10 Aralık 2009 Perşembe

AHLÂKA DÂİR BİR VASİYYET

AHLÂKA DÂİR BİR VASİYYET

Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular: "Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, cennete ancak ahlâkı güzel olanlar girer."

Muâz bin Cebel (r.a.) şöyle anlattı. Resûlullâh (s.a.v.) bana buyurdu ki: "Ey Muaz! Sana şunları tavsiye ederim: Allah'tan korkmak, doğru sözlü olmak, ahde vefa göstermek, emâneti vermek, hıyanet etmemek, komşu hakkını muhafaza etmek, yetime merhamet etmek, tatlı sözlü olmak, selâma önce başlamak, güzel amel İşlemek, kısa emel sahibi olmak, îmânını muhafaza etmek, Kur'ân'ı anlamağa çalışmak, âhireti sevmek, hesaptan korkmak, etrâfındakllerl muhafaza etmek.

Seni, hikmet sâhibi bir zâta kötü söz söylemekten, doğru olan bir kişiyi tekzip etmekten, günahkâra İtaat etmekten, âdil İdareciye âsî olmaktan, yeryüzünde fesat çıkarmaktan men ederim.

Her ağacın, taşın yanında Allah'tan korkmanı, gizil İşlediğin hatâlara gizilce, aşikâre İşlediğin hatâlara aşikâre tevbe etmeni tavsiye ederim.

Allâhü Teâlâ, İslâm'ı güzel ahlâkla ve güzel ameller ile ihâta etmiştir. Şunlar bu amellerdendir:

İnsanlarla güzel geçinmek ve onlara (insanlara) iyi muamelede bulunmak, mülayim (yumuşak) konuşmak, mâ'rufu yaymak, yemek yedirmek, selâmı yaymak, -iyi de olsa fâcir de olsa- müslüman hastayı ziyaret etmek, müslüman kardeşinin cenazesine iştirak etmek, kâfir veya müslüman komşusu ile iyi komşulukta bulunmak, yaşlı müslümanlara hürmet etmek, daveti kabul etmek, duâ etmek, affetmek, ara bulmak, cömert olmak, kerem sahibi olmak, müsamahalı olmak, selâma önce başlamak, öfkesini yutmak, insanları affetmek."

8 Aralık 2009 Salı

Şehitlerimiz Tokat'tan törenle uğurlandı

Şehitlerimiz Tokat'tan törenle uğurlandı

Şehit 7 askerin otopsi işlemleri tamamlandı. Mehmetçiklerin cenazeleri, Tokat'taki törenin ardından toprağa verilmek üzere memleketlerine gönderilecek. Bir vatandaş ise morgun yanında Kuran okudu ve 'bu vatan hepimizin' dedi.

Reşadiye ilçesine bağlı Sazak köyü yakınlarındaki terörist saldırıda şehit düşen jandarma uzman çavuş Harun Arslanbey (Adana) ile jandarma erler Onur Bozdemir (Adıyaman), Kemal Pide (Ordu), Ferit Demir (Muş), Yakup Mutlu (Muş), Cengiz Sarıbaş (Giresun) ve Fatih Yonca'nın (Hatay) Tokat Dr. Cevdet Devlet Hastanesi Morgu'nda yapılan otopsi işlemleri tamamlandı.

Şehitlerin gece saatlerinden sabaha kadar süren otopsi işlemlerinin 2 savcı ve 2 doktor gözetiminde yapıldığı kaydedildi. Otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından morga askerler tarafından tabutlar götürüldüğü gözlendi.

Şehitlerin cenazeleri, Tokat İl Jandarma Alay Komutanlığı'nda düzenlenecek törenin ardından toprağa verilmek üzere memleketlerine gönderilecek.

Bu arada, şehitlerin cenazelerinin bulunduğu hastane morgu önünde nöbet tutan askerlerin yanında bir vatandaşın Kur'an-ı Kerim okuduğu görüldü. Askerlerle herhangi bir akrabalık ilişkisi olmadığını belirten vatandaş, olayın üzüntüsünü yaşadığını ifade ederek, ''Bu vatan, hepimizin, bu çocuklar hepimizin evladı'' ifadelerini kullandı.

Öte yandan, saldırıda yaralanan jandarma uzman Çavuş Yusuf Öztürk ve jandarma er Emrah Mandıralı'nın tedavisinin Niksar Devlet Hastanesi'nde, jandarma er Arif Temel'in tedavisinin ise Tokat Dr. Cevdet Aykan Devlet Hastanesi'nde sürdüğü belirtildi.

Saldırıda yaralanan 3 askerden biri olan ve Niksar Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alınan Emrah Mandıralı'nın, U21 Milli Takım Teknik Direktörü ve Trabzonspor'un efsanevi oyuncularından, eski milli futbolcu Hami Mandıralı'nın uzaktan akrabası olduğu ifade edildi. Evli, 1 çocuk babası Emrah Mandıralı'nın, Trabzon'un Arsin ilçesine bağlı Başdurak Köyü'nde yaşadığı kaydedildi.

