1 Şubat 2009 Pazar

Iste unlulerin gercek isimleri

İşte ünlülerin gerçek isimleri

1- Ünlülerimizin şöhret olmadan önceki isimlerini biliyor musunuz? Müjde Ar'ın Asena'nın isim değiştirdiğini biliyorduk... Ama ya diğerleri... İşte ünlülerin gerçek isimleri...

Müjde Ar: Kamile Suat Ebrem
Ahu Tuğba: Tuğba Çetin
Asena: Onur Çakmak

Aytaç Arman: Veysel İnce
Ahmet Özhan: Ahmet Şükrü Kadıöz
Banu Alkan: Renka Bronkavi

Ayhan Işık: Ayhan Işıyan
Bülent Ersoy: Bülent Erkoç
Cüneyt Arkın: Fahrettin Cüreklibatur

Seda Sayan: Aysel Gürsaçer
Doğuş: Orhan Baltacı
Ekrem Bora: Ekrem Şerifuçak
Engin Çağlar: Çağlan Övet
Ferdi Tayfur: Turhan Bayburt
Fikret Hakan: Bumin Gaffar Çıtanak
Sezen Aksu: Fatme Sezen Yıldırım
Gönül Yazar: Gönül Özyeğiner
Kenan Pars: Kirkor Cezveciyan
Kibariye: Bahriye Tokmak

Mahsun Kırmızıgül: Abdullah Bazencir
Muazzez Ersoy: Hatice Yıldız Levent
Murat Soydan: Rüydan Tercan

Neriman Köksal: Hatice Kökçü
Nuri Sesigüzel: Nuri Kaçtaş
Okan Bayülgen: Kaan Okan Görgün
Orhan Gencebay: Orhan Kencebay

Perran Kutman: Perran Kanat
Perihan Savaş: Şerife Perihan

İbrahim Tatlıses: İbrahim Tatlı
Şener Şen: Ali Haydar Şen
Alişan: Serkan Burak
Teoman: Teoman Fazlı Yakupoğlu
Yaşar: Yasar Günaçgün

Sibel Can: Deniz Engüzel
Berdan Mardini: Engin Karademir
Petek Dinçöz: Diğdem Ezgü

Tarık Akan: Tarık Üregül
Yaşar Kemal: Kemal Sağdıkgöğçeli
Yıldız Kenter: Ayşe Yıldız

Yılmaz Güney: Yılmaz Pütün
Anahtar Kelimeler: Ünlülerin gercek isimleri - ünlülerin gercek adlari -

Osmanli Sultaninin petrol ongorusu

Osmanlı Sultanının petrol öngörüsü

2. Abdülhamid, Musul, Kerkük ve Bağdat başta olmak üzere ülkedeki petrol yataklarını özel mülkü haline getirir. Bu şekilde, petrol kaynaklarını korumaya alır. İşte tarihi gerçek.

Emine Dolmacı'nın haberi

Osmanlı İmparatorluğu son dönemlerini yaşamaktadır; hem ekonomik olarak hem de toprak bütünlüğü açısından sıkıntılıdır. Bu ortamda işi şansa bırakmak istemeyen Sultan 2. Abdülhamid, Musul, Kerkük ve Bağdat başta olmak üzere ülkedeki petrol yataklarını özel mülkü haline getirir. Bu şekilde, petrol kaynaklarını korumaya alır. Daha sonra araştırmalar yaptırarak bölgenin bir petrol haritasını çıkartır.

Bir petrol kuyusu açmak için yüzlerce metre yerin altına inmek gerekiyor, hatta bu derinlik bazen bin metreleri buluyor. Durum böyleyken bundan yüz yıl önce 'petrol gölleri' denebilecek kadar yüzeyde petrol kuyuları bulunuyormuş. Bunu Sultan 2. Abdülhamid dönemine ilişkin yapılan araştırmalardan öğreniyoruz. Bundan daha önemlisi ise, "Osmanlı petrolün ne olduğunu bilmiyordu, bu yüzden zengin petrol yataklarının yer aldığı toprakları Batılı güçlere kaptırdı." yönündeki iddiayı tamamen çürütecek bir bilgi. Çünkü, bu bölgelere özel bir önem veren 2. Abdülhamid, Musul-Kerkük ve Bağdat'taki petrol yataklarının haritasını çıkarmış ve üzerine işletmeler kurmuştu. Onun bölgeyi korumak için bulduğu zekice yöntem ise bu toprakları özel mülk haline getirmesiydi. 1880 yılından başlayarak, tüm petrol yataklarını kişisel mülküne katan padişah, ancak 1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilanı ile birlikte bunları Hazine'ye devreder. Doç. Dr. Arzu Terzi'nin hazırladığı, 'Bağdat-Musul'da Abdülhamid'in mirası Petrol ve Arazi' isimli çalışmada bu haritalar ilk kez yer alıyor. Timaş Yayınları tarafından çıkarılan kitapta, bu bölgedeki yataklar ve işletmelere ait pek çok fotoğraf da bulunuyor.

Düveli muazzama olarak anılan dönemin büyük güçlerinin Bağdat-Musul bölgesindeki petrole ilgisinin artmaya başlamasıyla, bölgedeki zengin petrol yataklarını içine alan önemli arazi parçalarının Osmanlı tarihinde ilk kez bir padişahın, Sultan 2. Abdülhamid'in şahsi mülkü haline getirilmesi aynı döneme denk gelir. Osmanlı hem maliyesi hem de toprak bütünlüğü açısından sıkıntılı günler yaşamaktadır. Ekonomik olarak dışa bağımlıdır ve girdiği savaşlarla da toprak kaybına uğramaktadır. Musul ve Bağdat'taki yer altı ve yer üstü zenginliklerinin önemine vâkıf olan ve bu toprakların siyasi önemini de göz ölüne alan Padişah 2. Abdülhamid işte bu sebeple bölgedeki petrol yataklarının korunması için özel bir çare arar. Bu toprakların hem toprak kaybından hem de yabancılara tanınan işletme imtiyazlarından etkilenmemesi lazımdır. Bunun için en ideal çözümü de, bu toprakları özel mülkü arasına katmakta. Bunu, 29 Nisan 1888 tarihli bir emlak-ı hümayun defterinden öğreniyoruz. Bu defterde 1880-81 yıllarından itibaren düzenlenmiş olan belgeler yer alıyor. Yine bu deftere göre, padişahın Osmanlı tahtında bulunduğu süre içinde emlak-ı hümayununa dahil edilen arazilerin yüzde 44'lük kısmı Bağdat ve Musul vilayetlerinde bulunuyor. Bu arazi, 17 milyon 770 bin 363 dönümü Musul vilayetinde, 6 milyon 235 bin 160 dönümü ise Bağdat vilayetinde olmak üzere toplam 24 milyon 5 bin 528 dönüm olarak belirleniyor.





