18 Ağustos 2010 Çarşamba

Hata ile yiyip içmek orucu bozarmi ?

Hata ile yiyip içmek orucu bozarmı ?
18 Agustos 2010 Carsamba - 8 Ramazan 1431

Sual: Hata ile yiyip içmek orucu bozarmı ?

Cevap: Hata ile yemek ve içmek orucu bozar. Bir kimse oruçlu olduğunu bildiği halde kasdı olmaksızın hata ile birşey yese veya içse, mesela abdest alırken ağzından veya burnundan içerisine su kaçsa veya ağzına kar veya yağmur damlaları düşüp içerisine gitse orucu bozulup kaza lazım gelir.

Fakat oruçlu olduğu hatırında bulunmazsa bunlardan dolayı orucu bozulmaz.

Abdestte ağıza su verdikten sonra, ağızda kalan yaşlığın tükürükle beraber yutulması orucu bozmaz.

Kaynak: Fazilet Takvimi / 15 Agustos 2010 Pazar - 5 Ramazan 1431

ORUÇ TUTMAMAYI MÜBAH KILAN HALLER

ORUÇ TUTMAMAYI MÜBAH KILAN HALLER
18 AGUSTOS 2010 ÇARSAMBA

Bazi sebeplerden dolayi oruc tutmamak veya baslanilan orucu acmak mübahtir. Bunlar:

Yolculuk: Ramazan-ı Şerif'te en az üç günlük (yaya on sekiz saatlik = 90 km) bir yere gidecek olan kimse, geceden oruca niyet etmeyebilir. Bundan dolayı o gün yola çıkınca oruçlu bulunmamış olur. Fakat bir kimse oruca niyet ettikten sonra gündüzün yolculuğa çıksa, orucunu tamamlar. Bozarsa, sadece kaza gerekir.

Hastalık: Bir hasta öleceğindan, aklının gitmesinden, hastalığının artmasından veya uzamasından korkacak olursa, oruç tutmayabilir ve tutmuş olduğu orucu acabilir. Bunda sadece korku kâfi degil, hastanın tecrübesinden veya görülen alâmetlerden kat'i kanaati bulunmali veya Müslüman bir doktor haber vermelidir. Sonradan iyileşince tutamadığı günleri kaza eder.

Şiddetli açlık ve susuzluk: Oruçlu bir kimse açlıktan veya susuzluktan dolayı ölmesinden, aklına bir noksanlık gelmesinden bir tercübe bir alâmet veya müslüman bir doktorun haber vermesi ile korkarsa, -orucunu sonra kaza etmek şartı ile- acabilir.

Gebelik, süt annelik: Ramazan-ı Şerif'te gebe bulunan, kendisinin veya başkasının çocuğuna süt veren bir kadın, kendisine veya çocuğa bir zarar gelmesinden korkarsa, orucunu açabilir. Sonra onu kaza eder.

Hayız ve nifas hâli: Bir kadın Ramazan-ı Şerif'te gündüzün âdet görmeğe başlarsa veya çocuk doğurursa, orucu bozulmuş olur. Artık âdet günlerinde ve lohusalık müddetinde oruç tutmasi câiz olmaz, tutamadıgı orucları kaza eder.

Ziyafet: Ziyafet vermek veya bir ziyafete davet olunmak, nafile oruçları acmak hususunda bir özür sayılabilir. Bunun için kişi, sonradan kazâ etmek üzere, vereceği veya çağrıldığı bir ziyafetten dolayı, nafile olarak tutmuş olduğu orucunu açabilir.

Yaşlılık: Vücudu artik oruc tutamayacak kadar takatsiz olan çok yaşlı ve güçsüz kimse oruç tutmayabilir. Böyle bir kimse için Ramazan-ı Şerif'in her gününün orucuna bedel olarak bir fidye vermesi gerekir. Bu fidye bir veya birden daha cok fakire, Ramazan-ı Şerif'in başında verilebileceği gibi sonrasinda da verilebilir.

Kaynak: Fazilet Takvimi / 14 Agustos 2010 Cumartesi - 4 Ramazan 1431

GİZLİ VERİLMESİ DAHA FAZLİLETLİ OLAN SADAKA

GİZLİ VERİLMESİ DAHA FAZLİLETLİ OLAN SADAKA
18 AGUSTOS 2010 CARSAMBA

Nafile sadakanın gizli verilmesi daha faziletlidir;

Evvela gizlemek gösteriş ve başkalarına duyurmaktan uzaktır.Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Allah ne işittiren (süm’acı)dan, ne gösteriş yapan (mürai)den, ne de minnetçiden (başa kakandan) birşey kabul etmez." buyurmuştur. Sadakasını söylemeye ve elalem ortasinda vermeye kalkan da riya süm’a (gösteriş ve işittirme) peşinde dolaşır, susup gizlemek ise bundan kurtarır.

İkinci olarak, sadakasını gizlediği zaman insanlar arasında şöhret, medih ve ta’zim bulunmaz ki bu da nefse zor gelir ve sevabı da çok olur.

Üçüncü olarak Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Kul gizlice bir amel işler, Allah da onun gizlice verildiğini yazar, sonra bu ameli açıktan yaparsa gizliden alıp , aşikara yazar. Sonra lakırdısını ederse gizli ve aşikardan alır riyaya yazar." "Kıyamet gününde kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı günde Allahü Teala yedi kişiyi arşın gölgesinde gölgelendirir.Bunlardan birisi de bir sadaka verip sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyen kişidir." ve "Gizli sadaka Rabb’ın gadabını söndürür" buyurmuştur.

Dördüncü olarak sadakayı açıkça vermekte onu alan kimseye bir takım zararları vardır.Açıkça vermekte fakirin haysiyetine dokunmak, fakirliğini ilan etmek, ’onlar iffetlerinden isteyemezler’ ayetinde medhedilen iffet halinden çıkarıp ve aklakını bozmak vardır. Halk, fakirin sadakasını almasını -muhtaç değilken aldı diyerek- kötüler ve gıybete düşer. Veren el alan elden hayırlı olması itibarıyle sadakayı açıktan vermekte fakiri küçük görme manası vardır. Halbuki mümini zelil kılmak, caiz değildir. Sadaka hediye yerindedir. Bir hadis-i şerifte " Her kime bir hediye takdim olnur da yanında bir topluluk bulunursa onlar o hediyyede ona ortaktırlar" buyrulmuştur. Binaenaleyh açıktan sadaka verildiği zaman fakirin yanında bulunanlara ondan birşey verilmezse açıkca verildiğinden dolayı uygunsuz bir hale düşmüş olur ki, buna sebep olmak da uygun değildir.

Kaynak: Fazilet Takvimi / 13 Agustos 2010 Cuma / 3 Ramazan 1431

17 Ağustos 2010 Salı

Zeytinyağlı patlıcan yemeği

Zeytinyağlı patlıcan yemeği
17 Agustos 2010 Salı

Yaz aylarına uygun zeytinyağlı yemek tarifini sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz.


Malzemeler:

4 patlıcan
2 havuç
1 soğan
3 domates
2 yemek kaşığı zeytinyağı
tuz

Yapılışı:

Patlıcanları alacalı soyup uzun şeritler halinde keselim ve tuzlu suda 2 saat bekletelim. Diger taraftan bir tencereye zeytinyagını koyup yemeklik doğradıgımız soganı kavuralım. Kabuklarını soyup küp şeklinde dogradıgımız domatesleride tencereye ilave edelim. Patlıcanları tuzlu sudan çıkarıp iyice yıkayalım. Bunları tencereye katalım biraz kavuralım ve ince dogradıgımız havuçlarıda ekleyelim. Sonra sıcak su koyup agır ateşte yemegimizi pişirelim. En son tuzunuda ilave edelim. Pişen yemegimizi sıcak veya soguk servis edebiliriz.

