve Müslümanlara zarar vermiş olurlar.

Asr-ı saadete bakınız:

Ashâb-ı Kiram'ın çoğu manevî cihadla kazanılmıştır. En büyük mücahid Sevgili Peygamberimiz'dir (sav).

Tek başına manevî cihad meydanına atılmış, müsbet hareket neticesinde kısa zamanda İslâmiyet'i dünyanın basma geçirmiştir.

Hz. Ebûbekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali (r. anhüm) gibi İslâm güneşi etrafında dönen yıldızlar hep manevî cihad sonunda ikna olarak Kur'ân'ın kudsî dairesine girmişlerdir.

Fahr-i Cihan Efendimiz (sav), "Cihad kıyamete kadar devam edecektir" buyurmuştur.

Bir maddî muharebeden dönerken, "Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz!" buyurarak İslâm'ı yaşamak ve îmanlan kuvvetlendirmek için girişilen faaliyetleri büyük ve manevî cihad ilân etmiştir.

Demek cihad 2 türlüdür:

Silahla cihad, sözle ve fikirle cihad.

Asr-ı saadette ikisi de ayrı ayrı icra edilmiştir.

Hz. Osman'ı (ra) hatırlayalım: Haricî düşmanlara karşı arslanlar gibi savaşırken dahilde münafıkların çıkardığı fitneden dolayı Müslümanlar birbirlerini kırmasın, masumların kam dökülmesin diye kendi nefsim feda etmiş, Kur'ân okurken şehid edilmiştir.

Müsbet hareket etmiş, kendisini müdafaa etmek isteyenlere izin vermemeştir. Zira dahildeki cihad başka, hariçteki cihad başkadır. Hz. İmâm-ı Âzam zulmen hapsedilmiş, mazlum olarak Öldürülmüştür. Binlerce talebesi varken, fitne uyanmaması için menfî bir surette intikam almalarına müsaade etmemiştir.

Asrımızın îman ve Kur'ân hadimi ve müceddidi Bediüzzaman hazretleri yıllarca hapishanelerde ezâ ve cefâ çektiği halde sabır ve tahammül göstermiş, milyonlarca talebesi varken en ufak bir menfî hadise çıkarıp emniyeti ihlâl etmelerine kat'iyyen izin vermemiştir. Daima müsbet hareket etmeyi tavsiye etmiştir.Çünkü dahildeki cihadın şartı budur.

Hülâsa olarak söyleyelim ki:

Cânîlerin cinayetlerini şahıslarına münhasır bırakmalıyız.

Fertlerin kötü icraatını bir topluma maletmek yanlıştır. Hâdiselerin çıkmasına meydan vermemeliyiz. İslâm adına, şeriat adına dâhilde kardeşi kardeşe kırdırmak İslâm düşmanlarının oyunlarıdır.

Âlet veya taraftar olanlar işlenen zulümlere minen ve maddeten ortak sayılırlar. Masumlar zarar görür, dostlar üzülür, düşmanlar sevinir. Allah ve Resûlü'ne isyan etmiş oluruz.

Allah cümlemize îman şuuru ihsan eylesin.Dinimizi ve vatanımızı dahilî ve haricî düşmanların şerlerinden muhafaza buyursun, âmin.

9 Eylül 2009 Çarşamba

Istanbul da yagmur yeniden basladi!

İstanbul'da yağmur yeniden başladı!

Aniden bastıran sağanak yağışta bazı araçlar trafikte mahsur kaldı. Sultangazi'de araçları içerisinde mahsur kalan vatandaşlar yardım bekliyor.

İstanbul'da aniden bastıran ve devam eden sağanak yağış bazı bölgelerde etkili oluyor. Yağışlar özellikle Bahçeşehir, Sultangazi, Bağcılar, Bahçelievler ve Küçükçekmece ilçelerinde hayatı olumsuz etkiledi.

Sultangazi Cebeci yolu üzerinde seyreden çok sayıda araç yolda kaldı. Araçları içerisindeki vatandaşlar yardım gelmesini bekliyor.