Hem iç hem dış politika

Padişah'ın Musul ve Bağdat'taki zengin arazileri özel mülkü haline getirmesiyle, pek çok ülkenin bu araziler üzerindeki girişimleri de başlıyor. Ancak bu bölgeler padişahın özel mülkü olduğu için Almanya, Hollanda, Fransa başta olmak üzere pek çok ülkeden gelen teklifle bizzat padişah kendisi ilgileniyor. Hatta bu dönemde, güven telkin etmediği için Almanlarla yapılan bir sözleşme iptal edildiği için sıkıntılar yaşanıyor. Aynı süre içinde diğer devletlerden ümidini kesen Sultan 2. Abdülhamid, Japon hükümetinden petrol uzmanı isteyerek bu ülkenin dikkatlerini bölgeye çevirmeye çalışıyor. Bu bölgeyi durumdan habersiz olarak vermek bir yana uzun yıllar mücadele eden 2. Abdülhamid'in bu davranışının ülke içindeki politika açısından da başka bir yönü bulunuyor. Bu padişaha göre, bölge halkının büyük bir kısmını oluşturan ve yüzyıllardır bir türlü boyun eğdirilemeyen aşiretlerin boyun eğdirilmesi için de önemli bir yoldur. Bunu da içerideki karışıklıklara karşı bir politika olarak elinde bulunduruyor.

İskenderun'u kaybedince öğrendi

Sultan 2. Abdülhamid bu bölgelerdeki kıymetli arazileri özel mülküne almakla da kalmıyor. Bölgenin varlıkları, padişah mülküne geçtikten sonra yapılan araştırmalarla tüm değerleri tespit ediliyor. Bunun üzerine de gerekirse işletme imtiyazları da özel mülk haline getiriliyor. Petrolün önemine vakıf olan Sultan 2. Abdülhamid ve hazine bakanları sadece Musul ve Bağdat'taki arazilerle ilgilenmeyip, ülkenin çeşitli yerlerindeki petrol yataklarını yabancılardan önce ele geçirmeye çalışıyorlar. Bunun tek istisnası ise İskenderun petrolleri oluyor ve bu kaybın Padişah'a deneyim kazandırdığı belirtiliyor. Zira burası devlet mülkü iken yerli sermayedarlara çıkarma ve işletim lisansı veriliyor. Ancak bağlayıcı hükümlerin de zayıflığı nedeniyle kısa sürede bu yerli firmalar İngiliz ve Alman ortaklarına şirketi devrediyorlar. Bu olaydan sonra tecrübe kazanan padişah, sadece Musul ve Bağdat vilayetleri ile ilgilenmekle kalmıyor, Van gölü petrolleri, Yanya vilayetindeki Senice petrol madenleri ve Ferecik petrollerinin imtiyazlarını da Hazine-i Hassa Nezareti'ne alıyor.

Musul ve Bağdat vilayetleri üzerinde ısrarla duran Padişah 2. Abdülhamid'in bu bölgeleri özel mülkü haline getirmesinden sonra yine bu bölgeler için çıkardığı bir nizamname bulunuyor. Padişah, Musul vilayetindeki petrol yataklarının mülk ve işletme belgesini Şubat 1889'da, Bağdat vilayetindeki petrol yataklarının mülk ve işletme belgesini ise 19 Eylül 1898'de almış. Sultan 2. Abdülhamid'in Fransız maden mühendisi Jakraz'a hazırlattığı 'Musul vilayetindeki petrol yataklarının işletiminin modernleştirilmesi için yapılması gereken masrafları gösteren keşif defteri' de bulunuyor.
Anahtar Kelimeler: Osmanlı Sultanının petrol öngörüsü - Sultan Abdülhamid'in petrol kuyulari
Kaynak: Zaman-Pazar

30 Ocak 2009 Cuma

Ace'de Cuma hutbesinde Erdogan'a destek

Açe'de Cuma hutbesinde Erdoğan'a destek

Tüm dünya halklarından Başbakan Erdoğan'a destek sürüyor. Endonezya'nın Açe bölgesinde Cuma hutbesinde imamlar, "Erdoğan'ı tavrı bize Osmanlıyı yeniden hatırlattı" dedi.

Dün akşam Davos’ta yaşanan gelişmeler sonrasında İslam dünyasından yükselen seslere Açe’den de destek var. Cuma namazında başkent Banda Açe’deki Şah Kuala Üniversitesi camiindeki Cuma hutbesinde imam Müslümanların bugün içinde bulundukları zorluklar ve sıkıntıları dile getirdi.

Bugüne gelinmesinde tarihin kilometre taşlarına değinen imam, Osmanlı Devleti’nin yıkılışı öncesi ve sonrasını karşılaştırarak Osmanlı’nın dönemin dünya politikasında sergilediği yaklaşımlar üzerinde durdu. Osmanlı’nın yıkılışının ardından dağılma ve parçalanma süreçlerini ardı ardına yaşayan İslam toplumlarının bugün birlikten yoksun görüntüsünün en somut ifadesini Filisten’de Gazze’de yaşandığına değindi.

Her vesile ile Osmanlı’ya Türklere bağlılıklarını dile getiren Açeliler, bugün de dünya Müslümanları ile gönül ve düşünce bağlarını ortaya koymakta gecikmiyorlar. "Erdoğan'ın tavrı bize Osmanlıyı yeniden hatırlattı" diyen İmam, Erdoğan'a dua etti.

İsrail’in Gazze saldırılarının arkasından haftalar boyu Filistin’e destek gösterileri ve toplumun her kesimini içine alan yardım kampanyaları gerçekleştirildi. Bu yardım kampanyaları bugün de sürmeye devam ediyor.

Kaynak: Adil Yurtkuran / Endonezya / TİMETURK

Gazze'den Osmanli torunlarina selam

Gazze'den Osmanlı torunlarına selam

Gazze halkı Başbakan Erdoğan'ın Davos'taki tavrı sonrası "Erdoğan'a sevgi ve Türkiye ile dayanışma mitingi" düzenledi. Hamas lideri el-Hayye, Erdoğan'ı Fatih'e benzetti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dünkü çıkışı ile büyük sevinç yaşayan Gazze halkı, Türkiye'nin sergilediği tavıra destek için gösteri yapmak üzere toplandı.

Gazzeli'ler Cuma namazı sonrasında Erdoğan için destek mitingi yapıyorlar. Cuma namazı hutbesinde Türkiye ve Erdoğan'a destek verilmesi istendi. Camiilere akın eden Filistinlilerin elinde Türkiye bayrakları dalgalanıyor. Bir yandan da Erdoğan'ın fotoğrafları görülüyor.

Cuma namazı sonrası yıkılan meclis binası önünde toplanan Gazze halkı, ellerinde Filistin ve Türkiye bayraklarıyla sevinç gösterileri düzenliyor. Gösteride konuşan İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, "sizi burdan alır İstanbul'a götürür, İstanbul'dan gelir; biz gireriz bombaların altına" diye konuştu. "Şimdi sıra ambargonun kaldırılmasına geldi" diyen Yıldırım, "ambargo kaldırılmazsa tüm İslam dünyası Gazze'ye yürüyecek" dedi. Bülent Yıldırım şöyle devam etti: Ey cennetin çocukları! Tüm Türkiye sizinle, sizi çok seviyoruz. Sultan Abdülhamid'in torunlarından, Selahaddin'in torunlarına selam getirdik. Türkiye'de 70 milyon Sultan Abdülhamid var"

Hamas'ın önde gelen liderlerinden Dr. Halil el-Hayye, Gazze'deki mitingde yaptığı konuşmada "selam olsun sana ey Erdoğan" dedi. Hayye, "ey Erdoğan, sen bizie Fatih'i hatırlatıyorsun. Sen onun soyundansın" diye konuştu. Erdoğan'ın kalbinde ve aklında insanlık taşıdığını söyleyen el-Hayye, Erdoğan'ın uluslararası toplantıda haklı haykırdığını ifade etti. Sultan Abdülhamid'in Filistin ile ilgili ünlü sözünü de hatırlatan El-Hayye, özlerini "Osmanlıların torunlarına selam olsun" şeklinde sürdürdü.

İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in suçlamalarına cevap vermek isteyen Erdoğan'a yeterince söz hakkı verilmemesi üzerine toplantıyı terk etmişti. Başbakan Erdoğan'ın bu çıkışına Araplardan destek gelmişti. Gazzeliler de bugün Cuma namazı çıkışı destek gösterisi için toplandı.

Kaynak: Haber Merkezi / TİMETURK

Basbakan Erdogan Davos'u boyle terk etti

Basbakan Erdogan Davos'u böyle terk etti


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Davos'ta Dünya Ekonomik Forumu kapsamında gerçekleştirilen ''Gazze Orta Doğu'da Barış Modeli'' oturumunda, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in eleştirilerini yanıtlarken panel yöneticisinin sürenin bittiğini gerekçe göstererek konuşmasını kesmesi üzerine bundan sonra Davos toplantılarına katılmayacağını açıklayarak salondan ayrıldı


29 Ocak 2009 Perşembe

Davos depremi ! Dunya Erdogan'i konusuyor

Dünya Basbakan Erdoğan'ı konuşuyor

Davos'ta Basbakan Erdoğan'ın Peres'le girdiği sert polemik dünyanın gündemine oturdu. İşte Erdoğan'ın gündem olan o anı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Dünya Ekonomik Forumu toplantıları sırasında terk etmesi dünya basının gündemi oldu. Dünya basını son dakika olarak duyurdu.

Erdoğan'ın toplantıyı terk etmesi İsrail basınında da yer aldı. The Jerusalem Post gazetesi, Erdoğan'ın toplantıyı terk ettiğini yazdı. BBC kanalı da gelişmeye yer verirken, Peres'le tartıştığını belirtti.


Buyrun iste o görüntüler : [- Resimleri büyütmek icin tiklayiniz -]

Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket PhotobucketPhotobucket Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket

Not: [- Resimleri büyütmek icin tiklayiniz -]

Basbakan dunya basinina boyle seslendi

Erdoğan dünya basınına böyle seslendi

Peres'le sert bir diyalog içine giren ve daha sonra Dünya Ekonomik Formu'nu terkeden Erdoğan, Forum Başkanı ile toplantı yaptı.

İlk olarak 'Derin endişe ve üzüntü içindeyim' diyerek başlayan Forum Başkanı Schwab , ‘Sayın basın mensupları, üzüntüm derin ve endişeliyim. Çünkü, Sayın Erdoğan’a büyük saygı duyuyorum. Kendisi ile uzun bir dostluğumuz var. Kendisi ve hükümeti ile çok etkinliğimiz var.

Erdoğan’ın, Ortadoğu probleminde oynadığı büyük rol bize büyük umut aşılıyor. Bugün olanlara rağmen onun kararlı tutumu bundan sonra da devam edeceiğini umuyorum. Bu oturumda herkese 5 dakiak süre verip ikinci turda biraz daha uzun süre verip konuyu tartışmak istedik. Ne yazık ki tartışmayı yöneten kişi süre aşılınca moderatör süreyi bitirmek istedi. Aynı zamanda şunu da söylemek istiyorum. Biz kendimizle pek çok farklı oturumda barış için çok uğraşıyoruz. Her zaman Davos ruhunu korumaya çalışıyorz. Davoso ruhu yapıcı bir ruhtur. Bu oturumda böyle bir olay da olabilir. Umut ediyorum ki toplantıda olanlara rağmen, sadece karşıt değil ortak noktalar da vardı.' dedi.

ERDOĞAN: TEPKİM DAVOS'A DEĞİL, MODERATÖRE

Erdoğan, ‘Davos’a her zaman olduğu gibi yapıcı ve uluslarası ilişkilere katkıda bulunancağı umuduyla geldim. Nitekim Davos çerçevesinde yürütülen uluslarası ilişkilerde arabulucu ve barışçı kimliğimizi vurguladık. Bu kapsamda Ortadoğu barış sürecinde yürüttüğümüz temaslar hakkında bilgilendirmelerde bulunduk. Son bir ayda Gazze’de yaşanan insanlık dramı ve ekonomik kriz hakkındaki fikircilerimizi açık yüreklilikle açıkladık. Konuşmamda özellikle barış mesejlarını ön plana çıkardık. Ne İsrail’İ, ne Peres’i ne de Musevi halkını hedef aldım. Aksine öğle ve akşam yapılan panelde antisemizme karşı bir başbakan olduğumu dile getirdim.

Tabi usül açısından burada bir şeyi hatırlatmalıyım. Saat 14,30’da başlaması gereken panele Sayın Aliyev ve benim dışında kimse gelmedi ve sadece ikimiz panele başladık.

Akşamki panele gelince Sayın Banki Mun 8 dakika, ben 12 dakika Amr Bin Musa 12 dakikayı geçince sözlerini bitirdi. Peres ise süreyi 25 dakika tutarak zaman zaman yüksek ses tonuyla Davos’a yakışmayan üslupla beni suçladı. Toplantı yöneticisi de toplantı kriterleri dışına çıkarak bize söz hakkı vermeden paneli bitirmek istedi.

Müdahale ederek söz hakkı aldığımda da görüşlerimi ifade hakkı bulamadım. Ve modaretöre tepki olarak bitmek üzere olan toplantıyı terk ettim.

Burada hedef saptırabilir. Yumuşak başlıyım ama uysal koyun değilim. Teşekkür ediyorum.’ dedi.

Kaynak: HABER7

Basbakan Erdogan Davosu salladi

Basbakan Erdogan Davos'u salladi

Babakan Recep Tayyib Erdoğan'ın Davos'ta katıldığı paneli terk etmesi, uluslararası ajanslar tarafından "acil" koduyla verdi.

AP, Başbakan Erdoğan'ın panelde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'le Gazze'deki çatışmalar konusunda "sözlü olarak tartıştıktan sonra" paneli terk ettiğini belirtti.

Ajans, Başbakan Erdoğan'ın, Peres'in İsrail'in Gazze saldırısını heyecanlı bir şekilde savunan monoloğunu dinledikten sonra, panel yöneticisinin sözünü kesmesi üzerine kızdığını kaydetti.

Haberde Başbakan Erdoğan'ın Peres'e "İnsanları öldürüyorsunuz" dediği, Peres'in ise parmağı ile işaret ederek, "İstanbul'a roketler düşse siz de aynısını yaparsınız" dediği kaydedildi.

İlk haberlerinde Başbakan Erdoğan'dan "Cumhurbaşkanı" diye bahseden AP, kısa süre sonra bu hatasını bir not geçerek düzeltti.

Fransız AFP ajansı da haberi acil koduyla vererek, Başbakan Erdoğan'ın Davos'taki paneli, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in uzun konuşmasının ardından kendi konuşmasının panel yöneticisi tarafından engellendiği gerekçesiyle sert bir şekilde terk ettiğini bildirdi.

Başbakan Erdoğan'ın "Bir daha Davos'a geleceğimi sanmıyorum" sözlerini yansıtan AFP, Başbakan Erdoğan'ın Peres'in konuşmasına yanıt vermek istediğini, ancak karşısındaki gazetecinin ısrarla panelin sona erdiğini söyleyerek sözünü kestiğini belirtti.

