Kıyamet günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kıyamet günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2010 Cuma

CENNETE ANCAK ALLAH'IN RAHMETİ İLE GİRİLİR

CENNETE ANCAK ALLAH'IN RAHMETİ İLE GİRİLİR
09 TEMMUZ 2010 CUMA


Resûlullâh (s.a.v.) bir gün şöyle buyurdular: "Az önce Cebrail yanıma geldi ve dedi ki: 'Yâ Muhammed! Seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, Allah'ın kullarından biri, denizin ortasındaki adada bir dagin basinda Allah'a beş yüz sene ibadet etti. Allahü Teala ona parmak kalinliginda, tatli su akitan ve birikip dagin eteginde toplanan bir kaynak cikardi. Bir nar agaci, ibadet ettigi her günün gecesinde ona bir nar veriyordu. Akşam oldugunda inip abdestini aliyor ve bu nari yiyordu. Sonra kalkip namazini kiliyor ve eceli geldiginde, ruhunu secdede iken almasini ve secde halinde dirilinceye kadar, yerin veya başka şeyin cesedini bozmamasini Rabb'inden istiyordu. Allah da onun duasini kabul etti.

O kiyamet günü diriltilip Allah'in huzuruna cikarilinca Allahü Teala 'Kulumu rahmetimle cennete koyun'. buyurur. Kul 'Ya Rabbi! (işledigim) amelimle (gireyim)' der. Allahü Teala 'Kulumu rahmetimle cennete koyun'. buyurur. Kul 'Ya Rabbi! (işledigim) amelimle (gireyim)' der. Allahü Teala: 'Kulumun ameli ile benim ona verdigim nimeti kiyaslayin.' buyurur. Göz nimetinin beş yüz senelik ibadeti kapladigi anlaşilir. Vücuddaki diğer nimetler fazla­dan (şükredilmemiş) olarak kalır. Allâhü Teâlâ, 'Kulumu cehenneme atın.' buyurur. Kul, cehenneme doğru sürüklenince 'Yâ Rabbi! Rahmetinle beni cennete koy!' diye yal­varır. Bunun üzerine Allâhü Teâlâ, 'Onu geri getirin.' buyu­rur. Allâhü Teâlâ'nın huzurunda durdurulur. Allâhü Teâlâ: 'Ey kulum! Sen hiçbir şey değilken seni kim yarattı?' 'Şen yarattın Yâ Rabbi!' "Sana beş yüz sene ibâdet etmek için kim kuvvet verdi?' 'Sen verdin yâ Rabbi! 'Seni koca denizin ortasında bir dağa indiren, senin için tuzlu sudan tatlı su çıkaran, senede bir defa meyve veren ağaçtan her gece meyve verdiren, secde hâlinde ölmeyi arzu ettiğinde duanı kabul eden kimdir?' 'Sensin, yâ Rabbi!'

Allâhü Teâlâ, 'İşte bunlar benim rahmetim iledir ve an­cak rahmetimle seni cennete girdireceğim. Kulumu cen­nete girdirin. Ey kulum! Sen ne iyi bir kulsun!' buyurur ve onu cennete girdirir."

Kaynak: Fazilet Takvimi

4 Mayıs 2010 Salı

DÖRT VASIF

DÖRT VASIF
04 MAYIS 2010 SALI

İnsan her an tehlike ve hüsrandadır, ancak Asır sûre­sinde bildirilen şu dört vasfa sâhib kimseler hüsranda değil, kârdadır.

Birincisi: Allâhü Teâlâ'ya, resulüne ve âhiret gününe îmân edip ihlâs ile ibâdete ikrar vermiş, mü'mın ile kafi­rin haklı ile haksızın Allah yanında farkı olduğuna ve hayır amellerin iyi, şer amellerin ise kötü cezasının veri­leceğine, âhiret gününe inanmış olanlar.

