13 Mayıs 2010 Perşembe

İMAM-I MUHAMMED'İN SİYER-İ KEBİRİ YAZDIRMASI

İMÂM-I MUHAMMED'İN SİYER-İ KEBÎRİ YAZDIRMASI
13 MAYIS 2010 PERSEMBE

İmam Muhammed Şeybânî merhumun yazdığı "es-Siyeru'l-Kebîr" devletler hukukuna dair yazılan ilk eser­dir Avrupalılar'ın hukukun babası saydıkları Hollandalı Grosiyuş'dan (1583-1645) dokuz asır evvel yazılmıştır. Avrupa İmam Muhammed'i takdir etmiş ve dünyanın her yanından hukukçularla Almanya'da "Şeybâni Dev­letler Hukuku Cemiyeti"ni kurmuşlardır.

Mutlak müctehidlerden İmam Evzâî (rh.) İmâm-ı Muhammed'in içtihatlarını işittiğinde: "Acaba Irak'da Resulullah'ın sünnetine vâkıf ve Ashâb-ı Kirâm'ı ve Hadis âlimlerini bilen var mı? Çünkü, Resûlullah'ın ashabı bu taraflara gitmediler." dedi.

İmâm-ı Muhammed Hazretleri Evzâî'nin o sözü üze­rine Resûlullah'ın sünnetinden ve Ashâb-ı Kirâm'ın söz­lerinden ibaret olan Siyer-i Kebîr isimli mühim eserini söyleyerek yazdırmış ve Halife Harun Reşîd'in sarayına göndermiştir.

Halife, zamanında böyle bir eserin yazılmış olmasına çok memnun olmuş ve bir nüshasını Evzâî Hazretlerine göndermişler. Evzâî Hazretleri İmam Muhammed'in eserini görünce onun ilmini takdir etmiştir.

Kaynak: Fazilet Takvimi

HAZRETİ EBU EYYUB el-ENSARİ (R.A.)

HAZRETİ EBÛ EYYÛB el-ENSÂRÎ (R.A.)
13 MAYIS 2010 PERSEMBE

Asıl ismi Hâlid bin Zeyd olan Hazret-i Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a.) Peygamber Efendimizin bütün gazvelerin­de ve seriyyelerinde bulunmuştur. Hulefâ-yı Râşidîn zamanındaki gazalarda bulunur ve İslâm askerlerinin kah­ramanlıklarını artırmak için himmet buyururlar idi.

Hz. Ali'nin (k.v.) zamanında hilâfet merkezi Irak'da bulunduğu esnada Hz. Hâlid bin Zeyd (r.a.) Medine-i Münevvere'ye kaymakam ta'yin edilmiş idi. Hâriciler üzerine sefer olacağını haber alınca Medine emirliğin­den istifa edip gazaya katıldılar. Hz. Muâviye (r.a.)'ın hi­lâfeti esnasında Medine-i Münevvere'de ikâmet ediyor, günlerini ibâdet ve tâatla geçiriyordu. Ne zaman gazaya çıkılsa hemen hazırlanır, gaza ordusuna katılırdı.

Hz. Ebû Eyyûb-i Ensârî, Kostantiniyye'yi (İstanbul) fetih için Hz. Muâviye (r.a.)'ın oğlu Yezid kumandasın­daki orduya katıldı. Hicretin ellinci senesinde Kostantiniyye civarına vardılar ve Kağıthane vadisinde ko­naklayarak Kostantiniyye'yi muhasaraya başladılar.

Ebû Eyyûb-i Ensârî (r.a.) Hazretlerinin hastalığı se­ferin ilk senesinde şiddetini göstermiş, ikinci sene­sinde daha artınca irtihallerine yakın Yezid ile bazı dostlarını yanına çağırarak âhirete irtihâlinden sonra na'ş-ı şeriflerinin Kostantiniyye (İstanbul) surlarına pek yakın bir yere defnedilmesini vasiyyet ettikten sonra bütün askerleri hüzün içinde bırakarak bu dün­yâdan âhirete irtihal ettiler.

Ebû Eyyûb-i Ensârî (r.a.) Hazretleri'nin mübarek na'şını düşman kalesine en yakın mahalde defnedildi.

Fâtih Sultan Mehmed Hân, Hz. Ebû Eyyûb-i Ensârî'nin mübarek kabrini araştırıp bulmak istiyordu. Hoca­sı Şeyh Akşemseddin Hazretleri Kostantıniyye'nin (İs­tanbul'un) fethinde (h. 857, m. 1453) Hz. Ebû Eyyûb-i Ensârî'nin mübarek kabrini keşfetmiştir,

Fâtih Sultan Mehmet Han kabir üzerine bir türbe ve kıble tarafına da iki minareli bir câmî yaptırdılar.

Kaynak: Fazilet Takvimi

FATİH SULTAN MEHMED HAN

FÂTİH SULTAN MEHMED HAN
13 MAYIS 2010 PERSEMBE

Fâtih Sultan Mehmed Han, daha şehzadeliğinde dînî ve aklî ilimleri öğrendi. Bu ilim sayesinde o devirlerde eşine rastlanmayan medenî bir devlet teşkîline, harp sanatının bir başlangıç noktası olacak şekilde tesis ve tertîbine ve devlet idareciliğinin bütün inceliklerine vâkıf oldu. İleride kazanacağı hükümdar unvanını âlim sıfatıyla süsleyecek derecede çeşitli ilimlerden tam olarak istifâde etti; Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve İbrancayı öğrenerek Doğu'nun ve Batı'nın bütün geçmişine tamâmı ile vâkıf oldu...

Fâtih Sultan Mehmed Han, dîninin ve devletinin be­kası için gereken fetihlere, bu maksada erişmenin en zor tarafı olan İstanbul'dan başladı.

Zor zamanlarda bıkkınlık ve gevşeklik göstererek vaz­geçmenin âcizlerin işi olduğunu, üstün seciyeli kişilerin ise mutlaka bir çıkış yolu bulması gerektiğini bilen Fâtih Sul­tan Mehmed Han, Halic'in zincirlerini geçemeyince dağları taşları deryaya çevirircesine, gemilerini karadan yürüttü.

Fâtih Sultan Mehmed Han ateşli silâhlara ve güzel bir plan yapmaya her zaman çok ehemmiyet vermiştir. Onun, Işkodra muhasarasına götürdüğü yalnız ateşli silâhlarla donanmış ordu dünyâda bir ilktir. Bu itibarla sultan, şimdiki harp sanatının ilk hocası sayılır. Onun devletine yadigâr ettiği usûl Osmanlı ordusuna, mahir kumandanlar elinde dünyâyı titretecek zaferleri temin etmiştir.