Diğer yandan, Tokat ve çevresinde yüksek kesimlerde dünkü saldırı anında olduğu gibi bugün sabah saatlerinde de yoğun sisin etkili olduğu, dağlık ve ormanlık bölgelerde görüş mesafesinin iyice düştüğü gözlendi.
Anahtar Kelimeler: tokat - reşadiye - şehit - cenaze - otopsi - tören - kuran - morg - Sehitler ugurlandi - resadiye - sehit - asker -
Kaynak: AA

7 şehidimizin isim ve memleketleri

7 şehidimizin isim ve memleketleri

Tokat'ın Reşadiye ilçesine bağlı Sazak köyü yakınlarda teröristlerce pusuya düşürülen askerlerden şehit olan 7 asker ile 3 yaralı askerin kimlikleri belirlendi. İşte şehitlerimizin isimleri ve memleketleri:

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, ilçeye bağlı Sazak köyü yakınlarda teröristlerce pusuya düşürülen askerlerden

Uzman çavuş Harun Arslanbey (Adana)
Er Onur Bozdemir (Adıyaman),
Er Kemal Pide (Ordu),
Er Ferit Demir (Muş),
Er Yakup Mutlu (Muş),
Er Cengiz Sarıbaş (Giresun)
ve
Er Fatih Yonca'nın (Hatay) şehit olduğu öğrenildi.

Saldırıda Uzman Çavuş Yusuf Öztürk ile erler Emrah Mandıralı ve Arif Temel'in yaralandığı belirtildi.

Yaralı askerlerden uzman çavuş Öztürk ile Mandıralı'nın Niksar Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındığı kaydedildi. Anahtar Kelimeler: Tokat - şehit - sehit - asker - er - jandarma - reşadiye - 7 şehidimizin isim ve memleketleri - sehitlerin isimleri ve memleketleri - tokat resadiye sehitleri 2009 - 07.12.2009 - 7 ARALIK 2009 - yedi sehit -
Kaynak: AA

7 Aralık 2009 Pazartesi

Tokat'ta jandarmaya hain pusu: 7 şehit

Tokat'ta jandarmaya hain pusu: 7 şehit

Tokat'ın Reşadiye ilçesinde devriye görevi yapan jandarma ekiplerine teröristler ateş açtı. Sıcak çatışma sırasında 7 asker şehit oldu. Yaralanan askerler hastaneye kaldırılırken bölgede çatışma devam ediyor. Şehit sayısı artabilir.

Genelkurmay Başkanlığı, Tokat'taki terörist saldırı ile ilgili olarak olay yerine ilave kuvvetlerin sevk edildiğini ve operasyonun devam ettiğini bildirdi.

Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yapılan açıklamada, şu hususlara yer verildi: ''Bugün saat 15.20 sularında; Tokat ili Reşadiye ilçesi, Sazak mevkisinde yol kontrol görevi yapan askeri araca, teröristler tarafından açılan ateş sonucu, araçta bulunan 1 Uzman Jandarma Çavuş, 1 Jandarma Onbaşı ve 5 Jandarma er olmak üzere 7 güvenlik görevlisi şehit olmuş, 1 Uzman Jandarma Çavuş ve 2 Jandarma er yaralanmıştır. Yaralı personel, Tokat ve Reşadiye Devlet hastanelerine sevk edilerek tedavi altına alınmıştır.

Olayın meydana geldiği bölgeye ilave kuvvetler sevk edilmiş olup operasyonlara devam edilmektedir. Şehitlerimize Tanrıdan rahmet, değerli ailelerine, silah arkadaşlarına ve Yüce Milletimize baş sağlığı, yaralılarımıza acil şifalar dileriz.''

REŞADİYE KAYMAKAMI: "PUSUYA DÜŞÜRÜLDÜLER"

Reşadiye Kaymakamı Cihangir Güler, yaptığı açıklamada, ilçeye bağlı dış bir karakolda, rutin devriye faaliyeti sırasında askerlerin pusuya düşürüldüğünü, bu saldırı sonucunda 7 askerin şehit olduğunu, 3 askerin yaralandığını bildirdi.

SALDIRI 14.00-14.30 ARASINDA GERÇEKLEŞTİ

Reşadiye Kaymakamı Cihangir Güler, 7 askerin şehit olduğu, 3 askerin yaralandığı terörist saldırının 14.00-14.30 saatleri arasında gerçekleştiğini bildirdi. Güler, Reşadiye Devlet Hastanesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, terörist saldırının Sazak köyü civarında saat 14.00-14.30 gibi yaşandığını belirtti. Saldırıda şehit düşen 7 askerden birisinin uzman çavuş, 6'sının jandarma er olduğunu ifade eden Kaymakam Güler, yaralanan 3 askerin ise Niksar ve Tokat'taki hastanelere sevk edildiğini söyledi.