İkincisi: îmân ile sâlih amel işleyenler. Yâni îmânları yal­nız gönül ve dillerinde kalmamış, bütün hislerine, akıl ve irâdelerine sâhib olarak yaptıkları işleri Allah'ın rızasına, emirlerine uygun yapmışlar, kendileri ve bütün insanlık için sonu hayır ve menfaat olan güzel amelleri, emrolunan vazîfeleri yapmışlar, yasaklananlardan kaçınmışlardır.

Üçüncüsü: Birbirlerine ikiyüzlülük etmeyip fâni, geçici ve aldatıcı şeylere aldanmayıp hep birbirlerine hakkı tavsiye etmişler, dâima hak ve istikamet üzere hareketi tavsiye ve nasihat etmişlerdir.

Dördüncüsü: Zamanın acâibliği, hüsrana gidenlerin çokluğu karşısında hayır yapmak ve hak söylemek, hak yolunda gitmek, birçok acılar çekmeğe, zorluklara kat­lanmaya bağlıdır. İşte bunlara karşı hak ve hayır yolun­da birbirlerine sabrı tavsiye etmiş olanlar ziyanda degıl kârdadır.

Kaynak: Fazilet Takvimi

25 Nisan 2010 Pazar

HER NEFESTEN SUAL

HER NEFESTEN SUAL
25 Nisan 2010 Pazar

Bir mü'minin Allâhü Teâlâ'dan isteyeceği iki şey var­dır ki biri son nefesde îmân selâmeti, birisi de kıyamet günü peygamberler ve bütün evliya ve halk içinde ayıblarının meydâna çıkmaması ve Allâhü Teâlâ'nın "Settâr" ism-i şerîfi ile örtülmesidir.

İnsânın her nefesi son nefesdir. Yâni bir nefes insâna ömründe bir kere gelir. İkinci defada gelen nefes başka nefesdir. Tesbîh çeker gibi birbiri ardınca dizilmiştir. Bu nefesler üzerine me'mûr melek her bir nefes insandan ne hâl üzre çıkarsa mühürleyip ilâhî hazînede muhafa­za eder. Kıyamet günü meydâna çıkarılıp mührü açılın­ca ne hâl ile mühürlendi ise ol hâl ve ol kıyâfetle zuhûr eyler. Herkes baliğ olduğundan ölünceye kadar ne ka­dar nefes aldı verdi ise her bir nefesden su'âl edilir.

Nitekim âyet-i celîlede buyuruldu: -meâlen- "Defter de konulmuştur, artık o mücrimleri görürsün; bulundukları korkudan titreşiyor ve diyorlardır: 'Eyvah bize! Bu def­ter de ne acâyib; ne küçük bırakmış, ne büyük; hep­sini zaptetmiş' ve bütün yaptıklarını hazır bulmuş­lardır, Rabb'in kimseye zulmetmez." (Kehf, 49)

Kaynak: Fazilet Takvimi

9 Nisan 2010 Cuma

KIYAMET GÜNÜ

KIYAMET GÜNÜ
09 NISAN 2010 CUMA

Îmânın beşinci şartı kıyamet günü'ne inanmaktır.

Sûr, İsrafil aleyhisselâm'ın elinde olup onu üfürmek için Allâhü Teâlâ'nın emrini bekler. Emir gelince Sûr'u üfürecek ve ondan gayet şiddetli bir sadâ çıkacak, yer­de gökte ne kadar canlı mahlûk var ise bulundukları yerlerde ölecekler ve kıyamet kopup âlem harap olacaktır.

Şöyle ki, şiddetli zelzelelerden yeryüzündeki binalar yıkılacak ve dağlar parçalanıp toz gibi ufalanarak hava­ya karışıp dağılacak ve nehirler taşacak ve acı sular tatlı sulara karışacak ve yıldızlar dağılıp düşecek ve âlem nice bin yıl ıssız kalacaktır.

Sonra yeryüzü düzlenip âlem bir başka âlem olacak­tır. Sonra Cenâb-ı Hakk Hz. İsrâfil'i diriltip tekrar Sûr'u üfürmesi için emir verecektir. Anahtar Kelimeler: Kıyamet günü - Kiyamet günü -

Kaynak: Fazilet Takvimi