Fâtih Sultan Mehmed Han'ın askerî dehâsı yanında siyâsî ve idarî kabiliyeti de son derece dikkate şayandır. Bunun en büyük tezahürü, tertîp ettiği meşhur Kanun­nâmedir ki bununla devlet binası âdil ve kalıcı bir temel üzerine tesis edilmiştir. Bu Kanunnâmede Halic'i dol­maktan korumak için kenarlarına ayrık otundan başka bir şey dikilmemesi gibi idarenin en cüz'î tafsîlatı bile yer alır. Onun İstanbul'a davet ettiği ilim ve fen adam­larıyla memleket bir ilim yuvası, Osmanlı sarayı cihanın en büyük mektebi hâline gelmiştir.


Mısra: Kulluğundan etmesün âzâd Allah'ım beni.
Avnî (Fâtih Sultan Mehmed)

Kaynak: Fazilet Takvimi

HUŞU İLE NAMAZ KILMAK

HUŞU İLE NAMAZ KILMAK
13 MAYIS 2010 PERŞEMBE


Mü'minin mîrâcı olan tam bir taharet ve iyi bir abdestten sonra namazı kılmaya niyet etmesi îcâb eder.

Farzları cemâatle kılmaya ehemmiyet göstermek, hattâ iftitâh tekbirini imamla beraber almayı hiç terk etmemek lâzımdır. Keza namazları müstehap vaktinde kılmak ve kıraatte sünnet olan miktara riâyet etmek lâzımdır.

Rükû ve secdede ta'dil-i erkan; azaların sükûnet bulması muhakkak surette lâzımdır... Kavmede (rükûdan doğrulduk­tan sonraki kıyamda) her âzâ yerine dönüp karar kılacak şekilde tam olarak kalkıp doğrulmak îcâp eder ve azaların sükûnet bulması ve kavmede olduğu gibi iki secde arasındaki oturuşta da ta'dil-i erkâna riâyet etmek lâzımdır...

Rükû ve secde tesbihlerinin en azı üç, çoğu ise -farklı görüşlere göre- yedi veya onbirdir. İmamın tesbihlerinin adedinin, cemâatin hâline göre olması lâzımdır. Yalnız kılan insanın, gücü yettiği vakit tesbihleri en az merte­bede, (yani üç kere) okumaktan haya etmesi ve beş veya yedi tesbih okuması lâzımdır.

Secdeye giderken yere en yakın olan uzvunu koyar. Evvelâ dizlerini, sonra ellerini, burnunu ve sonra alnını yere koyar. Ellerini ve dizini yere koyarken sağdan baş­laması, secdeden kalkarken de semâya en yakın uzvun­dan başlaması lâzımdır. O halde secdeden kalkarken önce alnını kaldırarak başlaması îcâb eder.

Kıyamda secde mahalline, rükûda ayaklarının üstüne, secdede burnunun ucuna, ka'dede ellerine bakmalıdır. Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayet olunduğu üze­re namaz kılan kimse, gözlerini bu yerlere sabitler, bakış­larını başka taraflara dağıtmaz ise cemiyyet ile (huşu ve huzur ile) namaz kılmak mümkün olur ve bu namazda huşu hâsıl olur.

Rükûda parmakları açık tutmak ve secdede birleştir­mek sünnettir. Rükûda parmakları açmak, secdede ka­pamanın birçok faydaları olduğu için Resûlullah Efendi­miz (s.a.v.) yapılmasını emretmiştir. Bizim için Resûlullah Efendimiz'e (s.a.v.) uymaya denk başka hiçbir fayda yoktur... (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, 1/266)

Kaynak: Fazilet Takvimi

11 Mayıs 2010 Salı

ÖYLE KİMSELER VARDIR Kİ...

ÖYLE KİMSELER VARDIR Kİ...
11 MAYIS 2010 SALI


Ebû Hureyre (r.a.) buyurdular ki: Biz Resûlullâh'ın (s.a.v.) yanında otururken Cuma Sûresi nazil oldu Resûl-i Ekrem (s.a.v.) bu sûrenin "(O peygamberi Allah) ümmî (Arap) lardan başka bütün ümmetlere de gönderdi ki onlar henüz bunlara ulaşmadılar (ilerde ulaşacaklar.) mealindeki (Cum'a Sûresi'nin 3.) âyetini okuyunca:

"Yâ Resûlallâh! Biz Ashabına yetişmeyen kimseler kimlerdir?" diye soruldu. Resûlullah (s.a.v.) cevap ver­medi. Suâli soran üç defa tekrar etti. Aramızda Selman-ı Fârisî'de (r.a.) vardı. Resûlullah (s.a.v.) mübarek elini Selmân'ın üzerine koydu. Sonra: "Şunlardan öyle kim­seler vardır ki, îman Süreyya (yıldızının) katında olsa muhakkak ona yetişir, bulur." buyurdu.

Kaynak: Fazilet Takvimi

BİŞR-İ HAFİ (K.S.) HAZRETLERİNDEN

BİŞR-İ HÂFÎ (K.S.) HAZRETLERİNDEN
11 MAYIS 2010 SALI

Horasan'ın Merv şehrinde ve Bağdat'ta yaşayan büyük velilerden ve zamanının muhaddis (hadis âlim)lerin­den Bişr-i Hâfî (k.s.) (v. H.227) Hazretleri Allah'ın kendi­sine fazlını ve ikramını şöyle anlattı:

Başıboş dolaşan bir adam idim. Bir gün yolda giderken bir kâğıt gördüm. Onu aldım baktım, bir de ne göreyim, kâğıtta besmele-i şerîfe yazılıydı. Onu temizledim ve cebime koydum. Yanımda da sadece iki dirhemim vardı. Başka da param yoktu. Attara gittim ve o iki dirhemle misk kokusu aldım ve besmele yazılı kâğıda sürdüm O gece rüyamda bana "Ey Bişr! Bizim ismimizi yoldan kaldırdın ve güzel kokular sürdün. Biz de senin ismini dünyâda ve âhirette yüceltip güzelleştireceğiz." denil­di. İşte (Allah'ın fazlından ve ikramından) ne olduysa bun­dan sonra oldu.

Bişr-i Hâfî Hazretleri buyurdular ki:

• Akıllı kimse, hayrı ve şerri bilen değil, hayrı gördüğü zaman uyan, şerri gördüğü zaman sakınan kimsedir.

• İşlerin en çirkini âhiret ameliyle dünyâyı istemektir.

• Günâhlarını gizlediğin gibi iyiliklerini de gizle.

• Dünyâ sıkıntısından dolayı üzülüyorsan, ölümü ha­tırla. Çünkü o dünyâ sıkıntısını giderir.

Kaynak: Fazilet Takvimi

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Hakkari'den 1 şehit haberi daha

Hakkari'den 1 şehit haberi daha
10 Mayıs 2010 Pazartesi

Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde mayın patlaması sonucu, 1 asker şehit oldu, 1 asker de yaralandı.