''KAN ANONSU'' ÜZERİNE ÇOK SAYIDA VATANDAŞ HASTANEYE GELDİ

Bu arada, Niksar'daki 2 yaralı asker için belediyeden yapılan kan anonsu üzerine çok sayıda vatandaşın Niksar Devlet Hastanesine geldiği görüldü. Niksar Belediye Başkanı Duran Yadigar da kan vermek üzere hastaneye geldi. Anahtar Kelimeler: tokat - reşadiye - jandarma - çatışma - asker - pusu - 12 yıl sonra yine aynı yerde hain saldırı - Genelkurmay: Operasyon sürüyor - Arınç: Saldırı kimin işi belli değil - Reşadiye'de şehit olan 7 askerin kimliği - Gül: Hain saldırıyı şiddetle kınıyorum - Erdoğan'ın ABD gezisi Suriye basınında - Erdoğan, 7 şehit haberini ABD'de aldı - Tokat'ta jandarmaya hain pusu: 7 şehit -

15. ASRIN BÜYÜK ASTRONOMU ALİ KUŞÇU

15. ASRIN BÜYÜK ASTRONOMU ALİ KUŞÇU

Ali Kuşçu, Uluğ Bey'in saltanatı zamanında Semer-kand'da ilim tahsilini tamamladı. Uluğ Bey, Kâdızâde-i Rûmî, Gıyâseddîn Cemşîd, Muînüddîn Kâşî gibi âlimlerden astronomi ve matematik öğrendi.

Fâtih Sultân Mehmed Han'ın daveti üzerine geldiği İstanbul'da pek ziyâde rağbet, hürmet ve ihsanlara nail oldu. Kendisine Ayasofya müderrisliği verildi. Sultanın desteği ile nice eser te'lîfine muktedir oldu. Fâtih'in Otlukbeli seferinde sultana yoldaş oldu ve sefer esnasında "er-Risâletü'l-Fethiyye"yi yazdı. Hicrî 879 Şâbân-ı Şerîfi'nde İstanbul'da vefat etti. Kabri Eyyüb Sultan civarındadır.

Ali Kuşçu İstanbul'a geldiğinde, bütün İstanbul âlimleri onu karşıladılar. Aralarında İstanbul Kadısı Hocazâde de vardı. Bir vakit sohbetten sonra Seyyid Şerîf Cürcânî ile Allâme Teftâzânî (r. aleyhimâ) arasındaki münazaradan bahis açıldı. Ali Kuşçu "Ben o mecliste hâzır idim." dedikten sonra Allâme Teftâzânî tarafını tercîh ettiğini söyledi. Hocazâde "Efendim, biz dahi o mecliste idik. Seyyid Şerîf Hazretlerini tercîh ettim." dedikten sonra, yazdığı haşiyedeki delîlleri arz etti. Ali Kuşçu bir vakit mütâlâa ettikten sonra Hocazâde'nin görüşünü kabul eyledi. Rahmetullâhi aleyh.

TİCÂRET ÂDABI

TİCÂRET ÂDABI

Allâhü Teâlâ "Nice erler ki, ne ticâret, ne alım-satım kendilerini Allah'ı zikretmekten ve namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymaz." buyurmuştur. (Nûr Sûresi, âyet 37) İnsan, ticâret ile meşgul olup, dünya kârını elde ederken âhiret sermâyesini zayi etmemelidir. Yoksa insan açık bir zarara uğrar. Ticârette niyet, helâl kazanmak, dilenmekten kurtulmak ve dünyâ azığını tahsîl ederek, âhirete vakit ayırmak olmalıdır.

Kişi pazarda da olsa kalbi ile Allâhü Teâlâ'yı zikretmelidir. Bunun faziletine dâir birçok hadîs-i şerîften biri şudur: Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Kim çarşıya girdiği zaman 'Lâ ilahe illallâhü vahdehû lâ şerike leh, lehül-mülkü velehü'l-hamdü, yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemût, biyedihilhayr, vehüve alâ külli şeyin kadir' derse Allâhü Teâlâ onun için bir milyon sevâb yazar, ondan bir milyon günahı siler ve onun derecesini bir milyon yükseltir." buyurmuştur.

Ticâretle meşgul olanlar muamelelerini dâima kontrol etmelidir. Zîrâ insan bütün muamelelerinden hesaba çekilecektir.

