22 Ekim 2011 Cumartesi

Hakkari'de 32 terörist ölü ele geçirildi

Hakkari'de 32 terörist ölü ele geçirildi
22 Ekim 2011 Cumartesi


Hakkari'de güvenlik güçlerinin terör örgütü PKK'ya yönelik yaptığı operasyonlarda 32 terörist ele geçirildi. Çatışmalar devam ederken çok sayıda kobra bölgeye uçtu.

Güvenlik güçlerinin terör örgütü PKK'ya yönelik yaptığı operasyonlarda 32 teröristin ele geçirildiği bildirildi.

Hakkari'nin Kazan Vadisi'nde çıkan çatışmada 32 terörist öldürüldü. Operasyonların devam ettiği ve sayının da artabileceği belirtiliyor.

SICAK TEMAS SAĞLANDI

Çukurca'da 24 askerin şehit edilmesinin ardından büyük bir operasyon başlatan güvenlik güçleri zaman zaman PKK terör örgütü mensupları ile sıcak temas sağladığı belirtiliyor.

Sabah saatlerinde 24 şehidin verildiği Kekliktepe'ye 5 kilometre uzaklıkta bulunan Işıklı köyü bölgesinde bulunan Hantepe'de PKK terör örgütü ile sıcak temas sağlandığı belirtildi. Sıcak temasın ardından Hakkari Dağ ve Komando Komutanlığı'nda çok sayıda kobra helikopterleri bölgeye gönderildi.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başlattığı hava destekli operasyonları devam ederken, Haftalı bölgesine de helikopterlerle bordo bereliler olarak tabir edilen özel eğitimli birliklerin indirildiği ifade edildi. İlçe merkezi ile Üzümlü köyünde bulunan birliklerden ise gece boyunca belli aralıklarla Kanimas bölgesine obüs top ateşleri yapıldı.
Etiketler: hakkari - çukurca ilçesi - ışıklı köyü bölgesi - hantepe - terör örgütü - çatışma
Kaynak : İHA

19 Ekim 2011 Çarşamba

24 şehit askerin kimlikleri belli oldu

24 şehit askerin kimlikleri belli oldu
19 Ekim 2011 Çarşamba


Hakkari'nin Çukurca ilçesindeki hain terör saldırısında hayatını kaybeden 24 şehidin kimlikleri belli oldu.

Jandarma Üsteğmen Murat Bek (Yozgat),
Jandarma Kıdemli Başçavuş İbrahim Geçer (Konya),
Piyade Astsubay Bilal Özcan (İstanbul),
Piyade Uzman Çavuş Halil Özdoğru (Sinop),
Piyade Uzman Çavuş Mustafa Aslan (Çorum),
Piyade Uzman Onbaşı Reşit Eracan (Elazığ),
Piyade Çavuş Koray Özel (Adana),
Piyade Çavuş Yunus Yılmaz (Ankara),
Piyade Çavuş Birol Elmas (Sakarya),
Piyade Onbaşı Mesut Cengiz (Hatay),
Piyade Onbaşı Mesut Kazanç (Erzurum),
Piyade Onbaşı Yavuz Çoban (Aksaray),
Piyade Onbaşı Fikret Özer (Samsun),
Piyade Onbaşı Hüseyin Güldal (Kocaeli),
Piyade Onbaşı Soner Ateşsaçan (Artvin),
Jandarma Er Eyüp Çolakoğlu (İstanbul),
Piyade Er İdris Çam (Kahramanmaraş),
Piyade Er Fevzi Kazak (Gaziantep),
Piyade Er Mehmet Çetin (Aydın),
Piyade Er Süleyman Kalkan (Isparta),
Piyade Er Ahmet Tunçer (Bitlis),
Piyade Er Mehmet Ağgedik (Elazığ),
Piyade Er Ramazan Akın (Ağrı),
Piyade Er Ufuk Bozkurt (Kırklareli)

Yüksekova ve Çukurca'da terör saldırısı: 24 şehit

Yüksekova ve Çukurca'da terör saldırısı: 24 şehit
19 Ekim 2011 Çarşamba

Hakkari'nin Çukurca ve Yüksekova ilçesindeki askeri birliğe saldırı düzenlendi.

Hakkari'den acı haber geldi. Çukurca İlçesi'nde konuşlu askeri birliklere 8 ayrı PKK grubu tarafından saldırı düzenlendi. Yüksekova ve Çukurca'daki saldırılarda 24 asker şehit oldu, 18 asker de yaralandı.

Saldırıyı 200 kişilik PKK’lı grubu gece yarısı başlattı. İlçe merkezindeki polis ve jandarma binalarıyla güvenlik noktalarına ağır silahlarla saldıran teröristler, dikkatleri buraya çekti. Hemen ardından ilçe merkezine 15 kilometre uzaklıkta Işık Bölgesi’nde, Çukurca 21’inci Sınır Jandarma Tugay Komutanlığı’na bağlı sınırın sıfır noktasındaki Kekliktepe Karakolu’na teröristler ağır silahlarla saldırdı.

ÇATIŞMA SABAHA KADAR SÜRDÜ

Güvenlik güçleri teröristlerin saldırısına anında karşılık verirken çatışmalar sabahın ilk ışıklarına kadar sürdü. Çukurca ilçe merkeziyle sınırın sıfır noktasındaki çatışma bölgesine takviye polis ve asker sevk edildi. Sınırda karakola saldıran teröristlerle çatışan askerlere destek için bölgeye kobra helikopterler sevk edildi.

İlk alınan bilgilere göre çatışmalarda, Kekliktepe’de 21, ilçe merkezinde de 3 asker şehit düştü.

Çatışmalarda yaralanan büyük çoğunluğu asker 22 güvenlik görevlisi de helikopterle başta Hakkari Asker Hastanesi olmak üzere bölgedeki hastanelere kaldırılarak tedaviye alındı.

Saldırı yapılan bölgeler şöyle:

Çukurca İlçe Jandarma Komutanlığı
Çukurca Asayiş Bölük Komutanlığı
Çukurca Asayiş Tepe Üs Bölgesi
Çukurca Sivri Tepe Üs Bölgesi
TOKİ Polis Lojmanları
Gezitepe Jandarma Sınır Komutanlığı
Çukurca-Keklikkaya sınır noktası
Bankardi sınır noktası
Diyarbakır-Lice'deki 2'nci Motorize Piyade Tugayı'ndan bölgeye lojistik amaçlı giden birlik

"200 PKK'lı saldırdı"

Çukurca ve çevresinde süren operasyonlarda şu ana kadar 21 PKK'lı öldürüldü.Saldırıyı 200 kişilik PKK’lı grubu gece yarısı başlattı. İlçe merkezindeki polis ve jandarma binalarıyla güvenlik noktalarına ağır silahlarla saldıran teröristler, dikkatleri buraya çekti. Hemen ardından ilçe merkezine 15 kilometre uzaklıkta Işık Bölgesi’nde, Çukurca 21’inci Sınır Jandarma Tugay Komutanlığı’na bağlı sınırın sıfır noktasındaki Kekliktepe Karakolu’na teröristler ağır silahlarla saldırdı.

ÇUKURCA’YA GİRİŞ-ÇIKIŞLAR KONTROL ALTINDA

Gece başlayan ve sabahın ilk ışıklarına kadar süren çatışmaların ardandan Çukurca ilçe merkezine giriş ve çıkışlar da kontrol altına alındı.