Alınan bilgiye göre, ilçeye bağlı Dağlıca bölgesi Keri Tepesi mevkisinde operasyonlarını sürdüren güvenlik güçlerinin geçişi sırasında, mayın patladı. Patlamada, kimlikleri henüz belirlenemeyen 1 asker şehit oldu, 1 asker de yaralandı. Yaralı asker, helikopterle Fatih Kışlası'na getirildikten sonra, ambulansla Hakkari Asker Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bölgede operasyonların devam ettiği bildirildi.

Bu arada mayın patlaması sonucu şehit olan askerin İstihkam Uzman Çavuş Birol Mutlu (39) olduğu açıklandı.

Kaynak: AA

CHP Lideri Deniz Baykal istifa etti

CHP Lideri Deniz Baykal istifa etti
10 Mayıs 2010 Pazartesi

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve CHP Ankara Milletvekili Nesrin Baytok'a ait olduğu ileri sürülen kasetin internette yayınlanmasının siyasette yarattığı deprem sürüyor.

Dört gündür sessizliğini koruyan Baykal, bugün bir basın toplantısı düzenleyerek CHP Genel Başkanlığı'ndan istifa ettiğini açıkladı

İşte Baykal'ın açıklamalarından satırbaşları:

İSTİFA ETTİ

Bu komplo son iki hafta içinde düzenlenmiştir. Komplo tezgahı malzemeleriyle çekimleriyle günceldir.

Meskene tecavüz ve teknolojiyle tezgahlanan bu komplonun iktidar gücü seferber edilmeden, muhalefet başkanına karşı bu kadar fütursuzca yapılması mümkün değildir. İktidar zirvesinin bilgisi ve onayı olmadan son iki hafta içinde hazırlanıp piyasaya sürülmesi söz konusu bile olamaz.
Ana muhalefet liderine yönelik bu kadar kaba ahlaksızlık, bugünlerde iktidarın onayı olmadan gerçekleştirilemez. Komployu ayıplar gibi yapanlar, aslında bizzat ayıbı işleyenlerdir.

İLGİNÇ NOT

Ama ABD’den Pensilvanya’dan aldığım mesajlara da inanıyorum.

Hukuksuz ve ahlaksızlığı temel alan, çok ayıp ama diye başlayan, yorumla hesap sormaya çalışanlara da söyleyecek sözüm var. Ahlaksız komplolara itibar eder, ne ahlaklı ne hukuku savunamazsınız. Komplo yapanlar işlerini sizlere güvenerek yapıyorlar.

Bu tablo karşısında bana da bir görev düştüğünün farkındayım. Bu hukuksuz ve ahlaksız komplo nedeniyle kimsenin beni sorgulamasına izin vermeyeceğim. Bunun bir bedeli varsa, bu da CHP genel başkanlığından ayrılmaksa bunu

Bu kaçmak anlamına gelmez. Tam tersine bu bir meydan okumadır. Bu anlayışla bugün genel başkanlığından istifa ediyorum. Bunun hedefi sadece ben değil CHP’dir.

AHLAK DIŞI

Günlerdir beklenen değerlendirmemi ve kararımı açıklıyorum. Bu bir kaset olayı değildir. bir komplodur. Komplo hukuk dışı ahlak dışı bir tertip demektir. Bir komplo yaparken, bazen haneye tecavüz edersiniz.

Duvarlara gizli kameralar yerleştirirsiniz. İnsanların en korunaksız görüntülerini alırsınız kesersiniz biçersiniz montaj yaparsınız çarpıtırsınız.

TAZE BİR KOMPLO

Böyle yaparken de insanoğlunun mahremiyetine tecavüz edersiniz. Ar haya ve utanç bunu yapanlar için anlamlarını kaybeder. Önümüzdeki komployu gerçekleştirenler bunu sapık oldukları için yada ticari kazanç için düzenlememişlerdir. Bunu siyaset yapmak için düzenlemişlerdir. Ahlaklarına vicdanlarına uygun bir siyaset.

Yıllardır bekletilen bir kaset yoktur. Bir komplo imal edilmiştir. Taze iki haftalık bir komplo vardır.

Bunun hedefi bir kişi değil, onun çok ötesinde CHP’nin neredeyse tek başına yürüttüğü cumhuriyete demokrasiye hukukun üstünlüğüne sahip çıkan, sivil diktaya verdiği mücadelesidir.

ÖZYÜREK: BAYKAL KURULTAY'A KATILMAYACAK

CHP Sözcüsü Mustafa Özyürek, Genel Başkanlıktan istifa eden Deniz Baykal'ın 22-23 Mayıs'ta yapılacak kurultaya katılmayacağını söyledi. Genel Başkanlıktan istifa eden Deniz Baykal, partiden alkış ve gözyaşları arasında parti genel merkezinden uğurlandı. Partililer, Baykal'ı uğurlarken ''İnadına Baykal, inadına sol'' ve ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' sloganları attı.CHP'de Baykal'ın yerine Onur Öymen'in adı geçiyor.Partide Baykal'ın yerine Onur Öymen'in başkanvekilliği için adı geçiyor. Öymen, ''MYK'yı toplayıp durum değerlendirmesi yapacağız'' dedi.

Baykal, Angora Evleri'ndeki evinde dinlenmeye çekildi.


İLK TEPKİLER...İLK TEPKİLER...İLK TEPKİLER...İLK TEPKİLER...


BAYKAL BİZE ABİLİK YAPACAK

CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin:

Böylesi kalleşçe bir komplonun içine sokulması sadece Sayın Baykal’a değil CHP’ye ev Türkiye’ye de yapılmıştır.

Daha bir hafta önce Sayın Başbakan elimde daha ne kasetler var dedi. Bir başbakan böyle konuşur mu?

86 yıllık CHP bugünden sonra 81 ildeki CHP’liler günde 5 saat çalışıyorsa 24 saat çalışacaktır. Bu iktidardan kurtulmak için bunu yapacağız.

Sayın Genel Başkanımız artık bize ağabeylik, babalık yapacak. İstifa edip gitmekle olmaz.

Bütün bunları atlatacağız. Türkiye’nin CHP iktidarına ihtiyacı vardır.

BÖYLE NOKTALANMAMALIYDI

Hürriyet Gazetesi yazarı Tufan Türenç:

Türk siyaseti için büyük bir kayıptır. Ama şunu söylemeliyiz tüm isyasetçiler için örnek bir davranış sergilemiştir. Çok üzgün olduğumu belirtmek istiyorum.

Kendisine saygı duymaktan başka bir şey yapamam. Son derece onurlu bir davranış gösterdi. Dilerim tüm siyasetçilere bu davranış örnek olsun. Bu davranışın partiyi de zor durumda bırakacağına inanmıyorum.

Böyle onurlu bir lidere sahip olan parti varlığını daha da güçlendirerek devam edecektir diye düşünüyorum.

Baykal için çok üzgünün. Böyle noktalamamaydı. Bu iğrenç komploculara en iyi dersin verilmesi ve gerekir.