BAĞCILAR

Bağcılar Belediye Başkan Yardımcısı Şahin Köse AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bağcılar ilçesindeki Tavukçu Deresi'nin yoğun yağış nedeniyle taştığını ve polisin dere kenarından geçen yolları trafiğe kapattığını bildirdi. Anahtar kelimeler: yağmur - saganak - yağış - sel - felaket - istanbul - sultangazi - cebeci - bahcesehir - bagcilar - bahcelievler - kücükcekmece -

Halkalı ve İkitelli'deki selde 16 kişi öldü

Halkalı ve İkitelli'deki selde 16 kişi öldü
9 Eylül 2009 Carsamba

İstanbul'daki sel felaketinde Halkalı ve İkitelli'de 16 kişi hayatını kaybetti. Servis minibüsünden inerken sele kapılan 7 kadın hayatını kaybetti. Dünden bu yana ölü sayısı 20'ye ulaştı.

İstanbul'daki sabah erken saatlerinde başlayan etkili sağanak yağış neticesi oluşan sel ve su baskınlarında ölenlerin sayısı 16'ya yükseldi.

DÜNDEN BU YANA ÖLÜ SAYISININ 20'YE ULAŞTIĞI BİLDİRİLDİ

İstanbul ve çevresinde dünden beri etkili olanak sağanak yağış sonrasında oluşan sel baskınlarında ölenlerin sayısının 20'ye ulaştığı bildirildi.

AA muhabirine bilgi veren İstanbul Vali Yardımcısı Hikmet Çakmak, İkitelli ve Ayamama Deresi bölgelerindeki bu sabah erken saatlerinde başlayan sağanak yağış neticesi oluşan sel baskınlarında ölenlerin sayısının 16'ya yükseldiğini dile getirdi.

Vali Yardımcısı Çakmak, dün yine sel baskınları nedeniyle de 4 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatarak, 2 günden beri gerçekleşen sağanak yağış sonucu ölenlerin sayısının toplam 20 kişiye ulaştığını kaydetti.

Bosna-Hersek - Türkiye maci

Bosna Hersek - Türkiye maci
9 Eylül 2009 Carsamba

Milli Takım, Dünya Kupası elemelerinde bugün deplasmanda Bosna-Hersek ile kritik bir maça çıkacak. Tek seçenek var kazanmak. Millilerin 11'i netleşti. Kritik maç hangi kanalda? okuyun...

A) Milli Futbol Takımı, 19. Dünya Kupası Avrupa Elemeleri'nde 5. Grup'ta bugün deplasmanda Bosna Hersek ile kader maçına çıkıyor. Grubunda yaptığı 7 maçta 3 galibiyet, 2 beraberlik ve 2 de yenilgi alarak 11 puan toplayan ve 3. sırada bulunan Türkiye, 15 puanla 2. sırada yer alan Bosna Hersek ile yapacağı maçla, gruptaki durumunu ve Dünya Kupası'na gidip gitmeme iddiasını belirleyecek.

-YENİLGİ, UMUTLARI SONA ERDİRECEK-

Türkiye, Bosna Hersek'e yenilirse Dünya Kupası'na gitme umutlarını sonlandırmış olacak. Bosna Hersek, Türkiye karşısında galip geldiği takdirde puan farkını 7'ye çıkaracak ve kalan iki maçın sonucunu beklemeden millilerin Dünya Kupası'na katılma umudunu sona erdirecek. Bu arada bugünkü karşılaşmanın ardından Türkiye, 10 Ekim'de deplasmanda Belçika, 14 Ekim'de de sahasında Ermenistan ile karşılaşacak.

Bosna Hersek ise 10 Ekim'de deplasmanda Estonya, 14 Ekim'de ise grup lideri İspanya ile sahasında karşılaşarak grup maçlarını tamamlayacak.

