4 Haziran 2008 Çarşamba

Euro 2008'de tutulacak tek takim: Turkiye

Euro 2008'de tutulacak tek takım: Türkiye

İngiltere'nin saygın gazetesi Times'in başyazarı Barnes, "Çılgın bir macera yaşamak istiyorsanız, Ay-Yıldızlılar'ın peşinden gidin" ifadesini kullandı.

İsviçre ve Avusturya’nın ortaklaşa düzenleyeceği Avrupa Futbol Şampiyonası’nda yer almayan İngiltere’de de turnuva heyecanı artarken, önde gelen gazetelerin yazarları destekleyecekleri milli takımları seçtiler. Ada’nın saygın gazetelerinden The Times’in başyazarı Simon Barnes, ülkesinin safdışı kaldığı turnuvada tüm kalbiyle Türkiye’yi destekleyeceğini ifade etti. Barnes Türkiye’ye olan desteğini, “Bu turnuvada tutulacak tek ekip Türk Milli Takımı’dır” sözleriyle ortaya koydu.

Köşe yazısında Türkiye’ye övgüler yağdıran ödüllü yazar Barnes “Sporda olduğu kadar yemekleri, içkileri, doğası ve sıradan olanı muhteşem yapan küçük gariplikleriyle Türkiye’yi destekliyorum” diye yazdı.

‘Başarı potansiyeli var’

Ülkenin önde gelen yazarlarından olan Barnes yazısına şöyle devam etti: “Tribünde Türkiye için tezahürat yapacağım. İstanbul ziyaretim sırasında bitirdiğim ‘Kara Kitap’ ile tek kelimeyle büyülenmiştim. Türkiye’nin bu turnuvada ne işi var diye sorabilirsiniz. Türkiye, Avrupalı bir ülke olmadığı hissi yaratıyor. Vahşi bir havası, derin bir kültürü ve ‘Avrupalı anlayışın’ ötesinde bir gizemi var. Ancak futbol takımı çılgın, kuvvetli, bireysel, bulaşıcı kavgalara eğilimli olsa da, başarılı olma potansiyeline sahip. Çılgın bir macera yaşamak istiyorsanız bu çocukların peşinden gidin...”

Kaynak: FANATİK

3 Haziran 2008 Salı

Samsun'da kenenin isirdigi bir kisi daha oldu

Samsun'da kenenin ısırdığı bir kişi daha öldü

Samsun'da kenenin ısırdığı bir kişi yakalandığı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığından hayatını kaybetti. Böylece bu yıl içinde kene ısırmasından ölenlerin sayısı 16'ya çıktı.

26 yaşındaki Seyit Yalçınkaya'yı 4 gün önce Asarcık ilçesi Armutlu köyündeki evinin bahçesinde kene ısırdı. Durumu ağırlaşan hasta hemen Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada tedavi altına alanan Yalçınkaya , müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Halen Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Servisi'nde 1 kişinin Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı şüphesiyle tedavi altında tutulduğu bildirildi. Hastanenin aynı servisinde tedavi gören bir hasta da dün hayatını kaybetmişti. Son vakayla birlikte bu yıl kene ısırmasından ölenlerin sayısı 16'ya çıktı.

Kaynak: tgrthaber.com
Anahtar Kelimeler:
Samsun'da kenenin ısırdığı bir kişi daha öldü ** Samsun'da kenenin isirdigi bir kisi daha oldu ** Asarcik ilcesi Armutlu köyü ** KKKA ** Kirim Kongo Kanamali Atesi ** Kene bir can daha aldi ** Samsun Asarcik Armutlu köyü **

Bugun secim olsa Anket sonuclari

`Bugün seçim olsa' Anket sonuçları

Metropoll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi'nin son araştırmasında çarpıcı sonuçlar çıktı. AK Parti tırmanışta, CHP barajda MHP ise büyük düşüşte, yani baraj altında.

Metropoll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi'nin yaptırdığı Türkiye'de Siyasal Durum Arasştırması 'AKP'nin kapatılma davası ve yansımları' adlı araştırmadan çıkan sonuçlar çarpıcı..

AKP’nin başörtüsü yasağının kaldırılması için yasa değişikliği başlattığı süreçte %44’lere düşen oy oranının kapatma davasının açılması ile tekrar yükselişe geçtiği görülüyor. CHP ve MHP'nin oylarında ise ciddi şekilde düşüş var.













TRT'de Kurtce kanala Kurt yonetici

TRT'de Kürtçe kanala Kürt yönetici

TRT, Kürtçe yayın yapacak kanal için koordinatör arıyor. Kurum kanalı, Kürt kökenli, ulusal değerlere bağlı bir kişiye emanet edebileceği belirtiliyor.

TRT, Kürtçe yayının başına getireceği yönetici için arayışlara başladı. 24 saat esasıyla yayın yapacak kanala, Kürtçe'ye her yönüyle hâkim bir yönetici getirilecek. TRT'nin, kanalı Kürt kökenli, "ulusal değerlere" ve "ülkenin bölünmez bütünlüğüne" bağlı bir kişiye emanet edebileceği ifade ediliyor. TRT yasasında yapılan değişiklikle Kürtçe, Farsça ve Arapça yayınların önü açılmıştı. Söz konusu yayınlar için hazırlıklara başlayan TRT, Kürtçe 24 saat yayın yapacak olan kanala koordinatör arıyor. Kürtçe'ye ve lehçelerine son derece hâkim biriyle çalışmayı düşünen TRT, Kürt kökenli, ulusal değerlere ve ülkenin bölünmez bütünlüğüne bağlı birini de Kürtçe kanalın başına getirmeyi istiyor.