BAŞBAKAN’IN OMUZLARINDAKİ YÜK ARTTI

Hüseyin Gülerce – Zaman Gazetesi yazarı:

Ortaya çıkan bu durumun CHP ile sınırlı kalacağını sanmıyorum. Uzun bir zamandır solda yeni bir yapılanmadan bahsediliyordu. İstifa kararı yeni gelişmeleri de beraberinde getirecektir.

Sayın Baykal’ın Sayın Başbakan’ı hedef göstermesi acaba kutuplaşmayı arttırır mı? Sayın Başbakan’ın omuzlarında çok büyük bir yük var. O yük şu anda daha da arttı.

ÇOK ÜZGÜNÜM

Hikmet Çetin – CHP Eski Genel Başkanı:

Çok üzgünüm. Benim kendisiyle 54 yıllık dostluğum var. Birlikte mücadelemiz oldu. Eşi benim sınıf arkadaşım. Böylesine bir yakınlığım dostluğum var. O bakımdan çok üzgünüm.

Bütün gençlik yıllarımda bütün emeğimi CHP’ye verdim. Şu veya bu nedenle ayrılmak zorunda kaldım. Ama Deniz Bey’le dostluğum hiç değişmedi.

BAYKAL'IN KENDİ KARARI

DSP Genel Başkanı Masum Türker:

Bu konuda bir şey söylemek mümkün değil. Baykal’ın kendi kararıdır. Bu konuda yapılan bir şantajı Sayın Baykal’ın siyaset hakkına engel hareketi olarak görüyorum. Olayın içyüzünü bilmiyorum. İstifayı kendisinin baskılara karşı mücadelesini sürdürmek için yaptığı bir davranış olarak görüyorum.

TÜRK SOLU İÇİN FIRSAT OLSUN

BDP Grup Başkanvekili Yıldız, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın istifasını değerlendirirken, “Umarız, Türk solunun toparlanması açısından yeni bir başlangıca vesile olur” dedi.

Yıldız yaptığı açıklamada, bir siyasi partinin genel başkanının, böyle bir olayın ardından, hiçbir şey olmamış gibi davranamayacağını ifade etti. Yıldız, bu durumda Deniz Baykal'ın, demokratik bir ülkenin siyasetçisi olarak yapması gerekeni yaptığını kaydetti.

9 Mayıs 2010 Pazar

AYIN İKİYE YARILMA MUCİZESİ

AYIN İKİYE YARILMA MUCİZESİ
09 MAYIS 2010 PAZAR

Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) ayı iki parcaya bölme mucizesi, peygamberliginin sekizinci yılında Mekke'de olmuştur. Söyle ki:

Müşriklerden bir kısım kimseler, mehtaplı bir gecede, ayın ikiye ayrılıp sonra birleşmesini Resûlullah Efendimiz'den (s.a.v) istediler. Böyle bir mucize gösterilmedikce iman etmeyeceklerini söylediler. Hz. Peygamber de (s.a.v) yüce Allah'a dua etti ve ay, Cenâb-ı Hakk'ın kudretiyle iki parcaya ayrıldı. Sonra birleşip eski halini aldı.

Bu mucizeyi, o gece bazı yolcular da görmüştü. Mekke'ye geldikleri zaman bu olayı anlattılar. Ne yazık ki müşrikler yine iman etmediler. Bu olayı bir sihir sandılar. Oysa ki yüce Allah'ın kudreti her şeye yeterlidir.

Gökyüzünde nur sacan bircok yıldızı veya diger varlıkları güneşten ayırarak onun cevresinde bir düzen kuran Allah böyle bir mucizeyi yaratamaz mı ?

Inkârcı ve gafil insanlar, yüce Allah'ın sonsuz kudretini anlayamamışlar ve inkârlarını sürdürmüşlerdir.

Kaynak: Semerkand Takvimi

Ordu'lu şehit babasindan sitemkar şiir

Ordu'lu şehit babasından sitemkar şiir
09 MAYIS 2010 PAZAR

Dağlıca bölgesi Oramar Tepesi'nde uzaktan kumandalı mayının patlatılması sonucu şehit düşen çavuş Emrah Aktaş'ın babası Sami Aktaş, oğlunu son yolculuğuna sitemkâr bir şiirle uğurladı.

Hakkari'nin Yüksekova ilçesi Dağlıca Bölgesi Oramar Tepesi'nde, bastığı mayının patlaması üzerine şehit düşen 21 yaşındaki komando çavuş Emrah Aktaş'ın baba ocağına ateş düştü.

Ordu'nun Ulubey ilçesi Ören köyü'nde oturan şehidin ailesine acı haberi askerler verdi. Baba 54 yaşındaki Sami Aktaş, haberi veren subaylara sarılıp ağlarken, sinir krizi geçiren 51 yaşındaki anne Hanım Aktaş, ağıtlar yakarak gözyaşı döktü. Şehit haberi üzerine köydeki evlere Türk bayrakları asıldı. Üç çocuk babası olan ve çiftçilik yapan Sami Aktaş'ın metaneti ise dikkat çekti.

Aile olarak yeni şehit vermediklerini, atalarının daha önce Çanakkale, Dumlupınar, Haymana ve Kafkaslar'da 4 şehit verdiklerini, Emrah Aktaş'ın ise 5. şehitleri olduğunu belirten baba Aktaş, bölücü terör örgütüne lanet okuyarak şöyle konuştu:

"Bu dava burada bitmez. Bu memleketi de kimseye, o şerefsizlere teslim etmeyiz. Ben eski Marksistlerdenim. Bugün de Bektaşi'yim, sosyal demokrat bir adamım. O şerefsizler Güneydoğu'da cana kıyacağına, devrim uğruna ya da Kürdistan uğruna şerefsizlik yapacaklarına, Güneydoğu'daki feodal yapıyı bozsunlar. Oradaki şeyhliği, ağalığı kaldırsınlar. Anadolu'nun bağrından yetişen garipleri orada mayınlarla tuzaklayıp arkadan vurmalarla bu iş olmuyor. Ben 55 yaşındayım. 40 yaşında olsaydım orada gider bir şeyler yapardım. Eksikli bir babayım. Ne kurtarabildim, ne de çocuğumun derdine derman olabildim. Bundan sonra da bir şeye yaramam. 15 yaş genç olmalıydım. Ama memleketi yönetenlere de selam olsun. Bu şehitler hemen başlamadı. Kerbela'da Hüseyin'i katlettiler, Hazreti Hamza'yı katlettiler. Peygamberin güzel değerlerini katlettiler. Benim çocuğumu da bitirdiler. Ama bu düşüncelerimiz, bu görüşlerimiz oldukça şehit vermeye devam edeceğiz. O pisliklerin kökü kesilene kadar."