5 Aralık 2009 Cumartesi

ÖLÜMÜ YAKLAŞAN KİŞİ

ÖLÜMÜ YAKLAŞAN KİŞİ

Ölümü yaklaşan kişinin sakin olması ve dili ile kelime-i şehâdet (Lâ ilahe illallah, Muhammedün Resûlullâh) söy­lemesi ve Allâhü Teâlâ'nın mağfiretini (affedeceğini) ümit ederek Allah'a karşı hüsn ü zan (iyi niyet) içinde olması müstehabtır.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Ölüyü (ölmek üzere olanı) üç şeyde müşahede ediniz. Alnı terlediği, gözleri yaşardığı, dudakları kuruduğu za­man. Bu ona Allah'ın rahmetinin inmesidir."

"Ölülerinize (ölmek üzere olanlara) 'Lâ ilahe illallah, Muhammedün Resûlullâh' sözünü telkin ediniz." Huzeyfe (r.a.)'nin rivayetinde "Zîrâ bu söz geçmiş hatâları yok eder." buyurulmuştur.
"Ölmek üzere olan bir adama ölüm meleği geldi. Kalbine baktı, fakat orada bir şey bulamadı. Sonra ağzını açtı, dilini damağına dayamış 'Lâ ilahe illallah' derken buldu. Bu ihlâs kelimesi sayesinde mağfiret olundu (günahları bağışlandı)."

Telkinde yumuşak muamele etmek müstehabtır. O an­da zayıf olduğu için lisânı söylemekte zorlanabilir. Eğer ısrar edilirse bu kelimeyi hoş görmemesinden korkulur. Hüsn ü zan müstehaptır. Zîrâ hadîs-i kudsîde "Ben kulu­mun benim hakkımdaki zannı yanındayım. Benim hakkımda hayır zanda bulunsun." buyurulmuştur.

RIZIKLARIN EN TEMİZİNDEN YİYİNİZ

RIZIKLARIN EN TEMİZİNDEN YİYİNİZ


Hz. Ebû Bekir (r.a.) kölesinin getirdiği sütten içtikten sonra sütü nereden aldığını sordu. O da "Bir topluluğa kehânette bulundum, onlar da bana süt verdiler." deyince Hz. Ebû Bekir (r.a.) parmağını ağzına soktu ve kusmağa başladı.

Sonra şöyle dedi: "Allah'ım, damarlarımın taşıdığı ve bağırsaklarıma karışan kısmından mağfiretini talep eder ve özrümü beyân ederim."

Bu, Peygamberimiz (s.a.v.)'e haber verilince "Siz, Ebû Bekir'in karnına helâlden başka lokma girmeyeceğini öğrenmediniz mi?" buyurdu.

4 Aralık 2009 Cuma

İNSAN HAYATININ ÜÇ MERHALESİ

İNSAN HAYÂTININ ÜÇ MERHALESİ

İnsan; başlangıcını, aslını, ölümü, kabri, belâyı tefekkür ettiği, düşündüğü zaman kibir gider, huzû ve tevâzu gelir, nimetlere şükretmek ve inkisâr hâsıl olur.

Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyuruldu (meâlen); "O kahrolası İnsan ne nankör şey. Onu -Allâhü Teâlâ- hangi bir şeyden yarattı. Onu bir damla sudan yarattı da onu takdir etti (onu uzuvlara, kuvvetlere sâhib kıldı ve en güzel biçime koydu). Sonra ona yolu kolaylaştırdı. Sonra onu öldürdü de kabre soktu. Sonra dilediği zaman da onu yeniden diriltir." (Abese Sûresi, âyet 17-22)

Burada insanın yaratılışının evveline, ortasına ve sonuna işaret edilmiştir. İnsan bir şey bile değilken yoktan yaratılmıştır. Sonra Allâhü Teâlâ onu önce topraktan, sonra nutfeden, sonra kan pıhtısından, sonra hayâtı, kuvveti, işitmesi ve görmesi olmayan bir et parçasından yaratmıştır. "Onu -Allâhü Teâlâ- hangi bir şeyden yarattı. Onu bir damla sudan yaratmış da onu takdîr etti." (Abese Sûresi, âyet 18-19) âyetinin mânâsı budur.

"Sonra ona yolu kolaylaştırdı." mealindeki âyet-i kerîme insanın hayâtından vefatına kadar kendisine kolaylaştırılarak nasîb olan şeye işaret edilmiştir. O henüz noksan bir durumdadır. Onu birtakım hastalıklar istilâ eder. Ondaki hâller, huylar birbirine zıt olur ve birbirini yıkarlar. İstemeyerek hastalanır, istemeyerek acıkır. Bir an için bile ölümden ve âfetten emîn olamaz.