EYLÜLDE BAŞLAYACAK

SABAH'ın TRT kaynaklarından edindiği bilgiye göre, TRT aday adaylarıyla görüşmelere başladı ve Kürtçe kanalın başına getirilecek yönetici adaylarıyla ilgili güvenlik soruşturması da bir yandan sürdürülüyor. TRT'nin Kürtçe kanalı eylül ayında yayına başlayacak. TRT, sahip olduğu kanallardaki yayın kalitesini artırmak için yatırım atağına da hazırlanıyor. TRT'nin bu amaçla isteği ödeneğin, Devlet Planlama Teşkilatı'ndan (DPT) vize aldığı kaydedildi. TRT kaynakları, ödeneğin çıkmasının önemli olduğuna işaret ederek, "Gerekli yenileme yatırımları yapılacak. TRT, eylül ayındaki yeni yayın dönemine daha dinamik girecek" dedi.

Microsoft Word'de saklanan yeni virus bulundu

Microsoft Word'de saklanan yeni virüs bulundu

İnternet ve bilgisayar güvenliği uzmanları Microsoft Word'de saklanan 'Tixcet.A' isimli bulaşıcı bir solucan tespit etti.

Panda Antivirüs firması'nın bulduğu Tixcet.A solucanı, Word dosyaları içinde arasında kendisini farkettirmeden dolaşabiliyor ve diğer dosyalara kopyalanabiliyor.

Geçtiğimiz ayın sonlarına doğru farkedilen solucanın yıkıcı ve bozucu özelliği bulunuyor. Tixcet.A içeren Word dosyaları ya siliniyor, ya da kendi kendisini kopyalayarak yayılıyor. Zararlı solucan, Word'ün yanı sıra PowerPoint , MP3, Zip ve Jpeg dosyalarına da bulaşabiliyor.

Tixcet.A'nın bulaştığı bilgisayarlarda Sistem Özellikleri 'Cetix' olarak kayda giriyor. Bu bilgisayarlarda 'Görev Yönetimi' ve 'Windows Kayıt Editörü' çalışmıyor.

Panda'dan yapılan açıklamada, yüklü antivirüs programlarının ve firewall ürünlerinin sürekli güncellenmesi ile bilinmeyen yerlerden gelen Word dosyalarının açılmaması gerektiği belirtildi.


Kaynak: CİHAN

2 Haziran 2008 Pazartesi

Turk Telekom'dan Videofon tanitimi

Türk Telekom'dan Viedofon tanitimi

Türk Telekom tarafından yaklaşık iki yıldır üzerinde çalışılan görüntülü konuşma hizmeti (Videofon), basına tanıtıldı.

Tanıtım toplantısında konuşan Türk Telekom Operasyon Başkanı Celalettin Dinçer, Türk toplumunun güçlü aile bağları olan bir toplum olduğunu belirterek, “Ses veya mesajdan ziyade birbirimizi yüz yüze görmeyi tercih ediyoruz. Bu nedenle Videofon Türk insanının hayatını değiştirecek” dedi.

Türk Telekom’un bu hizmet için Argela şirketini satın alıp, yaklaşık 1.5 yıl çalıştığını kaydeden Dinçer, donanımlar hariç, tüm tasarım ve işçiliğin Türk mühendislerle gerçekleştirildiğini kaydetti.

Türk Telekom Pazarlama ve İletişim Başkanı Erem Demircan ise, Videofon’un, abonelere internet ortamını da kullanarak, sesli ve görüntülü haberleşme, anlık mesajlaşma, internet ortamında gezinti, TV seyretme, web kameralarına bağlanarak görüntü alma.gibi birçok kolaylık sağladığını belirtti.

Bu hizmet sayesinde ev telefonunda artık yüksek çözünürlüklü ekranlar olacağı bilgisini veren Demircan, “Videofon, telefondan öte, akıllı ev konsepti haline geldi” diye konuştu.

Videofon teknolojisinin Avrupa’da da yeni kullanılmaya başladığını ve bunu en başarılı şekilde hayata geçiren ülke olan İtalya’da, kısa sürede 1 milyon abone sayısına ulaşıldığını hatırlatan Demircan, Türk Telekom olarak hedeflerinin birkaç yıl içinde tüm ADSL abonelerine ulaşmak olduğunu kaydetti.

Türk Telekom Satış Başkanı Aydın Çamlıbel ise, Videofon’da hedef kitlenin farklı yerlerde yaşayan aile bireyleri, askerler, prestijli ofisler ve öğrenciler hedef kitlemiz olacağını haber vererek, yakında görüntülü ankesörlü telefonları da piyasaya süreceklerini bildirdi.

Videofon satışlarına, “Merhaba” kampanyası ile başlayacaklarını ve iki yıllık sözleşme imzalayan ilk 100 bin abonenin makineye ücret ödemeden, ayda 3 bin dakika konuşma hakkı elde edeceğini söyleyen Çamlıbel, 3 bin dakikadan sonraki her konuşmanın ise 9.9 YKr ücret ile tarifelendirileceğini bildirdi. Çamlıbel, “Ancak abone eğer bunu kabul etmezse, o takdirde sadece makineye 400 YTL bedel ödeyerek sahip olabilecek” şeklinde konuştu.

NASIL ABONE OLUNACAK ?

Videofon’a, Türk Telekom ev veya iş numarasına sahip olan ve en az 1024 – 256 Kbps internet bağlantısı olanlar, Türk Telekom bayileri, satış noktaları ve çağrı merkezlerinden abonelik talebi yapabilecek.

Yapılan bu talep sonrası, eve gelen yetkili cihazı kurup, aboneye denettirecek .Eğer abone memnun kalırsa, çağrı merkezini arayarak, hizmeti başlatmasını isteyecek ve böylece Videofon aboneliği başlamış olacak.

Türkler ne zaman Müslüman olmustur

Türkler ne zaman Müslüman olmustur

Türkler'in ilk kurdukları imparatorluk Hun İmparatorluğu'dur. Türkler'in daha eskiden de devletler kurduklarını biliyoruz, ama Hun Devleti çok geniş bir saha üzerinde başka milletleri de idaresi altına alan büyük bir devlet olduğu için, ona imparatorluk adını veriyoruz.Hun İmparatorluğu Hun Türkleri tarafından M.Ö. 220 yılında kuruldu. Hunlar bugünkü Moğolistan bölgesinde, yâni Çin'in kuzey-batısında yaşıyorlardı.

