30 Haziran 2010 Çarşamba

KADER

KADER
30 HAZİRAN 2010 CARSAMBA


Îmânın altıncı şartı kadere inanmaktır. Kader, hayır ve şerrin, kaza ve kaderin, fayda ve zararın Allâhü Teâla'nın bilmesi, dilemesi ve yaratmasıyla olduğuna inanmaktır. Allâhü Teâlâ Hazretleri olmuş ve olacak her şeyi bilip ezelde takdir buyurmuştur. Lâkin kullara irâde-i cüz'iyye verip onu hasenata (hayra, sevaplara) sarf edenlere lütuf ve ihsan (ikram) eder; günâha sarf edenlere ise azâb eder.

Biz Allâhü Teâlâ Hazretlerinin zâtını da sıfatlarını da tam mânâsı ile bilemeyiz. O kendini Kur'ân-ı Kerîm'de ne türlü bildirdiyse biz de onu öyle biliriz. Kader ve kazanın sırrını gereği gibi anlayamayız. Bize lâzım olan, her işte sebeplere teşebbüs ile beraber Cenâb-ı Hakk'a tevekkül etmektir. Tarlayı sürüp tohumu ekmeli, sonra Cenâb-ı Hakk'a tevekkül etmeli (neticeyi beklemeli)dir.

Mısra:
"Tedbîrde kusur etme ki takdîre bühtan etmeyesin."

Kaynak: Fazilet Takvimi

29 Haziran 2010 Salı

EZAN ve KAMET

EZAN ve KAMET
29 HAZIİRAN 2010 SALI


Beş vakit namazdan evvel ezan ve kamet sünnettir. Namazın vakti girince ezan şöyle okunur:

Dört kere: Allâhü ekber
İki kere: Eşhedü en lâ ilahe illallah
İki kere: Eşhedü enne Muhammeden resûlullâh
İki kere: Hayye ale's-salâh
İki kere: Hayye ale'l-felâh
İki kere: Allâhü ekber
Bir kere: Lâ ilahe illallah

Sabah namazının ezanında 'hayye ale'l-felâh'dan sonra iki kere "essalâtü hayrun mine'n-nevm" demek müstehabtır.

Kâmetde ezan gibidir. Lâkin kamette "hayye ale'l-felâh"lardan sonra iki kere "kad kâmeti's-salâh" denir.

Kaynak: Fazilet Takvimi

EZAN-I MUHAMMEDİ

EZÂN-I MUHAMMEDİ
29 HAZİRAN 2010 SALI


Ezan, lûgatta bildirmek demektir. Dinde, farz namaz­lar için belli vakitlerde ma'lûm şekil ile okunan mübarek sözlerden ibarettir. Ezan okuyana "müezzin" denir.

Farz namazlar için ezan okumak, bu namazların kılı­nacağını ilân edip bildirmek, kitap ve sünnetle sabittir. Fakat İslâm'ın başlangıcında namaz vakti gelince bir müddet: "Essalâte, essalâte (namaza, namaza)" veya: "Essalâtü câmiatün (namaz toplayıcıdır)" deniliyordu.

Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) hicretinin birinci yı­lında, Medine-i Münevvere'de Mescid-i Nebevî inşâ edi­lip tamamlanmıştı, Ashâb-ı Kiram toplanarak cemâatle namaz kılmaya başlamışlardı. İşte bu sırada Peygam­ber Efendimiz (s.a.v.) namaz vakitlerinin duyurulması hususunda ashabı ile istişarede bulundu. Nihayet As­hâb-ı Kirâm'dan bazı zatların aynı şekilde görmüş oldukları sâdık rüya ile ve sonra vahiy ile bildiğimiz gibi ezan okunmaya başlanmıştır. Bu ezan Müslümanlığın en büyük alâmetlerinden biridir ve erkekler için vâcib kuvvetinde sünnet-i müekkededir.

Ezân-ı Muhammedi ile halka hem namaz vakitleri, hem de namazların kılınacağı bildirilmiş olur. Bununla beraber, bütün dünyâya karşı İslâm dininin esasları; Allâhü Teâla'nın birliği, Muhammed Mustafa'nın (s.a.v.) Allah'ın resulü olduğu, necat ve felahın yani kurtuluşun namaz ibâdetinde olduğu ilân edilmiş, bildirilmiş olur.

Yeryüzünde namaz vakitleri değişik saatlere rastla­maktadır. Bu bakımdan dünyâda ezan okunup namaz kılınmayan hiçbir saat yoktur. Ezan ile İslâm ma'betlerinin minarelerinden bütün insaniyet âlemine Allâhü Teâla'nın varlığı, birliği, azameti, Muhammed Mustafâ'­nın (s.a.v.) peygamberliği, namazm felah ve necata; dünya ve âhirette kurtuluşa sebep olduğu, yüksek bir sesle ilan edilmektedir.

Kaynak: Fazilet Takvimi

28 Haziran 2010 Pazartesi

GURBETÇİ AİLE KAZA YAPTI: 5 ÖLÜ

GURBETÇİ AİLE KAZA YAPTI: 5 ÖLÜ
28 HAZIRAN 2010 PAZARTESI


DANİMARKA'dan ailesiyle Türkiye'ye tatile gelen Ömer Baydak (38) yönetimindeki ZY 30-737 yabancı plakalı otomobil, Afyonkarahisar’ın Çay İlçesi’nde, iddiaya göre aşırı hız ve sürücüsünün direksiyon başında uyuması sonucu takla atıp şarampole yuvarlandı. Kazada 3’ü çocuk 5 kişi öldü, 2 kişi yaralandı. Kazada ölen çocuklardan geriye yola savrulan oyuncakları kaldı.