AA

Jerusalem Post gazetesinin web sayfası Başbakan Erdoğan'ın paneli terk etmesini "manşet haber" olarak duyururken, Erdoğan'ın İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile girdiği tartışma ve ardından sözünün panel moderatörünce kesilmesine sinirlenerek sahneden yürüyüp gittiğini bildirdi.

Haaretz gazetesinin web sayfası da aynı haberle okuyucularını durumdan haberdar etti.

İki gazetenin İngilizce web sayfası da Amerikan AP ajansının haberini kullandı.

Merkezi Katar'da bulunan uluslararası Arap haber kanalı El Cezire de internet sitesinde haberi acil haber olarak tek cümle olarak verdikten sonra, geniş bir haber yayımladı.

El Cezire haberinde, Başbakan Erdoğan'ın, panel yöneticisinin Peres'in İsrail'in Gazze saldırısını meşrulaştıran sözlerine itirazlarını söylemesine izin vermemesinden sonra televizyondan canlı yayınlanan tartışmayı terk ettiğini belirtti.

25 Ocak 2009 Pazar

Almanya sapik Turk'u ariyor


Almanya sapık Türk'ü arıyor

Tuttlingen polisi ve Rottweil Savcılığı tarafından yapılan ortak açıklamada, kaçak olarak aranırken hakkında tutuklama kararı da çıkartılan ve 3 çocuk babası olduğu bildirilen Kellegöz’ün, geçen pazar günü eski sevgilisini ararken, söz konusu kadının 6 yaşındaki kız kardeşini kandırarak Tuttlingen’deki ikinci evine götürdüğü ve burada küçük kıza tecavüz ettiği belirtildi.

Olayı da görüntülediği bildirilen Kellegöz’ün, küçük kızı eve bıraktıktan sonra, bu konuda kimseye bir şey söylememesi durumunda kendisine hediyeler alacağını söylediği, buna rağmen küçük kızın ana okulunda 2 kadın eğitimciye bu olayı anlattığı, bunun kızın annesine bildirildiği, bu kişinin de kızını bir klinikte kontrol ettirdikten sonra olayı polise haber verdiği kaydedildi.

Kellegöz’ün evinde yapılan aramalarda görüntülerin ele geçirildiği ve bir mahkemenin hakkında tutuklama kararı çıkarttığı belirtilen açıklamada, vatandaşlardan da yardım istendi. Kellegöz’ün nerede olduğunu bilenlerin bunu Tuttlingen polisine bildirmeleri istendi. Bu konuda bilgi verebilecek kişilerin 07461/9410 numaralı telefona başvurabilecekleri bildirildi.

24 Ocak 2009 Cumartesi

Kilo vermenin 8 altin kurali

Kilo vermenin 8 altın kuralı


Yine mi kilo sorunu yine mi altın kurallar diye hemen dudak büzmeyin. Belki de sizin bünyenize uyacak, sizi sırım gibi yapacak olan altın kurallar bu kurallardır, kimbilir ?

Pratik yöntemlerle kilolarınızdan kurtulabilirsiniz. Diyetisyen Serkan Tutar'ın tavsiyelerine dikkat verin...

1: Teknolojik aletlerden uzak durun: Televizyon, bilgisayara ayırdığınız bir saati vücudunuza ayırın. Yapacağınız hızlı tempo yürüyüş 1 saatte vücudunuzdan 250-300 kalori yakılması anlamına gelecektir.

2: Sağlıklı atıştırmalar yapın: Atıştırmak hepimizin korktuğu bir alışkanlık olsa da, bilinçli yapılan atıştırmalar kilo vermede başrol oynamaktadır. Peynirli sandviç, taze meyve suyu, yoğurt, tahıllı ekmek en mantıklı atıştırmalıklar olacaktır..

3: Öğünlere göre sağlıklı besin seçimi: Öğlen ve akşam yemeği seçimi en büyük problemlerden biridir. İçerisinde et bulunan yemekleri öğle yemeğinde, sebzeli yemekleri ise akşam yemeğinde tercih etmelisiniz.

4: Kahvaltı zamanı: Sabah yapılmayan kahvaltı kısa vadede olumsuz etkisi olmadığı sanılsa da uzun vadede kilo almanıza neden olacaktır. Sabah düşük kan şekeri ile uyanan vücut, siz besin almadığınızda dengesizleşir. Öğlen saatlerinde yoğun şekilde yenilen yemek ise kan şekerinizin çok hızlı yükselmesine neden olur. Sonuçta kan şekerinde dengesizlik meydana gelir ve metabolizma hızınızda azalmalara neden olur.

5: Lifli besinleri tercih edin: İçerisinde lif bulunan besinler tokluk hissinizin daha uzun sürmesini sağlar ve bir sonraki öğüne daha tok mide ile oturursunuz.

6: Gözlerinizi açmadan su için: Sabah kalkar kalkmaz içilen su bağırsak hareketlerinizi hızlandırır.

7: Haftada bir kaçamak yapın: Tek düze bir yaşam hepimizi sıkacağı gibi tek düze beslenmede sizi sıkacak ve yapmış olduğunuz programda bozulmalara sebebiyet verecektir. Sevdiğiniz ve kalorisi yüksek besinleri haftada bir gün tüketmelisiniz.

8: Yemeğe küçük, salataya büyük tabak: Büyük tabağın yarısını boş görmektense, küçük tabağın tamamını dolu görmek sizi psikolojik olarak rahatlatır.

19 Ocak 2009 Pazartesi

Salgin halindeki virus'ten kurtulun

Salgın halindeki virüsten kurtulun


Şu sıralarda milyonlarca bilgisayarı etkileyen ve adı kaynaklara göre Downadup, Konficker veya Kido olarak geçen solucanı nasıl durduracaksınız?

İnternette dokuz milyon bilgisayara sıçrayan ve kullanıcıların internet erişimini, hatta internetle igili her türlü işini kesmeye adayan Downadup solucanından kurtulmanın bir yolu var. Dün kendisini kaynak olarak göstererek sizleri uyardığımız Finlandiyalı F-Secure bu solucandan kurtulmak için bir temizleyici yayınlamış durumda.

Belirtiler

Bu solucanın ilk belirtileri, bilgisayarınızın güvenlikle ilgili internet sitelerine girememesi ve ayrıca şifreli olarak bağlandığınız ağ noktalarında binlerce deneme yaparak saldırı korumasını etkinleştirmesi ve bu bölgelere kullanıcı adı ve şifrenizle girememenizi sağlaması.

İndirin

:: F-Secure tarafından yayınlanan Downadup solucanı temizleme yazılımını buraya tiklayarak indirin.

Nasıl Kullanılır ?

Bu yazılım komut satırı altından çalışıyor. Bir klasöre ZIP dosyasını açtıktan sonra oraya giderek f-downadup.exe'yi çalıştırarak bilgisayarınızı taratabilirsiniz. Doğrudan temizleme kipinde çalıştırmak istiyorsanız da f-downadup.exe --disinfect komutunu kullanmanız gerekiyor.
Anahtar Kelimeler: conficker, downadup, downadup download, downadup indir, f-secure, kido, solucan, virus
Kaynak: shiftdelete.net

18 Ocak 2009 Pazar

Ey katil Israil, bu bebegi nasil yaktiniz ?