Türkler, Nuh peygamberin oğullarından Yâfes'in neslindendir.

Türkleri İslamiyete Yakınlaştıran Sebepler

Türkleri islamiyete yakınlaştıran en önemli sebep, tevhid inancı olmuştur. Allah'ın birliği inancı Türkler’de çok yaygın olan bir inançtı. Din adamlarını huzuruna çağıran Mengü Kağan, "biz tek Tanrı’nın varlığına, onun sayesinde yaşadığımıza ve onun emri ile öldüğümüze inanıyoruz" demişti. (Süleyman Kocabaş, Adil Türk İdaresi, s.15)

Türklerde Allah'ın birliği inancı "Kök Tengri" (Gök-Kainat Tanrısı) olarak isimlendirilmişti. Türkler’in inançları ile islam inancı arasındaki benzerlik sadece bununla sınırlı değildi. İslamiyet öncesi Türkler ahiret gününe, öldükten sonra dirilmeye, kaza ve kadere inanırlar ve kurban keserlerdi. Zina ve eşcinsellik kesinlikle yasaktı ve hırsızlık ağır ceza ile cezalandırılırdı. (İ. Hami Danışmend, Türk Irkı Neden Müslüman Oldu, s.17) Türklerin islamiyeti kabul etmelerinde islam öncesi Türklerin inançları ile islamiyet arasındaki büyük benzerlikler önemli rol oynamıştır. Bu benzerlikleri kavradıkça islamiyete her geçen gün yakınlık duyan Türkler, Emevi Valisi'nin Horasan'da İslamiyeti yaymak için cami ve medrese açmasına hiçbir tepki göstermemiştir. Bu yakınlaşma süreci Arap Müslümanlarla Türklerin ortak düşmanları olan Çinlilere karşı omuz omuza mücadele etmesiyle doruk noktasına ulaşmıştır.

Dünya Tarihinin Dönüm Noktası

Türkler’in İslam dini ve müslüman Araplarla tanışmasına vesile olan "Talas Savaşı"ndan Çin Ordusu karşısında zorlanan Müslümanların yardımına Türk süvarileri yetişmiştir. Savaşı izleyen Karluk beyinin emriyle savaş alanına giren Türk süvarileri karşısında neye uğradıklarını şaşıran Çinliler Talas Savaşı’nda yenilgiye uğramışlardır. Bu savaşın ardından islamiyet Maveraünnehr’de kalıcı hale gelmiş ve Türkler de uzun zaman Çin tehlikesinden kurtulmuşlardır.

Bölgeye adım atan Müslüman Araplar, Türklerin yüksek ahlaklarını, idarecilik ve savaştaki üstün meziyetlerini yakından tanıma imkanı bulmuşlardır. Bu savaş sonucunda, Türklerin müslüman Arapları, Arapların da Türkleri tanımasına neden olan "Talas Savaşı" dünya tarihi için bir dönüm noktası olmuştur.

Talas Savaşı’nın ardından kitleler halinde islam dinine geçen Türkler, iddia edilenlerin aksine hiçbir zorlama ile karşılaşmamışlardır:

"Türkler, İslamiyeti samimi olarak, kendi istekleriyle, hiçbir zorlama ve dış baskı olmaksızın kitle halinde kabul edince, tarihlerinin yeni bir devresine ayak basmış oluyorlardı… " (Yılmaz Öztuna, Türk Tarihinden Yapraklar, s.47)

Anahtar Kelimeler: Türkler ne zaman Müslüman oldu - Türkler nasil Müslüman oldu - Talas Savasi - Türklerin islamiyete gecisi -

29 Mayıs 2008 Perşembe

Danimarka'dan yeni Skandal

Bu sefer de Miss Türban yarışması...

Hz. Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürlerle büyük tepki çeken Danimarka bu sefer de "Miss Türban" yarışması düzenliyor. Devletin resmi televizyonu tarafından düzenlenen yarışmaya Danimarka'da değişik çevrelerden tepki yağıyor.

Danimarka’nın resmi televizyon ve radyo kanalı DR’nin, en güzel türbanlı kadın yarışması düzenlemesi, iktidardaki Liberal Parti, aşırı sağ Danimarka Halk Partisi, Sosyal Demokrat Parti ve Yeni İttifak partisi tarafından tepkiyle karşılandı.

DR’nin yarışma ilanında, sokaklarda kendine güven duyan, Gucci tasarımı türban takan genç kızların dolaştığına dikkat çekilerek, yarışmaya türbanlı ya da eşarplı herkesin katılabileği belirtiliyor. Adayların kalçadan yukarı çekilmiş resimlerini en geç 8 Haziran’a kadar DR’ye gördermeleri isteniyor.

Liberal Parti Sözcüsü Inger Stöjberg, türbanın kadın üzerinde erkek baskısının simgesi olduğunu belirterek "Yarışma düzenleyerek türbanı ön plana çıkarmak çok yanlış" dedi. Yeni İttifak Partisi’nin Müslüman başkanı Naser Khader de yarışmaya karşı çıkarak "Danimarka’nın resmi tv-radyo kurumunun halkın parasıyla türbanlı güzel yarışması düzenlemesi doğru değil. Neden türbana karşı olduğu halde iyi bir Müslüman olan genç kız yarışması düzenlemiyorlar?" dedi.

Fetih coskusu basladi

Fetih coşkusu başladı

İstanbul'un fethinin 555. yıl dönümü kutlamaları, Fatih Sultan Mehmet'in türbesinde düzenlenen törenle başladı.