Baba Aktaş'ın ağlayarak okuduğu şiir şöyle;

"Hani bu memleket bizimdi? \ Kim sattı Amerikan emperyalizmi ne? \ Dostlar bu ülke nereye gitti? \ Yoksa gidiyor mu? \ Hitler faşizmi ne? \ Ne kadar canlar yanacak böyle \ Bilen yok derdini Ata'ya söyle \ Onu da ittiler öyle böyle \ Ya İki Cihan Serveri Muhammet Mustafa derdimizi Allah'a söyle"

"...RABB'İN KULLARA ZULMEDİCİ DEĞİLDİR"

"...RABB'İN KULLARA ZULMEDİCİ DEĞİLDİR"
09 MAYIS 2010 PAZAR

"Halbuki sizi ve yaptıklarınızı Allah yarattı." (Sâffât, 96) mealindeki âyet-i kerîmede buyurulduğu üzere hayrın ve şerrin yaratıcısı Allâhü Teâlâ'dır. Ancak hayrı râzî olduğu ve şerri râzî olmadığı hâlde halk eder. Ehl-i sünnet ve cemâat ve bütün ehlullâhın itikadı böyledir.

Hâşâ, Cenâb-ı Hakk zulümden münezzeh ve müberrâdır. Âyet-i celîlede meâlen: "İyi iş yapan kendine, kötü yapan yine kendinedir, yoksa Rabb'in kullara zulümkâr değildir." (Fussilet, 46) buyuruldu.

Kula lâzım olan, ihlâslı olarak Rabb'ini hoşnut edecek ameller işlemeye gayret etmek; efendisinin emrini tutup ve yasakladıklarından geri durarak rızâsında bulunma­ğa çalışmaktır. Efendisi diler âzâd etsin ve diler etmesin. Bu hususu ona bırakıp rızâsını gözetmektir. Çünkü kaza ve kader sırrı, kullara göre meçhuldür.

Her bir işte sebep ve şarta yapışmak lâzımdır. Zîrâ ezelden ebede olacakların yazılı olduğu levh-i mahfuz değişir. Nitekim Kurân-ı kerîmde (meâlen):

"Allâhü Teâlâ dilediğini siler ve sabit bırakır ve bütün kitapların aslı, onun nezdindedir." (Ra'd, 39) ve "...Şüphe yok ki, iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, güzelce düşünenler için iyi bir öğüttür." (Hûd, 114) buyuruldu.

Resûlullâh Efendimizin, "Sadaka belâları defeder ve ömrü uzatır." gibi hadîs-i şerîflerinde sebeplere te­şebbüs için teşvik çoktur.

Ancak arzu edilen olsun yahut olmasın; şükredip ta­mamen elde edilmiş gibi yine razı olup neden, niçin diye sormaktan geri durmak lâzımdır. Zîrâ Âyet-i Kerîme'de "Allâhü Teâlâ yapacağından sual olunmaz, onlar ise suâl olunurlar." (Enbiyâ, 23) buyurulduğu üzere tam teslimiyet bulunmamış olur. Kula her vakit tam teslimi­yet ile Hakka teslim olmak lâzımdır.

Kaynak: Fazilet Takvimi

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Hakkari'de mayın patladı: 1 şehit

Hakkari'de mayın patladı: 1 şehit
08 MAYIS 2010 CUMARTESI

Hakkari'nin Yüksekova kırsalında yapılmakta olan operasyon kapsamında, bugün saat 12.40'ta bölge kontrolü için faaliyette bulunan birliğin manevrası sonrası araziye döşenmiş el yapımı patlayıcı infilak etti.

Hakkari'deki operasyon sırasında teröristlerin döşediği patlayıcının infilakı sonucu bir askerin şehit olduğu bildirildi.

Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yer alan duyuruya göre, Hakkari'nin Yüksekova kırsalında yapılmakta olan operasyon kapsamında, bugün saat 12.40'ta bölge kontrolü için faaliyette bulunan bir birliğin manevrası esnasında terör örgütü tarafından araziye döşenmiş bir el yapımı patlayıcı infilak etti.

İnfilak sonucu bir çavuş şehit oldu.

Kaynak: AA

7 Mayıs 2010 Cuma

Dağlıca'da çatışma: 2 askerimiz şehit

Dağlıca'da çatışma: 2 askerimiz şehit
07 MAYIS 2010 CUMA

Hakkari'nin Yüksekova ilçesi Dağlıca bölgesinde, teröristlerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada 2 asker şehit oldu, 1 asker yaralandı. Bölgede geniş çaplı operasyon başlatılırken 5 terörist ölü ele geçirildi.

Hakkari'nin Yüksekova ilçesine bağlı Dağlıca bölgesinde, teröristlerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada, 2 asker şehit oldu, 1 asker de yaralandı.

Alınan bilgiye göre, güvenlik güçleri ile teröristler arasında Dağlıca bölgesinde sıcak temas sağlandı. Çıkan çatışmada, 1 uzman çavuş ile 1 uzman onbaşı şehit oldu, 1 asker yaralandı.

Yaralı askerin helikopterle Hakkari Asker Hastanesinde tedavi altına alındığı, çatışmanın ardından bölgeye çok sayıda hava ve kara desteğinin sevk edildiği bildirildi.

-ÇATIŞMADA 5 TERÖRİST ÖLÜ ELE GEÇİRİLDİ

Hakkari'nin Yüksekova ilçesine bağlı Dağlıca bölgesinde, terör örgütü PKK üyeleri ile güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada, 5 terörist ölü ele geçirildi.

Alınan bilgiye göre, güvenlik güçleri ile teröristler arasında, Dağlıca bölgesinde çıkan çatışma çıktı. Çatışmada, 2 asker şehit olurken, 5 terörist de ölü ele geçirildi. Çatışmada 1 asker de yaralandı.

Kaynak: AA

5 Mayıs 2010 Çarşamba

48. Türkiye Kupasi Trabzonspor'un oldu

48. Türkiye Kupası Trabzonspor'un oldu
05 MAYIS 2010 ÇARSAMBA

Türkiye Kupası'nı, Şanlıurfa'da oynana finalde Fenerbahçe'yi 3 - 1 mağlup eden Trabzonspor kazandı. Bu sonuçla birlikte 1982 yılından sonra doğanlar F.Bahçe'nin Türkiye Kupası'nı kazandığını göremedi.