Ey katil Israil, bu bebegi nasil yaktiniz ? [- video -]

Sevgili ziyaretciler nette buldugum bu görüntüleri sizlerle paylasip paylasmamayi uzun süre düsündüm. Sözün bittigi, insanin insanligindan utandigi bu görüntüler katil Israil'in Gazze'de uyguladigi katliam'da ne gibi silahlar denedigi gösteriyor. Bir müslüman olarak bu görüntülere dayanmak imkansiz. Eminim ki sizin de yüreginiz paramparca olacak ve gözyaslariniza hakim olamayacaksiniz. Video'yu lütfen cocuklara, 18 yasindan kücüklere ve görüntü hassasiyeti olanlara izlettirmeyiniz. Iste sözün bittigi o görüntüler.....



Kahrolsun Israil, kahrolsun siyonistler......

Gazze katliami 4.haftasinda: 1203 sehid

Gazze katliamı 4. haftasında: 1203 şehid

4. haftasına giren Gazze saldırılarda 1203 Filistinli şehid oldu, 5320 Filistinli de yaralandı. İsrail işgal güçleri bugün yine BM'ye ait bir okulu vurdu, 2 çocuk şehid oldu.

İsrail işgal güçlerinin Gazze'ye yönelik katliamları 4. haftasına girdi. Karadan, denizden ve havadan yapılan saldırılarda şimdiye dek 1203 Filistinli şehid oldu, 5320 Filistinli de yaralandı. Filistin Sağlık Bakanlığına bağlı Olağanüstü Haller ve İlk Yardım müdürü Dr. Muaviye Hasaneyn, bugün Filistin Enformasyon Merkezi’ne yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Siyonist işgal güçlerinin Gazze’ye yaptığı vahşet neticesinde şimdiye kadar 1200 kişi şehit oldu. Bunlardan 410’ü çocuk, 108’i kadın ve 118’i de yaşlıdır. Buna göre, kurbanların %55’i çocuk, kadın ve yaşlı demektir.”

Yaralılara da değinen Hasaneyn şöyle dedi: “Bu süre içinde yaralanan Filistinli sayısı 5300’ü geçti. Bunlardan 400’den fazlasının durumu oldukça ağırdır. Yaralılar arasında BM tarafından yasaklanan ve derin izler bırakan silahlardan yaralananlar da var”.

Siyonistlerin sağlık sektörünü de hedef aldığına dikkat çeken Hasaneyn şöyle dedi: “Şimdiye kadar 17 sağlık merkezi saldırıya uğradı. Bunlar arasında Kudüs Hastanesi ve Kızılay’a ait Olağanüstü Haller ve İlk Yardım Merkezi de var. Saldırılardan sonra burada yatan hastalardan 300’ü başka hastanelere nakledildi”.

İnsanı Eritip İskelete Dönüştüren Silahlar

Filistin Sağlık Bakanlığına bağlı Olağanüstü Haller ve İlk Yardım Müdürü Dr. Muaviye Hasaneyn, işgal ordusunun daha önce hiç görmediğimiz ve duymadığımız yeni ölümcül silahları kullandığını belirterek, bu silahların kurbanların bedenlerini eritip iskelete dönüştürdüğünü söyledi.

Dr. Hasaneyn Filistin Enformasyon Merkezi’ne yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Bu silahın etkilerini, Bur’ul-Kerame’ye gidip kurbanları kurtarmaya çalışırken gördük. Bir binanın odasında etleri erimiş, iskelet halinde üç şehidi gördük. Gördüklerimiz, kullanılan silahların fazlasıyla öldürücü olduklarını gösteriyor. Gördüklerimi tanımlamak imkansız ve o görüntülere dayanmak da mümkün değil”.

Devamla şöyle dedi: “Tel’ul-İslam’da ise pudra ve tahine benzer bir maddeye rastladık. Bu kimi bulaşmışsa, teneffüste zorluk çektiklerini gördük. Vücutlarında ayrıca birinci derecede yanıklar da vardı. Hastanelere kaldırılanlardan bir kısmının bazı organları kesilirken, bunlardan 7 kişi de aldıkları ağır yanıklar neticesinde şehit oldular.

Bu silahların bir benzerini Amerikalı güçler 04/06/2003 tarihinde Irak’ta ikinci havaalanı operasyonu diye bilinen operasyonda kullanmıştılar. Daha önce görülmemiş ve denenmemiş bu silahlarla hava alanına saldıran Amerikalılar, Iraklı askerlerin yere yığılıp etlerinin erimesinden sonra iskelete dönüşmelerine neden olmuştular.


Gazze’ye 1000 Ton Patlayıcı ve Beyaz Fosfor Atıldı

Siyonist televizyonlardan Kanal-10 Televizyonu, işgal ordusuna bağlı savaş uçaklarının Gazze’ye 2500 sorti yaptıklarını ve 22 günlük savaşta hava kuvvetlerindeki silahların da yarısını kullandıklarını duyurdu. Kanalın savaş muhabiri bugün yaptığı açıklamaya göre, işgal ordusuna bağlı savaş uçakları söz konusu süre içinde Gazze’ye bin (1000) ton bomba ve füze atmış.


Savaş muhabirinin verdiği bilgiye, savaş uçaklarının attığı bu bombalara tankların, piyade birliklerin, deniz botlarının, savaş gemileriyle füze gemilerinin attığı patlayıcı, bomba ve füzeler dahil değildir.

Bilindiği gibi işgal ordusu karadan, denizden ve havadan üç haftadır Gazze’ye tonlarca patlayıcı, bomba ve füze atmakta, bunlarla yetinmeyen işgal güçleri BM tarafından yasaklanan silahları da kullanarak; hükümet binalarını, meclis binasını, polis merkezlerini, evleri, camileri, okulları, hastaneleri yerle bir etmeye devam etmektedir.


İsrail Yine BM Okulunu Vurdu: 2 çocuk şehid oldu

İsrail tankları, Gazze Şeridi’nin kuzeyi Beyt Lahiya kentinde BM’ye ait bir okula düzenlediği saldırıda 2 çocuk yaşamını yitirdi. BM Filistinli Mültecilere Yardım ve Çalışma Ajansı (UNRWA) tarafından yapılan açıklamada, İsrail tank saldırısında kardeş olan 2 çocuğun öldüğü, 14 kişinin de yaralandığı bildirildi. Filistin sağlık kaynakları ise, 2 topun isabet aldığı okulda 4 kişinin yaşamını yitirdiğini belirtti.


Görgü tanıkları, 1 çocuk ile annesinin ölümüne neden olan ilk tank topunun isabet etmesi ardından okuldan kaçmaya çalışan insanların ikinci tank ateşine maruz kaldıklarını, ikinci saldırıda 4 kişinin öldüğünü kaydetti. İsrail'in 22 gündür saldırılarını sürdürdüğü kuşatma altındaki Gazze'de binlerce kişinin BM okullarına sığındığı bildirildi.


BM: İsrail'e Savaş Suçu Açılmalı

BM sözcüsü Chris Gunness, tank mermisinin atıldığı okulda İsrail'in Gazze Şeridi'ne üç haftadır süren saldırılarından kaçarak sığınan 1600 kişinin bulunduğunu açıkladı. İsrail'in elinde okulun koordinatlarının bulunduğunu ve okulun sığınak olarak kullanıldığını bildiğini vurgulayan Gunness, savaş suçuna ilişkin bir soruşturma açılması gerektiğini söyledi.