-MUHTEMEL 11-

Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, zorlu Bosna Hersek maçı öncesi kadro konusunda arayışlarını sürdürüyor. Sakat oyuncuların olması nedeniyle kadro kurmakta zaman zaman sıkıntı yaşayan Fatih Terim'in maça Volkan, Gökhan Gönül, Önder, Servet, Hakan Balta, Hamit Altıntop, Emre, Arda, Tuncay, Semih ve Sercan muhtemel 11'ini sahaya sürmesi bekleniyor.

KARŞILAŞMA FOX TV'DE

Zenica kentindeki Bilino Polje Stadı'nda oynanacak ve TSİ 21.00'de başlayacak müsabakayı Portekiz Futbol Federasyonu'ndan Manuel Olegario Bartolo F. Benquerenca yönetecek. Bartolo'nun yardımcılıklarını Jose Manuel Silva Cardinal ve Joao Ferreira Dos Santos yapacak. Karşılaşmanın dördüncü hakemi ise Carlos Miguel Taborda Xistra.

Grup ikinciliği için büyük önem taşıyan karşılaşma FOX TV'den naklen yayınlanacak. Türkiye'nin yer aldığı 5. Grup'ta ayrıca Ermenistan-Belçika ve İspanya-Estonya maçları oynanacak. Anahtar kelimeler: Bosna-Hersek - Türkiye maci ** Türkiye - Bosna maci saat kacta ** Mac saati: 21.00 (TSI) ** Hangi kanal ** Hangi televizyon kanali ** Maci kim gösterecek ** Kanal/TV: FOX TV ** Bosnien Herzegowina - Türkei live um 20.00 Uhr ** 5.Grup ** 5.Gruppe **

Orucla alakali meseleler

Orucla alâkali meseleler
9 Eylül 2009 Carsamba


Oructa misvak kullanmak mekruh degildir. Bilâkis orucluya da sünnettir. Oruc tutana zâfiyet vermeyecekse kan aldirmak da mekruh degildir.

Sahûra kalkmak ve sahûru geciktirmek (yâni son vaktinde yemek); iftâri acele yapmak müstehabtir. Hadîs-i serîfte "Üc haslet peygamberlerin ahlâkindandir: Iftari acele etmek, sahûru geciktirmek ve misvak kullanmak." buyurulmustur.

"Resûlullah (s.a.v), "Sahûra kalkin! Cünkü sahûrda bereket vardir." buyurdu.

Imâm Ahmed'in (rh.) rivâyet ettigi hadîs-i serîfte; "Sahûrun hepsi berekettir. Onu birakmayin! Velev ki biriniz biriniz bir yudum su olsun icsin. Cünkü sahûra kalkanlara Allah ve melekleri rahmet eylerler." buyurulmustur.

8 Eylül 2009 Salı

Itikaf

Îtikâf
8 Eylül 2009 Sali


Îtikâf, cemâatle namaz kilinan bir mescid-i serîfte veyâ o hükümde bulunan bir yerde î'tikâf niyetiyle bir müddet ikâmet etmekten ibârettir. Îtikâflar, vâcib, sünnet-i müekkede ve müstehab olmak üzere üc kisimdir.

Lisan ile adanan îtikâf, vâcibdir. Ramazân-i serîfin son 10 gününde yapilan bir îtikâf, kifâyet yoluyla müekked sünnettir. Baska zamanda ibâdet ve tâat maksadiyla bir mescidde bir müddet yapilan îtikâf da müstehabdir.

Îtikâfin sartlari: Îtikâfa girecek kimse; müslüman ve akilli olmali, cünüblükten ve hayiz ile nifastan temiz bulunmalidir. Îtikâfa niyet edilmis olmalidir. Îtikâf, bir mescidde veya mescid hükümünde bulunan bir yerde yapilmalidir. Vâcib olan bir îtikâfta mu'tekif oruclu bulunmalidir. Kadinlar icin kendi evlerinde mescid olarak kullandiklari yerler, birer mescid hükmündedir.