BÜYÜK OPERASYON

Bu arada en çok kayıpların olduğu Işıklı bölgesinde bulunan Kekliktepe ile yine sınırın sıfır noktasında bulunan Kazan vadisi ve Sabır Dağı bölgelerinde de yoğun operasyon başlatıldı. Kobra helikopterlerin havadan destek sağladığı operasyon özel birlikler tarafından yürütüyor.

21 PKK’LI ÖLDÜRÜLDÜ

Operasyon ve sıcak takip devam ederken, sağlanan sıcak temaslarda ise 21 kadar PKK’lının öldürüldüğü bilgisi geldi.

Çukurca’nın 15 kilometre uzağında bulunan Işıklı bölgesi, Kekliktepe ile yine sınırın sıfır noktasında bulunan Kazan Vadisi ve Sabır Dağı bölgelerinde operasyonlar yoğunlaştırıldı. Kobra helikopterlerin havadan destek sağladığı operasyonlar, özel birlikler tarafından yürütüyor.

LOJİSTİK DESTEK İÇİN GİTMİŞLERDİ

Çukurca ilçe merkezindeki asker ve polis birimlerine eş zamanlı saldıran 200 kadar PKK’lı teröristlerle güvenlik güçleri arasındaki çatışma daha çok İlçe Jandarma Komutanlığı, Polis Lojmanları, Sivritepe ve Asayiştepe kesimlerinde yoğunlaştı. İlçe merkezine 15 kilometre uzaklıktaki Kekliktepe’deki karakola ağır silahlarla saldıran kalabalık PKK’lı grubu ile çatışma sabaha kadar sürdü.

Çatışmalarda, Diyarbakır’ın Lice İlçesi’ndeki 2’nci Motorize Piyade Tugayı’ndan bölgeye lojistik amaçlı giden birlikten 17 askerle, üs bölgeleri Sivritepe’de 5 ve Asayiştepe’de 4 asker şehit düştü. PKK’lı teröristlerin saldırısı sırasında Çukurca İlçesi’nde sadece güvenlik birimlerine ait binalar değil, vatandaşlara ait bir çok ev de hasara uğradı.

DIŞ GEZİLER İPTAL EDİLDİ

Saldırı sonrasında Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Kazakistan gezisi iptal edildi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da dış gezilerini iptal etti.

VALİ TÜRKER "EŞ ZAMANLI SALDIRI DÜZENLENDİ"

Hakkari Valisi Muammer Türker, saldırının eş zamanlı gerçekleştirildiğini söyledi. Saldırının polis ve askeri noktalara aynı anda yapıldığını belirten Vali Türker, güvenlik güçlerinin de anda karşılık verdiğini, kendisine ulaşan son bilgilere göre de şehit ve yaralı olmadığını, ancak çatışmanın sürdüğünü bildirdi.

TERÖR ZİRVESİ TOPLANDI

Hakkari'nin Çukurca İlçesi Kekliktepe bölgesinde bulunan askeri birliğe yapılan ve 26 askerin şehit olduğu saldırının ardından, Başbakanlıkta terör zirvesi toplandı.Kazakistan ziyaretini iptal eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ile Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir Kalyoncu saldırıyı değerlendirmek üzere bir araya geldi.

HAKKARİ'DE HAVA HAREKETLİLİĞİ

Hakkari ile İran ve Irak'a sınırı olan Şemdinli İlçesi'nde de yoğun hava hareketliliği yaşandı. Hakkari ve Şemdinli'nin Derecik Beldesi'den geçen uçaklar, Irak sınırına doğru gitti.Askeri hareketiliğin yoğun sürdüğü bölgede dün akşam saatlerinde yaşanan hava hareketliliği bugün de akşam saatlerinde devam etti. Dün saat 20.30'da Hakkari ile Şemdinli ilçesi'nin Derecik Beldesi semalarında peş peşe geçen uçakların, Irak sınırına doğru gittikleri görüldü.

PKK'LILARIN HABURDAN GİRİŞ YILDÖNÜMÜ

İmralı'da ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırılan bölücübaşı Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine 19 Ekim 2009'da Kuzey Irak’taki Kandil Dağı ile Musul yakınlarındaki Mahmur Kampı'ndan Türkiye’ye ‘barış grubu’ adı altında 34 kişilik grup giriş yapmıştı. PKK'lıların gelişi sırasında sınırda düzenlenen karşılama, toplumun hafızalarında derin iz bırakmıştı.

18 Ekim 2011 Salı

Bitlis'te şehit olan 5 polisin kimliği

Bitlis'te şehit olan 5 polisin kimliği
18 Ekim 2011 Salı

Bitlis'in Güroymak ilçesindeki patlamada şehit olan polislerin isimleri ve memleketleri açıklandı.

Güroymak İlçe Emniyet Müdürlüğü bünyesinde çalışan ekibe, atış poligonundan dönerken düzenlenen hain saldırıda şehit olan polislerin

Yalçın Demir (Ağrı),
Kamuran Ercan (Van),
Volkan Sabaz (Ağrı),
Bülent Emen (Balıkesir)
ve
Şaban Kılıçaslan (Adana) olduğu bildirildi.

Öte yandan, patlamadan dolayı trafiğe kapanan karayolu ise tekrar ulaşıma açıldı.
Anahtar Kelimeler: bitlis - patlama - güroymak - şehit - polisler - şehit - polis

Bitlis'te patlama 5 polis şehit oldu

Bitlis'te patlama 5 polis şehit oldu
18 Ekim 2011 Salı

Bitlis'in Güroymak ilçesindeki patlamada 5 polis şehit oldu. Olayda biri 2 yaşında bir bebekle 2 vatandaş da hayatını kaybederken de 20 kişi de yaralandı..

Bitlis'in Güroymak ilçesinde yola döşenen mayının, atış eğitiminden dönen polisleri taşıyan aracın geçişi sırasında patlatılması sonucu 5 polis şehit olurken, biri bebek 3 sivil de hayatını kaybetti. 3'ü ağır 5 kişi yaralanırken, olay yerinde ise çok sayıda araç hasar gördü.

Güroymak İlçe Emniyet Amirliği'nde görev yapan polis memurlarının aylık eğitim atışları yapmak için ilçenin yakınında bulunan poligondan döndükten sonra tuzağa düşürüldüler. Polisleri taşıyan zırhlı araçta bulunan polis memurlarından 5'i şehit olurken, biri 2 yaşındaki çocuk olmak üzere 3 sivil de hayatını kaybetti. Patlamada yaralananlar ise bölgeye sevk edilen ambulanslarla Bitlis Devlet Hastanesi'ne sevk edilerek tedavi altına alındı.

Patlama sonrası zırhlı polis aracı parçalanırken, karayolunda seyir halinde bulunan çok sayıda araç da hasar gördü. Bitlis-Güroymak karayolu tamamen trafiğe kapatılırken, patlama alanında ise yaklaşık 2 metre derinliğinde bir çukur oluştu.

Patlama ile birlikte bölgede hava destekli operasyon başlatıldı.
Anahtar Kelimeler: bitlis - patlama - güroymak - şehit - polisler - şehit - polis
Kaynak : İHA

30 Ağustos 2011 Salı

Ramazan Bayraminiz mübarek olsun

Ramazan Bayraminiz mübarek olsun





AYISIGI BLOG olarak sevgili okurlarimizin ve tüm Islam aleminin Ramazan Bayramini en icten dileklerim ile kutlar, saglik, mutluluk ve esenlikler dilerim. Sevdiklerinizle birlikte nice bayramlara insaAllah.
2011 Ramazan Bayraminiz mübarek olsun - Ramazan Bayramınız mübarek olsun - Ramazan Bayraminiz mübarek olsun
Saygilarimla
Blog Editörü

26 Ağustos 2011 Cuma

"KADİR GECESİ" BİN AYDAN DAHA HAYIRLI GECE

"KADİR GECESİ" BİN AYDAN DAHA HAYIRLI GECE
26 AGUSTOS 2011 CUMA

Bu gece, dua ve tövbelerin kabul edildiği gece olan Kadir Gecesi'dir. Peygamber Efendimiz (sas), Kadir Gecesi için "Faziletine inanarak karşılığını Allah'tan bekleyerek değerlendiren kişinin geçmiş günahları bağışlanır." der.