15 Ocak 2009 Perşembe

Gargat agacı fotoğrafları

Gargat agacı fotoğrafları

Sevgili ziyaretciler son yazimdan bir önceki yazida Prof. Dr. Osman Özsoy'un bir makalesini sizlerle paylasmistim. Makalede bir hadis-i serif vardi. Bahsi geçen hadis-i şerif Sahih-i Müslim’de; “Öyle ki Yahudiler taşların ve ağaçların arkasına saklanacak ama ağaç ve taş dile gelerek 'Ya Müslim! Ey Allah (c.c.) kulu! Gel, bak benim arkamda Yahudi var, buraya gizlendi, benim arkamda, gel onu cezalandır. diyecek. Sadece 'gargat' ağacı bunu söylemeyecek çünkü o Yahudi ağacıdır” buyuruluyor. (Kitab-ul Fiten H. 2239)

Gargat ağacı İngilizce "gharqad" şeklinde yazılmakla beraber aslı Arapça'dır. Ayrıca Latincesi ise Common Nitraria (Nitraria retusa) dır.

Peki hadiste bahsi gecen gargat agaci nedir ve nasil birseydir diye merak ettim ve aramaya koyuldum. Herhalde benim gibi gargat agacini bilmeyen kardeslerimiz vardir. Biraz arastirmadan sonra gargat agacinin resimlerinin buldum ve sizlerle paylasmak istedim. Iste gargat agaci fotograflari:
Not: Bazi resimleri büyütmek isterseniz üzerine tiklayin.
Anahtar Kelimeler: Gargat agaci resim - resimleri - Gargat agaci fotograf - fotograflari - Gargat - Gharqad tree - Common nitraria - Yahudi agacı- Gargad - Ghargad - Garkad - karkat - Gargad ağacı - ağaç - fotoğraf - resim - foto - resimler - jews tree - judenbaum - baum- garqad- salt tree - nitre bush -
Not: Bazi resimleri büyütmek isterseniz üzerine tiklayin.

14 Ocak 2009 Çarşamba

'Gazze'de cocuklar delirme noktasinda'

'Gazze'de çocuklar delirme noktasında'

İstanbul Uluslararası Kardeşlik ve Yardımlaşma Derneği (IBS), 28 Aralıktan bu yana Gazze'ye yapılan hava ve kara saldırılarında büyük zarar gören sivillerin yardımına koştu.

Gazze'de yaşanılanların ekranlara yansıyanlardan çok daha kötü olduğunu belirten IBS Koordinatörü Ahmet Türk, atılan bombalar nedeniyle çocukların delirme noktasına geldiğini dile getirdi.

Hayırseverlerden aldığı bağışları geçtiğimiz pazar günü Gazze'ye götüren IBS yardım konvoyu İsrail uçaklarının Refah sınır kapısı yakınlarını bombalamasıyla büyük bir tehlike atlattı. Ancak olayda herhangi bir zayiat meydana gelmedi ve yardımlar Filistinli yetkililere teslim edildi. Bölgede en acil ihtiyaç duyulan tıbbi malzemelerden oluşan yardımda, ağrı kesici, sargı bezi, antibiyotik ilaçlar, ameliyat gereçleri vb. ihtiyaçlar yer alıyor.

Dernek yetkilileri daha sonra Mısır'daki hastanelerde tedavi gören Gazzeli yaralıları ziyaret etti. IBS Gazze Koordinatörü Ahmet Türk yaralıların durumunun bölgedeki yaşanan trajediyi ortaya koyduğunu belirtti. Yapılan bombardımanlar sonrasında pek çok hamile kadının çocuğunu düşürdüğünü veya erken doğum yaptığını anlatan Türk, "Ancak küvez sayısı yetersiz olduğu için bebek ölümleri engellenemiyor. Ayrıca bölgede kullanılan farklı bombaların etkisiyle yaralılarda derin yanıklar ve fiziki görünüşte değişiklikler oluşuyor."dedi.

Çocukların durumunun ise daha kritik oludğuna işaret eden Ahmet Türk, küçük yaştaki çocukların bazılarının yaşadıkları karşısında hafızalarını kaybettiklerini belirtti. Türk, durumun televizyon ekranlarındaki görüntülerden çok daha ciddi olduğunu ve yaraların sarılması için daha çok yardım gerektiğini ifade etti.

Kaynak: CİHAN

Iste Yahudileri korkutan hadis

İşte Yahudileri korkutan hadis !

Not: Prof. Dr. Osman ÖZSOY abimizin bir yazisindan alinti yaparak sizlerle paylasmak istedim

Ortadoğu’daki gelişmeleri yakından izleyen, başta İsrail olmak üzere bölge ülkelerine sık sık gelip giden ve bu coğrafyanın tarihsel sürecine ilişkin çok sayıda yayını bulunan tarih profesörü bir dostum bana önceki gün; “Yahudiler İsrail’de en çok hangi ağacı dikiyorlar ve bunun sebebi nedir biliyor musunuz?” diye sordu.

Kendisine, özellikle tarım konusunda İsraillilerin dünyanın en önemli araştırmalarına imza attıklarını biliyorum ama bir ağaca karşı özel ilgileri olup olmadığı konusunda bilgi sahibi değilim dedim. İsrail’e de şimdiye kadar hiç gitmediğimi söyledim. Kısacası sorunun cevabı bende yoktu.

Verdiği cevap çok ilginç oldu. Yahudilerin İsrail’de en çok diktikleri ağacın gargat ağacı olduğunu, bunun nedeninin ise bir hadis- i şeriften kaynaklandığını söyledi. “Yahudiler hadis-i şeriflere itibar ediyorlar mı ki” dedim. Etmiyorlar ama yine de içleri rahat değil. Tedbiren de olsa yine de bu ağacı dikmekten geri kalmıyorlar dedi. Sonra Peygamber Efendimizin konuyla ilgili bir hadis-i şerifini okudu.

Tarihçi dostumun yanından ayrıldıktan sonra bu hadis-i şerifi kaynaklarıyla birlikte sizlerle paylaşmak üzere kütüphanemdeki kitaplardan aradım buldum.

İlginçtir, hadis-i şerif daha çok kıyamet alametlerinin zikredildiği bölümlerde geçiyor. Kaynaklarda kıyamet alametleri sıralanırken, fitnenin artması, Yahudilerin Müslümanlara yönelik taşkınlık ve zulmü inanılmaz boyutlara varınca, sabır sınırı taşıp artık bu zulme bir dur demek isteyen Müslümanların kendilerini bulup cezalandırmasından çekinen Yahudilerin bulabildikleri her yere kaçıp saklanacağından söz ediliyor.

Hadis-i Şerif’te, Yahudilerin taşların ve ağaçların bile arkasına saklanacağı, buna karşın Gargat ağacından başka bütün taş ve ağaçların: "Ey Müslüman, Ey Allahın kulu, Yahudi arkamdadır, gel onu öldür" diyeceği ifade ediliyor. (Buhârî, Tecrid, IX, 73; Tirmizî, Birr, 25; Fiten, 2; et-Tâc, I, 25).

Bahsi geçen hadis-i şerif Sahih-i Müslim’de; “Öyle ki Yahudiler taşların ve ağaçların arkasına saklanacak ama ağaç ve taş dile gelerek 'Ya Müslim! Ey Allah (c.c.) kulu! Gel, bak benim arkamda Yahudi var, buraya gizlendi, benim arkamda, gel onu cezalandır. diyecek. Sadece 'gargat' ağacı bunu söylemeyecek çünkü o Yahudi ağacıdır” buyuruluyor. (Kitab-ul Fiten H. 2239).