Nihayet onun sonu ölümdür, azaba ve hesaba mâruz kalmaktır. İnsan hiçbir şeye kâdir olmayan, âciz bir kul oldugu hâlde ona kibir yakışır mı? Şu âyet-i kerîme bu mânaya işaret etmektedir: "Sonra onu öldürdü de kabre soktu. Sonra dilediği zaman da onu yeniden diriltir." (Abese Sûresi, âyet 21-22)

3 Aralık 2009 Perşembe

HİLM (YUMUŞAK HUY) SAHİBİ OLMANIN MEYVELERİ

HİLM (YUMUŞAK HUY) SAHİBİ OLMANIN MEYVELERİ

Hilm sahibi olan ve insanlara karşı rıfk ve yumuşaklık ile muamelede bulunan kimseye cehennem haram olur. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) "Size, ateşe haram kılınan ve ateşin de kendisine haram kılındığı kimseyi haber vereyim mi? İnsanlara yakın olan her kimse; sühûletli, sekînetli, vakarlı ve kolay olan her kimsedir." buyurmuşlardır.

Kolay olan kimseden maksat, insanların ihtiyaçlarını temin eden, onlara hizmet eden ve dinin emrine ve nehyine itaat eden, boyun eğen kimsedir.

Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular:

"Rıfk (yumuşaklık) berekettir, hurk (sertlik, kabalık) ise bereketsizliktir."

"Rıfk bereketi artırır."

"Rıfk, hikmetin başıdır. Çünkü onunla işler muntazam olur ve herkesin işi iyi olur."

Hilm, hayırdan mahrum kalmamağa sebeb olur. Resûlullah (s.a.v.) "Kim rıfk (tatlı ve yumuşak huylu olmak)tan mahrum kalırsa, hayrın tamâmından mahrum kalır." buyurmuşlardır.

Hilm, sahibini ziynetlendirir ve Allâhü Teâlâ'nın muhabbetini kazanmasına vesile olur. Hz. Âişe (r.anhâ)'nın rivayet ettiği hadîs-i şerîfte Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Rıfk bir şeyde bulunduğu zaman onu ziynetlendirir, bir şeyden ayrıldığı zaman da onu çirkinleştirir." "Muhakkak Allâhü Teâlâ rıfkı, tatlılığı sever, unf (sertlik, kabalık)a ve rıfkın dışındaki şeylere vermediği mükâfatı ona verir."

UZUN EMEL NEDIR ?

UZUN EMEL

Uzun emel; işlerimiz düzgün gidecek, uzun ömürler süreceğiz ve dünyâda istediklerimize nail olacağız diye dini aldatmak ve akıbetten gafil olmaktır. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Bu ümmetin evvelinin salâhı, zühd ve yakîn iledir. Sonunun helaki de cimrilik ve emel iledir." Ahir zamanda cimrilik ve emellerin uzun olması helak eden şeylerdendir. Çünkü çok mal toplama hırsı, fitnelere ve savaşlara sebeb olur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Âdemoğlu ihtiyarlarken kendisinde iki haslet (huy) gençleşir. Bunlar: hırs ve uzun emeldir." buyurdular.

Bazı hikmet sahipleri dediler ki:

* "Câhil, emele i'timâd eder, akıllı, amele i'timâd eder.

* Uzun emel serap gibidir, göreni aldatır.

* Yakın, Allâhü Teâlâ'nın rızka kefil olduğuna kesin olarak inanmaktır. Buna kesin olarak inanan cimrilik yapmaz. Çünkü cimrilik, uzun emel sahibi olmaktan ve rızkın kefîli Allah'a i'timâd edememektendir."

Uzun emelin zararları:

• Tembellik, yâni farzları ve vâcibleri ağır bulmak, sünnet ve müstehablardan geri durmak, haramları ve mekruhları çirkin gördüğü halde işlemek ye ibâdete gücü yettiği halde ibâdeti terk etmek ve ilerideki bir vakitte yaparım diye geciktirmektir.

• Tevbe etmeyi geciktirmek. Tembel, ileride yapacağı ümidiyle tevbeyi geciktirir ve "Ben zaten gencim, ne zaman istesem yaparım, daha geniş bir zamanda yaparım." der. Hâlbuki "İleride tevbe ederim diyenler helak oldu." buyurulmuştur.

• Ölümü unutmak; Resûlullah (s.a.v.) "Lezzetleri yıkanı (ölümü) çok zikrediniz." buyurmuştur. Ölümü hatırlamayı terk eden kimsenin kalbi katılaşır ve va'zlar, nasihatler ona tesir etmez.

Kim ölümü çok hatırlarsa ona üç şey ikram olunur. Tevbede acele eder, kalbi kanâat eder ve ibâdet ona sevinç verir.

Kim ölümü unutursa üç şeyle cezalandırılır: Tevbeyi geciktirir, rızkına razı olmaktan mahrum olur, ibâdetlerde tembellik gösterir.