Bu gecede Cebrail (as) ve melekler fevc fevc yeryüzüne iner. Kadir Gecesi, kudret gecesidir. O, bin aydan daha hayırlı bir gecedir. Allah Teâlâ, "kutlu bir gece" olduğunu haber verdiği Kadir Gecesi'nin önemini özel bir sûre ile, Kadir Sûresi ile belirtmiş ve bu geceyi, ayların hayrı ile mukayese etmiştir (Kadr, 1-5). Zira, Allah'ın insanlığa son İlahi mesajı olan Kur'an-ı Kerim bu gecede indirilmeye başlanmıştır. Özellikle Kur'an'ın bu gecede indirilmesinin geceyi şereflendirdiğini ve kadrini yücelttiğini ifade etmek üzere ona bu isim verilmiştir.

Bu sûre inmeden önce gecenin böyle bir ismi yoktu. Duhân Sûresi'nde "Biz onu mübarek bir gecede indirdik." (44/3) buyurularak bu gecenin bereketli, hayırlı, uğurlu, önemli ve kutsal bir gece olduğu açıkça ifade edilmiştir. Bakara Sûresi'nde ise (2/185) Ramazan ayında indirildiği belirtilmiştir. Buna göre Kadir Gecesi'nin Ramazan ayında olduğu açıktır.

Kadir Gecesi'nin Ramazan'ın hangi gecesine denk geldiği konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Ancak İslâm alimlerinin büyük bir çoğunluğu, Peygamberimiz'in bu konudaki hadislerinde geçen bilgileri dikkate alarak Kadir Gecesi'nin Ramazan'ın yirmi yedinci gecesi olduğu kanaatine varmışlardır. Kadir Gecesi'nin kesin olarak bildirilmemesi, insanların ona güvenip diğer zamanlarda kulluk görevlerini ihmal etmemelerinin hedeflenmesi gibi bazı hikmetlerle açıklanmıştır.

Bu gecenin önemine dair Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Faziletine inanarak karşılığını Allah'tan bekleyerek değerlendiren kişinin geçmiş günahları bağışlanır" (Buharî, "İman", 28). Dua ve tövbelerin kabul edildiği bir gece olan Kadir Gecesi'nde sabaha kadar melekler ve Cebrâil yeryüzüne iner. Ayrıca bu gecenin esenlik ve mutluluk gecesi olduğu belirtilmiştir. Zira melekler gecenin başından itibaren tan yeri ağarıncaya kadar gruplar halinde inerek müminlere selam verirler. Bu durum gecenin karanlığı çekilinceye kadar devam eder. Allah Teâlâ'nın Rahman ismiyle tecelli ettiği bu gecede ibadet ve duayla geçirip dileklerimizi ve isteklerimizi O'na arz etmek için değerli bir fırsattır. Hz. Peygamber, Ramazan'ın son on gününe girildiğinde dünyevî işlerden uzaklaşarak mescide itikâfa çekilir, vaktini daha çok ibadet ve tefekkürle geçirirdi (Buhârî, İtikâf, 1).

Kadir Gecesi'nde ne yapılabilir?

Hz. Âişe radıyallahu anhâ bu gecenin nasıl ihya edileceğini Hz. Peygamber'e sormuş, O da "Allah'ım! Sen affedicisin, affı seversin, beni affet! de." şeklinde cevap vermiştir (Tirmizî, Da'avât", 84). Şu halde bu gece Rabb'imizle dost olup gecenin feyzinden istifade etmeliyiz. Mü'minler namaz kılıp dua ve istiğfar ederek, tefekkür ve zikirde bulunarak, Kur'an okuyarak bu geceyi ihya edebilir.

Muhtaçlara yardım etmek, sıla-i rahimde bulunup yakın akrabaları arayıp sormak, ziyaret etmek, gönüllerini almak gibi ameller en güzel değerlendirme yollarıdır. Resulullah bunların hepsini yaptığına göre bu geceyi değerlendirmek isteyenler de aynı yolu izlemelidirler. Bu gecenin feyzinden yoksun kalmak istemeyen mü'min, hiç değilse yatsı (teravih) ve sabah namazlarını cemaatle kılmaya gayret etmeli, din kardeşleri ile birlikte yapılan dualara katılmalıdır.

12 Ağustos 2011 Cuma

Diyanet: Teravih namazi vardir

Diyanet: Teravih namazı vardır
12 Ağustos 2011 Cuma / 12 RAMAZÂN 1432


İlahiyatçı Yaşar Nuri Öztürk’ün “Teravih namazı yoktur” açıklamasına Diyanet’ten yanıt geldi.

Diyanet’ten yapılan açıklamada “İslam’da teravih namazı vardır. Bu namazı Hz. Peygamber bizzat kendisi kılmıştır. Namazı yasakladığı iddiası ise akla ziyandır” denildi.

İlahiyatçı Yaşar Nuri Öztürk’ün “İslam'da teravih diye bir namaz yok. Peygamberimizin bizzat yasakladığı bir şeydir, peygamberimizden sonra bu namazı koydular” açıklamaları tartışılmaya devam ediyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı da tartışmalara yaptığı yazılı açıklamayla katıldı.

Açıklamada, halkın tartışmalara olan tepkisini Diyanet İşleri Başkanlığı’na iletmesi üzerine bir açıklama yapılmasına gerek görüldüğü belirtildi.

Açıklamada, şöyle denildi:

''Her şeyden önce ramazanın manevi ikliminin herkesi kuşattığı, ibadet ve hayır duygularının coştuğu, milyonların kadın, erkek, çocuk, yaşlı, genç demeden cami ve mescitlere koştuğu, bütün ülke vatandaşlarının açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan milyonlarca Afrikalı kardeşlerinin imdadına yetişmek için seferber olduğu bir zaman diliminde, bu manevi atmosferle hiç bağdaşmayan inanmış gönülleri kuşku ve tereddüde sevk eden tartışmaların milletimizin ilim, irfan ve hikmet dünyasına hiçbir şey katmadığı, her türlü izahtan varestedir'' denilen açıklamada, ''Ramazan gecelerini ihya sadedinde vatan sathının bir mabede dönüşmesine vesile olan Teravih namazını İslam'ın ciddiyetine ve vakarına yakışmayacak polemiklere malzeme haline getirmenin herhangi bir dini hassasiyetle, herhangi bir ilmi ve fikri mülahaza ile yahut herhangi bir toplumsal maslahat ile izahı mümkün değildir.”

Herhangi bir hususun İslam'da olup olmadığını sadece metinlere indirgeyerek belirlemeye çalışmanın tarih boyunca varlığını arızi bir durum olarak sürdüren bir usul problemi olduğu, İslamın on beş asırlık bir inanç, tarih, kültür ve medeniyete sahip olduğu, nelerin İslam'da olup olmadığına karar verirken bu tarih, kültür ve medeniyetin de mutlaka hesaba katılmak zorunda olduğu belirtilen açıklamada, İslam'ın temel bilgi kaynakları, Müslümanların tarihi tecrübesi ve yine Müslümanların geliştirdikleri bilgi metodolojisinin her zaman kılavuz olması gerektiği vurgulandı.

Açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
''Resul-i Ekrem (sav)'den bugüne kadar birtakım zorlama yorum ve uygulamalar dışında, İslam tarihinin tüm zamanlarında, bütün müminler tarafından büyük bir coşkuyla tüm coğrafyalarda müekked bir sünnet olarak eda edilen Teravih namazının varlığını tartışırken, Kur'an'ın nüzul sürecine katılan Hz. Peygamber'le birlikte vahyi pratik bir hayata dönüştüren sahabe neslinin icma ve ittifakını yok sayarak, tarihi rivayetlerin satır aralarında boşluklar aramak ve bunu mübarek ramazan ikliminde bir polemik konusu haline getirmek ilmi ciddiyetle kabil-i telif değildir.

''Aynı şekilde fıkıh, kelam, hadis, tefsir gibi İslami ilimlerin metodolojilerini kurarak din-i mübin-i İslam'a ilim zemininde süreklilik kazandıran İslam bilginlerinin Hanefisiyle, Şafiisiyle, Malikisiyle, Hanbelisiyle bütün mezheplerin ittifakını yok sayarak, onların her biri pek çok ayet ve hadise dayanan sahih örf, maruf sünnet, istihsan, mesalih-i mürsele, amel-i ehl-i Medine gibi prensiplere hiçbir değer atfetmeyerek indi mülahazalarla ibadet alanında değerlendirmelerde bulunmak ciddi bir usul yahut usulsüzlük sorunudur.''

TERAVİH RAMAZANDA KILINIR



''Aziz milletimiz bilmelidir ki; 'İslam’da teravih namazı diye bir namaz vardır.' Bu namaz, ramazan gecelerinde kılınan bir namazdır. Bu namazı Hz. Peygamber (sav) bizzat kendisi kılmıştır. Onun kıldığını gören sahabiler de Medine Mescidinde bu namazı kılmışlardır. Hatta o kadar çok ilgi göstermişlerdir ki sevgili peygamberimiz bu namazın onlara farz kılınmasından yahut onlar tarafından farz telakki edilmesinden kaygı duyduğu için bilahare bu namazı mescitte değil evinde kılmayı tercih etmiştir. Ramazan orucunu samimiyetle tutan gece ibadetini de içtenlikle yerine getirenlerin bağışlanacağı müjdesini vermiştir. Müslümanların Übey b. Kaab’ın arkasında bu namazı kıldıklarını öğrenince de memnuniyetini dile getirmiştir'' denilen açıklamaya şöyle davam edildi:

''Hz. Peygamber (sav)'in bu namazı yasakladığı iddiası ise akla ziyandır. Sadece üç dört gün ashabıyla birlikte mescitte kıldıktan sonra kendisi evinde kılmayı tercih etmiştir. Ve ilk Müslümanlar Hz. Peygamber (sav)'in vefatının ardından Hz. Ebubekir devrinde ve Hz. Ömer devrinin ilk iki senesinde Ramazanlarda bu namazı ya evlerinde yahut Medine mescidinde tek başlarına veya kıraatını beğendikleri bir kimsenin arkasında ayrı ayrı cemaatler halinde kılmaya devam etmişlerdir. Bu devamlılık da göstermektedir ki teravih namazının yasaklanması diye bir şey asla söz konusu değildir.''

FATIMİ SULTANLARI KARŞI ÇIKTI



Teravih namazının Hz. Peygamber (sav) zamanında ''teravih'' ismiyle anılmamasının, hadislerde ''kıyamu'l-leyl'' olarak geçen bu namaza daha sonraları her dört rekatta bir oturulup istirahat edildiğinden ''terviha/teravih'' denilmesi, ''teravih'' isminin sonradan verilmiş olmasının ''böyle bir namazın olmadığı anlamına gelmediği'' kaydedilen açıklamada, Teravih namazının İslam tarihi boyunca bütün İslam diyarlarında hep kılına geldiği belirtilerek, ''Bunun bir tek istisnası vardır. O da bugün bu namaza itiraz edenlerin tarihteki tek benzerleri olan ve konuya mezhepsel, ideolojik bir taassupla yaklaşan Fatımi Sultanlarıdır. Bazı Fatımi Sultanları teravih namazına şiddetle itiraz etmiş, bununla kalmamış ve özellikle Mısır'da camilerde bu namazın kılınmasını onlarca yıl yasaklamışlardır. Hatta tarihçilerin kaydettiklerine göre yasaklamakla da kalmamışlar, teravih namazını kılmakta ısrar edenleri şiddetle cezalandırmışlardır'' denildi.

Açıklamada son olarak şunlar kaydedildi:

''Sonuç olarak Hz. Peygamber (sav)'in ibadet hayatındaki eşsiz rehberliğini, nebevi uygulamaları yaşayarak aktaran sahabenin ittifakını, fıkıh mezheplerini ve on beş asırlık İslam alimlerinin icmaını ve daha da önemlisi asırlardır ramazanı hayat veren bir medeniyete dönüştürmeyi başarmış Müslümanların ve aziz milletimizin on beş asırlık uygulama ve birikimini, kültür ve geleneğini dikkate almadan yapılan bu yersiz açıklama ve iddialar, asla maşeri vicdanlarda yer bulmayacaktır. Başkanlığımız milletimizin dini hassasiyetini rencide edecek her türlü teşebbüsü yakından izlemekte, dini konularda en yüksek karar organı olan Din İşleri Yüksek Kurulumuz da halkımızı aydınlatmaya devam etmektedir. Milletimiz teravih namazının İslam'ın ibadet tarihinin ayrılmaz unsurlarından olduğu konusunda en küçük bir şüpheye düşmemelidir.''

Kaynak: AA

28 Haziran 2011 Salı

Mirac kandiliniz mübarek olsun

Mirac kandiliniz mübarek olsun





Tüm Islam aleminin Mirac kandili mübarek olsun. ALLAH edeceginiz dualari kabul etsin insAllah.



Saygilarimla
Blog Editörü

12 Haziran 2011 Pazar

12 Haziran 2011 Genel Secimleri Anket sonuclari

12 Haziran 2011 Genel Secimleri Anket sonuclari
12 Haziran 2011 Pazar

Blogumuzda yaptigimiz Anket sonucu ortaya cikan tablo:

AKP 31 (50%)
CHP 10 (16%)
MHP 7 (11%)

BDP 3 (4%)
SP 2 (3%)
DP 0 (0%)
BBP 3 (4%)
DSP 0 (0%)
HSP 0 (0%)
HEPAR 1 (1%)
ANAP 0 (0%)
BTP 0 (0%)
İP 0 (0%)
TKP 0 (0%)

DİĞER 1 (1%)
HİÇBİRİNE 3 (4%)


verilen oylar: 61
Anket sona ermistir...

25 Nisan 2011 Pazartesi

HZ. CEBRÂİL'İN DÜŞMANI ALLAH'IN DA DÜŞMANIDIR

HZ. CEBRÂİL'İN DÜŞMANI ALLAH'IN DA DÜŞMANIDIR
25 NİSAN 2011 PAZARTESİ - 22 CEMÂZİL-EVVEL 1432

Bir gün Yahûdiler "Yâ Ömer! Muhammed'in Ashâbı içinde senin gibi sevdiğimiz yok, diğerleri gelir geçer, canımızı sıkar, sen öyle yapmazsın bunun için sana çok ümid besliyoruz." dediler.