Bu kadar yalın bir gerçeklikle ifade edilen hadis-i şerif üzerinde ayrıca bir yorumda bulunma ihtiyacı duymuyorum. Her şey gayet açık ortada

Fakat izniniz olursa Gazze’de yaşanan son vahşet görüntülerinden de yola çıkarak hadis-i şerifin son cümlesinin altını bir kez daha çizmek istiyorum. Ne buyuruyor Peygamber Efendimiz; “Ağaç ve taş dile gelerek, Ey Müslüman, gel, bak benim arkamda Yahudi var, buraya gizlendi, benim arkamda, gel onu cezalandır” diyecek.

Demek ki Yahudilerin artık haddi iyice aşmış zulmüne tanıklık etmek ağaçların ve taşların bile deyim yerindeyse canına öyle bir tak edecek ki, sabırları taşacak ve ihbarda bulunmak üzere dile gelecekler.

Hadis-i Şerif temel kaynaklarda böyle geçiyor. Birileri rahatsız olacak diye lafı eğip bükecek değiliz. Peygamber Efendimiz söylüyorsa El Hak doğrudur.

Nitekim Yahudiler de yaptıkları işin sonunun nereye varacağını ve tarihteki örneklerinde de görüldüğü gibi hep böyle sürüp gitmesinin mümkün olmayacağının az da olsa farkında olmalılar ki, hadis-i şerifte “sadece o ağaç söylemeyecek” denilen gargat ağacını tarih profesörünün tespitiyle ülkenin her yanına dikmekten geri kalmıyorlar. İsrailliler her yana bu ağaçtan dikeceklerine zulme son verseler daha iyi olur. O zaman muhakkak ki daha güvende olacaklardır. Bu iş hep böyle gitmez. Tarih bunun örnekleriyle dolu.

Tüm dünya tepkili

Siz bakmayın İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamların sadece İslam dünyasında tepki oluşturmuş gibi bir görüntü ortaya koyduğuna İsrail’in yıllar yılı bölgede uyguladığı ölçüsüz şiddet ve tarih boyu yapıp edegeldikleri fenalıklar tüm dünya ülkelerinde gizliden gizliye öylesine derin bir nefretin oluşmasına zemin hazırladı ki, yabancılarla konu üzerinde biraz konuşmaya başladığınızda hemen fark ediyorsunuz bunu. Kaldı ki dinsel öğretileri ve tarihsel tecrübeleri de buna uygun. Yahudilerin günümüzdeki tutum ve davranışları da bu acıları tazeleyecek türden. Burada ayıplanacak olan durum nefret duymak değil, nefrete neden olacak eylem ve davranışlara göstere göstere zemin hazırlamamaktır.

Dünyanın önde gelen medya kuruluşları ve ajansları büyük ölçüde Yahudi sermayesinin kontrolünde olduğu için, hükümetler aleyhlerine kampanya yürütülmesin, yıpratılmasınlar diye tepki göstermekte tutuk davranıyorlar. Kısacası, dünyanın gözleri önünde cereyan eden zulme karşı dünya kamuoyunda oluşan nefret henüz kitle iletişim araçları vasıtasıyla beklendiği ölçüde dillendirilmeye başlanmadı. Fanusun kapağı bir açılmaya görsün, dalga hızla büyüyecek ve zulme karşı kitlelerde oluşan nefret daha rahat gözlemlenebilecektir. Kaldı ki bu tür açık bir zulme karşı tepkili olmak için din olarak sadece İslam’a mensup olmak gerekmiyor. İnsanlık duygularını kaybetmemek yeterlidir.

Yazının başında yer verdiğimiz hadis-i şerifin vermek istediği mesajı, Gazze’de yaşanan vahşet karşısında ruhlarda oluşan kabarmayı hissedince daha rahat algılayabiliyoruz. Savaşın bile adabı vardır. Bu kadar mı gaddar olur bir insan?

Bu açıklamalar önemli

Başbakan Erdoğan’ın dün Antalya’da yaptığı şu açıklama önemlidir: “Zulüm ile abat olunmaz. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste. Şu anda İsrail ne yazık ki orantısız güç kullanımıyla bir insanlık dramına imza atmıştır. Bu insanlık dramı inanıyorum ki İsrail'i kendi içinde birçok sıkıntılara mahkûm edecektir. Er veya geç hak egemen olur. Zira o bombaların altında ölen çocukların ahı yerde kalmayacaktır, o savunmasız kadınların, annelerin ahı yerde kalmayacaktır, o gözyaşları yerde kalmayacaktır. Bu gidiş gidiş değil. Er veya geç hak egemen olur.”
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in, İsrail’in yaptığını anlatmak için katliam ve vahşet kelimeleri yeterli kalmaz sözleri ve “İsrail’in bu tahrikleri sürdükçe terörle mücadelede başarılı olmak mümkün değildir” tespiti de fevkalade önemlidir.

Bombalar altında bile tevekkül hissini kaybetmeyen ve yılgınlığa düşmediğini tüm dünyaya gösteren bir avuç Filistinlinin cesaretinin onda biri BM Güvenlik Konseyi üyelerinde olsa dünyadaki barış ortamı çok daha farklı olurdu. İsrail ürettiği korkularla dünyanın iradesini bloke ediyor. Sizden ve tehditlerinizden korkmuyoruz diyecek Selahattin Eyyubi yürekli 3-5 devlet adamına ihtiyaç var.

Yazımızı İsra süresinden konuyla ilgili bir ayetle sonlandıralım:

“Kitapta İsrailoğulları'na şu hükmü verdik: "Muhakkak siz yer(yüzün) de iki defa (iktidar olup) bozgunculuk çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir kibirleniş-yükselişle kibirlenecek-yükseleceksiniz. Ve nitekim o iki vaadden ilkinin zamanı geldiğinde, son derece zorlu ve güçlü kullarımızı üzerinize gönderdik de (sizi) evlerin aralarına kadar girip araştırdılar. Bu, yerine getirilmesi gereken bir sözdü ve gerçekleşti” (İsra, 4-5)

Alinti: Prof. Dr. Osman ÖZSOY - Haber7
Anahtar Kelimeler: Alinti - Prof. Dr. Osman Özsoy - Iste Yahudileri korkutan hadis - Gargat agaci - Yahudilerin arkasina saklanacaklari agac - Yahudi agaci - Yahudilerin agaci - Yahudilerin diktikleri agac - Yahudiler ne agaci dikti - Yahudiler ne agaci dikiyor - Israillilerin agaci

13 Ocak 2009 Salı

Filistinli kardeslerimiz icin dua edelim

Filistinli kardeslerimiz icin dua edelim


Eûzübillahimineşşeytanirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm

Allahümme Salli ala seyyidina Muhammedin ve ala Al-i seyyidina Muhammed

Ey yüce rabbim, ey yokluktan varligi yaratan ALLAH 'im. Filistin'de, Bati Seria'da ve Gazze'de Yahudi zulümüne hedef olan bütün Müslüman din kardeşlerimizi her türlü kazadan, beladan, kötülükten, şerden, zulümden, hapislikten, kötü ölümden, hastalıktan, fakirlikten ve korunması gereken herşeyden koru. Onlara ve bizlere sağlıklı uzun ömürler ver. Onlara ve bizlere en kısa zamanda en güzel Cennetlerini nasip eyle. Islam ümmetini'de en kısa zamanda dünya'ya hakim kıl ve siyonistleri'de kahhar isminle kahreyle. Ne olur dualarimizi kabul et ya Rabbim. AMİN.