Afiyet olsun

BİZZAT ŞEYTAN UĞRAŞIYOR

BİZZAT ŞEYTAN UĞRAŞIYOR
17 AGUSTOS 2010 SALI

Bir Ramazan günü Abdulkadir Geylani Hazretleri ve dostlarının başından geçen bu olay şeytanın aslında insan için ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Bir Ramazan günü Abdulkadir Geylani Hazretleri dostları bir çölden geçiyorlardı. Hava oldukça sıcaktı. Tuttukları oruçtan dolayı açlık onların takatini kesmiş ve onları halsiz bırakmıştı. Buna rağmen, yollarına devam ediyorlardı. Bu sırada karşılarında bir ışık belirdi ve onlara şöyle seslendi:

-Ben sizin rabbinizim Ramazan'da yemek içmek size haramdır. Ama şimdi size helal kıldım. Yiyiniz içiniz.

Bu ilginç durum karşısında heyecana kapılan bazıları, hemen su kaplarına ve yiyeceğe el attılar. Tam bu sırada Abdulkadir Geylani hazretleri dostlarını uyardı:

-Sakın oruçlarınızı açmayın!

Sonra sesin geldiği tarafa dönüp:

- "Euzu billahi mine'ş-şeytani'r-racim. Euzu billahimine şerri zalike" kovulmuş şeytandan Allaha sığınırım.

Bu görünen şeyin zararından Allaha sığınırım, der demez nur görünen şey bir anda kapkara kesildi! Şeytan kendisini süslü göstererek onları aldatmaya yeltenmiş ama oyunu çabucak ortaya çıkmıştı.

16 Ağustos 2010 Pazartesi

ALLAH SABREDENLERİ SEVER

ALLAH SABREDENLERİ SEVER
16 AGUSTOS 2010 PAZARTESİ

“Allah ve Resulü’ne itaat ediniz, birbirinize düşmeyiniz, sonra zayıflarsınız ve zaferi elden kaçırırsınız. Sabrediniz, kuşkusuz Allah sabredenleri sever.” (Enfal, 8/46)

Sabır, “Allah’tan gelen acı ve sıkıntılara katlanma; insanın kendisini, aklın ve dinin yapılmasını gerekli gördüğü işleri yapmaya veya yapılmasını yasakladığı davranışlardan uzak durmaya zorlaması; kişinin hayırlı amacına ulaşma yönündeki direnci” gibi anlamlarda kullanılır.

Sabır, insanın bir amaç için ortaya koyduğu özverinin, kararlılığın, güçlü iradenin ürünüdür; dolayısıyla sabır, insanın kendi benliğiyle ilgili tavrıdır.

Kur’an’da, rahatlık ve bolluk kadar sıkıntı ve darlık da bir hayat gerçeği olarak gösterilmiş; sabrın, zorluklar karşısında acizlik gösterip sıkıntılara teslim olmak anlamına gelmediğine; aksine, Allah’ın inayetine güvenerek güçlükleri aşma iradesini göstermek olduğuna işaret edilmiştir.

Ayet-i Kerime’de Allah’a ve Resûlüne itaat, birlik ve beraberlik, zorluklar karşısında sabır ve metanetle hareket etmek hayatta başarılı olmak için en önemli ilkeler olarak gösterilmiş; Allah’a olan inançlarını, güven ve teslimiyetlerini, iyimserliklerini, sabır ve metanetlerini her zaman koruyan yüksek karakterli müminler “Allah sabredenleri sever.” (Al-i İmran, 3/146) İlahi buyruğuyla taltif edilmişlerdir.

Kaynak: Diyanet Takvimi / 05 Agustos 2010 Persembe (05.08.2010)

ALLAH DOSTLARI RAMAZANI NASIL YAŞIYORLARDI ?

ALLAH DOSTLARI RAMAZANI NASIL YAŞIYORLARDI ?

16 AGUSTOS 2010 PAZARTESi

Bütün Allah dostları Ramazan'ı en iyi şekilde değerlendirmeye ve Allah'ın emirlerine harfiyen uymak için, büyük gayret sarfediyorlardı. İşte bu konuda büyük gayret sarfedenlerden bazıları..

Bütün Allah dostları hayata "Her geceyi Kadir, her geleni Hızır bilin" düsturuyla bakarak hareket ettikleri için zamanın bütününe bir mübareklik katıyorlar. Bu hal öyle bir noktaya geliyor ki artık onlar için zaman ve mekân farkı kalmıyor. Onlar hep ilâhi mevhibelerin tatlı esintileri karşısında göz ve gönülleri Rablerine ayarlı bir hayatta, O'nun emirlerine harfiyen uymanın gayretine düşüyorlar.

Bütün Allah dostlarının en büyüğü ve Allah'a en yakın olan hiç şüphesiz kainatın onun yüzü suyu hürmeti yaratıldığı fahri alem Efendimiz'dir. Bu vesile ile Allah dostlarının ramazanlarını anlatacağımız iki-üç yazılık bir dizide en başta Efendimiz'in Ramazanını koyuyoruz.

Allah Resulu ashabını büyük bir dikkatle Ramazana hazırlıyordu

Allah Resulu (sas) ümmetini Ramazan gelmeden önce manevi anlamda Ramazan ayına hazırlamıştır. Bunun için kendisi oruç tutarak, sadaka vererek ve geceleri kalkıp namaz kılarak ümmetine bu ayların nasıl değerlendirilmesi gerektiğini de bizzat göstermiştir.

Ümmetine önce Recep ayının kendi ayı olduğunu hatırlatan Allah Resulu bu ayın faziletini bu şekilde açıkladıktan sonra ardından Şaban ayının da Allah'ın ayı olduğunu ifade ederek bu ayın manevi değerini ifade etmiştir. Bu iki mübarek aydan sonra gelen ay ise ümmetinin ayı olan Ramazan ayıdır. Ve bu ayın mükafatı yine Allah Resulu'nun ifadeleri içersinde, paha biçilmezdir bu yüzden bu ayın değerini ancak Allah bilebilir.

Bütün bu ifadelerle Allah Resulu ümmetini gün gün, adım adım Ramazan'a ve onda coşan rahmete hazırlayıp onların ebedi kurtuluşunu arzulamıştır.

Allah Resulu bu aylarda sürekli Ramazan'a hasret bir halde yaşarken bir yandan da "Allah'ım bize Receb'i ve Şaban'ı mübarek ve bereketli kıl ve bizi Ramazan'a eriştir" diye dua etmiştir. Ramazan'a eriştikten sonra da her zaman olduğu gibi kullukta sürekli zirvede bulunan Allah Resulu yine aynı şekilde davranarak kendisini Ramazan'a kavuşturan Rabbine şükür ve niyazlarını kat kat artırmıştır.

Allah Resulu bu konuda Ebu Hüreyre'nin (r.a) ifadesiyle "Resulullah (sav) onları, kesin bir emirde bulunmaksızın Ramazan gecelerini ihyaya teşvik ederdi. (Bu maksatla): "Kim ramazan gecesini, sevabına inanarak ve bunu elde etmek niyetiyle namazla ihya ederse geçmiş günahları affedilir." derdi.

Hz. Aişe Allah Resulu (sav) Ramazan'da, diğer aylarda görülmeyen bir gayrete girerdi. Hz. Aişe'den rivayet edilen bir başka hadiste Allah Resulu Ramazan ayında bize nasıl davranmamız gerektiğini öğretiyor. "Resulullah (sav) Ramazan ayında, diğer aylarda görülmeyen bir gayrete girerdi. Ramazanın son on gününde ise çok daha şiddetli bir gayrete geçerdi. Son on günde geceyi ihya eder, ailesini de (gecenin ihyası için) uyandırırdı."

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri ve Ramazan

Mübarek gün ve gecelere son derece ehemmiyet veren Bediüzzaman hazretleri özellikle Ramazan ve Kadir Gecesi gibi mübarek zaman dilimlerini değerlendirmek için uyumaz, bu gecelerde evradü ezkarla meşgul olurdu.

