Zikir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zikir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2010 Cuma

RESÛLULLÂH'IN (S.A.V.) TAVSİYELERİ

RESÛLULLÂH'IN (S.A.V.) TAVSİYELERİ
11 HAZIRAN 2010 CUMA

Hz. Ebû Zer (r.a.) şöyle buyurdular: "Resûlullâh'ın (s.a.v.) huzuruna girdim. 'Bana tavsiyede bulun.' dedim. 'Allah'tan korkmanı ve takva sahibi olmanı tavsiye ede­rim.' buyurdu.

"Artır, yâ Resûlallah!" dedim. "Kur'ân'ı Kerîm'i oku ve Allah'ı zikret. Çünkü o zikir, senin için gökte bir hatırlanma ve yeryüzünde de nurdur."

"Bana daha fazla tavsiyede bulun, yâ Resûlallah!" dedim. "Az konuş. Çünkü susman, şeytanı senden uzak­laştırır, din işinde sana yardımcı olur." buyurdu.

"Bana daha fazla tavsiyede bulun, yâ Resûlallah!" de­dim. "Çok gülmekten kaçın. Çünkü çok gülmek kalbi öldürür, yüzün nurunu giderir." buyurdu.

"Daha, yâ Resûlallah!" dedim. "Acı da olsa hakkı ko­nuş." buyurdu.

"Daha, yâ Resûlallah!" dedim. "Allah yolunda kınayan­ların kınamasından korkma." buyurdu.

"Daha, yâ Resûlallah!" dedim. "Kendi kusurlarını bil­men, insanlardakini görmene mâni olsun." buyurdu.

Kaynak: Fazilet Takvimi

18 Mayıs 2010 Salı

"ONLARLA OTURANLAR BEDBAHT OLMAZLAR"

"ONLARLA OTURANLAR BEDBAHT OLMAZLAR"
18 MAYIS 2010 SALI

Hz. Ebû Hureyre'den (r.a.) Resûlullah (s.a.v.) buyur­dular ki: "Allâhü Teâlâ'nın yollarda dolaşıp, zikredenleri araştıran melekleri vardır. Allâhü Teâlâ'yı zikreden bir topluluk bulduklarında 'Aradığınıza gelin.' diye birbirle­rini çağırırlar. Onları kanatlarıyla kuşatarak dünyâ semâ­sına kadar doldururlar. Allâhü Teâlâ -onları daha iyi bil­diği halde- meleklere sorar:

'Kullarım ne diyorlar?' Onlar,

'Seni tesbih ediyorlar, sana tekbir okuyorlar, sana tahmîd okuyorlar, sana ta'zim (temcîd) ediyorlar.' derler. Allâhü Teâlâ,

'Onlar beni gördüler mi?'

'Hayır, ya Rabbi.''

'Yâ görselerdi ne yaparlardı?'

'Eğer seni görselerdi, daha çok ibâdet ederler, daha çok ta'zim ve tesbihde bulunurlardı.' derler. Allâhü Teâlâ buyu­rur: 'Onlar ne istiyorlar?' Melekler.

'Senden cenneti istiyorlar?'

'Cenneti gördüler mi?'

'Hayır, Yâ Rabbi!'

'Yâ görselerdi ne yaparlardı?'

'Eğer görselerdi, cennete karşı daha çok hırs gösterir­ler, ona daha çok rağbet ederler, onu daha çok isterlerdi' derler. Allâhü Teâlâ buyurur:

'Neden sığınıyorlar?'

'Cehennemden sığınıyorlar' derler.

'Onu gördüler mi?' 'Hayır, Yâ Rabbi!'

'Yâ görselerdi ne yaparlardı?'

'Eğer görselerdi, ondan daha çok kaçarlar, daha çok korkarlardı' derler. Bunun üzerine Allâhü Teâlâ:

'Sizi şahit kılıyorum, onları affettim.' buyurur.