Herkes bu dua yı paylaşsın lütfen

12 Ocak 2009 Pazartesi

Gazze Seridi'nde olu sayisi 900 gecti

Gazze Şeridi'nde ölü sayısı 900'ü geçti

Gazze Şeridi'nde 3. haftasına giren İsrail saldırıları olanca hızıyla sürerken, ölü ve yaralı sayısı da sürekli artıyor. İşte son durum:

Filistinli kaynaklara göre, ölü sayısı 900'ü aşarken, yaralıların sayısı da 3 bin 700'ü buldu.

İsrail askerleri, Gazze kentini çevreleme harekatını sürdürürlerken, ordu da bugünkü çatışmalarda 40 militanın öldürüldüğünü ya da yaralandığını bildirdi.

İsrail ordusunun akşam saatlerinde Gazze kentinin sınır yakınındaki mahallesi Secaiye'de ve bölgenin kuzeyindeki Cebaliye'de evlere açtığı topçu ateşinde 5 Filistinli'nin daha yaşamlarını yitirdikleri öğrenildi.

İsrail ordusunun bugün verdiği rakamla benzer biçimde Filistinli kaynaklar da ölenlerin sayısının 40'a yaklaştığını belirtirlerken, yine ölenlerin çoğunun kadınlar ve çocuk olduğunu kaydettiler.

İsrail hava kuvvetlerine bağlı uçaklar ayrıca, Gazze kentinde Kültür Bakanlığı binasını da vurdular. Görgü tanıklarına göre bombardımanlar, 3 saatlik ateşkes süresince de durmadı.

İsrail askerlerinin sabah saat 02.00 sularında Gazze kentinin Tel El Hava mahallesinin varoşları sayılabilecek Şeyh Eclin ve kentin kuzeyindeki Sudaniye bölgelerinde Filistinli militanlarla girdiği çatışmalar toplam 14 kişinin ölümüne neden olurken, ordunun daha içlere doğru girme yolundaki niyetlerinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Yine de askerlerin çatışmalar sonrası çekildiği de belirtildi.

Bu bölgede ölenler arasında, Tel El Hava mahallesinde bombardımana uğrayan bir evde, 2 kardeş, 1 bebek ile 1 genç de bulunuyor.

Filistinli sağlık ekiplerinin verdiği bilgiye göre, Halk Direniş Komiteleri'nin askeri kanadı Nasır Selahaddin Tugayları'nın liderlerinden birinin evinin bombalanmasıyla, annesi, 1 oğlu ile hamile eşi de yaşamlarını yitirdiler.

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cebaliye ve Beyt Lahya'da da bombardımanlar ve ölümler durmadı. Beyt Lahya'da bir cami yakınında vurulan bir evde, yaşları 12 ila 16 arasında değişen çocuk yaştaki 6 Filistinli öldü.

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un Abasan ve Kuza'a bölgelerinin yoğun ateş altında kaldığı belirtilirken, Han Yunus'taki Nasır Hastanesi yetkililerinin, yaralılar için uluslararası kuruluşlardan yardım istedikleri belirtiliyor.

GRAD, AŞDOD'DA ÇOCUK YUVASINI VURDU

Filistinliler de İsrail'in güneyine roket saldırılarını sürdürdüler. Bugün 20 dolayında saldırının yapıldığı güneydeki alanlarda, bir Grad füzesi, Aşdod liman kentinde bir çocuk yuvasını vurdu. 1 kişi yaralanırken, diğer 2 kişinin de hafif yaralandıkları belirtildi. Okulun boş olması, kayıpların meydana gelmesini engelledi.

Atılan roketlerden biri de sınır yakınındaki Sderot kentinde, Sderot Belediye Başkanı David Buskila'nın evinin 10 metre kadar ötesinde patladı.

Gazze sınırına uzak mesafedeki, Necef'in ortasındaki Ber Şeva'ya ise 2 roket saldırısı yapıldı.

Kaynak: AA

10 Ocak 2009 Cumartesi

Filistin'den gelen son rakam: 800 sehit

Filistin'den gelen son rakam: 800 sehit


Filistinli hastane kaynakları, İsrail'in 27 Aralık 2008'den bu yana Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarında en az 800 kişinin sehit oldugunu belirtti.

Gazze'deki acil servis yetkilileri, İsrail saldırılarında ölü sayısın en az 800 olarak açıkladı.

Yetkililer, aynı dönemde yaralı sayısını 3 bin 300 olarak bildirdi.

İsrail ordusu da bu dönemde 3 sivil ile 10 askerin öldüğünü, 154 kişinin de yaralandığını açıkladı.

Kaynak: AA

9 Ocak 2009 Cuma

Fightgirl Ayse 2009 - DVDRIP.MD.German.XVID.AYISIGI

Fightgirl Ayse 2009 - DVDRIP.MD.German.XVID.AYISIGI

MOViE TiTLE....: Fightgirl Ayse
RELEASE-DATE...: 09.01.2009
CINEMA-DATE....: 01.01.2009

GENRE..........: Action
SOURCE.........: DVDRiP
FORMAT.........: XViD
AUDiO..........: MiC German MP3




Dauer: 101 Min. Format: XViD Größe: 700 MB

Die Schülerin Aicha ist leidenschaftliche Kung-Fu-Kämpferin. Ihre türkischen Eltern verlangen gute Noten von ihr, damit sie ebenfalls Medizinerin wird, wie ihr Bruder Ali. Aber die Schule interessiert Aicha wenig. Heimlich fängt sie in einer professionellen Kung Fu Schule an zu trainieren. Dort trifft sie Emil, der sie unterstützt und ihr hilft, bei den Klubmeisterschaften teilzunehmen. Sie verlieben sich ineinander. Doch bald findet sich Aicha mit den knallharten Regeln ihres Lebens und ihrer Kultur konfrontiert, die nicht so einfach zu meistern sind wie die Regeln des Kung Fu, denn nun muss sie sich entscheiden, wer sie ist und was sie möchte.



DOWNLOAD

Download part 1 #: http://rapidshare.com/files/180857017/Fghtgrl.Ayse.DVDRP.MD.German.XViD-AYISIGI.part1.rar
Download part 2 #: http://rapidshare.com/files/180867261/Fghtgrl.Ayse.DVDRP.MD.German.XViD-AYISIGI.part2.rar
Download part 3 #: http://rapidshare.com/files/180877760/Fghtgrl.Ayse.DVDRP.MD.German.XViD-AYISIGI.part3.rar
Download part 4 #: http://rapidshare.com/files/180889137/Fghtgrl.Ayse.DVDRP.MD.German.XViD-AYISIGI.part4.rar
Download part 5 #: http://rapidshare.com/files/181189674/Fghtgrl.Ayse.DVDRP.MD.German.XViD-AYISIGI.part5.rar
Download part 6 #: http://rapidshare.com/files/181200928/Fghtgrl.Ayse.DVDRP.MD.German.XViD-AYISIGI.part6.rar
Download part 7 #: http://rapidshare.com/files/181211442/Fghtgrl.Ayse.DVDRP.MD.German.XViD-AYISIGI.part7.rar
Download part 8 #: http://rapidshare.com/files/181212092/Fghtgrl.Ayse.DVDRP.MD.German.XViD-AYISIGI.part8.rar