Fatih Camii avlusundaki Fatih Sultan Mehmet'in türbesindeki törene, İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Garnizon Komutanı Tümgeneral Mehmet Emin Alpman katıldı. Törende, Kur'an-ı Kerim okundu, dua edildi. Törenin ardından basın mensuplarına açıklama yapan Muammer Güler, İstanbul'un fethinin 555. yılının kutlandığını anımsatarak, kentin bugünlere gelmesinde fethin büyük etkisinin olduğunu söyledi. Güler, İstanbul'un bugün bir dünya şehri olmasında, fetihten itibaren yaşanılan dönemlerin etkili olduğunu belirterek, İstanbul'un, bir dünya medeniyetinin ve aynı zamanda Türklerin damgasını vurduğu bir büyük imparatorluğun izlerini taşıdığını ifade etti. Vali Güler, kenti en iyi şekilde korumak ve geleceğe bütün kültür serleriyle aktarmanın önemine işaret ederek, İstanbul'un Avrupa 2010 Kültür Başkenti olmasının da zamanlama açısından önemli olduğunu vurguladı.

Kadir Topbaş da İstanbul'un fethinin sadece bir militarist hareket olmadığını, bunun ötesinde orta çağın kapanıp, yeni bir çağın başladığı önemli bir adım olduğunu dile getirerek, “İstanbul, 555 yıldan beri farklılıkların zenginliğini yaşayan gerçek bir barış kentidir” dedi. Topbaş, İstanbul'a bu güzelliği yaşatan başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehitlere şükran duyduklarını ifade ederek, etkinlikler kapsamında bu akşam Haliç'te yapılacak fetih kutlamalarına İstanbulluları davet etti. Fatih Sultan Mehmet'in türbesindeki törenin ardından Saraçhane'deki Fatih Parkı'ndaki Fatih Anıtı'na geçildi. Burada düzenlenen törende de anıta İstanbul Valiliği, Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Garnizon Komutanlığı ve diğer kurum ve kuruluşların çelenkleri konuldu. Daha sonra, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Kaynak: AA

Istanbulun Fethi 29 mayis 1453

İstanbul'un Fethi

İstanbul'un Fethi, 29 Mayıs 1453'te, şehri günlerdir kuşatan Osmanlı ordusunun, şimdi İstanbul olarak bilinen, o zamanki adıyla Konstantinopolis şehrini Sultan II. Mehmed Han'ın komutanlığında fethetmesidir.

İstanbul'un Fethi

Bu fetihten sonra Osmanlı Devleti İmparatorluk olmuş, henüz 21 yaşında olan Sultan II. Mehmed, fatih unvanını da alarak Fatih Sultan Mehmed olarak anılmaya başlanmıştır. Tarihteki en önemli devletlerden olan Doğu Roma İmparatorluğu böylelikle sona ermiştir.

Tarih: 2 Nisan - 29 Mayıs 1453

Yer: İstanbul

Sonuç: Osmanlı'lar İstanbul'u ele geçirdi, Bizans İmparatorluğu yıkıldı.

Bizans İmparatorluğu kumandanı: XI Konstantin

Osmanlı kumandanı: Fatih Sultan Mehmed

........

Kuşatma hazırlıkları

Sultan II. Mehmed, İstanbul'un fethine karar verdiğinde o zamanki başkent Edirne'de, İstanbul'un aşılamaz olarak bilinen surlarını yerle bir edebilmek için o güne kadar görülmemiş büyüklükteki, şahi olarak bilinen topları döktürmüştü. II: Mehmed ayrıca, hazırlanmakta olan bu topların yanısıra, Bizans'a denizden gelebilecek yardımları engellemek için Yıldırım Bayezid tarafından inşa edilmiş olan Anadolu Hisarı'nın karşısına Rumeli Hisarı'nı (Boğazkesen Hisarı) yaptırdı.

Yapılan hazırlıkların kendisine yönelik olduğunu anlayan Bizans İmparatoru Konstantin, Sultan II. Mehmed'i hediyelerle vazgeçirmeye çalışırken, bir yandan da Avrupa devletlerine elçiler yollayarak onları durumdan haberdar ediyor ve yardım istiyordu. Ancak 1054 yılında Hıristiyanlığın Katolik Kilisesi ve Ortodoks Kilisesi olarak ikiye ayrılması sebebiyle, Papa V. Nikola Bizans'ı desteklemeyi pek düşünmüyordu. Bazı İtalyan şehir devletleri askeri birliklerini Bizans'a yardımcı olmak amacıyla İstanbul'a yollasa da, Avrupa'nın büyük devletleri Bizans'ı desteklememe kararı almışlardı. Yardımlarla birlikte Bizans ordusu, 2.000'i paralı olmak üzere 9.000 askerden oluşuyordu. Şehri savunan duvarlar, 22,5 km.yi bulan uzunluklarıyla dönemin en güçlü surları olarak biliniyordu.

Sultan II. Mehmed, 20.000 yeniçerinin de dahil olduğu 100.000 kişilik bir kuvveti yönetiyordu. Rumeli Hisarı'nı inşa ettirmenin yanısıra bir de donanma kurdurmuştu. Ordusunu İstanbul civarında toplamış; bu arada, yardım göndermelerini önlemek amacıyla bazı Balkan devletlerine ordular göndererek, gelebilecek yardımları önleme, yardım yollamayı düşünenlere ise gözdağı verme yoluna gitmiştir. Durumun giderek ümitsizleştiğini gören Bizans İmparatoru, surların önüne geniş hendekler açtırmış, Haliç'in güvenliğini sağlamak amacıyla da girişine zincir çektirmişti.

Kuşatma

Ordusu ile İstanbul'un önünde bulunan Sultan II. Mehmed, Bizans İmparatoru'na elçi göndererek teslim olması çağrısında bulunmuş, ancak reddedilmişti. Bunun üzerine tarihteki en son İstanbul kuşatması başladı.