TRABZONSPOR: 3 - FENERBAHÇE: 1

Stat: GAP Arena
Hakemler: Cüneyt Çakır xxx, Bahattin Duran xxx, Tarık Ongun xxx

Trabzonspor: Onur xxx, Serkan xxx, Song xxx, Egemen xxx, Cale xxx, Selçuk xxx (Dk. 83 Sezer x), Colman xxx, Engin xxx (Dk. 86 Ceyhun ?), Burak xx, Alanzinho xxx (Dk. 90 1 Giray ?), Umut xxx

Fenerbahçe: Volkan Demirel x, Gökhan Gönül xx (Dk. 87 Gökhan Ünal ?), Lugano x, Bilica x, Vederson x, Mehmet Topuz xx, Selçuk x, Emre x (Dk. 67 Deivid x), Özer x, Alex xx, Güiza x

Sarı kartlar: Dk. 61 Serkan, Dk. 85 Burak, Dk. 87 Egemen, Dk. 90 Onur (Trabzonspor) Dk. 38 Emre, Dk. 71 Bilica (Fenerbahçe)

Goller: Dk. 66 Umut, Dk. 80 Engin, Dk. 90+3 Colman (Trabzonspor) Dk. 55 Alex (Fenerbahçe)

4 Mayıs 2010 Salı

DÖRT VASIF

DÖRT VASIF
04 MAYIS 2010 SALI

İnsan her an tehlike ve hüsrandadır, ancak Asır sûre­sinde bildirilen şu dört vasfa sâhib kimseler hüsranda değil, kârdadır.

Birincisi: Allâhü Teâlâ'ya, resulüne ve âhiret gününe îmân edip ihlâs ile ibâdete ikrar vermiş, mü'mın ile kafi­rin haklı ile haksızın Allah yanında farkı olduğuna ve hayır amellerin iyi, şer amellerin ise kötü cezasının veri­leceğine, âhiret gününe inanmış olanlar.

İkincisi: îmân ile sâlih amel işleyenler. Yâni îmânları yal­nız gönül ve dillerinde kalmamış, bütün hislerine, akıl ve irâdelerine sâhib olarak yaptıkları işleri Allah'ın rızasına, emirlerine uygun yapmışlar, kendileri ve bütün insanlık için sonu hayır ve menfaat olan güzel amelleri, emrolunan vazîfeleri yapmışlar, yasaklananlardan kaçınmışlardır.

Üçüncüsü: Birbirlerine ikiyüzlülük etmeyip fâni, geçici ve aldatıcı şeylere aldanmayıp hep birbirlerine hakkı tavsiye etmişler, dâima hak ve istikamet üzere hareketi tavsiye ve nasihat etmişlerdir.

Dördüncüsü: Zamanın acâibliği, hüsrana gidenlerin çokluğu karşısında hayır yapmak ve hak söylemek, hak yolunda gitmek, birçok acılar çekmeğe, zorluklara kat­lanmaya bağlıdır. İşte bunlara karşı hak ve hayır yolun­da birbirlerine sabrı tavsiye etmiş olanlar ziyanda degıl kârdadır.

Kaynak: Fazilet Takvimi

3 Mayıs 2010 Pazartesi

İMAM ŞAFİİ, İMAM MALİK'İ ANLATIYOR

İMÂM ŞAFİÎ, İMÂM MÂLİK'İ ANLATIYOR
03 MAYIS 2010 PAZARTESİ

"Mâlik bin Enes ve Süfyan bin Uyeyne olmasaydı, Hicaz kıt'ası ilimden mahrum olurdu."

"Onun meclisinde herkes sükût ederdi. Kendileri de lüzumsuz konuşmazlardı. Arzu eden bir hadîs-i şerif sual ederse cevabı verilirdi. Çok kere imâmın izni ile biri okur, meclistekiler dinlerlerdi."

"Son nefeste kelime-i şehâdeti söyledikten sonra Rum sûresinin '...Emir Allah'ın, ve o gün mü'minler Allah'ın nusreti (yardımı) ile ferahlanacaklar.' mealindeki 4. âyet-i kerîmesini okudular." Vefât ettiği vakit "Yeryüzünün âlimi vefat etti." buyurdular. Rahmetullahi aleyh.

Kaynak: Fazilet Takvimi

2 Mayıs 2010 Pazar

Samsunlu Teğmen'in evine ateş düştü

Samsunlu Teğmen'in evine ateş düştü
02 Mayıs 2010 Pazar

Diyarbakır'ın Lice ilçesinde, Bingöl yolu üzerinde bulunan Abalı Karakolu'na dün akşam düzenlenen silahlı saldırıda şehit olan Samsunlu Teğmen Ahmet Altunoğlu'nun evine ateş düştü.

Samsun 17 Nisan'da Ladik ilçesinde devriye görevi yapan polis otosuna uzun namlulu silahlarla yapılan hain saldırıda şehit olan 2 polis memurunun ardından 27 Nisan'da Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde şehit olan 5 aylık asker 20 yaşındaki Selman Özay'ın 29 Nisan'da gözyaşları içinde toprağa verirken, bu sabah Diyarbakır'dan gelen şehit haberiyle sarsıldı. Diyarbakır'ın Lice ilçesindeki Abalı Jandarma Karakolu'na terör örgütü üyeleri tarafından düzenlenen silahlı saldırıda şehit olan Samsunlu Ressam Komando Teğmen Ahmet Altunoğlu'nun(29), Samsun'un Bahçelievler Mahallesi'nde bulunan baba evine ateş düştü. Altunoğlu ailesi oğullarının acı haberiyle gözyaşlarına boğulurken sigara fabrikasından emekli baba Mehmet Altunoğlu (57), oğlunun cesur ve kahraman biri olduğunu belirterek, "Vatan, millet, bayrak sağ olsun" dedi.

"HER ŞEYDE KAHRAMANCA HEP ÖNDE GİDERDİ"

Oğluyla en son bir ay önce telefonla görüştüğünü ifade eden Mehmet Altunoğlu, "Önümüzde Cuma günü izne gelecekti. Eğitim Fakültesi mezunu resim öğretmeniydi. Polislik sınavına girdi ve polis okulunda eğitim görürken subaylık sınavını kazandı, polis okulunu bırakıp subaylığa geçti. Askerliğini 2003-2004 yıllarında Siirt bölgesinde dağcı komando olarak yaptı. İstanbul Tuzla'da eğitimini tamamladıktan sonra 2 yıldır Diyarbakır Lice'de göreve başladı. Kendisi askerlik mesleğini çok seviyordu. Biz de aile olarak askerlik mesleğini, vatanımızı, bayrağımızı çok sevdiğimiz için biz de destek olduk ona. Küçük oğlum Hasan(25) Deniz Kuvvetleri'nde vatani görevini yapıyor. O da dün izne gelmişti. Şehit olan oğlum en büyük oğlumdu. Ortanca oğlum Samet(27) ise bir bankada çalışıyor. O da teğmenlik sınavlarına girecekti. Çok iyi bir çocuktu. 3 erkek çocuğum var ben onlarla arkadaş gibiydim. Ahmet pırlanta gibi bir çocuktu. Komutanları da çok seviyordu. Dosyaları hep taktir belgesi dolu. Meslekte çok başarılıydı. Her şeyde kahramanca hep önde giderdi. Cesurdu. Diyarbakır Lice'de şehit haberini duyunca ismi de belli olmayınca dün gece hiç uyumadık. Kendi birliğinde değildi. 5. Komando Tugayı'nda görevliydi. Geçici olarak bir aylığına jandarma karakoluna takviye olarak gitmişti. Bir ay burada görev yapacaktı ve şehit olduğu akşam görev süresinin son akşamıydı. Bugün onun yerine başka teğmen görevlendirilecekti. Nasip olmadı. Kendi birliğine dönüp çantasını hazırlayıp Cuma günü Samsun'da olacaktı. Kendi birliğiyle görev yaptığı jandarma karakolu arası 5-6 kilometre uzaklıktaydı. Bir ay önce izne gelecekti, bu görevi çıkınca gelememişti" şeklinde konuştu.