2 Aralık 2009 Çarşamba

ALLAH'A İTAAT VE İSYAN EDEN KALBDİR

GERÇEKTE ALLAH'A İTAAT VE İSYAN EDEN KALBDİR

İnsanın diğer mahlûkattan üstün olması Allâhü Teâlâ'yı bilmeğe kabiliyetli olmasındandır. İnsan, bu en üstün mertebeye ancak kalbiyle ulaşır. Diğer uzuvları kalbe tâbîdir. Allah katında, mâsivâdan (Allâhü Teâlâ'dan başka her şeyden) kurtulan kalb makbuldür. Mâsivâ ile kaplı olan kalb Allah'tan uzak olur.

Gerçekte Allah'a itaat eden kalbdir; ibâdetlerden uzuvlara kalbin nurları yayılır. Gerçekte Allah'a isyan eden de kalbdir. Uzuvlarda görülen kötülükler ise onun eseridir. Onun zulmette veya nurda olduğunu, uzuvlarındaki iyilik veya kötülük gösterir. Çünkü her kap, içinde ne varsa onu sızdırır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Agâh olunuz! Cesedin içinde bir et (parçası) vardır ki İyi olursa bütün cesed İyi olur, bozuk olursa bütün cesed bozuk olur. İşte o (et parçası) kalbdir." buyurmuştur.

İnsan, kalbini bildiği zaman nefsinj bilmiş olur, nefsini bildiği zaman da Rabbini bilmiş olur. İnsan, kalbini bilmediği zaman nefsini de bilemez, nefsini bilmeyen de Rabbini bilemez.

Îmân ile küfrü, itaat ile isyanı birbirinden ayıran kalbdir. Kur'ân-ı Kerîm'de "Onlar (münafıklar) kalblerlnde olmayan şeyi (mümin olduklarını) dilleriyle söylerler. Ve Allah onların (kalblerinde) ne sakladıklarını tamamen bilicidir." (ÂN İmrân Sûresi, âyet 167) ve "Ey Resul -gerek o ağızları İle îmân ettik deyip de kalbleri îmân etmeyenlerden olsun ve gerek Yahûdî olanlardan- küfür içinde yarış edenler seni mahzun etmesin..." (Mâide Sûresi, âyet 41) buyurulmuştur.

Allâhü Teâlâ kullarının kalblerine bakar. Şuârâ Sûre-si'nin 88. ve 89. âyetlerinde "O gün ki (kıyamet günü) ne mal fayda verir ve ne de oğullar, ancak Allah'a selîm bir kalb ile varan kimse müstesna." buyurulmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de "Allâhü Teâlâ sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz. Ancak sizin kalblerinize ve amellerinize bakar." buyurmuştur. Diğer bir hadîs-i şerîfte "Allâhü Teâlâ'ya, kabul olunacağına inanarak duâ ediniz. Biliniz ki Allâhü Teâlâ, gafil ve umursamaz kalbden yapılan duaya icabet etmez." buyurulmuştur.

1 Aralık 2009 Salı

EN YAKINLAR VE EN UZAKLAR

EN YAKINLAR VE EN UZAKLAR

Hz. Câbir (r.a) anlatıyor: "Resûlullah (s.a.v) buyurdular ki: 'Bana en sevgili olanınız ve kıyamet günü bana mevkice en yakın bulunacak olanınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır. Bana en nefret edileniniz ve kıyamet günü de mevkice benden en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten atanlardır.' (Bazıları) 'Ey Allah'ın Resulü! Yüksekten atanlar kimlerdir?' diye sordular. 'Onlar, mütekebbir (büyüklük taslayan) kimselerdir.' cevâbını verdi."

30 Kasım 2009 Pazartesi

AYASOFYA LEVHALARI

AYASOFYA LEVHALARI
30 KASIM 2009 PAZARTESI

Sultan Abdülmecid Han'in iradesi ile 3 Mart 1847 tarihinde Ayasofya'nin tamirine karar verilmisti. Tamirde cami icindeki Teknecizade Ibrahim Efendi tarafindan yazilmis; Allâhü Teâlâ'nin, Muhammed Mustafa (s.a.v.)'in ve dört büyük halifenin mübarek isimlerinin bulundugu büyük levhalarin da yeniden yazilmasi lazim gelince caminin ikinci imami bulunan Hattat Mustafa Izzet Efendi, celî yazilari yeniden yazmis, ayrica Hasan ve Hüseyin (r.anhümâ) efendilerimizin isimlerini de ilave etmistir.

Hat tarihimizin büyük üstadlarindan Kadiasker Mustafa Izzet Efendi'nin bu büyük saheseri; Ayasofya Cami-i Serifi'ni süsleyen kubbedeki 'Nûr âyeti'nin bir kismi ile bu mübârek isimlerdir. Isimleri ihtivâ eden yuvarlak sekildeki levhalarin capi 7.5 metre, harf kalinligi ise 35 cm'dir. Levhalar hafif, neme dayanikli ve saglam oldugu icin ihlamur agacindan yapilmistir.