Kuşatma, Türk topçusunun, surları top ateşine tutmasıyla başladı. Bizans ordusu ise, surlarda açılan gedikleri kapatmaya çalışıyordu. Osmanlı, donanması ile de Haliç'i zorluyor fakat zinciri aşamadıkları için gemiler Haliç'e giremiyordu. Günlerdir süren kuşatmanın henüz başarı getirememiş olması ve Ceneviz donanmasından gelen yardımın Boğaz'ı geçerek Haliç'e girmesi Sultan II. Mehmed'i sinirlendirmiş ve atını boğazın sularına sürerek donanmasına emirler yağdırmış, komutanlarına da, saldırı için orduyu hazırlamalarını emretmişti.

Saldırı hazırlıkları

Sultan II. Mehmed, Theodosius Surları'na ve şehrin su ile çevrili olmayan tek bölgesini batıdan gelebilecek saldırılardan koruyan hendeklere saldırmayı tasarladı. Ordu 2 Nisan 1453'te şehrin doğusuna yerleşti. Toplar haftalarca surları dövdü fakat yeterli gedik açamadı. Topların yeniden doldurulmaları zaman aldığı için, her atıştan sonra Bizanslılar hasarın çoğunu tamir edebiliyorlardı.

Daha sonra, yeraltı tünelleri yapıp surların altını kazarak yarma yolunu denediler. Kazıcıların çoğu, Sırp Despot'u tarafından Nvo Brdo'dan gönderilen Sırplardı ve Zağnos Paşa'nın emri altındaydılar. Lakin Bizanslılar, Johannes Grant adında, Alman olduğu söylense de muhtemelen İskoç olan bir mühendisi görevlendirdiler. Johannes karşı tüneller kazdırdı ve Bizans birlikleri tünellere girip Osmanlı işçileri öldürdüler. Diğer tüneller de suyla dolduruldu. Son olarak Bizanslılar önemli bir mühendisi esir alıp işkence yaparak, sonradan yıkılan tünellerin hepsinin yerini öğrendiler.

Sultan II. Mehmed, şehrin ödemeyeceğini bildiği çok büyük vergi karşılığında ablukayı kaldırmayı önerdi. Bu da geri çevrilince, Bizanslı askerlerin kendi birlikleri tükenmeden önce bitkin düşeceğini bilerek saf güçle duvarları alt etmeyi tasarladı.

Nihai saldırı

29 Mayıs sabahı saldırı başladı. Hücumun ilk dalgasını, mümkün olabildiği kadar çok Bizans askerini öldürmeye niyetli acemi askerler olan azaplar oluşturuyordu. Ayrıca Haliç'ten de baskı uygulayabilmek için gece yağlı kütükler üzerinde karadan Haliç'e taşınan gemiler, o sabah Bizans askerlerine kötü bir sürpriz olmuştu. Anadolululardan oluşan ikinci dalga, şehrin kuzeydoğusundaki, topla kısmen hasar almış Blachernae Surları'nın (okunuşu: blakernai ) bir bölümüne odaklanmıştı. Uzun süren bu çarpışmalar sonucunda Ulubatlı Hasan adındaki bir yeniçeri, aldığı kırk ok darbesine1 rağmen hayatta kalarak Osmanlı sancağını dikmiş, bununla ateşlenen Osmanlı ordusu 29 Mayıs 1453'te İstanbul'un surlarını aşmıştı.

Ancak savaş henüz bitmemişti. Hayatta kalan Bizans askerleri, Osmanlı askerleriyle sokak aralarında çarpışıyorlardı. Kısa süren bu çatışmalardan sonra Bizans ordusu yenilmiş ve Sultan II. Mehmed önderliğindeki Osmanlı ordusu İstanbul'a tamamen hâkim olmuştu.

Fethin iç sonuçları

O zamana kadar sadece bir devlet olan Osmanlı, artık bir İmparatorluk haline gelmişti.

Anadolu ve Balkanlar arasındaki geçişlerde bir engel olan Bizans yıkılmış, arada engel kalmamıştı.

Birçok kere Osmanlı şehzadelerini ve Avrupa ülkelerini kışkırtan Bizans artık bunu yapamayacaktı.

Müslüman dünyasında Osmanlı Devleti daha saygın bir hale gelmişti.

Müslümanların peygamberi Hz. Muhammed'in hadis-i şerifindeki o kumandan, Fatih Sultan Mehmed olmuş ve peygamberinin övgüsünü almıştı.

Fethin dış sonuçları

Avrupa ve Balkan devletlerinin Osmanlı'yı Balkanlar'dan atma çabaları sonuçsuz kalmıştı.

İstanbul'dan İtalya'ya kaçan sanatkârlar ve bilim adamları, rönesans ve reform hareketlerini hızlandırmışlardı.

Dünyanın en büyük imparatorluklarından olan Doğu Roma İmparatorluğu tamamen yok olmuştu.Orta Çağ kapanıp Yeni Çağ başlamıştı.

Ticaret yollarının birer birer Türklerin eline geçmesi Avrupalıları yeni ticaret yolları bulmaya zorladı ve coğrafi keşifler ortaya çıktı.

Bu fetih bir nevî Avrupa'nın (İngiltere'nin) Amerika kıtasını keşfinin yolunu açmıştır. Zirâ bu keşifle ticaret yolları kapanan Avrupalılar başka yollar bulmak zorundaydılar. Bu keşif buna bir vesile olmuştur.

Fetih Marsi

Fetih Marsi



Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın ?
Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

Sen ne geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
Göster : Kabaran sular nasıl yıkar bendini ?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

Bu kitaplar Fatih’tir, Selim’dir, Süleyman’dır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinan’dır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan !
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan ....

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin !
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...

Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın ?
Fatihin İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

28 Mayıs 2008 Çarşamba

Ege - Karnaval 2008

Ege - Karnaval 2008



Şeytan Sev Diyor
Can Acısı
Dans (Soner Kıvanç Versiyon)
Dayan
Hayat Başlar Yeniden
Kime Ne
Herkez Uyansın
Dans (Erol Temizel Versiyon)
Yanıyor Yüreğim
Kime Ne (Akustik)
Nar Ağacı
Sevin Bütün Dulları
Şeytan Sev Diyor (Remix Kaan Gökman)
Aşka Hayır Denmiyor (Remix Kaan Gökman)
Dans (Remix Kaan Gökman)
Nar Ağacı (Remix Soner Kıvanç)
Seytan Sev Diyor (Remix Soner Kıvanç)

Söz-Müzik: Ege
Anahtar Kelimeler: Ege - Karnaval 2008 - Ege Karnaval 2008 albüm tanitimi

Ege - Seytan Sev Diyor

Ege - Şeytan Sev Diyor

Ege - 01 - Seytan Sev Diyor.mp3 - Ege

Öcüler gibi korktum ben bu asktan bana zulüm ediyor
Geceler boyu yandim eridim bittim beni kahrediyor
Günahin tadi sardi dört bir yanimi ruhumu gasp ediyor

Seytan sev diyor dünya bos diyor herseyi sil diyor
ask devrimdir evrim degil kaldir diyor beni mahvediyor
dünya bos diyor herseyi sil diyor seytan sev diyor

Öcüler gibi korktum ben bu asktan bana zulüm ediyor
Geceler boyu yandim eridim bittim beni kahrediyor
Günahin tadi sardi dört bir yanimi ruhumu gasp ediyor

Her kim Seytan herkes Seytan yüzleri saf saf icleri fettan
ben sevmiyorum kime zarar sevmek insani hayata baglar asktan korkmak neye yarar
ben sevmiyorum hop seveceksin kendine oglum nasil kötü diyeceksin
pabucunu düz giyip gece gezeceksin yarini bos ver günü sileceksin
Seveceksin bak göreceksin hersey güzel olacak diyeceksin
benim ilgim diyen hersey b..tan sen beni birak herkes seytan

Seytan sev diyor dünya bos diyor herseyi sil diyor
ask devrimdir evrim degil kaldir diyor
beni mahvediyor dünya bos diyor herseyi sil diyor seytan sev diyor

Milli Takimin Euro 2008 kadrosu belli oldu

Milli Takimin Euro 2008 kadrosu belli oldu


Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, kadroyu açıkladı. 26 kişilik mevcut kadroyu 23'e indiren Terim, Halil Altıntop, Yıldıray Baştürk ve İbrahim Kaş'ı Euro 2008 kadrosundan çıkardı.

Milli Takım'ın 23 kişilik kadrosunda şu oyuncular bulunuyor:


Galatasaray: Sabri Sarıoğlu, Servet Çetin, Hakan Balta, Mehmet Topal, Ayhan Akman, Arda Turan, Emre Güngör

Fenerbahçe: Volkan Demirel, Uğur Boral, Mehmet Aurelio, Kazım Kazım, Semih Şentürk

Beşiktaş: Rüştü Reçber, Gökhan Zan

Trabzonspor: Tolga Zengin

Ankaraspor: Emre Aşık

Newcastle United: Emre Belözoğlu

Larissa: Tümer Metin

Bayern Münih: Hamit Altıntop

Middlesbrough: Tuncay Şanlı

Rubin Kazan: Gökdeniz Karadeniz

Villarreal: Nihat Kahveci

Sochaux: Mevlüt Erdinç

Kene isirdiginda ne yapilmali ?

Kene ısırdığında ne yapılmalı ?

Hastalığın kontrolünde korunma faktörleri büyük önem taşıyor. Peki kene ısırdığında ne yapılmalı?

"Kırım Kongo Kanamalı Ateşi" hastalığının kesin bir tedavi yöntemi olmaması nedeniyle hastalığın kontrolünde korunma faktörleri büyük önem taşıyor.

Uzmanlar piknik sezonunun başlaması sebebiyle son günlerde çocuklarda görülen kene ısırması vakalarında artış olduğuna dikkat çekerek ebeveynleri uyarıyor.

Dünyada ilk kez 1944 yılında Kırım'da saptanan ve daha sonra 1956 yılında Kongo'da görülen "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi" (KKKA) hastalığına karşı alınabilecek önlemler konusunda Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü, "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi" hastalığının kene tarafından ısırılma ile "Nairovirus" adı verilen bir RNA virüsünün vücuda girmesiyle oluştuğunu ifade ediyor.

Uzmanlar, bazı durumlarda virüsü taşıyan canlıların kanı veya vücut salgılarıyla temas sonucu hastalığın bulaşıcı risk taşıyabileceğini de belirtiyor. 30 kadar farklı kene türünün virüs taşıyabildiğini söyleyen uzmanlar, "Nairovirus" virüsünü çoğunlukla "Hyalomma" cinsi kenelerin taşıdığını açıklıyor.

Uzmanların verdiği bilgiye göre; kene ısırması sonucu birkaç -en geç 9- gün sonra, virüsü içeren kan veya vücut salgılarıyla temastan genellikle 5-6 -en geç 13- gün sonra hastalık belirtileri görülüyor. Hastalık ateş, üşüme, titreme, yaygın kas ağrıları, iştahsızlıkla başlayıp; bulantı kusma, ishal gibi şikâyetlerle kendini gösteriyor. İlk günlerde yüz boyun ve göğüste cilt içi kanamaları, gözlerde kızarıklık ile kollarda bacaklarda morluklar oluşabiliyor. Hastalık nedeni ile burun idrar ve bağırsaklarda kanamalar da görülebiliyor. Karaciğer yetmezliğinin de gelişebildiği vakaların yaklaşık %30'u ölümle sonuçlanıyor. Hastalığın genellikle 2. haftasında ölüm vakaları meydana gelmekle beraber; iyileşme de hastalığın 9. ve 10. günlerinde gerçekleşiyor.

VKV Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü Uzmanı Dr. Gülsemin Güloğlu, kanda virüse karşı oluşan antikorların gösterilmesiyle tanı konduğunu; bu antikorların, virüsün alınmasından sonra 6. günden itibaren kanda belirdiğini ifade ediyor.