Özellikle Kadir Gecesinde "Herbir hasenenin Leyle-i Kadir'de otuzbin" sevabı olduğunu ifade eden Bediüzzaman Hazretleri "Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur'an'la ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır." diyerek bu gecelerin mutlaka bu şekilde değerlendirilmesini işaret buyururlar. (Şualar 14. şua S. 426)

Üstadın 1953'te Fatih Çarşamba'daki evinde üç ay kadar misafir olarak kalan talebelerinden Mehmet Fırıncı ağabey bir Ramazan ayında Üstad Hazretleri'nin özellikle geceleri hiç uyumadığını, O'nun bu mübarek aya has bir usulunün olduğunu belirterek söz konusu usulünü şöyle izah ediyor. "Üstad Hazretleri bize derdi ki: 'Ramazan'da insan oruçla ibadet halinde olduğundan, uykuda da olsa farz bir ibadeti ifa etmiş oluyor.'

Her dakikası bire bin verebilen bir ayda ibadetsiz bir zaman boşluğu bırakmak istemiyordu. Onun için iftardan sonra zaten akşamla yatsı arası kendisinin her zaman normal olarak evrad vaktidir.

Tâ sahura kadar, İmsak vakti girer girmez hemen sabah namazını kılar, tesbihatı kendisine mahsus ifadan sonra istirahata çekilirdi. Tâ kuşluğa kadar. Ondan sonra kalkar, gene Nur dersleri ve evrad-ezkâr ile meşgul olurdu. Üstad Hazretleri geceleri çok parlak ışıkta evrad ve ezkâra devam ederdi. Loşluktan hoşlanmadığını görürdüm."

Abdülhakim Arvasi Hazretleri ve Ramazan

Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri 11 ayın sultanına tâ Receb-i Şerif'ten hazırlanırlarmış. Her ne kadar hilali gözleseler de mübarek ayın girdiğini kokusundan anlarlardı. Ramazan ayını büyük bir fırsat bilir, direklerarasında vakit geçirenlere çok şaşarlardı. Hatta ona göre insanlar bir ay boyunca kalabalık yerlerden kaçmalı, fikrini zikrini bozmamalı, evlerinde oturup hûşu içinde dua ve zikir yapmalıydı. Dergahta top atılır atılmaz lokmalara saldırılmaz, önce cemaatle namaz kılınırmış.

Bütün Allah dostları gibi Efendi hazretleri de Server-i Kainata uymaya çok özen gösterir "Ben kulum kullar gibi yerde yerim" hadis-i şerifini nakleder ve misafirlerini yer sofrasına buyur edermiş. İcab ettiğinde masada yedikleri de olurmuş. Çatal, kaşık kullanırlar, başlarını örterlerdi. O zamanlar hurma zor ele geçerdi ama bulunursa iftarı mutlaka hurma ile açarlar, olmazsa zeytin veya suyu seçerlerdi.

Sofraları mütevazıydı, bazen yoğurdun üzerine iki kaşık şeker serper, tatlıya buyurun derler, tabakların mutlaka sünnetlenmesini ister, yoğurdu bitmiş kaseyi suyla çalkalayıp temizler, "oh ayranımız da" oldu derlermiş. Kaşgari Mescidi'nde de teravih kılınır ama tâdil-i erkâna çok dikkat ederlerdi.

Rüku ve secdede rahat rahat üçer defa tesbih okuyacak kadar durur kavmede ve celsede (iki secde arasında ve rükudan sonra) vücudun sükuna ermesine özen gösterir, hatta bir salavat okuyacak kadar beklerlerdi. Efendi hazretleri namazı çok ciddiye alır "İllâ namaz illâ namaz" derlerdi.

Alvarlı Efe Hazretleri ve Ramazan

Bütün Allah dostlarında görülen üstün özelliklerin bütünü Alvarlı Efe Hazretlerinde de vardır. Efe Hazretleri, 90 yıllık ömrü boyunca zahidane bir hayat sürmüş, dünya malına gönül vermemiş, fakir ve yoksulların elinden tutmuştur.

Tevazu, vakarı, cömertliği ve misafirperverliğiyle herkesin takdir ve beğenisini kazanmıştır. Kendisini yakînen tanıyanların anlattıklarına göre Alvarlı Efe Hazretleri; düşkünlere, hastalara bir baba gibi şefkat gösterir, dertlerine çare ararmış.

Erzurum'un en önemli özelliklerinden birisi de Rahmet ve Merhamet ayı olarak görülen Ramazan ayına gösterilen saygıdır. Bu yönüyle Erzurum'da Ramazan daha bir farklıdır. Bu ayda bütün Erzurumlular oruç tutar, yeni oruç tutmaya alıştırdıkları çocuklarına da bu günün özel olduğunu hissettirmek için özel merasimler düzenlerler.

Duygu ve düşüncelerini daha çok yazdığı kaside ve mısralarla dile getiren Avlarlı Efe Hazretleri Erzurum'un bu özelliğini şöyle dile getiriyor:

Ramazan'da bir âl–i şân ederler,
O şehr–i siyam–ı zî–şân ederler,
Fakirler gönlünü gülşen ederler,
Mevlâ'ya emanet olsun Erzurum.

Civanlar pîrlere hürmet ederler,
Duasın almaya gayret ederler,
Ramazan'a güzel hürmet ederler.
Mevlâ'ya emanet olsun Erzurum.

Ramazanoğlu M. Sâmi Efendi ve Ramazan

Ramazanoğlu M. Sâmi Efendi, Ramazan ayında her zamankinden daha fazla ibadet yoğun bir iklim yaşardı. Ramazan'da bol bol Kur'an okur ve defalarca hatmederdi. Her zaman cömertti ama Ramazan'da ayrı bir sehâvet heyecânı duyardı. Kapıya gelen sailleri (isteyenleri) asla boş çevirtmezdi. İftar için evine misâfir çağırır, onlara hizmet etmekten haz alırdı. Dostlarının davetlerine de icâbet eder, onlarla birlikte iftar sofrasında bulunurdu. İftar öncesi ezana kadar sohbet ederdi.

M. Sâmi Efendi Ramazan geceleri teravih namazlarının hatimle kılındığı dostlarının evine gider ve ilerlemiş yaşına rağmen ayakta cemâate katılırdı.

Namazda huzur ve huşûun bozulmamasına ayrı bir titizlik gösterirdi. Hatta secdeye inildiği sırada dizlerin hızlıca yere çarpılmasından çıkan sesin huzûru ihlâl ettiğini bu yüzden ihvânın daha dikkatli olmalarının faydalı olacağı uyarısında bulunmuştu.

Teravih namazından sonra uzun kış gecelerine rastlayan teravih sonrası sohbet yapardı. Sohbetlerini M. Asım Köksal'ın İslâm Tarihi kitabı ile İmam Şarânî'nin Tenbîhu'l-Muğterrin kitaplarından yapardı....

ORUÇ VE SAĞLIK

ORUÇ VE SAĞLIK
16 AGUSTOS 2010 PAZARTESi

Bazı kimseler, orucun sağlığa zararlı olduğunu söylerler. Hâlbuki, Allahü teâlâ, insanlara zararlı olan şeyi emretmez. Az yemek ve oruç tutmak, vücudun sıhhati için çok önemlidir. Zekât veren malını kirden koruduğu gibi, oruç tutan da vücudunun zekâtını ödemiş olur.

Oruç tutan vücut; âdeta bakıma giren bir makine gibidir. İç organları saran yağlar erir, vücudun zindeliği artar, direnme gücü artar. Mide, böbrek, kalp ve karaciğer, hastalıklara karşı mukavemet eder. Karaciğer, sindirimle de vazifelidir. Oruçlu iken birkaç saat istirahat eder, gıda depolama işine ara verir. Mide de, bir müddet dinlenir. Kan hacmi de azaldığı için tansiyon düşerek kalp rahatlar. Damar sertliğine çok faydalıdır. Böyle rahatsızlığı olanlar, Ramazan ayından başka zamanlarda da oruç tutmalıdır.

Çok yiyen çok uyur, çok uyuyanın da vakti boşa geçmiş olur. Ayrıca, sert ve katı kalpli olur. Her zaman tok olan şefkatsiz ve merhametsiz olur. Az yiyen sıhhatli olur ve masrafı da az olur. Orucun sabır, şükür, nefs terbiyesi gibi diğer ibâdetlerle de irtibatı vardır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

“Oruç sabrın, sabır da imanın yarısıdır.”

