Medrese etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Medrese etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2010 Salı

TARİHTE VAKIFLAR

TÂRİHTE VAKIFLAR
18 MAYIS 2010 SALI

Müslümanlar, târih içerisinde; dîne, ilim ve faziletin yayılmasına, insaniyet ve medeniyete hizmet için birçok para ve mallar sarfederek vakıflar meydana getirmişlerdir ki bazıları şunlardır:

Câmî, mescid ve kırlarda yapılan namazgahlar.

Medrese, mekteb, kütübhâne, zaviye, ribât, dergâh. Bunlar birer ilim ve irfan yurdu, birer ibadet ve tâat bucağı olmak üzere vücûda getirilmiştir.

Çeşme, sebil, sarnıç, havuz, kuyu, göl, yolların tamiri. Bunlar da insanların en mühim ihtiyaçlarını karşılamak­tadırlar.

Kervansaraylar, hastahâneler, müslümanların defnedil­meleri için kabristanlar, zayıf hayvanların otlayıp beslen­meleri için meralar, kuşlar için evler.

Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere ahâ­lisinden fakir olanlara ve hac yolunda parasız kalanlara ve hacılara su ve şerbet dağıtılmasına mahsus vakıflar.

Tefsir', hadîs, fıkıh okutulması, hafız yetiştirilmesi -ki bunlar aynı zamanda farz-ı kifâyedîr-, fakir mekteb ço­cuklarına cüz ve kitaplarının alınması, Kur'ân-ı Kerîm'i hatmeden çocuklara birer miktar para verilmesi için ya­pılmış vakıflar.

Ramazân-ı Şerîfde ve sâir mübarek günlerde iftarda hurma, zeytin, su dağıtılması için yapılmış vakıflar.

Fakirlere vakit vakit ve bilhassa Ramazân-ı Şerîfde, regâib ve berât gibi mübarek gecelerde para veya erzak dağıtmak, fakir kızlara çeyiz tedârik etmek, fakir cenaze­lerini kaldırmak, yetim ve yoksul çocuklara, fakir, dul ka­dınlara bayram elbisesi satın almak için yapılmış vakıflar.

Yolculara yardım etmek, esirleri âzâd etmek, âzâd edilmiş kölelere, cariyelere yardım için yapılan vakıflar.

Mushaf-ı şerîf ve diğer dînî, ilmî kitabların yazılması, alınması, tamir ve cilt edilmesi ve hayır müesseselerinin yaşayabilmeleri için yapılan vakıflar.

Bütün bunlar, ecdadımızın, sonraki nesilleri ne kadar düşündüklerine, sadakalarının devamını temin etmek ve örnek olmak istediklerine ve kendilerindeki iyilikseverlik fikrinin yüksekliğine birer şanlı, şerefli delîldir.

Kaynak: Fazilet Takvimi

16 Nisan 2010 Cuma

TAM TEVEKKÜL ET

TAM TEVEKKÜL ET
16 NİSAN 2010 CUMA

Aziz Mahmud Hüdâyi hazretleri, mürşidi Üftâde hazretleri'nden tam olarak istifade edebilmek maksadıyla onun emriyle kadılıktan istifa eder. Sonra da hocalık yaptigi medreseden de ayrılmak ister. Bunun üzerine Üftâde hazretleri,

"Geçimini ne ile temin etmeyi düşünüyorsun ?" diye sorar. Hüdâyi hazretleri de,

"Allah kerim, eğer mecbur kalırsam elimdeki malları satar yerim. O da iki üç sene yeter" der. Bunun üzerine Üftâde hazretleri celâllenerek,

"Onlara itimat etme. Allah'a tevekkül et. Şüphesiz senin, sebeplere itimat etmen, medreseye itimat etmenden daha kötüdür ve cürmü ondan şiddetlidir" der.

İmanın kemale ermesinin bir şartı da tevhidin ve tevekkül'ün tam olmasıdır.

Gavs-ı Bilvânisî hazretleri der ki:

"Hürriyet, Allah'tan başka hiçbir sebebe bağlanmamaktır. Bütün işlerde sebeplere değil, sebepleri yaratana dayanmak ilk vazifedir."

Hakiki tevhid de ancak böylesine bir hürriyetle gerçekleşebilir. Üftâde hazretleri bu manaya işaret ederek tevhidi şöyle tarif etmektedir: "Mâsivadan (Allah'ın dışındaki şeylerden) hür (bağımsız) olup, Allah'a kul olmaktır."

Kaynak: Semerkand Takvimi

11 Nisan 2010 Pazar

ASHÂB-I SUFFE

ASHÂB-I SUFFE
11 NISAN 2010 PAZAR

Ashâb-ı Suffe, muhacirlerin fakirlerinden sayıları dört yüz kadar olan sahabe cemaatıdır. Medîne-i Münevvere'de ne bir meskenleri, ne aşiret ve akrabaları, hiçbir şeyleri yoktu. Dâima Mescid-i Nebevî'de bulunurlar ve mescidin sofasında ikâmet ederlerdi. Kur'ân-ı Kerîm ilmini tahsil ederler, dâima Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz'in va'z ve nasîhatlarını dinleyerek istifâde ederler, hep oruçlu bulunurlar, hâsılı bütün vakitlerini ilim ve ibâ­dete ayırırlar, ne zaman bir gaza olsa giderlerdi. Bu mü­barek zâtlar, Peygamberimizin medresesinin kendilerini Allah yoluna vakfetmiş talebesi idiler.

Bunun içindir ki İslâm'da medreseler, câmi-i şerîflerin etrafına yapılır ve Medresede ilim tahsil eden talebeden de Ashâb-ı Suffe'nin yolundan gitmesi beklenirdi: İlim tahsîli, ibâdet, din uğrunda her türlü meşekkata taham­mül ile iffeti muhafaza ve dini yayma hizmeti, îcâbında cihad...

Resûlullâh (s.a.v.) Ashâb-ı Suffe'nin hâllerini, fakirlik­lerini, çekmekte oldukları zahmetleri gördü ve kalplerini hoşnut edip buyurdu ki "Ey Ashâb-ı Suffe! Size müj­deler olsun ki her kim şu sizin bulunduğunuz hâl ve sıfatta ve bulunduğu hâlden razı olarak bana kavu­şursa o benim arkadaş (yoldaş)larımdır."

İşte, Bakara süresindeki "Verin o fakirlere ki Allah yol­unda kapanmışlardır, şuraya buraya dolaşamazlar. İstemekten çekindikleri için bilmeyen onları zengin zan­neder, onları sîmalarından tanırsın. Hakkı bîzar etmez­ler, hem işe yarar her ne verirseniz hiç şüphesiz Allah onu bilir." mealindeki 273. âyet-i kerîme bu zâtlar hak­kında inmiştir. Fakat hükmü umûmîdir. Allah rızâsı için düşmana karşı nöbet bekleyen veya Allah rızâsı için ilim tahsil eden veya kendisini Allah rızâsı için ümmet-i Muhammed'e hizmet uğruna vakfeden ve bu hâller için­de malı mülkü yok, muhtaç olmakla beraber nafakasını kazanmaya vakit bulamayan fakir müminler de bu âye­tin hükmünde dâhildirler. Bunlar sadakaların infak edile­ceği, verileceği, en güzel yeri teşkil ederler.

Kaynak: Fazilet Takvimi