Kötü Ahlak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kötü Ahlak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2011 Cuma

AHLÂK'IN EN KÖTÜSÜ CİMRİLİK

AHLÂK'IN EN KÖTÜSÜ CİMRİLİK
14 OCAK 2011 CUMA - 10 SAFER 1432

Hırs ve cimriliğin âdet (huy) hâline gelmesine veyâ insanın kendi elindekini kıskanmasına bahillik, herkesin elindekini kıskanmasına da şuh denilmiştir.

Hz. İbn-i Ömer (r.a.) "Şuh, malda cimrilik değildir. Kendinin olmayan mala göz dikmektir." demiştir.

Şuh cimriliğin nihâyet derecesidir. Öyle ki, başkasının cömertlik etmesini de istemez, bundan sıkılır da yapmaması için çabalar.

Yâhut, o kadar hırslıdır ki müslüman kardeşinin malına zulmen yer, kendisinin olmayan şeylere göz diker, başkasında olmasını da kıskanır, hoş görmez.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Şuhh'un (aşırı cimriliğin) İslâmı mahvettiği gibi hiçbir şey mahvetmez."

"İki huy müslümanda birleşmez: Cimrilik ve kötü ahlâk."

Resûllullah (s.a.v.): "Allâhü Teâlâ Adn Cennetini ve ağaçlarını yarattı. Sonra da ona -konuş- buyurdu. Adn Cenneti "(Hakîkî) mü'minler muhakkak felâh buldu, kurtuldu" dedi. Allâhü Teâlâ da "İzzet ve celâlim hakkı için sende hiçbir cimri bana komşu (yakın) olamaz." buyurdu. Sonra Resûlullah (s.a.v.) de "Her kim nefsinin hırsından, kıskançlığından, cimriliğinden korunursa işte onlar felâh bulanlardır." meâlindeki Haşr Sûresi'nin 9. âyet-i kerîmesini okudu.

Bu âyet-i kerîmeden aşırı hırsın ve cimriliğin son derece çirkin olduğu anlaşılır. Bu cimrilikten korunamayanlar kurtulamamış olurlar.

Hz. İbn-i Mes'ûd'a (r.a.) bir adam gelip, "Ben, cimri (şuh) bir adamım, benden hemen hemen hiçbir şey çıkmaz. Allâhü Teâlâ "Kim nefsin cimriliğinden korunursa kurtulanlar onlardır." buyuruyor. (Haşr,9) Böyle ise, ben helâk (mahv) oldum." dedi. Hz. İbn-i Mes'ûd (r.a.), "Seninki şuh değil buhul, yani cimriliktir. Cimrilikte de hayır yoktur. Allâhü Teâlâ'nın âyetindeki şuh ise kardeşinin malını zulüm ile yemendir." diye cevap verdi.

Kaynak: Fazilet Takvimi / 6 OCAK 2011 PERSEMBE - 2 SAFER 1432

************************************************************************************
BİR HADİS-İ ŞERİF
"Zekâtını veren, müsâfiri ağırlayan ve musîbet zamanında (malından) veren kimse, cimrilikten uzaktır."
Kaynak: Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu'cemu'l-Kebîr
************************************************************************************

10 Nisan 2010 Cumartesi

ALLÂHÜ TEÂLÂ'NIN "TEVVÂB" İSM-İ ŞERÎFİ

ALLÂHÜ TEÂLÂ'NIN "TEVVÂB" İSM-İ ŞERÎFİ
10 NİSAN 2010 CUMARTESİ

Allâhü Teâlâ'nın Tevvâb olması;

1- Kendisine dönen ve tevbe eden kulları çoktur, de­mektir.

2- Öyle çok tevbe kabul eder ki tevbe ile her günahı affedebilir. Tevbe ile affolunamayacak bir günah yoktur. Çünkü en büyük günah şirktir. Tevbe ve îmân ile Allah onu da afveder. Allâhü Teâlâ kendisine şirk koşulmasını mağfiret etmez, bağışlamaz, buyurulması tevbe etme­den ölen hakkındadır.

3- Allâhü Teâlâ tevbe eden bir günahkârı hiç günah işlememiş gibi af ve rahmetiyle bahtiyar eder.

Allâhü Teâlâ'nın böyle tevbeyi kabul etmesi rahmeti­nin eseri olduğu gibi gıybetten, kötü zandan, kötü ahlâk­tan yasaklaması da, rahmetinin eseridir. Anahtar Kelimeler: ALLÂHÜ TEÂLÂ'NIN "TEVVÂB" İSM-İ ŞERÎFİ - ALLÂHÜ TEÂLA'nin TEVVÂB ism-i serifi - Allahü Teala'nin Tevvab ismi serifi -
Kaynak: Fazilet Takvimi