Hz. Ömer sordu, "Sizce en büyük yemin nedir?" "Tûr-i Sînâ'da Mûsâ'ya..Tevrat'ı indiren Rahmân adına yemindir" dediler Hz. Ömer kendilerine böyle yemin vererek "Muhammed'i kitabınızda buluyor musunuz?" diye sordu, cevap vermediler. "Ne oluyorsunuz söyleyin. Vallâhi ben size dinimde şekkim (tereddüdüm) bulunduğu için sual sormuyorum" dedi. Birbirlerinin yüzüne baktılar. İçlerinden biri kalktı "Söyleyin yoksa söyleyeceğim" dedi. Onun üzerine dediler ki "Evet biz onu kitabda buluyoruz. Lâkin ona vahiy getiren melek Cebrail'dir. Cebrâil ise bizim düşmanımızdır. O hep azâb öldürme zelzele gibi şiddetlerin sâhibidir. Eğer ona geien Mikâil olsa idi her halde îman ederdik. Çünkü Mikâil bütün rahmete, merhamete, ucuzluğa, selâmete vazifeli bir melektir."

Hz. Ömer sordu "Tûr-i Sînâda Mûsâ'ya Tevrat'ı indiren Rahman hakkı için söyleyin, Allah katında Cebrail'in (a.s.) makamı nedir?" Dediler ki, "Cebrail sağında, Mîkâil solundadır" Hz. Ömer, öyle ise şâhid olun ki Allah'ın sağındakine düşman olanlar, solundakine de düşmandırlar ve bunlara düşman olan Allah'a da düşmandır" dedi ve olanları Resûlullah'a (s.a.v.) haber vermek için döndü. Resûlullah'ın (s.a.v.) huzûruna varınca gördü ki Cebrâil (a.s.) ondan evvel vahiy getirmiş Resûlullah (s.a.v.) kendisine şu âyetleri okuyuvermiştir (meâli): "Söyle, her kim Cebrâil'e düşman ise bilsin ki o, o Kur'anı senin kalbin üzerine Allah'ın izniyle indirdi, önündekileri tasdikleyici ve mü'minlere bir hidâyet ve müjde olmak için. Her kim Allah'a ve Allah'ın meleklerine ve peygamberlerine ve Cebrail'e ve Mîkâil'e düşman olur ise bilsin ki Allah kâfirlerin düşmanıdır." (Bakara Sûresi âyet 97, 98)

Kaynak: Fazilet Takvimi / 12 MART 2011 PERSEMBE - 7 REBÎ'UL-ÂHIR 1432

30 Mart 2011 Çarşamba

CEHENNEMİN ÜZERİNDEKİ SEKİZ KÖPRÜ

CEHENNEMİN ÜZERİNDEKİ SEKİZ KÖPRÜ
30 MART 2011 CARSAMBA -

Cehennem üzerine kurulmuş sekiz köprü vardır. Bu köprülerin birincisinde kul Allah'a îmandan suâl olunur. Mümin ise kurtulur değilse cehenneme yuvarlanır.

Sonra ikincisine geçer. Orada abdest ve namazdan sual olunur. Eğer bunları noksan yapmışsa yine cehenneme yuvarlanır. Rükûlarını ve secdelerini tam yapmışsa cehenneme düşmekten kurtulur.

Sonra üçüncüsüne geçer orada zekâttan sual olunur. Zekâtını tam olarak vermişse kurtulur.

Sonra dördüncüsüne geçer oruçtan sual olunur. Orucunu tam olarak tutmuşsa kurtulur.

Beşincisine geçer orada hacdan sual olunur. (Mükellef olup da) bunu eda etmişse kurtulur.

Sonra altıncısına geçer ve emanetten sual olunur. Emânete hıyânet etmemişse kurtulur.

Sonra yedincisine geçer ve gıybet nemîme; koğuculuk ve iftirâ yapıp yapmadığından sual olunur. Eğer yapmamışsa kurtulur.

Sonra sekizincisine geçer ve haram yeyip yemediğinden sual olunur. Yememişse kurtulur. Aksi takdirde cehenneme yuvarlanır.

Kaynak: Fazilet Takvimi / 11 Mart 2011 Persembe

20 Mart 2011 Pazar

MÜCVER (6 kişilik)

MÜCVER (6 kişilik)
20 MART 2011 CARSAMBA

Malzemeler: 1 su bardağı un 1'er adet rendelenmiş kabak havuç ve patates 2 adet ince kıyılmış yeşil soğan 4-5 dal ince kıyılmış dereotu ve maydanoz 100 gr ufalanmış beyaz peynir 2 yumurta 1 çorba kaşığı süt tuz karabiber kekik

Yapılışı: Sebzeler bir kapta karıştırılır. Süt yumurta un ilave edilir. İyice karıştırılan malzemenin unu kâfi gelmezse biraz daha eklenebilir. Isıtılmış ve hafif yağlanmış yapışmaz tavaya birer yemek kaşığı bu malzemeden dökülür. Her iki tarafı kızarıncaya kadar pişirilir. Yoğurtla birlikte servis edilebilir. Afiyet olsun...

"CENNETE GÜLEREK GİRECEK OLAN SAHÂBÎ"

"CENNETE GÜLEREK GİRECEK OLAN SAHÂBÎ"
20 MART 2011 PAZAR - 15 REBÎ'UL-ÂHIR 1432

Ashâb-ı Kirâm'dan Nuaymân (r.a.) Resûlullah Efendimizi (s.a.v.) güldüren sahabelerden biridir. Bir gün Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) onun yanına girmişti. Nuaymân (r.a.) gözünden rahatsız olduğu halde hurma yiyordu. Resûlullah (s.a.v.) onu bu halde görünce "Gözün ağrıdığı halde hurma mı yiyorsun?" buyurdu. Bunun üzerine Nuaymân (r.a.) "Ağrımayan tarafı ile yiyorum yâ Resûlallah!" diye cevap verdi. Bu cevap üzerine Resûlullah (s.a.v.) dişleri görününceye kadar güldüler.

Nuaymân b. Amr (r.a.) Bedir harbine ve diğer harplere katılmıştır. Resûlullah (s.a.v.) onun hakkında "Nuaymân cennete gülerek girecektir. Çünkü o beni güldürürdü." buyurdular.

Kaynak: Fazilet Takvimi / 10 MART 2011 PERSEMBE - 5 REBÎ'UL-ÂHIR 1432

18 Mart 2011 Cuma

BALIN BAZI FAYDALARI

BALIN BAZI FAYDALARI
18 MART 2011 CUMA
- 13 REBÎ'UL-ÂHIR 1432

• Bal kanı temizler, kanın eksikliğini tamamlar, depolanmasını düzenler ve kolaylaştırır, damar sertliğine iyi gelir.

• Çocuklarda kusma, öksürme ve bronşit için kaynatılmış arpa suyuna karıştırılıp içilirse tedâvî eder.

• Sabah akşam alınan bal, sarılığı kısa zamanda tedavi eder.

• Süte bol miktarda karıştırılıp içilirse tenya parazitini düşürür.

• Bir miktar tuz katılarak içmeye devam edilirse balgamı söker.

• Karın ağrısını keser, mide ve bağırsak yaralarını tedâvî eder. ~

• Bal arısının iğnesi romatizmaya faydalıdır.

• Bal birçok yara merheminin terkibinde bulunur.

• Kaynatılmış adaçayına biraz sirke ve bal karıştırılıp yudum yudum içilirse bademcik iltihabını iyileştirir, ağrıyı keser.