Ayrıca diğer laboratuvar tetkiklerinde karaciğer enzimlerinde yükselme ile kanama testlerinde bozukluk görülebileceğini belirtiyor. Uzmanlar, hastalık ile ilgili açıklamalarına şöyle devam ediyor: "Hastalığın belirli bir tedavisi yoktur. Kan ve kan ürünlerinin verilmesi gibi destek tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Dr. Gülsemin Güloğlu, kenenin vücuttan çıkartılması için profesyonel yardım gerektiğinin altını çiziyor.

Dr. Gülsemin Güloğlu, "Özel pensetler yardımı ile kene bütün olarak vücuttan çıkartılmaya çalışılmalıdır. Eter veya başka bir anestezik madde kullanılarak kenenin çıkartılması tercih edimemelidir. Kene ısırığı sonrasında hemen koruyucu bir antibiyotik kullanılmaya başlanmasına gerek yoktur. Ancak kişi, ısırık sonrası 10 gün süreyle ateş yüksekliği açısından dikkatle izlenmelidir. Ateş yüksekliği veya başka herhangi bir klinik belirti durumunda zaman kaybedilmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır." dedi.

"Kırım Kongo Kanamalı Ateşi" hastalığının kesin bir tedavi yöntemi olmaması nedeniyle hastalığın kontrolünde korunma faktörlerinin büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, korunma yöntemlerini şu şekilde sıralıyor:

Kırsal alanlarda çalışan ve hayvancılıkla uğraşanlar, pantolon paçalarını çoraplarının içine sokmalı,

Böcek uzaklaştırıcı ilaçlar vücuda veya kıyafetlere uygulanmalı,

Hayvandan kene çıkarmaya çalışırken eldiven kullanılmalı,

Kırsal alanlarda bulunduktan sonra vücut, kene açısından dikkatle incelenmeli,

Vücuda kene yapışması durumunda bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.

27 Mayıs 2008 Salı

Hakan Şukur suskunlugunu bozdu !

Ve H.Şükür suskunluğunu bozdu !

Son günlerde Başkan Adnan Polat ile eski Teknik Direktör Feldkamp arasında yaşanan polemiğin malzemezi olan Hakan Şükür kesin kararını vererek suskunluğunu bozdu...

Kalli'nin "Hakan Şükür'ü göndermemi Adnan Polat istedi. Bana bir liste verdi o listede Hakan Şükür de vardı. İnkar ederse ispat ederim." şeklinde Zaman Gazetesi'ne yaptığı açıklama Kral'ı Galatasaray'dan kopardı.

Lig TV'nin haberine göre; ve yıllarca emek verdiği, rekorlar kırdığı sarı kırmızılı formaya veda kararı alan Hakan Şükür, Ligtv.com.tr'ye konuştu. Ailesiyle kahvaltı yaparken telefonla ulaştığımız Hakan Şükür artık nasıl bir yeni hayata başlayacağını düşünüyordu.

"GÖRÜŞMEYE GİTMEDİM, ANLAMI YOKTU"

"G.Saray'dan ayrılmaya karar verdim" açıklamasını yapan Hakan "Kırgın değilim" diyordu ama söylediğine göre kendisini görüşmeye çağıranlara "Ben konuşmak istemiyorum" diye yanıt vermişti. "Dün konuşmak istediler benimle. Ben gitmedim. Bir anlamı yoktu çünkü." diyen Hakan Şükür, "Nedenini bilmiyorum. Ama sonuçta kontratım bitti. Uzatmak istemediler. Bunlar da futbolda doğal, normal." diye sürdürdü sözlerini.

"BİZ NE GÜNLER GÖRDÜK..."

Kral, "Kırgın mısın?" sorumuza önce "Hayır" yanıtını verdi ama ardından anlamlı iki cümle çıktı ağzından: "Ömrümüz hep zorluklar içinde geçti. Bu zorluklar içinde şampiyonluklar yaşadık". Kral bu sözlerle adeta "Biz ne günler gördük, bunlarla da yıkılmayız" der gibiydi.

Aslında Hakan fazla konuşmak istemiyordu. Önce son günlerde yaşadıklarını sindirecek, ardından gelecekle ilgili kararını verecekti. Ama yine de geleceğe dair planlarını sormasak olmazdı, sorduk da:

"SAMAN ALTINDAN KONUŞTULAR..."

"Ben gelecekle ilgili planlarımı yapmamıştım bugüne kadar. 15 gündür hep böyle gazeteden, saman altından, 3-5 kişiye birşeyler söylediler. Bunların üstüne bir de Kalli'nin açıklaması gelince... Dün ben Kalli ile de konuştum. Bir şey daha söyledi. Ondan sonra ben de kararımı verdim. Futbola devam edip etmeyeceğimin kararını verme aşamasındayız. Eşimle konuşuyoruz. Çocuklarımın okulu var. Yakında bir karar vereceğiz ve bunu medyaya açıklayacağız."

Hakan'a son sorumuz "Türkiye'de başka bir kulüpte oynamayı düşünüyor musun?" oldu, cevabı: "Yok. Şu an için düşünmüyorum."

Kaynak: haber7.com

Millî yazılım "Pardus" icin buyuk adim

Millî yazılım "Pardus" için büyük adım

Escort PC'ler, kullanıcılarına milli işletim sistemi Pardus 2008 ile sunulacak.

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Türkiye'nin önde gelen bilgisayar markalarından Escort Computer arasında imzalanan anlaşma ile Escort PC'ler, kullanıcılarına milli işletim sistemi Pardus 2008 ile sunulacak.


Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Türkiye'nin önde gelen bilgisayar markalarından Escort Computer arasında imzalanan anlaşma ile Escort PC'ler, kullanıcılarına milli işletim sistemi Pardus 2008 ile sunulacak. Pardus Proje Yöneticisi Erkan Tekman, "Türkiye'nin bir bilgisayar markası ile Türkiye'nin işletim sistemi ilk kez bir araya geliyor. Escort bilgisayarlar üzerinden Pardus'un daha fazla kullanıcı ile buluşması, Türk bilişim sektörü açısından büyük faydalar sağlayacaktır." dedi. Yapılan ortak yazılı açıklamaya göre Escort, Pardus'u müşterilerine sunmak amacıyla üç ayrı konfigürasyon hazırladı.