Mustafa Izzet Efendi'nin bu hizmetlerine mukabil, Sultan Abdülmecid Hân'in irâdesiyle câmi-i serîfin yeni tahsîsatindan yüklüce atiye verilmistir.

1935 yilina kadar câmiyi tezyin eden bu levhalar, câminin müzeye cevrilmsi ile yerlerinden indirilmis, fakat ebatlarinin büyüklügü sebebiyle câmiden cikarilamadigi icin tahta iskeleler üzerinde terk edilen, bu arada biri de kirilan levhalar 1949'da tekrar yerlerine asilmistir.

29 Kasım 2009 Pazar

ÂSIM BİN SABİT'İN (R.A.) ŞEHÎD EDİLMESİ

ÂSIM BİN SABİT'İN (R.A.) ŞEHÎD EDİLMESİ

Udal ve Kare kabilesinden bâzı kimseler hicretin dör­düncü yılının Safer ayında Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) huzuruna gelerek "Bizim aramızda müslüman olan kim­seler vardır. Bizlere dinimizi öğretecek, Kur'ân'ı okutacak kimseler gönder." dediler. Peygamberimiz de altı kişi gön­derdi ve onlara Âsım bin Sabit (r.a.)'i emîr tayin etti. Bu hâdise siyer kitaplarında Recî' gazvesi olarak geçer.

Onlar Medine'den ayrıldıktan sonra onları davet edenler sözlerinde durmadılar ve Hüzeyl kabilesinden yüz kişi ile müslümanlara saldırdılar. Sahâbîler civardaki bir dağa sığındılar. Müşrikler 'Dağdan inerseniz zarar vermeyeceğiz' diye söz verdiler. Âsım (r.a.) 'Vallahi ben bir kâfirin verdiği söze itimât etmiyorum, Yâ Rabbi, hâlimizi Peygamberine bildir.' diye duâ etti.

Müşrikler, Âsım bin Sabit (r.a.)'ı şehîd ettiler ve Sülâfe bin Sa'd'a satmak üzere kafasını kesmek istediler. Çünkü Sülâfe, Uhud'da iki oğlunu öldüren Âsim (r.a.)'ın kafata­sında şarap içmeyi adamıştı. O sırada bir grup arı gelerek cesedi korudu. Müşrikler "Akşam oluncaya kadar bıraka­lım, o zaman dönüp kafasını alırız." dediler. Fakat Allâhü Teâlâ bir sel gönderdi, Âsım (r.a.)'ın na'şını alıp götürdü. Âsım (r.a.) müslüman olduktan sonra hiçbir müşrike el sürmemeğe ve başka bir müşrikin de kendisine el sür­memesini Allah'tan niyaz etmişti. Allâhü Teâlâ'da onu ha­yâtta iken koruduğu gibi öldükten sonra da korudu. Anahtar Kelimeler: ÂSIM BİN SABİT'İN (R.A.) ŞEHÎD EDİLMESİ - Asim bin Sabit (r.a.) - emir - Reci gazvesi - Hüzeyl kabilesi - Sülafe bin Sa'd - kafatasi - sarap - ari - sel - naas -

27 Kasım 2009 Cuma

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN

KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN


AYISIGI BLOG olarak sevgili okurlarimizin ve tüm Islam aleminin Ramazan Bayramini en icten dileklerim ile kutlar, saglik mutluluk ve esenlikler dilerim. Sevdiklerinizle birlikte nice bayramlara insaAllah.
Ramazan Bayraminiz mübarek olsun - Ramazan Bayramınız mübarek olsun - Ramazan Bayramınız mübarek olsun - Ramazan Bayraminiz mübarek olsun
Saygilarimla
Blog Editörü

KURBAN BAYRAMI GÜNÜ MÜSTEHAB OLAN SEYLER

KURBAN BAYRAMI GÜNÜ MÜSTEHAB OLAN SEYLER


1- Namaza gitmeden misvak kullanmak.

2- Gusletmek.

3- Güzel bir koku sürünmek.

4- Temiz ve helâl elbise giymek.

5- Bayram sabahi erken kalkmak.

6- Kurban bayraminda fecr-i sâdikin dogmasindan evvelki vakitten (imsaktan) bayram namazini kilincaya kadar, oruclu gibi, orucu bozan seylerden uzak durmak.

7- Kurbanin etinden iftar etmek. Fahr-i Âlem Efendimiz (s.a.v.) kurbanin cigerinden ifar buyururlardi. (O günün ilk yemegini kurban cigerinden yemek müstehabdir.)

8- Mümkün ise namaza yürüyerek gitmek.

9- Namazdan sonra baska bir yoldan dönmek.

10- Neseli olmak.

11- Cok sadaka vermek.

12- "Tekabbelallâhü minnâ ve minküm" (Allah bizden ve sizden kabul buyursun.) diyerek akrabâ, komsu ve sevdiklerine duâ etmek ve onlarla musâfaha etmek.