Îtikâflinin mescidden özrü olmadan cikmasi îtikâfini bozar. Hanimi ile münâsebette bulunmasi da böyledir. Fakat îtikâflinin dînî veya tabiî veya zarûrî bir ihtiyactan dolayi mescidden disari cikmasi, îtikâfi bozmaz. Cuma namazini kilmak icin en yakin bir câmiye gitmesi gibi.

7 Eylül 2009 Pazartesi

Kadir gecesini aramak

Kadir gecesini aramak
07 Eylül 2009 Pazartesi

Kadir Gecesi'nin, Ramazân-i Serif'in 20'sinden sonraki tek gecelerinde aranmasina dâir müteaddit hadîs-i serîfler vârid olmustur. Birinden itibâren tek gecelerde aranmasini tavsiye eden büyükler de vardir. Imâm-i Sa'rânî Hazretleri, Kadir Gecesi'nin kacinci gece oldugunu, Ramazân-i Serîf'in giris günlerine göre söyle tesbit etmistir:
  • Pazar günü girerse, 28'i 29'a baglayan gece.
  • Pazartesi günü girerse, 20'yi 21'e baglayan gece.
  • Sali günü girerse, 26'yi 27'ye baglayan gece.
  • Carsamba günü girerse, 18'i 19'a baglayan gece.
  • Persembe günü girerse, 24'ü 25'e baglayan gece.
  • Cuma günü girerse, 16'yi 17'ye baglayan gece.
  • Cumartesi günü girerse, 22'yi 23'e baglayan gece.

Imâm-i Sa'ranî Hazretleri 30 sene Kadir Gecesi'yle bu usûle göre müserref olmuslardir. Bircok ehlüllah bu usûlle Kadir Gecesi'nibulmuslardir.

Kadir Gecesi'nin bu ay icerisinde hangi gece oldugunun gizlenmesi, mü'minlerin her geceyi Kadir Gecesi bilip, her gece cokca ibâdet etmeleri icindir.

Kadir Gecesi'nde hava berrâk ve güzel olur. O gece her sey Allâh'a secde eder. Denizlerin suyu bir an icin tatlilasir. Mü'minler afv-i ilâhî ve magfiret-i sübhanîye mazhar olurlar. (Duâ ve Ibâdetler, Fazîlet Nesriyat)

Netice olarak Ramazân-i Serîf hangi gün girerse girsin, bu hesaba göre Kadir Gecesi, cumartesi'yi pazar'a baglayan geceye (5 Eylülü 6 Eylül'e baglayan geceye) isabet etmektedir. Ramazân-i Serîf'in ikinci yarisinda iki adet cumartesi vardir. Bunlardan gecesi tek sayiya isâbet eden, Kadir Gecesi'dir.

4 Eylül 2009 Cuma

Îmanı korumak ibadetle olur

Îmanı korumak ibadetle olur
4 Eylül 2009 Cuma

Aziz ve muhterem Müslümanlar!

Bildiğiniz gibi îman en büyük nimettir. Her türlü saadet, lezzet ve rahat îmandadır. îman cennetin çekirdeği ve ebedî saadetin anahtarıdır. Insanı insan eden, belki insanı sultan eden, insan ruhuna saadet kapılarını açan, îmandır. İnsanı Allah'a dost ve muhatap yapan ve O'nun aziz ve şerefli bir misafiri durumuna getiren, îmandır.

En kıymetli varlığımız olan îmanımızı korumamız ve ona hizmet etmemiz lâzımdır. Imanı koruyan en sağlam kale de ibadetlerimizdir. Allah'ın emirlerini yapıp yasaklarından kaçmak, rızasına uygun hareket etmek ibadetin tarifidir.

Yaratılış gayemiz ibadettir. Allah (cc) biz insanları kendisini tanıyıp îman etmemiz ve ibadette bulunmamız için yaratmıştır.

Kur'ân-ı Kerîm'de, "Ben insanları ve cinleri ancak beni îmanla tanıyıp ibadet etsinler diye yarattım!" buyurulmuştur.

