Sabır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sabır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2011 Pazar

KİMLER SABREDEN VE ŞÜKREDENDİR

KİMLER SABREDEN VE ŞÜKREDENDİR
6 MART 2011 PAZAR - 1 REBÎ'UL-ÂHİR 1432

Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz buyurdu:

"İki haslet kendisinde olan kimseyi Allâhü Teâlâ şükreden ve sabredenlerden yazar.

Bu iki haslet kendisinde olmayan kimseyi de şükreden ve sabredenlerden yazmaz:

Dînî hususlarda (sâlih amellerde) kendinden yukarıda olanlara bakıp onlara uyan ve dünya işlerinde kendisinden aşağıdakine bakıp da kendisini onun üzerine faziletli kılan Allâhü Teâlâ'ya hamd eden kimseyi nimetlere şükreden ve belâlara sabreden yazar.

"Kim de dînî hususlarda kendisinden aşağıda olanlara bakar (da kibirlenir), dünya işlerinde de kendisinden yukarıda olanlara bakar ve onda olanlar kendisinde olmadığı için üzülürse Allâhü Teâlâ o kimseyi şükreden ve sabreden yazmaz."

"Belâya uğramış birini gören 'Elhamdü lillâhillezî âfânî mimmebtelâke bihî ve faddalenî alâ kesîrin mimmen haleka tefdîlâ' derse -hangi belâ olursa olsun- ona, bu belâdan âfiyet verilir, ona belâ isabet etmez."

(Mânâsı: Seni mübtela kıldığı beladan bana âfiyet veren ve beni yarattıklarının birçoğundan fazîletli kılan Allah'a hamdolsun.)
Anahtar Kelimeler: KİMLER SABREDEN VE ŞÜKREDENDİR - kim sabreden kim sükredendir
Kaynak: Fazilet Takvimi / 3 MART 2011 PERŞEMBE - 28 REBÎ'UL-EVVEL 1432

*************************************************************************************
BİR HADİS-İ ŞERİF
"İnsanların sende görmelerini çirkin gördüğün (sevmediğin) şeyi yalnız başına kaldığın zaman da yapma."
Kaynak: Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî
*************************************************************************************

27 Aralık 2010 Pazartesi

KİM SABREDEN VE ŞÜKREDEN YAZILIR

KİM SABREDEN VE ŞÜKREDEN YAZILIR
27 ARALIK 2010 PAZARTESi - 21 MUHARREM 1432

"Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz buyurdu:

"İki haslet kendisinde olan kimseyi Allâhü Teâlâ şükre­den ve sabreden (diye) yazar. Bu iki haslet kendisinde olmayan kimseyi de şükreden ve sabreden yazmaz:

Dînî hususlarda (sâlih amellerde) kendinden yuka­rıda olanlara bakıp onlara uyan ile dünya işlerinde kendisinden aşağıdakine bakıp da kendisini onun üzerine faziletli kılan Allâhü Teâlâ'ya hamd eden kim­seyi nimetlere şükreden ve belâlara sabreden yazar.

Kim de dînî hususlarda kendisinden aşağıda olanlara bakar (da kibirlenir), dünya işlerinde de ken­disinden yukarıda olanlara bakar ve onda olanlar kendisinde olmadığı için üzülürse Allâhü Teâlâ o kimseyi şükreden ve sabreden yazmaz."

Belâya uğramış birini gören kimse 'Elhamdü lillâhillezî âfânî mimmebtelâke bihî ve faddalenî alâ kesîrin m i m men haleka tefdîlâ' derse ne olursa olsun ona, bu belâdan afiyet verilir." (Mânâsı: Seni mübtela kıldığı bela­dan bana afiyet veren ve beni yarattıklarının birçoğundan faziletli kılan Allah'a hamdolsun).

Kaynak: Fazilet Takvimi / 21 Aralık 2010 Sali - 15 Muharrem 1432

16 Ağustos 2010 Pazartesi

ALLAH SABREDENLERİ SEVER

ALLAH SABREDENLERİ SEVER
16 AGUSTOS 2010 PAZARTESİ

“Allah ve Resulü’ne itaat ediniz, birbirinize düşmeyiniz, sonra zayıflarsınız ve zaferi elden kaçırırsınız. Sabrediniz, kuşkusuz Allah sabredenleri sever.” (Enfal, 8/46)

Sabır, “Allah’tan gelen acı ve sıkıntılara katlanma; insanın kendisini, aklın ve dinin yapılmasını gerekli gördüğü işleri yapmaya veya yapılmasını yasakladığı davranışlardan uzak durmaya zorlaması; kişinin hayırlı amacına ulaşma yönündeki direnci” gibi anlamlarda kullanılır.