• Kana çabuk karışarak süratle enerji verdiğinden ağır spor ile meşgul olanların yorgunluğunu hafifletir. Sade olarak veya portakal suyu gibi meşrubatlara karıştırılarak alınabilir.

17 Mart 2011 Perşembe

MUHAMMED MUSTAFA (S.A.V.)

MUHAMMED MUSTAFA (S.A.V.)
17 MART PERŞEMBE - 12 REBÎ'UL-ÂHİR 1432

Kâinâtın efendisi Muhammed Mustafa aleyhissalâtü vesselâm Efendimiz Hazretleri bütün âlemlere peygamber oldu ve İslâm dîni bütün dinlerin hükmünü neshetti, kaldırdı. Hükmü kıyâmete kadar bâkî olduğundan hiçbir yerde onun dininden başka dîn ile amel etmek câiz olmadı ve ondan sonra peygamber gelme ihtimâli kalmadı.

Biz -ki elhamdülillah ümmet-i Muhammeddeniz ve dinimiz İslâm dînidir- bütün peygamberlere inanırız; Hepsi Allâhü Teâlâ tarafından gönderilmiş peygamberlerdir. Fakat Kur'ân-ı Kerîm nâzil olunca diğer dinlerin; kitapların ve peygamberlerin hükmü kalmadı. Onun için onlarla amel câiz değildir.

Hristiyanlar da geçen peygamberlere inanırlar. Fakat bizim peygamberimize inanmadıklarından küfür ve dalâlette kaldılar.

Ama Yahûdiler, bizim peygamberimize inanmadıkları gibi Hazret-i İsâ'ya da inanmadıklarından onlar İslâm dininden iki mertebe uzak kaldılar.

Kaynak: Fazilet Takvimi / 9 MART 2011 CARSAMBA - 4 REBÎ'UL-ÂHİR 1432

SULTAN YILDIRIM BÂYEZİD HÂN

SULTAN YILDIRIM BÂYEZİD HÂN
17 MART 2011 PERŞEMBE - 12 REBÎ'UL-ÂHİR 1432

Osmanlı sultanlarının dördüncüsü ve Murâd Hüdâvendigâr'ın oglu olup 1360 senesinde dünyâya gelmiştir. Saltanatı 1389-1402 yılları arasına tesâdüf eder. Savaşlarda çok hızlı hareket ettiği için ona "Yıldırım" ismi verilmiştir. Yıldırım Bâyezid Hân'ın saltanatı müddetinde Alaşehir, Ayasuluğ, Saruhan, Menteşe, Niğde, Aksaray, Kayseri, Sivas, Amasya, Kastamonu, Tırhala, Atina, Malatya, Çankırı, Kemah ve Tuna sâhili fethedilmiştir.

1396 yılında Avrupalı milletlerin iştirak ettiği kuvvetli bir Haçlı ordusunu Niğbolu'da kat'î bir mağlubiyete uğratmıştır.

İstanbul'u birkaç defa muhâsara ederek Bizans'ı çok zor durumda bırakmıştır.

Emir Timur ile 1402 senesinde vukû bulan Ankara Savaşı'nda ordusu mağlup, kendisi de esir olmuştur.

13 yıl hükümdarlık yapmış ve 1403 yılında 43 yaşında iken vefât etmiştir. Bursa'da, kendi adıyla anılan câmiinin yakınında medfûndur. Bursa'da yaptırdığı Ulu Câmî meşhurdur. Rahmetullahi aleyhAnahtar Kelimeler: SULTAN YILDIRIM BÂYEZİD HÂN - Sultan - Yildirim Bayezid Han

13 Mart 2011 Pazar

Depremin büyüklüğü 9.0 olarak düzeltildi

Depremin büyüklüğü 9.0 olarak düzeltildi
13 Mart 2011 Pazar

Japonya Meteoroloji Ajansı, cuma günü meydana gelen ve tsunami felaketine de yol açan depremin büyüklüğünü 9,0 olarak düzeltti.

Meteoroloji Ajansı, daha önce bu depremin büyüklüğünü 8,8 olarak açıklamıştı. ABD Jeolojik Araştırma Kurumu USGS ise depremin büyüklüğünü 8,9 olarak ölçtüğünü bildirmişti.

Japonya'da cuma günü meydana gelen dünyanın en büyük beşinci, Japonya tarihinin de en büyük depremi ve yol açtığı tsunami felaketinde en az 763 kişinin öldüğü kaydedildi.

Bu arada Miyagi bölgesinden bir polis yetkilisi, 200 cesede daha ulaştıklarını açıkladı.

SULAR ÇEKİLİYOR...

Japonya’yı depremin ve tsunami felaketinin ardından, suların yavaş yavaş çekilmesiyle birlikte kayıpların dehşet verici bilançosu da ortaya çıkmaya başladı.

50 bin kişilik bir kurtarma ekibinin çalışmalara dün başladığı kuzeydoğu bölgesinde, bu sayının dramatik bir biçimde artmasından korkuluyor. Devlet televizyonu NHK dün, kuzeydoğudaki Miyagi bölgesinin 17 bin nüfuslu liman kenti Minamisanriku’da yaklaşık 10 bin kişiden haber alınamadığını duyurdu. Halkın büyük kısmı ise önceki geceyi barınaklarda ve çatılarda geçirdi.

SULAR 10 KM İÇERİ GİRDİ

Tsunamiden en çok etkilenen kuzeydoğu bölgeleri, dün gün ağardığında adeta savaş alanını andırıyordu. Televizyon görüntülerinde kuzeydoğuda kıyıdan 10 kilometre içeriye giren 10 metre yüksekliğindeki dalgaların yuttuğu evlerin yanı sıra tarlalara sürüklenmiş gemiler, balıkçı tekneleri ve petrol tankerleri, dümdüz olmuş arabalar ve yan yatmış tren vagonları görülebiliyordu. Ülkede en az 1.4 milyon evin sular altında kaldığı tahmin ediliyor.

Depremin merkez üssüne en yakın yerleşim birimi olan Sendai ise hayalet şehir gibiydi. Kıyıya sürüklenmiş konteynerlerin evlerin duvarlarına takılıp kaldığı kıyı şeridinde, kurtarma ekipleri çamurlu sularda botlara binerek insanları kurtarmaya çalıştı. Kentin iç kısımlarındaki süpermarketlerde yüzlerce insan kuyruklar oluşturdu

LİMANDA 400 CESET BULUNDU

Diğer kentlerdeki kurtarma çalışmaları da kayıp ve ölü sayısına dair çok karanlık bir tablo çizdi. Devlet televizyonu NHK dün, kuzeydoğudaki Miyagi bölgesinin 17 bin nüfuslu liman kenti Minamisanriku’da yaklaşık 10 bin kişiden haber alınamadığını duyurdu.

Japon ordusu da, sular altında kalan Rikuzentakata limanında yaklaşık 400 kişinin cesedinin bulunduğunu açıkladı.

Yine kuzeydoğu bölgesinde depremden 24 sonra dört trenden hâlâ haber alınamıyor.

Deprem dünyanın eksenini kaydırdı

DÜNYA EKSENİ KAYDI

9 büyüklüğündeki depremin kaya kütlelerini kaydırarak kütle dağılımını değiştirmesi sonucu Dünya ekseni üzerinde 10 santimetre kaydı.