"Onlardan bir melek der ki: 'Onların arasında, onlar­dan olmayan falan günahkâr kul da var. O başka bir ihti­yâcı için uğramıştı, (aralarına) oturuverdi."

Allâhü Teâlâ 'Onu da affettim. Onlar öyle bir ce­maattir ki, onlarla oturanlar, onlar sayesinde bed­baht olmazlar.'

Kaynak: Fazilet Takvimi

17 Mayıs 2010 Pazartesi

ALLAH İÇİN SEVMEK VE ALLAH İÇİN BUĞZ ETMEK

ALLAH İÇİN SEVMEK VE ALLAH İÇİN BUĞZ ETMEK
17 MAYIS 2010 PAZARTESİ

Allah için sevmek ve Allah için buğzetmek mü'minin en faziletli hasletlerindendir. Hz. İbn-i Abbas (r. anhümâ) Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Hz. Ebû Zerr'e şöyle dediğini rivayet etti:

"Yâ Ebâ Zer, îmânın hangi rüknü daha sağlamdır?"

"Allah ve Resulü daha iyi bilir." deyince Peygamber Efendimiz (s.a.v.),

"Allah İçin dost olmak, Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir." buyurdu.

Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek îmânın ke­mâle ulaşmasına sebep olur. Mü'min, îmânın tadına bu şekilde ulaşır. Bu, Allah için olan amelin en hâlis olanıdır.

Hz. Ömer bin Hattâb (r.a.) buyuruyor ki: "Bir kişi geceleri namaz kılıp, gündüzleri oruç tutsa, sadaka verse ve cihâd etse fakat sevdiğini Allah için sevmese, buğz ettiğine de Allah için buğzetmese bu yaptığı ibâdetlerin ona bir faydası olmaz."

Allâhü Teâlâ, Mûsâ (a.s.)'a şöyle vahyetti: "Yâ Mûsâ! Hiç, benim için bir amel işledin mi ?" Dedi ki: "İlâhî, senin için namaz kıldım, oruç tuttum, sadaka verdim, zikrettim." Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu:

"Namaz senin dînin için Müslüman olduğuna dâir de­lildir; oruç seni ateşten koruyan bir kalkandır; sadaka arşımın gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı gün­de mahşerde senin için bir gölgedir, zikir, karanlık yer­lerde nurdur. Bunların faydası hep sana aittir, sana döne­cektir. Sen sırf benim için ne amel işledin?

Mûsâ (a.s.): "Yâ Rabbi, bana, senin için olan ameli öğret." dedi.

Allâhü Teâlâ buyurdu ki: "Yâ Mûsâ! Hiç benim rızâm için bir dostuma dostluk yaptın mı? Hiç benim rızâm için benim düşmanıma düş­manlık ettin mi?"

Bundan sonra Mûsâ (a.s.) öğrendi ki, amellerin en güzeli Allah için sevmek ve Allah için buğz(düşmanlık) etmektir.

Kaynak: Fazilet Takvimi

22 Şubat 2010 Pazartesi

ALLAH'I ZİKİR ETMEK DUÂ YERİNE GEÇER

ALLAH'I ZİKİR ETMEK DUÂ YERİNE GEÇER
22 SUBAT 2010 PAZARTESI

Tabiînden Süfyân bin Uyeyne Hazretlerine soruldu: "...Resûlullâh aleyhisselâmın 'Benden önceki pey­gamberlerin ekseriya duaları (Lâ ilahe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr) idi.' buyurmalarının manası nedir? Halbuki bu duâ değil, zikirdir ve Allah'ı övmekten iba­rettir." Cevaben şöyle buyurdu:

"Siz Mâlik bin Hâris'in hadîsini bilmiyor musunuz. Allâhü Teâlâ bir hadîs-i kudsîsinde: 'Kulumun beni övmesi, onu duâ ve bir şeyler istemekten meşgul ederse, ben o kuluma isteyen ve duâ eden kullarıma verdiğimden fazlasını ve güzelini ihsan ederim" buyurmuştur.