13- Kurban bayrami namazina giderken yolda sesli tekbîr getirmek.

KURBAN KESTIKTEN SONRA NE YAPILMALI ?

KURBAN KESTIKTEN SONRA NE YAPILMALI ?

Kurban kesildikten sonra 2 rek'at tesekkür namazi kilinir. Zammi sûre olarak birinci rek'atte 1 Kevser Sûresi (innâ a'taynâ...), ikinci rek'atte 1 Ihlâs Sûresi (Kul hüvellâhü ehad...) okunur.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurdular ki: "Kurbaninizi kestiginizde elinizdeki bicagi birakin. Sonra iki rek'at namaz kilin. Müslümanlardan hangisi bu iki rek'at namazi kilar da Allâhü Teâlâ'dan bir sey isterse Allâhü Teâlâ o kimseye elbette istedigi seyi verir."

"Ya Rabbi! Bu koyun (sigir veya keci) sendendir, sanadir ve rizân icindir. Lütfunla ve kereminle Halîl'in Ibrâhim (a.s.) ve kurbanin Ismâîl (a.s.)'dan ve Habîb'in Muhammed (s.a.v.)'den kabul ettigin gibi kabul et; fazlin, lütfun ve kereminle yâ Ekrame'l-Ekramîn." diye duâ edilerek, dînî ve dünyevî hâcetler istenir.

26 Kasım 2009 Perşembe

BAYRAM NAMAZI NASIL KILINIR ?

BAYRAM NAMAZI NASIL KILINIR ?

Bayram namazı'nın her iki rek'atindeki üçer adet fazla tekbirlere "zevâid tekbirleri" denir. Vâcip olan bu tekbirler, birinci rek'atte kırâatten önce, ikinci rek'atte kırâatten sonra alınır.

Bayram namazı şöyle kılınır:

Birinci rek'atte "iftitâh tekbiri"nden sonra eller bağlanır ve "Sübhâneke"den sonra imâm sesli, cemâat ise gizlice "Allâhü ekber" diyerek eller kaldırılır ve yanlara salınır; ikinci tekbir alınır ve eller yanlara bırakılır; üçüncü tekbir alınıp eller bağlanır. İmam açıktan Fatiha'yı ve zamm-ı sûre okur, cemâat dinler. Rükû ve secdeden sonra da ikinci rek'ate kalkılır.

İkinci rek'atte imâm, önce Fatiha ve zamm-ı sûre okuduktan sonra birinci rek'atin başında alınan tekbirler bu kez kıyamın sonunda üç defa alınır ve eller hep yanlara salıverilir. Dördüncü tekbir ile rükûa giderek namaz tamamlanır.

AREFE VE BAYRAM GECELERI NE YAPMALI ?

AREFE VE BAYRAM GECELERİ NE YAPMALI ?

Arefe ve bayram geceleri mümkünse Hatm-i Enbiyâ, Hatm-i İstiğfar yapılır ve Tesbîh Namazı kılınır.

Hatm-i Enbiyâ icin önce Eûzü Besmele ile üç “Ihlas Sûresi” ile bir "Fatiha Sûresi" okunur. Sevabı, başta Peygamberimiz (s.a.v) olmak üzere bütün Peygamberlerin ve Evliyanın ve meşâyih-i Kiram’ın, din büyüklerinin, bu aziz dine hizmet edenlerin ruhlarına bağışlanır.

Sonra:

1- 100 defa Salevât-ı Şerife Getirilir.
“Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed”
2- 500 defa Hz. Âdem Aleyhisselâm’ın şu duası okunur:
“Rabbenâ Zalemna enfüsenâ ve inlem tağfirlenâ ve terhamnâ lenekûnne minelhâsiriyn”. Ve sonra yine 100 defa Salevât-i Şerife getirilir.
3- 100 defa yine Salevat-ı Şerife getirilir.
4- 500 defa Hz. Eyyûb Aleyhisselâm’ın şu duası okunur:
“Rabbi enni messeniyaddurru ve ente erhamürrahimiyn”
5- Tekrar 100 defa Salevat-ı Şerife getirilir.
6- 500 defa Hz. Yunus Aleyhisselam'ın şu duası okunur:
“Lâ İlâhe illâ ente Sübhâneke inni küntü minezzalimiyn.
7- Tekrar 100 defa Salevat-ı Şerife getirilir.
8- 500 defa “ Lâ havle ve lâ kuvete illâ billâhil’Aliyyil’Aziym.”
9- Tekrar 100 defa Salevat-ı Şerife getirilir.

Bu tertibi bitirince cenab-ı Hakk’a duâ ve niyazda bulunulur.

Hatm-i İstiğfar ise 1001 defa "Estağfirullâhe'l-azîm ve etûbü ileyk" diyerek istiğfar okumaktır.


(Duâ ve İbâdetler)