TÜBİTAK tarafından Pardus'a uyumlu hale getirilen Escort'lara, Pardus 2008 sürümü yüklendi. Pardus, açık kaynak kodlu Linux altyapısını kullanması sebebiyle kullanıcılarına bilgisayar virüsleri ve çöp postalara (spam) karşı güvenli bir içerik sunuyor. Yazılımın 2007 sürümü, internet sitesinden ücretsiz olarak indirilebiliyor. Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kapalı kaynak kodlu işletim sistemlerinin milli güvenlik açısından risk oluşturduğu görüşünden hareketle, açık kaynak kodlu bir ulusal işletim sistemi geliştirilmesine karar vermişti. Bu kararın ardından 2000'li yılların başlarında TÜBİTAK'a bağlı Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE) tarafından özel bir proje başlatılmıştı. Tamamı Türk bilişim uzmanları tarafından üretilen yerli yazılım Pardus, ilk olarak Aralık 2005'te kullanıma sunuldu. İsmini Anadolu'da yaşayan bir pars cinsinden alan Pardus işletim sistemi halen, Milli Savunma Bakanlığı, RTÜK ve Manisa İl Sağlık Müdürlüğü gibi kamu kurumlarının yanı sıra çeşitli sivil toplum örgütleri ve özel şirketler tarafından da kullanılıyor. Birkaç yıl önce geliştirilen ve sürekli güncellenen milli yazılım yabancı ülkelerin de dikkatini çekiyor.

Son olarak Microsoft'a alternatif arayan Çin hükümeti, Türk işletim sistemi Pardus'u incelemeye almış ve sistemin kendi ülkelerinde de kullanılabilmesi için görüşmelere başlamıştı. Türk yazılım uzmanları Pardus'un Çince sürümünün hazırlanabileceğini belirterek, Çin devletinin 'olur' vermesi halinde Türk işletim sisteminin dünyanın en kalabalık ülkesinde kullanılmaya başlayabileceğini dile getiriyor. Bilişim uzmanları Pardus'un, alanında tekel oluşturmakla suçlanan Microsoft'a karşı Türkiye'nin elini güçlendirdiğine dikkat çekerek, "Microsoft'un tahtını sallayacak bir projeye imza atıldı." yorumunu yapıyor.

Kaynak: HABERVAKTI
Anahtar Kelimeler:
Millî yazılım "Pardus" için büyük adım - Millî yazılım "Pardus" icin buyuk adim - Pardus 2008 - Türk isletim sistemi

COCA COLA'DAN E211 ÖZÜRÜ !!

COCA COLA'DAN E211 ÖZÜRÜ !!

Coca Cola'da bulunan bir maddenin siroza ve DNA bozukluğuna neden olabilecegi ortaya çıktı.

DNA bozukluğuna da yol açan E211 ürünlerden çıkartılacak.

Sudan sonra en çok tüketilen Coca-Cola'da bulunan E211 (Sodyum Benzoat) maddesinin siroza neden olabilecegi ortaya çıktı. DNA bozukluğuna da yol açan E211 ürünlerden çıkarılacak.


Piyasaya çıktığı ilk günden beri içerisindeki katkı maddelerini bir sır gibi saklayan Coca Cola firmasının sırrı sonunda çözüldü. Yapılan araştırmalarda Coca-Cola'nın içerisinde E211 (Sodyum Benzoat) maddesinin bulunduğu saptanmış, firma uzun süre bu iddialara karşı sessiz kalmıştı. Sodyum Benzoat maddesi siroz, parkinson gibi hastalıklara davetiye çıkarıyor, hiperaktivite bozukluğuna neden oluyor ve DNA'ya zarar veriyor.

KÜFLENMEYİ ÖNLÜYOR

Genel olarak gazlı içeceklerin birçoğunda bulunan ve küflenmeyi önleyen bu maddenin C vitaminiyle karşılaşınca kansorejene dönüştüğü belirtildi. Coca Cola firması ilk olarak Diet Colalar'dan bu maddeyi çıkartacaklarını ve yıl sonuna kadar tamamen kullanımdan kaldıracaklarını açıkladı. Firma sözcüsü bu maddeyi kullanmayı bırakacaklarını açıklasa da Sodyum Benzoat'ın yerini tutacak başka bir bileşen bulamadıklarını da itiraf etti.

Kaynak: Habervakti
Anahtar Kelimeler: E 211 - E211 Sodyum Benzoat - E211 Siroza, Parkinsona ve DNA bozukluguna neden olabilir - E 211 Coca Coladan cikarilacak - Siroz, Pakrinson, DNA bozuklugu - Coca Cola nin zarari - Coca Colanan zararlari - Coca Kola nin zarari

4 Yuz - Kiz Kiza

4 Yüz - Kız Kıza


4 Yuz - Kiz Kiza - 4 Yuz

Of sıkıldım çok bunaldım
Yeter eve tıkılıp kaldım
Oku oku kitap kalmadı
Biraz gezmek lazım

Hadi kalk çıkıp atıştıralım
Akalım geceye can yakalım
Hadi sür savaş boyalarını
Bu gece şehri dağıtalım

Kız kıza gezelim bu gece
Çıtırlara bakalım laf atalım
Kız kıza gezelim bu gece
Olmuşları seçelim can yakalım..

26 Mayıs 2008 Pazartesi

A Milli takimimiz Euro 2008 de A grubundan cikabilirmi ?

A Milli takimimiz Euro 2008 de A grubundan cikabilirmi ?


Evet 5 (83%)

Hayir 1 (16%)

Kullanilan oy: 6
Geriye kalan süre: 0

Anket bitmistir....Ankete katilan herkese tesekkür ederiz.