Anne Ayşe Altunoğlu ise oğlunun acı haberiyle gözyaşına boğuldu. Anne Altunoğlu'na sağlık görevlileri müdahale etti. Anahtar Kelimeler: Samsun - Samsunlu - Samsun'lu - Teğmen - Tegmen - Komando - Ahmet Altunoğlu - Ahmet Altunoglu - Diyarbakır - Lice - Abalı Jandarma Karakolu - saldiri - şehit.
Kaynak: İHA

Lice'de çatışma bir üsteğmen şehit

Lice'de çatışma bir üsteğmen şehit
02 MAYIS 2010 PAZAR

Diyarbakır Lice'de Abalı Köyü jandarma karakoluna saldırı düzenlendi. Güvenlik güçleri ile teröristler arasında çıkan çatışmada ilk belirlemelere göre bir üsteğmen şehit oldu 2 asker de yaralandı.

Diyarbakır'ın Lice ilçesinde, Bingöl yolu üzerinde bulunan Abalı Karakolu'na saat 23.30 sıralarında bir grup PKK'lı terörist tarafından uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendi. İlk açılan ateş sonucu bir üsteğmen şehit oldu, 2 asker ağır yaralandı.

Çatışma sonrası bölgede geniş çaplı operasyon başlatılırken, yaralı askerler, askeri helikopterlerle Diyarbakır Asker Hastanesi'ne kaldırıldı.

Geçen yıl aynı karakola bağlı birliğe, zırhlı araçla seyir halindeyken düzenlenen mayınlı saldırı sonucu 9 askerimiz şehit olmuştu. Anahtar Kelimeler: diyarbakır - diyarbakir - lice - terörist - teröristler - çatışma - catisma - saldiri - Abalı Karakolu - Abali Karakolu - Karakol - üsteğmen - üstegmen
Kaynak: İHA

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Şehit askerlerin cenazeleri Elazığ'da

Şehit askerlerin cenazeleri Elazığ'da
01 MAYIS 2010 CUMARTESI

Tunceli'nin Nazimiye ilçesi Sarıyayla Jandarma Karakolu'na teröristlerce düzenlenen saldırıda şehit olan askerlerin cenazeleri Elazığ'a getirildi.

Alınan bilgiye göre, Sarıyayla Jandarma Karakolu'na, teröristlerin uzun namlulu silahlarla yaptığı saldırıda şehit düşen Karakol Komutanı Jandarma Başçavuş Hasan Özüberk (40), Uzman Çavuş Kemal Koçyiğit (28), Jandarma erler Ahmet Eyce ve Adem Şimşek'in cenazeleri ambulansla Tunceli'den Elazığ'a getirildi.

Askeri zırhlı araç eşliğindeki ambulanslar, Bingöl-Diyarbakır-Elazığ kara yolu kavşağında eskortla karşılanarak, Fırat Üniversitesi Hastanesine götürüldü. Burada hastanenin morguna koyulan şehitlerin cenazelerine otopsi yapılacağı belirtildi.

Şehit askerler için yarın Elazığ Asker Hastanesinde tören düzenleneceği bildirildi.

Öte yandan, saldırıda yaralanan iki askerin ise Elazığ Asker ve Fırat Üniversitesi hastanelerindeki tedavilerinin sürdüğü, Fırat Üniversitesi Hastanesindeki yaralı askerin tedavisinin yoğun bakım ünitesinde sürdüğü öğrenildi.

Tunceli'nin Nazimiye ilçesi Sarıyayla Jandarma Karakolu'na teröristlerce gece saldırı düzenlemiş ve askerlerin karşılık vermesiyle çıkan çatışmada 4 asker şehit olmuş, 7 asker de yaralanmıştı. Anahtar Kelimeler: tunceli - nazimiye - sarıyayla - sariyayla - jandarma - terörist - saldırı - saldiri - cenaze - elazığ - elazig
Kaynak: AA

Şehit 4 askerin kimliği ve memleketleri

Şehit 4 askerin kimliği ve memleketleri
01 MAYIS 2010 CUMARTESI

Tunceli'nin Nazimiye ilçesi Sarıyayla Jandarma Karakolu'na teröristlerce düzenlenen saldırıda şehit düşen askerlerin kimlikleri belli oldu. Türkiye'nin dört bir yanına şehit ateşi düşerken askerlerin kimlikleri şöyle:

Şehit Jandarma Başçavuş Hasan Özüberk / Kilis

Uzman Çavuş Kemal Koçyiğit / Kayseri

Er Adem Şimşek / Muğla-Fethiye

21 yaşındaki Jandarma Komando Er Ahmet Eyce / Sivas

Genelkurmay'dan Açıklama

Tunceli-Nazimiye Sarıyayla Karakoluna yapılan saldırı ile ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı bir açıklama yaptı.

İşte Genelkurmaya'ın o açıklaması...

"Tunceli-Nazimiye Sarıyayla Karakoluna, 30 Nisan 2010 günü saat 22:45 sıralarında bölücü terör örgütü mensupları tarafından yapılan sızma teşebbüsü esnasında çıkan çatışmada, 1 Astsubay, 1 Uzman Çavuş ve 2 Er şehit olmuş ve 1 Astsubay, 6 Er yaralanmıştır. Yaralılar hastanelerde tedavi altına alınmıştır."

SALDIRIDA ŞEHİT OLAN KARAKOL KOMUTANI JANDARMA BAŞÇAVUŞUN BABAEVİNE ATEŞ DÜŞTÜ

Tunceli'nin Nazimiye ilçesi Sarıyayla Jandarma Karakolu'na teröristlerce düzenlenen saldırıda şehit olan Karakol Komutanı Jandarma Başçavuş Hasan Özüberk'in (40) Kilis'teki baba evinde büyük üzüntü yaşanıyor.

Kilis Jandarma Alay Komutanı Albay Mehmet Kadan, şehit jandarma başçavuş Hasan Özüberk'in Nedim Ökmen Mahallesi Çiçekli Sokak'ta bulunan baba evine gelerek psikolog ve sağlık ekipleri nezaretinde aileye oğullarının şehit olduğu bilgisini verdi. Haberi aldıktan sonra fenalaşan anne Sultan ve baba İsmail Özüberk'e sağlık ekipleri müdahale etti. Ailenin ve yakınlarının ağıtlarının yükseldiği şehit evine Türk bayrağı asıldı.