Sabır, insanın bir amaç için ortaya koyduğu özverinin, kararlılığın, güçlü iradenin ürünüdür; dolayısıyla sabır, insanın kendi benliğiyle ilgili tavrıdır.

Kur’an’da, rahatlık ve bolluk kadar sıkıntı ve darlık da bir hayat gerçeği olarak gösterilmiş; sabrın, zorluklar karşısında acizlik gösterip sıkıntılara teslim olmak anlamına gelmediğine; aksine, Allah’ın inayetine güvenerek güçlükleri aşma iradesini göstermek olduğuna işaret edilmiştir.

Ayet-i Kerime’de Allah’a ve Resûlüne itaat, birlik ve beraberlik, zorluklar karşısında sabır ve metanetle hareket etmek hayatta başarılı olmak için en önemli ilkeler olarak gösterilmiş; Allah’a olan inançlarını, güven ve teslimiyetlerini, iyimserliklerini, sabır ve metanetlerini her zaman koruyan yüksek karakterli müminler “Allah sabredenleri sever.” (Al-i İmran, 3/146) İlahi buyruğuyla taltif edilmişlerdir.

Kaynak: Diyanet Takvimi / 05 Agustos 2010 Persembe (05.08.2010)

30 Ekim 2009 Cuma

SABIR VE TAHAMMÜL

SABIR VE TAHAMMÜL
30 Ekim 2009 Cuma


Hilm; yumuşaklık, halim selim olma ve sakinlik halidir. Hilm, aklın kemâline delâlet eder. Hilm, gazab kuvvetinin kırıldığına ve onun akla bağlı olduğuna delâlet eder.

Hilmin bazı faydaları: Allâhü Teâlâ'nın sevgisini kazanmaya sebep olur. Hz. Aişe (r.anhâ)'nın rivayet ettiği hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: "Kim gazablanır da hilm (sabır) ederse Allâhü Teâlâ'nın muhabbeti ona vâcib olur."

Hz. Fâtıma (r.anhâ)'nın rivayet ettiği hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmaktadır: "Muhakkak Allâhü Teâlâ hayâlı, halîm ve iffetli kimseyi sever. Kötü, fahiş söz söyleyene ve ısrarla isteyene buğzeder."

Hilm, Peygamber Efendimiz'in taleb ettiği bir ziynettir. Süfyân bin Uyeyne (r.a.) şöyle rivayet eder: Şu duâ Resûlullâh (s.a.v.)'in dualarından biri idi: "Allah'ım, beni ilimle zengin kıl, hilim ile ziynetlendir, takva ile beni kerim kıl ve beni afiyetle güzelleştir."

Ebû Hüreyre (r.a.)'ın rivayet ettiği hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmuştur: "İlmi taleb edin. İlimle beraber sekînet (vakar) ve hilmi de arayın. İlim öğrettiklerinize ve ilim öğrendiklerinize karşı yumuşak olunuz. Alimlerin cebbarlarından olmayın ki, cehaletiniz hilminize gâlib gelmesin."

Hilim ile cennette yüksek derecelere kavuşulur. Ubâde bin Sâmit (r.a.)'ın rivayet ettiği hadîs-i şerîfte şöyle buyurulur: "Size Allâhü Teâlâ'nın binaları şereflendireceği ve dereceleri yükselteceği şeyi haber vereyim mi? Ashâb-ı Kiram; 'Evet, yâ Resûlallah' dediler. Buyurdu ki: Sana gazablanana hilm göster, sana zulmedeni affet, sana gelmeyene sen git."

Diğer bir hadîsi şerîfte; "Sana Allâhü Teâlâ'nın seni menfaatlendireceği bâzı hasletleri bildireyim mi? İlme sarıl. Zîra ilim, mü'minin dostudur, hilm onun veziridir, akıl onun delilidir, amel onun kayyımıdır (ayakta tutanı), rıfk (yumuşak huyluluk) onun babasıdır, yumuşaklık onun kardeşidir, sabır ise onun askerlerinin kumandanıdır." buyurulmuştur.