ABD Coğrafi Araştırmalar Merkezi de Japonya adasının 2.4 metre hareket ettiğini açıkladı. NASA’da çalışan jeofizikçi Richard Gross, “Kütlesindeki bu kayma nedeniyle Dünya’nın kendi etrafında dönme hızı 1.6 mikrosaniye (saniyenin milyonda biri) kadar arttı. Bu da günlerin günlerin 1.6 mikrosaniye kadar kısalması anlamına geliyor” dedi. Depremler, yüzlerce kilometre boyunca uzanan kaya kütlelerini metrelerce kaydırarak yerküredeki kütle dağılımını değiştirebiliyor; bunun sonucunda Dünya’nın ekseni ve yörüngesi de değişiyor. 2004 yılında Sumatra’yı vuran ve Hint Okyanusu’nda tsunami dalgaları yaratan 9.1 büyüklüğündeki deprem de günleri 6.8 mikrosaniye kısaltmıştı. 2010’daki Şili depreminde de eksende 8 santimetrelik bir kayma olmuş, günler 1.26 mikrosaniye kısalmıştı.

-MİLYONLARCA KİŞİ YİYECEKSİZ-

Japonya'da önceki gün meydana gelen, tarihinin tespit edilen en büyük depreminin ve yol açtığı tsunaminin ülkenin kuzeydoğu kıyılarını vurmasından iki gün sonra, milyonlarca kişinin makarna ve pirinç yiyerek ayakta kalmaya çalıştığı, su ve elektrik sıkıntısı çektiği bildiriliyor.

Hükümet, yardım çalışmalarına katılan asker sayısını ikiye katlayarak 100 bine çıkarırken, halkta ayrıca çevre felaketi endişesi oluştu.

Tsunamiden en fazla etkilen liman kenti Senday yakınındaki küçük Tagayo kasabasında halk şaşkınlık içinde harap olmuş evler ve otomobiller arasında dolaşırken, hastane yetkilisi Ikuro Matsumoto, hala su ve yiyecek sıkıntısı çektiklerini belirtti.

Bölgeden gelen haberlere göre, kurtarma ekipleri yüzlerce kilometre uzunluğundaki kıyılarda kayıpları aramayı sürdürürken, hayatta kalan binlerce aç insan da yardımların henüz ulaşamadığı karanlıkta kalan acil yardım merkezlerinde toplandı.

Ülkeyi depremin vurmasından sonra en az 1 milyon 400 bin hane susuz, yaklaşık 2.5 milyon hane de elektriksiz kaldı.

Kırsal yerlerde etrafı suyla çevrili ulaşılamayan büyük alanlar bulunuyor.

12 Mart 2011 Cumartesi

Flaş! Japonya'da nükler santralde sızıntı

Flaş! Japonya'da nükler santralde sızıntı
12 Mart 2011 Cumartesi

Japonya'da dün meydana gelen 8,9 büyüklüğündeki depremden sonra bir nükleer santralde erimenin muhtemel olduğu bildirilmişti. Felaket haberini Japon medyası duyurdu: Tesiste radyasyon sızıntısı var.

SAAT 11.00 DEVLET TELEVİZYONU: SANTRALDEKİ İŞÇİLERDEN YARALILAR VAR

Japonya'daki Fukuşima 1 nolu nükleer elektrik santralindeki patlamada birçok santral çalışanının yaralandığı bildirildi.

Devlet televizyonu NHK'deki haberde, santraldeki reaktörün çatısının ve duvarlarının çöktüğü belirtilirken, televizyonda, sızıntıya karşı pencere ve kapılarda koruyucu önlemler alınması yönünde çağrılar yapılmaya başlandı.

SAAT 10.45 SIZINTI TESPİT EDİLDİ

Japon medyası, Fukişima'daki nükleer tesiste radyasyon sızıntısının tespit edildiğini duyurdu.

SAAT 08.04 TESİSTE ERİME VAR

Japonya'da dün meydana gelen 8,9 büyüklüğündeki depremden sonra bir nükleer santralde erimenin muhtemel olduğu bildirildi. Japonya nükleer güvenlik komisyonundan Ryohei Şiomi, yetkililerin depremden etkilenen Fukuşima Dai-ichi nükleer santralinde erime olup olmadığını kontrol ettiğini söyledi. Şiomi, nükleer santralde erime olsa bile, bunun 10 kilometre yarıçapı içindeki insanları etkilemeyeceğini, bölgede yaşayan 51 bin kişinin çoğunun tahliye edildiğini ifade etti.

SAAT 02.26 İKİ TESİS KAPATILDI

Japonya'da 8,9 büyüklüğündeki deprem ve tsunami afetinden sonra iki nükleer enerji santrali soğutma sistemleri çalışmadığı için tamamen kapatıldı, toplam 5 nükleer enerji santralinin çalışması durduruldu. Japon Nükleer Güvenlik Kurumu, Japonya'nın kuzeydoğusunu vuran "140 yıldır kaydedilmiş en büyük depremde", Fukuşima 1 ve Fukuşima 2 santrallerinden çıkan buharda radyoaktif sızıntı saptandığını, bu santrallerin yanı sıra üç nükleer santralin daha kapatıldığını açıkladı. Fukuşima'nın iki biriminde elektrik kesintisi yüzünden soğutma sistemi çöktü ve olağanüstü hal ilan edildi.

SIZMA RİSKİ VAR

Japon Jiji ajansında Sanayi Bakanlığına dayandırılan haberde, ülkenin kuzeydoğusundaki santralde sızıntı riski bulunduğu da belirtildi. Kyodo ajansındaki haberde ise, radyoaktivitenin normalin bin kat üzerinde olduğu belirtildi. Haberde, kaynak olarak bir güvenlik komitesi gösterildi.

Ajanslar

11 Mart 2011 Cuma

Japonya'da 8.9 büyüklüğünde deprem

Japonya'da 8.9 büyüklüğünde deprem
11 Mart 2011 Cuma
Japonya'nın kuzeyinde meydana gelen depremin 8.9 büyüklüğünde olduğu açıklandı.

Japonya’da, 8,9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Türkiye saati ile sabah 07.46'da meydana gelen depremin merkez üssü Tokyo'nun 168 km kuzeydoğusu olarak belirlendi.

Japon medyası, deprem ve depremin yol açtığı dev dalgalarda en az 29 kişinin öldüğünü duyurdu.

Pek çok kişinin kayıp olduğu bildiriliyor ve bu nedenle de ölü sayısının artmasından kaygı duyuluyor. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türklerle ilgili olumsuz bir haberin olmadığını söyledi.

Depremin büyüklüğü nedeniyle, Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi, başlangıçta sınırlı tuttuğu tsunami alarmını daha sonra neredeyse Pasifik Okyanusu'na kıyısı olan bütün ülkeler için genişletti. Tsunami uyarısı yapılan ülkeler arasında Rusya, Tayvan, Filipinler, Endonezya, Papua Yeni Gine, Avustralya, Yeni Zelanda, Fiji, Meksika, Guatemala, El Salvador, Kosta Rika, Nikaragua, Panama, Honduras, Şili, Ekvador, Kolombiya ve Peru da bulunuyor.

Depremden sonra Japonya'nın başkenti Tokyo ve civarında 4 milyon evin elektrikleri kesildi, kentte 14 yangın çıktı. Tokyo'nun merkezinde tüm tren seferleri durduruldu.

Japonya'nın kuzeyindeki Tohoku otobanının bazı bölümleri hasara uğradı, Tokyo yakınlarındaki Chiba rafinerisinde ise büyük bir yangın çıktı. Kuzeydeki tren seferleri durduruldu, hükümet depremden etkilenen bölgelere 900 kurtarma görevlisi gönderdi. Narita havaalanı kapatıldı, yolcular ise tahliye edildi.

Tokyo metrosu ve banliyö trenleri durduruldu. Kuzeydeki Sendai havaalanını ise su bastı.