Kaynak: Türkiye Takvimi

15 Ağustos 2010 Pazar

PEYGAMBER EFENDİMİZ RAMAZAN'DA NELER YAPARDI ?

PEYGAMBER EFENDİMİZ RAMAZAN'DA NELER YAPARDI ?
15 AGUSTOS 2010 PAZAR


Ramazan'ı idrak ettiğimiz şu günlerde, Peygamber Efendimiz'in bu ayda yaptıklarını hayatımızda tatbik etmek için onları bilmek gerekir. İşte efendimizin Ramazan'da yaptığı güzel şeyler...

Peygamberimiz sahur ve iftarda ne yer, neler yapar, ne gibi ibadetlerle meşgul olurdu. İşte hadisler ışığında, sahabelerin gözlemleriyle, Hz. Muhammed (sav)’in Ramazan’ı…

Allah'ın Resulü Efendimiz (sav) hayatı boyunce hep sosyal bir insan olmuştur. Özellikle Ramazan ayında Peygamberimiz, hasta ve yaşlılara sıkça yaptığı ziyaretleri arttırır, fakir sahabelerin evlerine uğrar, sosyal bir sıkıntı olan her yere tüm sahabelerden önce yetişerek dertlerin çözümünde aktif rol oynardı.

Allah Resulü, diğer müminleri de hasta ve akraba ziyaretlerine teşvik ederdi. Özellikle Ramazan ayında fakirlere yapılacak yardım, fitre ve zekat konularında tavsiyelerde bulunurdu…

Hz. Muhammed (sav) sahur ve iftarda genellikle hurma yiyebilir ve su içerdi. Diğer sahabelerden farklı beslenmeyen ve ailesini de öyle yedirmeyen Resulullah Efendimiz, yiyecek bir şey bulamadığında yemez, bulduğundaysa çoğunu dağıtırdı.

Taş Ashabı olarak geçen “Ehl-i Suffe”ye mensup Ebu Hüreyre (r.a.) aktardığına göre, Allah Resulü eti çok severdi. Ebu Hüreyre’nin hadislerinden alınan bilgilere göre, Resulullah bulamadığı için eti ve ekmeği hiç bir arada yiyemedi. Ayrıca yine aynı rivayetlerde dönemin şartları anlatılırken, sahabenin Cuma günlerini iple çektiği, çünkü yaşlı bir kadının Cuma günleri pazı türü otları toplayarak, yağsız bir yemek pişirip dağıttığı aktarılıyor.

Riyazü-s Salihin adlı hadis kitabında yer alan bir hadiste de Resulullah (sav) müminlere nasıl yemek yenilmesi gerektiğini anlatırken özetle, “Mide üçe ayrılmalı: bir bölümü yemek, bir bölümü su için olmalı. Son bölüm ise boş kalmalı” diyor.

Başka bir güzel sözde ise, “İnsan kalbi, tarladaki ekin gibidir. Yemek, yağmur gibidir. Fazla su, ekini kuruttuğu gibi, fazla gıda kalbi öldürür.” deniliyor.

Peygamberimiz, Ramazan ayında ibadetlerini de aşırı arttırmazdı. Teravih namazlarını yalnız veya cemaatle kılardı. Ramazan ayının son on gününde ise evinin ahalisini gece ibadeti için uyandırırdı.

Hz. Muhammed (s.a.v), hiçbir dönemde aşırıya kaçmamış, aşırılığı övmemişti. İftar ve sahurlarda, bolluk içinde ziyafetler tertip edilen günümüzde, iyibilgi olarak, bu işin sağlık yönünü de hatırlatıyoruz.

ORUCU BOZAN 27 EYLEM

ORUCU BOZAN 27 EYLEM
15 AGUSTOS 2010 PAZAR

Ramazan'da orucu bozan bazı haller vardır. Bu eylemler yapıldığında orucun kaza yada kefaretinin tutulması gerekir. Orucun kaza yapılmasına sebeb olan şeyle şunlardır...

İlmihâl kitaplarında orucu bozan ve keffâret gerektiren hâller için genel kâide bildirilmiştir. Gıda veya devâ yanî ilâç olarak, faydalı birşey yemek, içmek, zevk, keyif veren birşeyi ağızdan almak ve cima' orucu bozar. Orucu bozan bu şeyler, bilerek yapılınca hem kazâ hem keffâret gerekir.

Orucu bozan şeyler şunlardır:

1- Ramazan ayında oruçlu olduğunu bildiği hâlde ve imsâktan önce niyetli iken, gündüz birşey yiyip içmek.

2- Sigara içmek.

3- Kan aldırmak ve gıybet etmek gibi orucu bozmadığı iyi bilinen bir şeyden sonra, orucu bozuldu sanarak bile bile yemek.

4- Ramazanın bir gününde, kazâ lâzım olan birşeyi yaparak orucunu bozan kimse, başka gününde de bu şeyi kasten yine yaparsa keffâret de lâzım olur.

5- Ağzına giren kar, yağmur ve doluyu istiyerek yutmak.

6- Toprak yeme alışkanlığı olan kimsenin, yenmesi âdet olan toprak ve kil yemesi.

7- Az tuz yemek.

8- Oruçlu olduğunu unutarak yiyen kimse, oruçlu olduğunu hatırladıktan sonra orucu bozulmadığını bildiği hâlde, yine yiyip içerse orucu bozulur. Hem kazâ hem de keffâret lâzım olur.
9- Hatâ ile meselâ, abdest alırken boğaza su kaçması.

10- Kulağa yaş, ilâç damlatmak, derideki yaradan içeri girecek ilâç koymak.

11- Vücuda, iğne ile ilâç ve aşı şırınga etmek.

12- Kağıt, pamuk, ot, pişmemiş pirinç, darı, mercimek tanesi gibi ilâç ve gıda olmıyan birşeyi yutmak.

13- Zorlayarak ağız dolusu kusmak.

14- Dişlerin kanamasında, yalnız kanı veya tükürükle aynı miktardaki karışık kanı yutmak.

14- İmsâk vaktinden sonra, daha gece zannederek yiyip içmeye devam etmek.

15- Güneş battı, ezân okundu zannederek, iftâr vakti gelmeden yemek.

16- Oruçlu olduğunu unutup, yiyip içtikten sonra, orucum bozuldu diyerek, yiyip içmeye devam etmek.

17- İstimna, (mastürbasyon) yapmak. [Uykuda iken ihtilâm olmak orucu bozmaz.]

18- Tahâretlenirken içeri su kaçırmak.

19- Lavman yaptırmak, orucu bozar. Kadınların, kadın hastalıklarından muayenelerinde oruç bozulabilir.

20- Zorla orucu bozdurulmuş olmak.

21- Burna sıvı ilâç damlatmak.

22- Burna kolonya çekmek. Burna çekmeyip sadece koklarsa bir zararı olmaz.

23- Başkalarının içtiği sigara dumanını istiyerek çekmek.

24- Diş çektirmek için uyuşturucu iğne vurdurmak.

25- Astım hastalarının, kriz hâlinde ilâçlı sprey kullanmaları orucu bozar. İlâçsız oksijen gazı bozmaz.

26- Hastaların, dil altından, yutmasa da ilâç alması orucu bozar.

Kalb rahatsızlığı için sağlam deri üzerine konan ve derinin gözeneklerinden emilerek kalbe fayda veren ilâç, sağlam deri üzerine konulduğu için orucu bozmaz.

27- Kadınların ve erkeklerin ilâç olarak fitil kullanmaları orucu bozar. Fakat guslü gerektirmez.

Pratik sebzeli tavuk yemeği

Pratik sebzeli tavuk yemeği
15 Agustos 2010 Pazar



Tavuk yemekleri en kolay yapılan tencere yemeklerinden biri. Çok hızlı pişmesi bir yana, yanına hangi sebzeyi eklerseniz onunla kolayca uyum sağlaması işinizi oldukça kolaylaştırıyor.