Üzüntüden konuşamayan baba İsmail Özüberk gazetecilere, ''Başımız sağolsun'' diyebildi.

Şehit jandarma başçavuş Hasan Özüberk'in 18 yıllık asker olduğu, eşi Çiçek, oğlu Metehan (16) ve kızı Nehir'in (6) İzmit'te yaşadıkları belirtilirken, İzmit'te görevliyken 1 yıllık görev için Tunceli'nin Nazimiye ilçesi Sarıyayla Jandarma Karakolu'na atandığı bildirildi.

Şehit Jandarma Başçavuş Hasan Özüberk'in İzmit'teki ailesinin bugün uçakla Kilis'e getirileceği kaydedildi.

SALDIRIDA ŞEHİT OLAN KAYSERİLİ UZMAN ÇAVUŞ KEMAL KOÇYİĞİT'İN BABASI: VATAN SAĞOLSUN

Tunceli'nin Nazimiye ilçesi Sarıyayla Jandarma Karakolu'na teröristlerce düzenlenen saldırıda şehit olan Uzman Çavuş Kemal Koçyiğit'in (28) Kayseri'deki baba evinde büyük üzüntü yaşanıyor.

Acı haberi alan yakınları, şehit uzman çavuş Koçyiğit'in babası Mustafa Koçyiğit'in evine gelerek taziye ziyaretinde bulundu. Şehidin annesi Nazmiye ve eşi Lale Koçyiğit, sinir krizi geçirdi. Ailenin fenalık geçiren bazı yakınlarına acil servis ekipleri müdahale etti.

Askeri yetkililer, şehit evine Türk Bayrağı astı. Askerler, evin önünde taziye çadırı kurmak için çalışmalara başladı. Ayrıca, çevredeki birçok eve de vatandaşların Türk Bayrağı astığı görüldü.

-''VATAN SAĞOLSUN''-

Acılı baba Mustafa Koçyiğit, oğlunun şehit haberini sabah aldığını belirtti. Oğlunun haziran ayında mecburi hizmetini tamamlayarak tayin olacağını ifade eden Koçyiğit, ''Haberi sabah aldık. Vatan sağolsun. En son Kurban Bayramı'nda görüşmüş, geçen haftalarda da konuşmuştuk. Az bir süresi kalmıştı, tayini çıkacaktı. Yattığı yer cennet olsun'' diye konuştu.

Geçen yıl Lale Koçyiğit ile evlendiği belirtilen şehit Uzman Çavuş Kemal Koçyiğit'in yaklaşık 5 yıldır görev yaptığı öğrenildi.

TERHİSİNE 4 AY KALA ŞEHİT DÜŞTÜ

Tunceli'nin Nazimiye ilçesi Sarıyayla Jandarma Karakoluna teröristlerce düzenlenen saldırıda şehit olan Sivaslı jandarma komando er Ahmet Eyce'nin tezkeresine 4 ay kaldığı öğrenildi.

Jandarma komando er Ahmet Eyce'nin (21) şehit düştüğü haberi, Sivas'taki ailesini ve yakınlarını yasa boğdu.

Kılavuz TOKİ Konutları'nda yaşayan 3 çocuklu Eyce ailesine, acı haberi sabah Sivas 5. Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı Personel Şube Müdürü Albay Levent Öcal, sağlık ekipleri gözetiminde verdi.

Şehidin babası Bekir ve annesi Nebahat Eyce, çocuklarının şehit olduğunu öğrenince gözyaşlarını tutamadı.

Baygınlık geçiren anne Nebahat Eyce'ye sağlık ekiplerince müdahale edildiği bildirildi.

Sivas Devlet Hastanesinde ambulans şoförü olarak görev yapan baba Bekir Eyce'nin, bugün izinli olduğundan sabah evde bulunduğu, oğlunun şehit haberiyle büyük üzüntü yaşadığı öğrenildi.

Şehidin kardeşleri Onur (11) ve Orhan Eyce (16) de olayın üzüntüsünü yaşadı.

İlköğretim öğrencisi Onur Eyce, ağabeyinin askerde çekilmiş fotoğrafına sarılarak ağladı. Baygınlık geçiren lise öğrencisi Orhan Eyce'ye de sağlık ekipleri ambulansta müdahale etti.

Sivas Şehit Aileleri ve Gazileri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Hızal, evlerine gelerek Eyce ailesine baş sağlığı ve sabır diledi.

Sivas Belediyesi Sosyal İşler Müdürü Ahmet Eyce de adaşı olan yeğeni Ahmet Eyce'nin şehit olması üzerine eve gelip, ailesini ve yakınlarını teselli etmeye çalıştı.

Şehidin ailesinin yaşadığı evin girişi ile çevredeki konutların balkonları ve pencerelerinin Türk bayraklarıyla donatıldığı görüldü.

Ahmet Eyce'nin şehit olduğu haberini alan akrabaları ve komşuları, Eyce ailesine taziye dileklerini iletiyor.

Şehidin ailesinin evinin önünde Sivas Asker Hastanesine bağlı sağlık görevlileri ile ambulans hazır bekletiliyor.

Öte yandan, ailenin, çocukları Ahmet Eyce ile en son dağıtım izninde yüzyüze görüştüğü öğrenildi. Eyce'nin tezkeresine 4 ay kaldığı belirtildi.

Şehit Ahmet Eyce'nin cenazesinin, yarın Ulu Cami'de kılınacak namazın ardından Yukarı Tekke Mezarlığı'ndaki Askeri Şehitlik'te toprağa verileceği kaydedildi.

Eyce ailesinin 3 erkek çocuğundan en büyüğü olan 21 yaşındaki Ahmet Eyce'nin lise mezunu olduğu, askere gitmeden önce kentteki bir çiçekçide çalıştığı öğrenildi.

TERHİSİNE 15 GÜN KALA ŞEHİT OLDU

Tunceli'nin Nazımiye ilçesindeki Sarıyayla Karakolu'nda dün gece gerçekleşen saldırıda şehit olan askerlerden birisinin terhisine 15 gün kalan Fethiyeli er Adem Şimşek olduğu belirtildi.

Fethiye'nin Alaçat köyünde ikamet eden er Ahmet Şimşek'in şehit olduğu haberi, baba evine bu sabah saatlerinde ulaştı. Şehit er Ahmet Şimşek'in terhisine 15 gün kaldığı bildirildi. Anahtar Kelimeler: şehit jandarma başçavuş hasan özüberk kilis uzman çavuş kemal koçyiğit kayseri er adem şimşek- muğla-fethiye 21 yaşındaki jandarma komando er ahmet eyce-sivas
Kaynak: Haber 7 & Ajanslar