Japonya'daki tüm limanlar tsunami tehdidi dolayısıyla kapatıldı.

Bu arada 8 askeri uçak ise depremin verdiği hasarı gözlemlemek üzere havalandı.

Başbakan Naoto Kan, Japon halkından sakin olmalarını istedi.

Japonya Merkez Bankası mali piyasanın istikrarını sağlamak için azami gayretin gösterileceğini açıkladı.

Depremin ardından bazı nükleer santraller otomatik olarak kapandı. Yetkililer, Tepco Fukuşimi'nin 1 nolu terminalinde bir sorun çıktığını, ancak hemen güvenliğin sağlandığını söyledi.

Toyota ise kuzeydoğudaki iki tesis ile parça üretim fabrikasında üretimin durdurulduğunu duyurdu.

ABD Jeolojik Araştırma Merkezi'nden yapılan açıklamada da depremin ardından, Japonya'nın Honşu adasının doğu sahili açıkları ve yakınlarında büyüklükleri 5,8 ile 7,1 arasında değişen 20 artçı deprem olduğu kaydedildi.

Açıklamaya göre, depremden sonra meydana gelen en büyük artçı şok Honşu adasının doğu sahili açığında, depremden yaklaşık 45 dakika sonra oluşan 7,1 büyüklüğündeki artçı deprem oldu. Ana şoktan yaklaşık 6 saat sonra, Honşu adasının doğu sahili yakınında 6,5 büyüklüğünde bir artçı deprem daha meydana geldi.

Japonya'da bugün meydana gelen depremin, 1872'den bu yana en büyük deprem olduğu bildiriliyor.

Japonya'da 1923'te Canto'da meydana gelen depremde ise 143 bin kişi hayatını kaybetmişti. Japonya'da sol yıllarda en fazla can kaybına neden olan deprem ise 1996'da 5 bin 500 kişinin öldüğü Kobe depremi olmuştu.

-RUSYA, 11 BİN KİŞİYİ TAHLİYE ETTİ

Bu arada, Rus yetkililerin, bu sabah 8,9 büyüklüğünde bir depremle sarsılan Japonya'ya yakın olan Kuril adalarından 11 bin kişiyi tahliye ettiği bildirildi.

Rusya Acil Durumlar Bakanlığından yapılan açıklamada, tsunaminin Pasifik'teki bazı sahil kasabalarını ve köyleri vurma olasılığının bulunduğu belirtilerek, bu yüzden söz konusu bölgelerden 11 kişinin tahliye edildiği kaydedildi.

Açıklamada, Pasifik'teki Malo-Kurilks köyüne ulaşan tsunami dalgasının 50 santimetre yüksekliğinde olduğu aktarıldı.

Rusya, İkinci Dünya Savaşı'nın son döneminde ABD'nin attığı atom bombası ile savaşı kaybeden Japonya'ya ait Kuril adalarını işgal etmişti. Söz konusu adaların iadesi konusu, iki ülke arasındaki ilişkilerin dönem dönem gerilmesine neden oluyor.

-SONY 6 FABRİKAYI KAPATTI
Japonya Merkez Bankası (BoJ), depremin yarattığı kaygıları gidermek amacıyla finansal piyasalarda istikrarı sağlamak için her türlü çabayı sarf edeceğini bildirdi.

BoJ'den yapılan açıklamada, ''Japonya'da borsa ve yen değer kaybettiği için finansal piyasalarda istikrarı sağlamak amacıyla elimizden geleni yapacağız'' denildi.

Ekonomi uzmanları, Japonya'da borsada işlem gören hisselerin, özellikle depremin ve tsunaminin vurduğu bölgelerdeki fabrikalara ait olanların gelecek hafta pazartesi günü muhtemelen değer kaybedeceğine dikkati çektiler.

Bu arada dün 82,90 yenden işlem gören ABD doları bugün 83,20 yene kadar çıktıktan sonra 82,75 yene düştü. Böylece yen, ABD doları karşısında iki haftanın en düşük seviyesini görmüş oldu.

Kyodo haber ajansına göre, elektronik devi ve ülkenin en büyük ihracatçı şirketlerinden Sony, depremden sonra 6 fabrikasını kapattı.

Tokyo'daki Mizuho Research Institute'den Yasuo Yamamoto, depremin ve tsunaminin etkilediği ülkenin kuzeydoğusundaki otomobil ve yarı iletken fabrikaların zarar görmesinin olumsuz ekonomik etkileri olacağını ifade etti.

Japonya'da rafineri işletmecisi JX Nippon Oil & Energy şirketi, Sendai, Kashima ve Negishi'deki üç rafineride faaliyetleri durdurduğunu açıkladı. Cosmo Oil şirketine ait Chiba rafinerisinde de büyük yangın çıktığı bildirildi.

Electric Power Development şirketi de Yokohama bölgesinde Isogo termal elektrik santralindeki çalışmaları durdurdu.

Singapur merkezli Action Economics'den David Cohen, depremin vereceği zararın kısa vadede ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 1'ine mal olacağını, ancak uzun vadede inşa çalışmalarından ötürü büyüme için olumlu sonuçları olacağını söyledi.

-PETROL FİYATI-
Öte yandan deprem, uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının da yönünü aşağı çevirdi.

ABD ham petrolünün varil fiyatı nisan ayı teslimi Asya'daki işlemlerde düne göre 1,30 dolar azalışla 101.40 dolardan satılıyor.

ABD ham petrolünün varil fiyatı nisan ayı teslimi dün 1,68 dolar değer kaybederek günü 102.70 dolardan kapattı.

Londra Brent tipi ham petrolün varil fiyatı nisan ayı teslimi de 1,20 dolar düşüşle 114.23 dolardan işlem görüyor.

YÜZYILIN EN ŞİDDETLİ DEPREMLERİ

Yüzyılın başından beri meydana gelen şiddetli depremler, büyüklüklerine göre şöyle:

1960: ŞİLİ - Şili'de 9,5 büyüklüğündeki depremde 5 bin 700 kişi hayatını kaybetti. Depremin ardından oluşan tsunami, Pasifik kıyısındaki ülkeleri de tehdit etti ve Hawaii'de 61, Japonya'da 130 kişinin ölümüne yol açtı.

1964: ALASKA - Prens William Boğazı yakınlarındaki 9,2 büyüklüğündeki deprem ve ardından gelen tsunami yüzden fazla kişinin ölümüne yol açtı.

2004: ASYA - Endonezya'ya bağlı Sumatra adası açıklarında 9,1 büyüklüğündeki deprem ve ardından gelen tsunami 10 kadar komşu ülkeyi etkiledi, 270 bin kadar insan öldü ya da kayboldu.

1952: SSCB- Kamçatka Yarımadasında 9 büyüklüğünde meydana gelen deprem ve sonrasındaki tsunami Şili ve Peru'yu da etkiledi. Deprem 2 bin 300 kişinin ölümüne yol açtı.

1906: EKVADOR - Kolombiya ve Ekvador kıyıları açıklarında 8,8 büyüklüğündeki depremin ardından oluşan tsunami bin kadar kişinin ölümüne yol açtı.

1965: ALASKA - 8,7 büyüklüğündeki depremin neden olduğu tsunami Aleoutiennes Adalarını etkiledi.

2005: ENDONEZYA - Sumatra açıklarındaki Nias adası yakınlarında 8,6 büyüklüğündeki depremde 900 kişi öldü, 6 bin kişi yaralandı.

1957: ALASKA - Andreanof Adalarını vuran 8,6 büyüklüğündeki deprem önemli bir tsunami faciasına yol açtı.