Malzemeler:

2 adet tavuk göğsü
1 çay bardağı zeytinyağı
1 adet orta boy kuru soğan
1 adet orta boy havuç
1 adet orta boy patates
1 su bardağı su
1 adet yeşil biber
5 adet mantar
Sıvıyağ
Tuz, karabiber
isterseniz 1 tatlı kaşığı salça


Yapılışı:

Tavuk göğüslerini kuşbaşı doğrayın. Soğan, patates ve havuçları soyarak yemeklik doğrayın. Mantar ve biberi ince ince kıyarak tüm malzemeyi hazırlayın. Sıvıyağda kavurun. 1′'er dakika arayla yeşil biber, havuç, patates ve mantar ekleyerek sebzeleri kavurmaya devam edin.

En son kuşbaşı tavukları ekleyin ve göğüs etinin rengi beyaz olana kadar kavurmaya devam edin. Etlerin rengi istediğiniz kıvama gelince suyunu ve tuzunu ekleyerek kapağını kapatın ve sebzeler yumuşayana kadar pişirin. Piştikten sonra sıcak servis yapın.

Afiyet olsun :)

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Ramazan, insan psikolojisi için faydalidir

Ramazan, insan psikolojisi için faydalıdır
14 Agustos 2010 Cumartesi


Prof. Dr. Sefa Saygılı, ''Ramazan, insan psikolojisi için faydalıdır. insanı egoistlikten, megolamanlıktan uzak tutar. İnsanın kişiliğindeki bir takım aşırılıklar törpülenir'' dedi.

Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği Şefi Prof. Dr. Sefa Saygılı, ''Ramazan, insan psikolojisi için faydalıdır. insanı egoistlikten, megolamanlıktan uzak tutar. İnsanın kişiliğindeki bir takım aşırılıklar törpülenir'' dedi.

Prof. Dr. Saygılı AA muhabirine yaptığı açıklamada, orucun insan iradesini güçlendirdiğini, ayrıca insanın aç kaldığı zaman yardıma muhtaç olanlarla empati kurmasının kolaylaştığını belirtti.

Ramazanda insanların ortak ibadet etmelerinin toplum dayanışması ve yardımlaşmaları için önemli olduğunu ifade eden Saygılı, insanın yalnızlık hissine karşı özgüven artması yaşadığını kaydetti.

Saygılı, ramazan ayında beraber tutulan oruçların, iftarların ve sahura kalkmanın aile birliğini güçlendirdiğini belirterek, insanların 'ben merkezci' olmaktan uzaklaştığını anlattı.

Oruç tutanlarda, bedenin yanı sıra ruhun da dinlenmeye çekildiğini ifade eden Saygılı, ''Ramazan ayı, vücudun kendini yenilemesi, toksinlerden arınması ve sigara, alkol gibi alışkanlıkların terk edilmesi için önemli bir fırsattır'' dedi.

Ramazan ayının, insanlara psikolojik açıdan çok büyük faydası olduğunu anlatan Sefa Saygılı, bu dönemde kazaların, intiharların, yaralamaların azaldığını kaydetti.

Saygılı, Ramazan ayında insanların daha sakin ve ibadetle meşgul oldukları için düşmanlık, saldırganlık gibi davranışlarda azalma olduğunu bildirdi.

İnsanın, ramazanda insanın fedakar, alçakgönüllü ve mütevazi olduğunu söyleyen Saygılı, ''Ramazan, insan psikolojisi için faydalıdır. Açlık, insana boyun eğdirir. Verilen nimetlerin daha çok farkına vardırır. Bu da insanı egoistlikten, megolamanlıktan uzak tutar. İnsanın kişiliğindeki bir takım aşırıklar törpülenir'' diye konuştu.

Ramazan ayında, çocuklara oruç tutturulmasına da değinen Saygılı, çocukları oruca alıştırmanın faydalı olduğunu, fakat öğlen bir öğün yemekle oruçlarının kolaylaştırılması gerektiğini kaydetti.

Prof. Dr. Sefa Saygılı, Ramazan ayında oluşan kardeşlik, sevgi, barış ve dayanışma ortamının, ramazan sonrasında da devam ettirilmesini temenni ettiğini söyledi.

13 Ağustos 2010 Cuma

EVLERDE KUR'ÂN-I KERÎM OKUMAK

EVLERDE KUR'ÂN-I KERÎM OKUMAK
13 AGUSTOS 2010 CUMA


Kur'an-ı Kerim'in evlerde okunarak evlerin Kur'an-ı Kerim'den nasiplendirilmesi sünnettir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) : "Müslümanların evlerinde arşa kadar uzanan kandiller vardır. O kandili, yedi kat sema ve yedi kat yerdeki mukarreb ( Allah'a yakın olan ) melekler bilirler. O melekler şöyle söylerler: "Bu nur, mü'minlerin Kur'an-ı Kerim okunan evlerinden çıkan nurdur." buyurmuşlardır.

Bir Hadis-i Şerif'te şöyle buyuruldu: " İçinde ALLAH'ın kitabı okunan ev, ehline geniş olur, hayrı çok olur, melekler orada hazır olur, şeytanlar oradan çıkarlar. İçinde Kur'an-ı Kerim okunmayan ev ise, ehline dar olur, hayrı az olur, oradan melekler çıkar, şeytanlar gelir."

Kaynak: Fazilet Takvimi / 12 Agustos 2010 Persembe (12.08.2010)

12 Ağustos 2010 Perşembe

ORUÇ TUTMAK

ORUÇ TUTMAK
12 AGUSTOS 2010 PERSEMBE

Islam'in ücüncü şarti oruc tutmaktir; oruc tutmak ise şafaktan güneşin batmasına kadar yemekten, içmekten ve cinsî münasebetten sakinmaktir.

Allâhü Teâlâ nefislerimizi terbiye icin senede bir ay oruc tutmayi bütün Müslümanlara farz kilmiştir.

Ramazan ayinda Müslüman, nefsinin isteklerinden uzaklaşmalidir. Cenâb-i Hak on bir ay yemekte icmekte serbest biraktigi insanlara bir ay bunlari yasaklamak suretiyle melekler makâmina dâvet ediyor, midelerini dinlendirmek, ruhlarini uyandirmak istiyor. Senede bir ay da olsun aclik yokluk ve sikinti cekenlerin yardimlarina koşmamizi murâd ediyor.

Oruc, nefislere en agir gelen bir ibadet oldugundan Rabb'imiz, bir hadîs-i kudsîde 'Oruc benim icindir, mükafatini kendim verecegim.' buyuruyor ki, sevâbinin cokluguna işârettir.

Kaynak: Fazilet Takvimi / 12 Agustos 2010 Persembe (12.08.2010)

BİR BEYİT

BİR BEYİT
12 AGUSTOS 2010 PERSEMBE


Olsa kumlar sağışınca ömrüne hadd ü aded
Gelmeye bu şişe-i çarh içre bir sâat gibi .
Muhibbî (Kânûnî Sultan Süleyman)

Ömrüne kumlar sayisinca hadd ü aded (uzunluk verilmis) olsa (bile bu uzun ömür) bu felek sisesi (denebilecek muazzam kum saati) icinde (sana) bir saat gibi gelmeye(cektir).

11 Ağustos 2010 Çarşamba

RAMAZANI ŞERİFİN FAZİLETİ

RAMAZANI ŞERİFİN FAZİLETİ
11 AGUSTOS 2010 CARSAMBA

İbn-i Huzeyme, Selman-ı Pâk (r.a)’dan naklediyor:

Resulullah (s.a.v.) Şâban ayının son gününde bize hitap etti ve şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Büyük mübarek bir ay size geliyor. Öyle bir ay ki onda bin aydan hayırlı bir gece vardır. Allah o ayın orucunu farz kılmıştır. Gece sahura kalkmayi da sünnet kilmistir.

Kim o ayda iyilikten bir hasletle (Allâh’a) yaklaşırsa onun dışında farzı yerine getiren kimse gibi olur. Kim onda farz edâ eders, onun dışında yetmiş farz edâ eden gibi olur.

O, sabır ayıdır. Sabrın sonu cennettir. Yardımlaşma ayıdır onda mü’minlerin rızkı artar. Kim bir oruçluya iftar ettirirse, günahlarını affettirir, boynunu ateşten kurtarır. onun sevabından birşey eksilmezken kendisi de aynı sevabı alır.”

