Tevrat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tevrat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2011 Perşembe

BAZI PEYGAMBERLER (A.S.)

BAZI PEYGAMBERLER (A.S.)
10 MART 2011 PERŞEMBE - 5 REBÎ'UL-ÂHİR 1432

Hazret-i İsmail ile Hazret-i İshak aleyhimüsselam, Hz. İbrâhîm (a.s.)'ın oğullarıdır. Hazret-i İshak (a.s.)'ın oğlu Hazret-i Ya'kûb ve Ya'kûb (a.s.)'ın oğlu Hazret-i Yûsuf (a.s.)'dır. Ya'kûb (a.s.)'ın bir adı İsrâil olup evlâdlarına Benî İsrâîl (İsrâiloğulları) denilir. Onlardan pek çok peygamber gelmiştir. Hazreti Mûsâ, Hârûn, Dâvud, Süleymân, Zekeriyya, Yahyâ, İsâ aleyhimüsselam da onlardandır. Hazret-i Süleymân, Hazret-i Dâvud'un oğlu ve Hazret-i Hârûn Hazret-i Mûsâ'nın birâderidir.

İbrahim aleyhisselamın diğer oğlu Hazret-i İsmail (a.s.)'ın zürriyeti Arab olup ondan Resûl-i Ekrem Efendimiz zuhûr etmiştir.

Hûd (a.s.) Âd kavmine, Sâlih (a.s.) Şemûd kavmine gönderildiği gibi Mûsâ (a.s.) da Benî İsrâîl'e gönderilmiştir. Hârûn, Dâvud, Süleyman, Zekeriyyâ, Yahyâ aleyhimüsselam da yine Benî İsrâîl'e gönderilmişlerdir. Lâkin onların ayrı şerîatı olmayıp, İsrâiloğullarını Mûsâ (a.s.)'ın şeriatına davetle memûr olmuşlardır. Dâvud (a.s.)'a Zebûr nâzil olmuş ise de onda hükümlere dâir bir şey olmayıp va'z ve nasihattan ibâret olmasıyla Tevrât'ın hükmünü kaldırmadı, hatta kuvvetlendirdi. Böylece Hazret-i Mûsâ'nın şerîatı, Hz. İsâ'nın gönderilmesine kadar bâki' oldu; devam etti. Amma Hazret-i İsâ gelince tâ Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa'nın dini zuhûr edinceye dek, onun şerîatıyla amel olunmak lâzım geldi.

İsrâîloğullarının çoğu Hazret-i İsâ aleyhisselama îmân etmeyip yine Tevrât ile amel etmekte ısrar ettiler. İşte Yahûdilikle Hıristiyanlık o vakit ayrıldı ve Hazret-i İsâ'ya îmân edenler Nasârâ oldu. Onlara Hıristiyân da denir.

Hazret-i İsâ'ya îmân etmeyenlere Yahûdî denildi ki onlar tahrif edilmiş Tevrat ve Zebûr okurlar.
Hristiyanlar da tahrif edilmiş İncîl okurlar.
Anahtar Kelimeler: BAZI PEYGAMBERLER (A.S.) - Bazi Peygamberler (a.s.)
Kaynak: Fazilet Takvimi / 8 MART 2011 SALI - 3 REBÎ'UL-ÂHİR 1432

*************************************************************************************
BİR AYET-İ KERİME
"Peygamber, Rabbinden ne indirildi ise ona îman getirdi. Mü'minler de; her biri 'Allâh'a ve meleklerine ve kitaplarına ve peygamberlerine: 'Peygamberlerinden hiç birinin arasını ayırmayız.' diyerek îmân getirdiler..."
Kaynak: Bakara Sûresi, âyet285
*************************************************************************************

15 Şubat 2010 Pazartesi

ALLAH'IN KİTABLARINA ÎMÂN

ALLAH'IN KİTABLARINA ÎMÂN
15 SUBAT 2010 PAZARTESI

Îmânın şartlarının üçüncüsü Allâhü Teâlâ'nın kitapları­na inanmaktır. Allâhü Teâla bazı peygamberlere Cebrâîl (a.s.) ile kitaplar indirmiştir. Bunların dördü büyük kitap­lardır: Tevrat, Zebur, İncîl ve Kur'ân-ı Kerîm'dir. Diğerleri suhuf (sahifeler)dir.