Bir mü'mün olarak îmanımızı muhafaza için ibadetle mükellefiz. îmanla yaşamak, bu fânî dünyadan îmanla göçebilmek için ibadet şarttır. iman etmeden ibadet yapmak nasıl insanı kurtaramazsa, ibadetsiz îman da tesirsiz kalır, kurtarıcı olamaz. Meselâ, namaz kılmayan bir mü'minin îmanı zayıflar; vesvese ve şüphelere mâruz kalır; günahları işlemeye devam ettikçe küfür ve inkâr yollar açılır. Emirleri terkeden, haramları işleyen bu îmanı zayıf insan, birgün bakarsınız ki, Allah korusun, dinsiz olup çıktı! Asrımızda bunun misalleri çoktur.

İbadetle; namaz, oruç, hac, zekât gibi farzları yapmakla îmanı beslemeyen, korumayan; Kur'ân'ın îmanî derslerinden istifade etmeyen bir mü'minin Müslümanlığı lâftan ibaret kalır. Nice îmanı zayıf Müslümanlar vardır ki, gayrimüslimlerden fazla dine zarar vermektedirler. İbadetten uzak yasayan o bîçâreler bilmiyorlar ki, ibadete şiddetle muhtaçtırlar. Zira balık suda yaşar, karaya çıkarsa derhal ölür. İbadetini yapmayan mü'minin hali de aynıdır. İbadetsiz îman, sönmeye mâruzdur.

Aziz mü'minler!

Gaflete dalıp dünya hayatını tatlı görerek âhireti unutmak, ibadeti terketmek, hayatını tehlikeye atmaktır. Kimseye birşey kazandırmaz. Bu dünya pazarında en büyük ticaret ibadettedir. Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimiz (sav), hayatını ibadetle geçirmiştir. Dünyanın en akıllı insanları olan enbiyalar, evliyalar, hayattan asıl gayenin kulun Allah'a kulluk yapması olduğunu fiilen ibadetleriyle göstermişlerdir.

Allah'a îman ve ibadetten kaçanlar kullara kul ve köle olmuşlar, putlara tapınışlardır. Sakın sakın, bu zamanın akıllıyız diye geçinen aklı gözüne inmiş, hakikatlara gözünü kapamış diplomalı ve rütbeli câhillerine aklanmayınız!

Dünyayı âhirete değişen, îman ve ibadet nedir bilmeyen gafilleri taklit etmeyiniz! Cenâb-ı Hak namazı peygamberler dâhil, her mü'minin şahsına farz kılmıştır. Hiçkimse bir başkasının yerine namaz kılamaz. Hiçbir iyi iş ve hayırlı davranış da namazın yerine geçmez. İbadetlerin başında namaz gelir.

Kur'ân-ı Kerîm'de namaz hakkında 100'den fazla âyet-i kerîme vardır. Nisa Sûresi'nde, "Ey mü'minler! Namazı tam ve mükemmel kılınız! Muhakkak namaz mü'minler üzerine muayyen beş vakitte farz kılındı" buyurulmuştur. Hac Sûresi'nde, "Ey mü'minler! Namazda rükû ve secde edin! Rabbinize lâyık olan ibadeti yerine getirin!" buyurulmuştur.

Kudsî bir hadiste şöyle geçiyor:

"Allahu Teâlâ buyurdu ki: Ben senin ümmetin üzerine beş vakit namazı farzettim. Hem ahdettim ki, bir kimse beş vakit namazı vaktinde kılarak gelirse muhakkak ben onu cennete koyarım! Beş vakit namazı kılmayan kimseye bir taahhüdüm yoktur."

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) Efendimiz, "Namaz dinin direğidir!" buyurmuş, birçok hadîs-i şerîfiyle namaz ibadetinin ehemmiyetini ümmetine ders vermiştir.

Harplerin en şiddetli anlarında bile namazını kazaya bırakmadığı gibi, cemaat sevabını dahi feda etmeyerek ashabına iki grup halinde namaz kıldırmıştır. Nafile namazlara ehemmiyet vermiş, bazen sabahlara kadar namaz kılmıştır.