Dediler ki : ” Yâ Resulullâh! Hepimiz oruçluya iftar ettirecek birşey bulamıyoruz.” Bunun üzerine Resulullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “

“Hz. Allah bu bu sevabı, bir hurma veya su içirmekle veya su karıştırılmış sütle oruçluya iftar ettirene de verir.

O öyle bir aydır ki; başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden azat olmaktır. Kim bu ayda köye veya cariyesinin işini hafifletirse, Allâhü teâlâ onu affeder ve cehennemden azad eder.”

Şu dört hasleti mümkün olduğunca çoklaştırın. Bunlardan iki hasletle rabbinizi hoşnut edersiniz, ik ihaslete de siz muhtaçsınız.

Rabbinizi hoşnut kıldığınız iki haslet: Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet etmeniz ve ondan bağışlanma dilenmenizdir.

Muhtaç olduğunuz iki haslet de Allah’tan cenneti istemeniz ve cehennemden ona sığınmanızdır.

Kim oruçlu birine su içirirse; Allah’ta ona benim havzımdan içirir ki, o cennete girinceye kadar susamaz.”

Kaynak: Fazilet Takvimi / 11 AGUSTOS 2010 (11.08.2010)

10 Ağustos 2010 Salı

RAMAZÂN-I ŞERÎFİN İLK AKŞAMI KILINACAK NAMAZ

RAMAZÂN-I ŞERÎFİN İLK AKŞAMI KILINACAK NAMAZ
10 AGUSTOS 2010 SALI

Bu akşam Ramazan-ı şerîf ayının ilk gecesini idrak edecek, ilk terâvih namazını kılacağız. Şâban'ın son gününü Ramazânın ilk gününe bağlayan bu gece, Ramâzân-ı şerîfin ilk akşamı olması itibariyle, akşamla yatsı arasında iki rek'at teşekkür namazı kılınır. "Yâ Rabbi, Ramazân-ı şerîf ile müşerref kıldığın için..." diye niyet edip "Allâhü Ekber" denilerek namaza durulur.

Fâtiha'dan sonra birinci rek'atte 1 İnnâ a'taynâ, ikinci rek'atte 1 İhlâs-ı Şerif okunur.

Namazdan sonra: 70 istigfâr-ı şerîf, 70 salavât-ı şerife (Salât-i Münciye efdaldir) okuyup duâ edilir.

(Dua ve Ibadetler, Fazilet Nesriyat)

Kaynak: Fazilet Takvimi / 9 AGUSTOS 2010 (09.08.2010)

TERAVİH NAMAZI NASIL KILINIR ?

TERAVİH NAMAZI NASIL KILINIR ?
10 AGUSTOS 2010 SALI


Terâvîh namazı, Ramazân Ayı'na mahsûs, yirmi rek'atten ibâret bir sünnet-i müekkededir. Bu namaza Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile dört halîfesi (Hulefâ-yı Râşidîn rıdvânullâhi aleyhim) devam etmişlerdir. Terâvîhin cemâatle kılınması da sünnet-i kifâyedir. Mescidlerde terâvîh namazı cemaatle kılındığı hâlde, bir özrü olmaksızın cemâati terk edip bu namazı evinde kılan kimse fazîleti terk etmiş olur. Bu kimse evinde cemâatle kılsa, cemâat sevabını alırsa da mesciddeki cemâatin fazîletine eremez. Çünkü mescidlerin fazîleti daha fazladır.

Terâvîh namazını her iki rek'atte bir selam vererek on selam ile bitirmek daha fazîletlidir. Dört rek'atte bir selam da verilebilir.

Terâvîh namazı, iki rek'atte bir selam verilince, akşam namazının iki rek'at sünneti gibi kılınır. Dört rek'atte bir selam verilince, yatsı namazının dört rek'at sünneti gibi kılınır. Cemâatle kılındığı zaman cemâat hem terâvîhe hem de imâma uymaya niyet eder. İmâm da kırâati âşikâre (sesli) okur.

Terâvîh namazında imâmın güzel sesli olmasından ve sür'atli okumasından ziyâde, okuyuşunun düzgün olmasına îtinâ gösterilmelidir.

Bir kimse imâm yatsı namazını kıldırıp terâvîhe başlamış olduğu sırada mescide gelse, önce yatsı namazını kılar, sonra terâvîh için imâma uyar. Terâvîh son bulunca noksan rek'atleri tamamlar. Sonra da vitir namazını kendi başına kılar. Evlâ olan budur. Bununla beraber vitir namazını imâmla beraber kılıp, sonra terâvîhi tamamlaması da câiz görülmüştür.

Terâvîh namazını imâm ile kılmayan kimse, vitir namazını imâmla kılabilir.

İmâm ve cemâat yatsı namazını cemâatle kılmamış olursa, sadece terâvîh namazını cemâatle kılamazlar. Çünkü terâvîhin cemâati, farzın cemâatine tâbidir.

Terâvîh -orucun değil- vaktin sünnetidir. Mâzeretinden dolayı oruç tutamayanlar terâvîhi kılmalıdırlar.

Kaynak: Fazilet Takvimi / 08 Agustos 2010 (08.08.2010)

8 Ağustos 2010 Pazar

BİR ŞİİR - TAM İLMİHÂL

BİR ŞİİR - TAM İLMİHÂL
08 AGUSTOS 2010 PAZAR


Bir ilim hazinesi,
Nimettir Tam İlmihâl.
Kurtuluş reçetesi,
Hüccettir Tam İlmihâl.

Zayi etme ömrünü,
Öğren dinin emrini,
Büyük emek ürünü,
Aynadır Tam İlmihâl.

Ondadır ilim, hikmet,
Ondadır fen, marifet,
Ondadır Ehl-i sünnet,
Gerçektir Tam İlmihâl.

Öğren bütün gücünle,
Amel eyle ilminle,
Tasdik eyle kalbinle,
Cihaddır Tam İlmihâl.

Herkese büyük nimet,
Kulağına küpe et,
İsteyene hidayet,
Mürşiddir Tam İlmihâl.

Bilen olur ulema,
Tatbik eden evliya,
Bunları herkes duya,
Müjdedir Tam İlmihâl.

Ehl-i sünnet okuyor,
Kalbe iman dokuyor,
Hep kurtuluş kokuyor,
Necattır Tam İlmihâl.

İsteyen saadeti,
Kaçırmaz bu devleti,
Ölçülemez kıymeti,
Rehberdir Tam İlmihâl.

Kaynak: Türkiye Takvimi

7 Ağustos 2010 Cumartesi

İstanbul'da ilçe ilçe Ramazan etkinlikleri

İstanbul'da ilçe ilçe Ramazan etkinlikleri
07 Agustos 2010 Cumartesi

Asırlardır birçok kültüre ve medeniyete ev sahipliği yapan, dinlerin buluştuğu kent İstanbul 11 ayın sultanı ramazanda, iftar sofraları, ardından da sahura kadar sürecek kültür ve sanat etkinlikleriyle renklenecek.

Alınan bilgiye göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi her yıl olduğu gibi bu yıl da ramazan ayında İstanbul halkını iftar sofralarında buluşturacak. İftar çadırları bu yıl yalnızca Eminönü, Üsküdar ve Bağcılar'da kurulacak, arzu eden vatandaşlar diğer ilçelerde sokak iftarlarında oruçlarını açacak.

İftar programı bölge yoğunluğuna göre hazırlanacak ve her semtte ortalama bin kişilik oturma grupları oluşturulacak. Yemek verilen noktalar sabit olmayacak, ramazan ayı boyunca farklı yerlerde iftar verilecek.

Dört çeşit yemek ve çeşitli iftariyeliklerden oluşan menü, 10 adet mobil büfe ile tespit edilen sokaklara ulaştırılacak. Ramazan ayı boyunca günde ortalama 10 bin kişi iftarını Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan sofralarda açacak. Bu organizasyonda 500 kişi görev alacak.

Yaklaşık 5 milyon TL'ye mal olacak bu çalışmada tüm hizmetler Büyükşehir Belediyesi ekiplerince yapılacak. İhtiyaçlar İstanbul Lojistik Destek Merkezi'nce gerçekleştirilecek.

