TADİL-İ ERKÂNA RİAYET
27 TEMMUZ 2010 SALI
Namazlarda tadil-i erkana riayet, İmam Ebû Yusuf'a göre, bir rükün olduğundan farzdır. Bundan maksad, namazın kıyam, rükû ve secde gibi her rüknünü sükunetle yerine getirmek ve bu rükünleri yaparken her âzâ (organ)'nın yerine yerleşmiş olmasıdır.
Rükûdan kıyâma kalkarken vücud dimdik bir hâle gelmeli ve sükûnet bulmalı, en az bir kere: "Sübhânallâhi'l-azîm" diyecek kadar ayakta durup sonra secdeye varmak ve her iki secde arasında da böylece bir tesbih mikdarı durmak sünnettir.
Tâdil-i erkân, İmam-ı Azam ile İmam Muhammed'e göre, vâcibdir. Binâenaleyh farz oldugu takdirde, tadil-i erkana riyâet edilmeksizin kılınan bir namazı yeniden kılmak lazimdir.
Namazdan manevî haz duyanlar, namazda tadil-i erkana riayet ederler, acele etmekten sakınırlar. Acele etmeyi saygıya ve edebe aykırı görürler.
Hayatın en yararlı ve en kıymetli saatleri ibadetle geçen zamanlardır. Boş yere veya kısa bir yarar uğrunda zamanlarını harcayan insanların namaz gibi yüksek bir ibadetten, devamlı bir mutluluk yolundan ve İlahî huzurun zevkinden mahrum olmamak için çalışmamaları pek garip ve acınacak bir hal değil midir ?
Kaynak: Fazilet Takvimi
İmam Ebu Yusuf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İmam Ebu Yusuf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Temmuz 2010 Salı
28 Mart 2010 Pazar
ABBASÎ HALİFESİ HÂRÛN REŞÎD
ABBÂSÎ HALİFESİ HÂRÛN REŞÎD
28 MART 2010 PAZAR
Hicrî 165 senesinde (M.781) veliahtlığı zamanında, Anadolu'yu baştan başa geçerek Kostantiniyye (İstanbul) boğazına kadar geldi ve Bizansı senelik vergiye bağladı. Bunun üzerine pederi ona "Reşîd" lakabını verdi. Hârûn Reşîd, kardeşinden sonra halîfe oldu.
Hârûn Reşîd, pek bahtiyar bir sultan olup zamanında dünyâ sultanlarının en büyüğü idi. Her istediğine nail oldu. Hanımı Seyyide Zübeyde haseb ve nesebce ve güzel ahlâkça eşsiz idi.
Kadısı, İmâm-ı A'zam Hazretlerinin talebelerinin en büyüğü olan İmâm Ebû Yûsuf idi. Hanefî mezhebini yazan İmâm Muhammed gibi en bilgili âlimleri de adalet işleri için vazifelendirdi. Bu kadar güzellikleri bir araya getirmek doğrusu büyük bahtiyarlık idi. Kendisi de İslâmın mukaddesatına hürmet eder, din âlimlerine ve edîblere pek ziyâde ikram ve fukaraya çok sadaka ihsan ederdi. Bağdad şehri, fevkalâde mâmur ve cennet gibi oldu. Her taraftan ilim ve fazîlet sahiplerinin bir araya gelmesi ile dünyanın gıptasını çeker olmuştu.
Hârûn Reşîd, yirmi üç sene saltanat sürdü ve hicrî 193 senesi başlarında (M.809) Tûs'da kırk yedi yaşında vefat etti. Asrı, Abbâsîlerin en parlak devriydi.
28 MART 2010 PAZAR
Hicrî 165 senesinde (M.781) veliahtlığı zamanında, Anadolu'yu baştan başa geçerek Kostantiniyye (İstanbul) boğazına kadar geldi ve Bizansı senelik vergiye bağladı. Bunun üzerine pederi ona "Reşîd" lakabını verdi. Hârûn Reşîd, kardeşinden sonra halîfe oldu.
Hârûn Reşîd, pek bahtiyar bir sultan olup zamanında dünyâ sultanlarının en büyüğü idi. Her istediğine nail oldu. Hanımı Seyyide Zübeyde haseb ve nesebce ve güzel ahlâkça eşsiz idi.
Kadısı, İmâm-ı A'zam Hazretlerinin talebelerinin en büyüğü olan İmâm Ebû Yûsuf idi. Hanefî mezhebini yazan İmâm Muhammed gibi en bilgili âlimleri de adalet işleri için vazifelendirdi. Bu kadar güzellikleri bir araya getirmek doğrusu büyük bahtiyarlık idi. Kendisi de İslâmın mukaddesatına hürmet eder, din âlimlerine ve edîblere pek ziyâde ikram ve fukaraya çok sadaka ihsan ederdi. Bağdad şehri, fevkalâde mâmur ve cennet gibi oldu. Her taraftan ilim ve fazîlet sahiplerinin bir araya gelmesi ile dünyanın gıptasını çeker olmuştu.
Hârûn Reşîd, yirmi üç sene saltanat sürdü ve hicrî 193 senesi başlarında (M.809) Tûs'da kırk yedi yaşında vefat etti. Asrı, Abbâsîlerin en parlak devriydi.
Etiketler:
Fazilet,
Hanefi,
Harun Reşid,
İlim,
İmam Ebu Yusuf,
İmam Muhammed,
İmam-i Azam,
Sultan,
Tarih
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)