Bir defasında eshâb-ı kirama, "Söyleyin bakalım, sizin birinizin evinin Önünde bir nehir bulunsa, o nehirde hergün beş defa yıkansa, onda kir diye birşey kalır mı?"

Sahabelerin "Kalmaz yâ Resûlallah!" demeleri üzerine âlemlere rahmet peygamberimiz devamla, "İşte bu hal beş vakit namazın misali gibidir. Cenâb-ı Hak namazlarla mü'minlerin hataların affeder, temizler, ortadan kaldırır" buyurmuşlardır.

Aziz kardeşlerim!

Kâinatta en yüksek hakikat îmandır, îmandan sonra namazdır. En büyük ticaret ve saadet namazdadır.

Namazda öyle bir rahatlık ve hafiflik vardır ki, tarif edilemez. Hem dünya, hem âhiret saadetine giden yol, namazdan geçer. Namazda ruh, kalp ve akim büyük bir rahatı vardır. Cennete giden yolun bileti namazdır. Namaz kılanın güzel bir niyetle bütün amelleri, çalışmaları ibadet sayılır. Ömür sermayesi tamamen âhirete mal edilmiş olur. Fânî ömür, bâkîleşir.

Namaz kılmak ve büyük günahları işlememek insanın hakikî vazifesidir. Dünya kışlasında Allah'a asker olan her mü'minin tâlim ve talimatı başta namazdır. İbadetini yapan bir insan, bu dünyada Cenâb-ı Hakk'ın nazlı ve niyazdar bir abdi, mükerrem ve muhterem bir misafiridir.

Namazın mânâsı; Cenâb-ı Hakk'ı teşbih, tazim ve şükürdür. Kulun hâlini Allah'a arzetmesi, tevfik ve medet istemesidir. Bütün müçtehitler, müfessirler, fakihler, İslâm âlimleri ve gerçek mü'minler namazlarını hayatlarının gayesi bilmişler, namazı dünyanın hiçbirşeyiyle değiştirmemişlerdir. Namazı anlatan yüzlerce cilt kitap yazmışlardır.

Îmandan sonra namazın geldiğini, bu ibadetin diğer sâlih amellerin çok fevkinde bulunduğunu, kulu Allah'a yaklaştıran en büyük vesilenin namaz olduğunu izah ve ispat etmişlerdir.

Hülâsa: îmanımızı kuvvetlendiren, sabit kılan, ruhumuzu genişleten, kabiliyetlerimizi inkişaf ettiren, arzu ve isteklerimizi tahakkuk ettiren, insanı Allah'a bağlayan ancak ibadettir.

İbadetin ruhu da ihlâstır. İhlâs ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır.
Anahtar Kelimeler: Îmanı korumak ibadetle olur - Imani korumak ibadetle olur - Iman - Imani Korumak - Iman nasil korunur - Iman nasil korunabilir - Iman korumak nasil olur - Iman neyle korunur - Ibadet - Namaz

30 Ağustos 2009 Pazar

Ramazan ayi faziletleri

Ramazan ayı faziletleri

Peygamber efendimiz (s.a.v.), Ramazan-ı şerif'in fazileti hakkında buyuruyor ki:

Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır. [Nesai]

- Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek” denir. [Nesai]

- Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. [Taberani]

- Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder. [Deylemi]

- Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur. [Taberani]

(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]

(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur]

(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]

(İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]

(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.) [Taberani]

İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:

Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur.

Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.

Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.

Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.

İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.

Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir. Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur.

Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin!

Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.

Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]

(Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]

(Ramazan orucunu tutup ölen mümin, Cennete girer.) [Deylemi]

(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]

(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya]

(Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.) [Deylemi]

(Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari]

Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi)

Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.
Kaynak : http://www.dinibilgiler.org

2 Ağustos 2009 Pazar

Gurbetci aile Bulgaristan da dehseti yasadi

Türkiye'ye Gelen Gurbetçi Aile Bulgaristan'da Soyuldu

Almanya’da çalışan Türk aileler en büyük korkuyu Bulgaristan’dan geçerken yaşıyor. Demir Perde’nin yıkılarak Bulgaristan’ın demokrasiye geçmesiyle birlikte olaylar gündemden kalkmıştı. Ancak, bu yaz başında ve önceki hafta yaşanan iki olay Bulgaristan dehşetini yeniden hatırlattı. Önceki perşembe İstanbul’a gelmek üzere yola çıkan Aksoy Ailesi, polis kılıklı soyguncular tarafından Sofya’ya yirmi kilometre mesafede dağa kaldırıldı.

ALMANYA‘nın İngolstadt Kenti’nde bir otomobil bayiinde çalışan Akın Aksoy (44) ile aynı yaştaki eşi Nalan, çocukları Hande (22) ve Alper (17) ile İstanbul’daki yakınlarının yanına gelmek için geçen perşembe yola çıktı. Baba Aksoy’un kullandığı ciple yola koyulan ailenin yolculuğu, geceleyin Bulgaristan’ın başkenti Sofya’yı 20 kilometre geçtikten sonra kâbusa döndü. Akın Aksoy, sirenini açıp arkadan yaklaşan polis otosu görünümündeki araçtan yapılan ikaz üzerine cipini kenara çekti. Araçtan inen polis kıyafetli ve kar maskeli iki kişi, silah zoruyla Aksoy Ailesi’nin bireylerinin ellerini kelepçeledi. Şüphelilerden biri kendi araçlarının, diğeri ise Aksoy Ailesi’nin aracının direksiyonuna geçti.

Cep telefonunu gizledi

Yaklaşık 10 dakikalık yolculuğun ardından aile ormanlık bir alana getirildi, yanlarındaki 4 bin Euro, altın kolye ve üç cep telefonu gasp edildi. Bu arada Hande Aksoy, cep telefonunu pantolonun arka cebine gizlemeyi başardı. Şüpheliler anne, baba ve iki çocuğu ikişerli olarak sırt sırta bileklerinden kelepçeledi. Soyguncular, bandaj olduğu için Hande Aksoy’un sol eline kelepçe takmadı. Almanca bilen şüphelilerden biri, “Otomobilinizi de alıp gidiyoruz” dedi ve soyguncular araçlarıyla olay yerinden uzaklaştı. Bir eli boşta olan Hande Aksoy, arka cebinden cep telefonunu çıkararak önce Bulgar polisini, ardından İstanbul’daki amcası Azim Aksoy’u aradı. Amca Aksoy, Bulgaristan’ın Türkiye Büyükelçiliği’yle irtibata geçti, polis de ailenin bulunduğu bölgeye hareket etti. Yaklaşık iki saat sonra bölgeye ulaşan ekipler, önceki gün Aksoy Ailesi’ni elleri kelepçeli olarak yarı baygın halde buldu.

Polis, çalınan cipi boş bir arazide yanmış halde buldu. Aile, Büyükelçilik’e teslim edildi. Büyükelçilik, pasaportları da ciple birlikte yanan aileye ülkeye giriş için belge verdi. Azim Aksoy, kardeşine verilmek üzere bir Büyükelçilik çalışanın hesabına 500 Euro yatırdı. Biletlerini alan aile, Edirne’ye gelmek için yola koyuldu. Sabaha karşı 03.00 sıralarında Türkiye’ye gelen aile, kendilerini karşılayan Azim Aksoy’a sarılıp ağladı.

Neşeli başlayan yolculuğun kâbusa dönüştüğünü söyleyen Akın Aksoy, “Bu işin peşini bırakmayacağım. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) kadar gideceğim” dedi.

Köln'de Genç Türk Kadını Öldürüldü

Köln'de Genç Türk Kadını Öldürüldü

Henüz 24 yaşındaydı. Almanya'nın Köln kentine yaşıyordu ama sonu korkunç oldu.
Almanya'nın Köln kentinde bir genç Türk kadınının dün gece öldürüldüğü bildirildi. Yozgatlı olduğu belirtilen 24 yaşındaki Ayşe Topaloğlu'nun, 35 yaşındaki Erdal adlı sevgilisi tarafından bıçaklanarak öldürüldüğü sanılıyor.