İstanbullular her yıl olduğu gibi bu yıl da Feshane Fuar Kongre ve Kültür Merkezi'nde Karagöz, orta oyunu, meddah, kukla gibi geleneksel Türk Tiyatrosu'nun örneklerinin yanı sıra, çeşitli konserler ve tiyatro gösterilerini de izleyebilecek.

-SULTANAHMET'TE YEME-İÇME OLMAYACAK-

Sultanahmet'te ramazan ayında yeme içme olmayacak, etkinliklerin bir bölümü Beyazıt'ta yapılacak. Her yıl Sultanahmet Camisi'nde kurulan ''Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı'' ile ramazan stantları da Beyazıt'a taşınacak.

Ramazan ayında Eminönü'nde 5 bin ve Anıtpark'ta bin 500 kişilik iftar çadırı kurulacak. Belediyenin aşevinden, günlük 2 bin 500 kişiye sıcak yemek ulaştırılmaya devam edilecek. Fatih Belediyesi'nin 2005 yılından bu güne geleneksel hale getirdiği sokak iftarları ve erzak dağıtımı ramazan ayında sürecek.

Beyazıt ve Sultanahmet Meydanı arasındaki Divan Yolu Caddesi'nde animatörler çeşitli gösteriler sunacak.

-EYÜP'TE RAMAZAN BİR BAŞKA-

Eyüp'te hayırsever vatandaşların da desteğiyle her gün yaklaşık 6 bin kişiye iftar yemeği verilecek. Geçen yıl ilgi gören Cülus Yolu iftarları, bu yıl da devam edecek.

Padişahların kılıç kuşanma merasimlerinin yapıldığı bu tarihi mekanda Kuran-ı Kerim dinlenecek, musluklardan Osmanlı şerbeti içilecek, iftar sonrası teravih namazı Eyüp Sultan Camisi'nde kılınacak.

İlçedeki diğer mahallelerde de toplu iftar yemekleri düzenlenecek. Toplu mahalle iftarları programlarında, Türkiye'nin tanınmış hafızları Kuran-ı Kerim okuyacak. Tasavvuf müziği eşliğinde konserler tertip edilecek, ilahiler dinlenilecek, çocuklar için Hacivat-Karagöz, jonglör, kukla, sihirbazlık, ateş yutan adam, uzun adam gibi gösteriler düzenlenecek. Sekiz mahallede sahur yemeği verilecek.

Eyüp'te Haliç Kıyısı'na kurulacak Tarihi Osmanlı Evleri'nde, geleneksel yemek kültürünü yansıtan stantlar, çocuklar için eğlenceli etkinlikler, mini lunapark, çay bahçeleri ve açık hava sineması yer alacak. Belediye ramazan ayı süresince Türk Sineması'na damgasını vurmuş filmleri Eyüplüler ile buluşturacak.

Eyüp'te Feshane Uluslararası Fuar Kongre ve Kültür Merkezi ve Pierre Loti Tepesi'nde de her gün geleneksel renkli eğlenceler, toplu iftar yemekleri düzenlenecek.

Eyüp Belediyesi sivil toplum kuruluşlarına da ramazan ayında destek olacak. Alibeyköy ve Silahtarağa'da iki büyük meydanda sivil toplum kuruluşlarınca iftar yemekleri verilecek.

-BEREKET KONVOYU 6 YAŞINDA-

İftar sofralarını ırk, din, millet, renk ayırt etmeksizin düzenlediği konvoyla Balkan ülkelerine taşıyan ''Bereket Konvoyu'', 6. yılında da kardeşliğin sınır tanımadığını herkese göstermeye devam edecek.

Bugüne kadar 400 bini aşkın soydaş ve yurttaşı aynı sofrada buluşturan ''Bereket Konvoyu'', 150 kişilik ekibiyle, Balkan yolculuğuna çıkacak.

Ramazan ayı boyunca 7 ülkedeki 20 şehirde düzenleyeceği iftar programlarıyla kültür ve sanat sofralarını, soydaş ve yurttaşlarla paylaşacak olan bereket konvoyu, yolculuğuna İstanbul'da son verecek.

Bayrampaşa'da bu yıl 11 mahallede, sokak ve cadde iftarı kurulacak. İlçede toplam 3 bin kişiye erzak yardımı, 2 bin kişinin evine özel yemek servisi, 3 bin ihtiyaç sahibine erzak yardımı yapılacak.

Aşevinden yılın her günü toplam 2 bin kişiye verilen yemek yardımları, evlere özel servisle dağıtılmaya devam edilecek.

-GAZİOSMANPAŞA'DA ''GÖNÜL SOFRALARI''

Gaziosmanpaşa, ramazan ayı boyunca iftar öncesi ve sonrası tasavvuf musikisi, geleneksel tiyatro gösterileri, sohbet programları ve teravih sonrası etkinliklere ev sahipliği yapacak.

İlçede 11 ayrı mahallede iftar vakti ''Gönül Sofraları'' kurulacak. Gönül sofralarının ilki belediye bahçesi önünde gerçekleştirilecek. Gönül sofraları sırasıyla Barbaros, Kazım Karabekir, Yeni Mahalle, Yıldıztabya, Hürriyet, Bağlarbaşı, Fevzi Çakmak, Şemsipaşa, Karadeniz ve Mevlana mahalleleri ile devam edecek.

Her yemeğe toplam 2 bin kişinin katılacağı iftarlar öncesinde, tasavvuf müziği konseri düzenlenecek. Her gün Gaziosmanpaşa Belediyesi'nin bahçesinde özellikle çocuklara yönelik tiyatro gösterileri, meddah, Karagöz-Hacivat, şişme oyun parkları, halk oyunları, masal şovlar, kukla gösterileri ve orta oyunları sahnelenecek. Ayrıca konserler ve şiir dinletileriyle de 7'den 70'e herkesin, eski ramazan eğlenceleriyle hoşça vakit geçirmesi sağlanacak.

Kadın sohbet programları, 11-18-25 Ağustos ve 1 Eylül tarihlerinde birbirinden değerli isimleri Gaziosmanpaşalı kadınlarla buluşturacak.

-BEYOĞLU SEMT KONAKLARI'NDA İFTAR-

Beyoğlu Belediyesi Semt Konakları'nda ramazan ayı boyunca iftar sofraları kurulacak. Her akşam bin 500 kişi Dolapdere, Tophane, Yenişehir ve Kasımpaşa Semt Konakları'nda iftar yapmanın ayrıcalığını yaşayacak. İftar sonrası Taksim Gezi Parkı'nda ramazan etkinlikleri düzenlenecek.

Beyoğlu Belediyesi'nin bir başka iftar programı ise sokaklarda yapılacak. Ramazan ayı boyunca toplam 20 sokakta iftar sofrası kurulacak. Her akşam kurulacak bu iftar sofraları, her mahalleyi kapsayacak. Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan'ın ev sahipliğinde gerçekleşecek iftar sofralarında ilçe sakinleri belediye başkanları ile aynı sofrada bir araya gelecek.

Ramazan ayında 40 bin kişiye iftar verecek olan Beyoğlu Belediyesi, geleneksel ramazan programlarıyla ilçe sakinlerine farklı bir ramazan yaşatacak. Taksim Gezi Parkı'nda düzenlenecek ramazan etkinlikleri iftar sonrası başlayacak. Her yıl yoğun katılımla geçen etkinlikler kapsamında geleneksel türk tiyatrosu, kukla gösterileri, şiir dinletileri ve skeçler yer alacak.

Şişli Belediyesi tarafından Mecidiyeköy'de 3 bin, Ayazağa'da 2 bin kişilik iftar çadırı kurulacak. İftar yemeği, her gün bir işadamı ya da bölgedeki hayırseverlerce karşılanacak.

Bir günde üç bin kişinin iftarını yapabileceği Mecidiyeköy'deki çadır, kumanyaların dağıtıldığı bir merkez olarak da hizmet verecek. Şişli Belediyesi her akşam ilçenin gelir düzeyi düşük mahallelerine ve okul yurtlarına kumanya ve erzak yardımında bulunacak.