Tevrat Mûsâ aleyhisselâma, Zebur Dâvûd aleyhisselâma, İncîl İsâ aleyhisselâma ve Kur'ân-ı Kerîm Muhammed Mustafâ aleyhisselâma gönderilmiştir.

Ve on suhuf Âdem aleyhisselâma, elli suhuf Şît aley­hisselâma, otuz suhuf İdrîs aleyhisselâma ve on suhuf İbrâhîm aleyhisselâma verilmiştir.

Kur'ân-ı Kerîm diğer kitâbların hükmünü kaldırmıştır. Kur'ân'ın hükmü kıyamete kadar devam edecektir.

Bütün Müslümanlar Kur'ân-ı Kerîm'in Allah'ın kelâmı olduğuna inandıkları gibi, hükümleriyle de amel etmeli, nasihatlerine kulak vermeli, onu abdestli tutmalı, onu hürmet ve tazim ile okumalıdır.

1 Şubat 2010 Pazartesi

PEYGAMBERİMİZİN GÜZEL AHLÂKI

PEYGAMBERİMİZİN GÜZEL AHLÂKI
01 ŞUBAT 2010 PAZARTESI

Yahudi kavminden iken imân eden bir sahâbî şöyle anlattı: Ben, Peygamberimiz hakkında Tevrat'ta bildiri­len hilmi (yumuşak huyluluğu) hariç- bütün vasıfları ken­disinde gördüm. Belli bir süre içinde ödemek üzere ona 30 dînâr borç vermiştim. Borcun vâdesine bir gün kala yanına geldim ve "Ey Muhammed! Borcunu öde. Zâten, siz Abdülmuttalib oğulları, borcunuzun vaktini geçirir, uzatır durursunuz!" dedim. Bunu duyan Hz. Ömer:

"Ey Yahudi! Vallahi, eğer Resûlullâhın evinde olma­saydın, gözünü patlatırdım!" dedi.

Peygamberimiz: "Allah seni bağışlasın ey Ömer! Biz senden, borcumu ödememi emretmeni isterdik. O da alacağının ödenmesinde kendisine yardım etmiş olma­nı isterdi." buyurdu.

Benim onu bilmemezlikten gelmem, onun sâdece hilmini artırmıştı. Peygamberimiz:

"Ey Yahudi! Senin bendeki alacağının va'desi yarın dolacak!" buyurdu. Sonra da, Hz. Ömer'e:

"Ey Ebû Hafs! İlk gün onu istediği bahçeye götür! Kabul ederse, ona şu kadar ölçek hurma ver. Dedik­lerinden dolayı da ona şu kadar ölçek fazla ver. Eğer o bahçeyi beğenmezse, falan bahçeden ver," buyurdu.

Hz. Ömer beni bahçeye götürdü. Hurmasını beğen­dim ve kabul ettim. Hz. Ömer bana, Peygamberimizin dediği kadar hurma verdi. Ayrıca emrettiği fazla miktarı da verdi. Hurmaları teslim alınca:

"Ben şehâdet ederim ki: Allah'tan başka ilâh yoktur ve Muhammed de, Allah'ın resulüdür! Tevrat'ta haber verilen bütün vasıfları onda gördüm. Sâdece hilm sıfa­tını görememiştim. Sırf bunu anlamak için bunları yap­tım ve aynen Tevrat'ta anlatıldığı gibi buldum. Beni böy­le yapmağa sevk eden sebep budur. Sen şahit ol ey Ömer, ben bu hurmaları ve malımın yarısını müslümanların fakirlerine bağışladım." dedim.

Yüz yaşındaki bir ihtiyarın dışında bu zâtın akraba­larının tamâmı müslüman olmuştur.