Ayşe Topaloğlu'nun ablasının evinde Erdal ile tartıştığı ve çıkan tartışma sonucunda çok sayıda bıçak darbesiyle öldürüldüğü tahmin ediliyor.

Görgü tanıklarının ifadelerine göre, dün yerel saatle 22.00 sıralarında Ostheim semtinde meydana gelen olayda Erdal adlı şahıs, kendisinden ayrılmak isteyen Topaloğlu'nu önce bir kez bıçakladı, sonra kaçmaya çalışan maktülü tekrar yakalayıp Bodrum katında çok sayıda bıçak darbesiyle öldürdü.

Komşuların olayı haber vermesiyle olay yerine gelen polis, Erdal adlı kişiyi gözaltına aldı.

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Temel ve kaptan Pilot

Temel ve kaptan Pilot

Bir ucak düsmek üzereymis. Bu yüzden ucagin tabani da dahil olmak üzere herseyi atmislar. Yalnizca ucagin tavanina tutunan yolcular ve pilot kalmis.

Pilot: "Ucak hala düsüyor, bir yolcunun atlamasi gerekli" demis.

Temel: "Ben atlarim ama sevgili kaptan pilotumuz haric hepinizden kuvvetli bir alkis bekliyorum..." deyince bütün yolcular Temel'i alkislamis ve asagiya düsmüs. Sadece Temel ve Pilot kurtulmus....

SÜPER ILETKEN

Süper Iletken

1986'da George Bednorz, kayip olmaksizin enerjiyi transfer edebilen bir madde gelistirdi. Böylece "süper iletken" kavrami hayatimiza girmis oldu.

Süper iletkenler, "bilgi cagi" acisindan cok önemli gelismelerdir. Siradan bir bakir telden iletildiginde enerjinin yaklasik % 40'i kaybolmaktadir. Iste bu yüzden süper iletkenler insanligin enerjiyi dogru ve verimli kullanilabilmesi acisindan cok önemlidir.

16 Temmuz 2009 Perşembe

Almanya da KGS kartlarina yogun ilgi

Almanya da KGS kartlarina yogun ilgi
16 Temmuz 2009 Persembe


ALMANYA'da ilk kez satışa sunulan Kartlı Geçiş Sistemi'ne (KGS) ilgi beklenenden büyük oldu.

Türkiye'de boğaz köprülerinden ve paralı otoyol giselerinde büyük kolaylık sağlayan KGS kartları Almanya'daki Ziraat Bankası şubelerinde satışa sunulmaya devam ediyor. Ancak bazı bölgelerde kartlar yogun ilgi nedeniyle tükenmis durumda. Berlin'de bulunan Ziraat Bankası subesine de iki parti halinde gelen KGS kartlarının tatil öncesinde kısa zamanda satıldığı belirtildi. Şubede görevli yetkililer tarafindan yapılan açıklamada, önümüzdeki hafta içinde Türkiye'den gelecek 3. siparişin de satışa sunulacağı ifade edildi.

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Avrupa'dan Turkiye'ye Sila Yolu uzakligi

Avrupa'dan Turkiye'ye Sila Yolu uzakligi

Baslangic noktasi : Frankfurt / Almanya
Bitis noktasi: Istanbul / Türkiye

01. Frankfurt - Würzburg - Nürnberg - Passau : 440 km
02. Passau - Linz - St. Pölten - Viyana - Györ : 407 km
03. Györ - Budapeste - Kecskemet - Szeged : 285 km
04. Szeged - Novi Sad - Belgrad - Nis : 444 km
05. Nis - Pirot - Sofya - Filibe - Kapikule : 481 km
06. Kapikule - Edirne - Istanbul : 261 km

Frankfurt - Istanbul arasi toplam uzaklik : 2318 km