-BAĞCILAR'DA KLİMALI İFTAR ÇADIRI-

Bağcılar Belediyesi, ramazan ayı etkinliklerini İnönü Mahallesi Molla Gürani Parkı yanındaki 24 bin metrekarelik alanda gerçekleştirecek. Bu alana içinde 14 klima bulunan 2 bin 500 kişilik iftar ve etkinlik çadırı kurulacak.

Her akşam bir işadamının sponsorluğunda verilecek iftar yemeklerinin ardından, çadırda kültür-sanat etkinlikleri düzenlenecek. Doç. Dr. Nihat Hatipoğlu, İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı, çadırda gerçekleştirilecek konferanslara konuşmacı olarak katılacak. Sanatçılar Erkan Mutlu, Sinan Yılmaz, Mustafa Küçük konser verecek. Vatandaşların alış veriş yapabilmesi için etkinlik alanına 100 adet stant ve kitap fuarı kurulacak.

-BÜYÜKÇEKMECE'DE 10 BİN KİŞİLİK İFTAR SOFRASI-

Büyükçekmece'de bu yıl 10 bin kişilik iftar sofraları kurulacak. İlçede, gelir durumu iyi olmayan vatandaşlara 30 kilogramlık erzak paketleri dağıtılacak. İlçedeki mahallelerde sokak iftarları düzenlenecek, iki ayrı merkezde iftar sofrası kurulacak. Mağdur, yatalak ve yaşlı vatandaşların evlerine sıcak yemek dağıtılacak.

Geleneksel olarak her yıl Kervansaray'da gerçekleştirilen ''Ramazan Eğlenceleri'', bu yıl Kordon boyu Aqua Marin Su Oyunları Parkı yanında yapılacak.

Küçükçekmece'de ise ramazan ayı boyunca her gün farklı sokaklarda bin 200 kişiye iftar yemeği verilecek. İlçede, E-5 üzeri ve İstasyon Caddesi'nde trafikte kalan ve iftara yetişemeyen vatandaşlara bir bardak su, hurma ve kuru kayısıdan oluşan iftar paketi dağıtılacak.

Ramazan ayının geleneksel bir parçası olan şerbetçiler, Küçükçekmece'de teravih namazı sonrası belirlenecek bir camide, 100 litre şerbet dağıtacak.

İhtiyaç sahibi 300 aileye ramazan boyunca günde iki öğün sıcak yemek servisi yapılacak. Küçükçekmece Belediyesi Yaşam Sevinci Merkezi, 17 Ağustosta Halkalı Çocuk Esirgeme Kurumu'nda iftar yemeği verecek.

-RAMAZAN ÜSKÜDAR'DA BİR BAŞKA YAŞANACAK-

Üsküdar Belediyesi, iftar geleneğini iskelede ve 8 ayrı noktada kuracağı dağıtım merkezlerinde sürdürecek.

İskele Meydanı, Zeynep Kamil, Yavuztürk, Bahçelievler, Ferah, Selimiye, Ünalan ve Bağlarbaşı mahalleleri olmak üzere toplam 8 noktada oluşturulacak dağıtım merkezlerinde her gün toplam 20 bin kişi çorba, Üsküdar'ın meşhur etli ve nohutlu pilavı, tulumba tatlısı ve ayrandan oluşan menüden faydalanacak.

Ramazan süresince 600 bin kişinin faydalanacağı dağıtım merkezlerinde, günlük olarak 3 bin kilogram et, 2 bin kilogram pirinç, 2 bin kilogram tulumba tatlısı, 20 bin adet ayran, ekmek, hurma ve diğer gıda ürünleri kullanılacak.

Belirlenen 8 merkezin dışında Üsküdar vapur iskelesinin yanında bulunan dubada boğaz manzarası eşliğinde her gün 3 bin kişiye iftar yemeği verilecek.

Ayrıca bu yıl başlatılan yeni bir uygulama ile Ramazan ayı boyunca mahalle sakinleri, Üsküdar genelindeki 20 mahallede birer gün olmak üzere oluşturulacak dağıtım merkezlerinde, Ramazan sofralarından faydalanabilecekler.

Üsküdar Belediyesi, bu yılda Ramazan etkinliklerini Bağlarbaşı Kültür Merkezi'nde gerçekleştirecek.

''Ramazanda Çocuk'' temasının ağırlıklı olarak işleneceği etkinliklerde, Geleneksel Türk Tiyatrosu Karagöz, orta oyunu, meddah, çocuk etkinlikleri, jonglör, illüzyonist, müzikal kuklalar, pandomim ve cambaz, tasavvuf, halk müziği ve Türk sanat müziği konserleri, çeşitli sohbetler, tiyatro ve sinema gösterimleri, folklorik gösteriler, sıra gecesi ve yöresel halk oyunları, Üsküdar Kitap Sokağı etkinliği, bilgi yarışması, İstanbul Oyuncak Müzesi Sergisi, ikindi sohbetleri ve Üsküdar tarihinin canlandırıldığı faaliyetler yapılacak.

Etkinliklerde ayrıca aralarında Beşir Ayvazoğlu, Doç. Dr. Nihat Hatipoğlu, Dursun Ali Erzincanlı, Necati Şaşmaz, Ömer Döngeloğlu, Yavuz Bahadıroğlu ve Nevzat Tarhan gibi isimlerin bulunduğu Ramazan sohbetleri düzenlenecek.

-TUZLA VE BEYKOZ'DA İFTAR-

Tuzla Belediyesi, Ramazan ayı boyunca ilçede bulunan 17 mahallede iftar verecek. İçmeler mahallesi ağırlıklı olmak üzere tersane işçilerinin güzergahı olan bölgede kuracak çadırlarda her gün bin kişi iftar yemeği yiyebilecek. İşçiler, iş çıkışı iftarını Tuzla Belediyesi iftar çadırında açabilecek.

Belediye, ayrıca 2 bin aileye gıda yardımında bulunacak.

Ramazan etkinliklerini sahil tören alanında düzenleyecek olan Tuzla Belediyesi, etkinliklerde, çocuk tiyatroları, Hacivat-Karagöz oyunu, meddah ve birçok sürpriz eğlence düzenleyecek.

Beykoz Belediyesi, her akşam farklı bir mahallede ve mekanda ''sokak iftarları'' uygulamasını gerçekleştirecek.

Sokak iftarlarında her akşam bin kişiye yemek verilecek. Fakir ailelere ise iftar öncesi sıcak yemek ulaştırılacak ve 10 bin mağdur aileye erzak yardımında bulunulacak.

Yine Ramazan ayı içerisinde tarihi Beykoz Çayırı'nda 10 bin kişi iftarını yer sofrasında açacak.

-KADIKÖY VE SANCAKTEPE-

Kadıköy Belediyesi, bu yıl çadır kurmayacak. Ramazan ayında ihtiyaç sahibi aileler belirlenecek. Yaklaşık 6 bin aileye yardım paketi dağıtılacak.

Ailelerin evlerine araçlarla götürüp teslim edilecek yardım paketlerinde, 13 temel ihtiyaç maddesi bulunacak.

Sancaktepe Belediyesi, on bir ayın sultanı Ramazan'da vatandaşlarının oruçlarını açmaları için her mahallede herkese açık olacak sokak iftarları düzenleyecek.

Sancaktepe'de Ramazan ayı boyunca ilçenin bütün mahallerinde ve kültür merkezleri olmak üzere toplam 24 noktada Ramazan etkinlikleri düzenlenecek.

Etkinliklerde küçükler için Karagöz, orta oyunu, Nasrettin Hoca, İbiş, Keloğlan ve illüzyon gösterisi sunulacak, büyüklere de tasavvuf musikisi ve semazen gösterileri yapılacak.

Ayrıca, etkinliklerin dışında düzenlenecek olan konferanslarda Doç. Dr. Nihat Hatipoğlu, Ömer Döngeloğlu, Mustafa Karataş ve Mehmet Emin Ay gibi isimler Sancaktepeli vatandaşlarla buluşacak. Anahtar Kelimeler: ramazan - program - etkinlik - istanbul - ilce - ramazan etkinligi

Kaynak: AA