Kaza, bugün saat 06.00 sıralarında Afyonkarahisar- Konya karayolunun 51’inci kilometresinde meydana geldi. Ömer Baydak yönetimindeki ZY 30737 Danimarka plakalı otomobil, takla atıp şarampole yuvarlandı. Kazada, hurdaya dönen araçta bulunan Sudenaz Baydak (1), Serdar Tolga Baydak (11) ve Hatun Bayhan (46) olay yerinde, sürücü Ömer Baydak ve Yaren Bayhan da (11) ambulansla kaldırıldığı Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Yaralı Semih Baydak (14) ve Serhan Baydak (8) ambulansla Akşehir Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

OYUNCAKLAR YOLA SAVRULDU

Kaza yerinde, ölen çocukların çocukların yola savrulan oyuncakları dikkat çekti. Olay yerinde ölen 3 kişinin cesedi, otopsi yapılmak üzere Çay Devlet Hastanesi Morgu’na kaldırıldı. Ömer Baydak ve ailesi ile otomobilde bulunan Bayhan ailesininin, Danimarka’dan tatil için memleketleri Sivas’a gittikleri belirtildi. Anahtar Kelimeler: sivas, Afyonkarahisar, şarampol, memleket, otomobil, gurbetçi, aile, gurbetci, araba, kaza, trafik kazasi, danimarka, danimarkali, yuvarlanma,

GÜZEL AHLAK MÜSLÜMANIN ZİNETİDİR

GÜZEL AHLÂK MÜSLÜMANIN ZÎNETİDİR
28 HAZİRAN 2010 PAZARTESİ


Güzel ahlâk, imânın alâmeti, İslâm'ın zînetidir. Mümin­ler nefislerini kötü huylardan temizleyerek güzel ahlâk ile ahlâklanmalıdır. Kötü ahlâk insanı günahlara sevkeder. Güzel ahlâk ise dünya ve âhirette selâmet ve saadete sebep olur.

Bir şeyde ihtiyaçtan fazlasını kullanmak israf olduğun­dan mekruhtur. Bunun zıddı olan cimrilik de zemmedilmiştir. İkisinin ortası olan cömertlik güzeldir. İnsan dâima îtidâl üzere (orta yolda) olmalıdır.

Kibir, şeytânın sıfatıdır. Hakkı bilirken inat etmek ve bâtıl üzerine ısrar etmek gibi kötü ahlâklar kibirden kay­naklanır. Kibriya ve azamet Allâhü Teâlâ Hazretlerine mahsûstur. İnsan, kendi acziyet ve küçüklüğünü bilip de kibirlenmemeli, yine kibrin tam zıddı olan zilletin de mak­bul olmadığını bilmelidir. Tevazu; alçak gönüllü olmak mü'mine yakışan güzel ahlâktandır.

Müslüman, emânete hıyanet etmekten, yalan söyle­mekten, hîle ile insanları aldatmaktan uzak durmalıdır.

Riya (gösteriş) kötü ahlâktandır. Mü'min riyadan sakın­malı ve dâima ihlâs üzere olmalıdır. Allâhü Teâlâ'ya, Peygamber Efendimiz'e ve onun Ashâbı'na ve sâlih mü'minlere suizan etmek; onlar hakkında kötü şeyler düşünmek büyük günâhtır. Buğz (düşmanlık), kin, gıy­bet ve iftira gibi nice kötü ahlâk, sûizandan meydana gelir.

Haset yani diğer bir kimsedeki nimeti kıskanmak pek çir­kin bir huydur. Hasedin karşılığı olan iyiliği istemek ise İs­lâm dininde güzel bir huydur. Mü'min, kendisi hakkında re­va görmediği şeyi başkası hakkında da reva görmemelidir.

Tevekkül, kanâat, sabır ve şükür güzel ahlâktandır. Her şeyi yoktan var eden Allah'a teşekkür ve onun emrine ta'zim (hürmet) etmek kulluk îcâbıdır. İnsanlardan görülen nimet ve ihsana (iyiliklere) teşekkür de mürüvvet ve in­saniyet icâbıdır. Halka teşekkür etmeyen Hâlık'a da şükretmez. Şükretmek övülmüş, küfrân-i nimet (nankörlük) ise çirkin görülmüştür. Allâhü Teâlâ'nın emrine ta'zîm (hür­met) ve onun yarattıklarına şefkat ibâdettir. Gönül kırmak pek çirkin bir huydur ve günâhtır.

Kaynak: Fazilet Takvimi

27 Haziran 2010 Pazar

UHUD HARBİNDEN BİR SAHNE

UHUD HARBİNDEN BİR SAHNE
27 HAZİRAN 2010 PAZAR


Müslümanların Mekke'den Medine'ye hicretlerinin 3. yılında yapılan Uhud harbinde okçuların yerlerinden ay­rılması üzerine düşman İslâm askerini arkadan vurup bütün kuvvetleriyle Resûlullâh'a doğru hücum etti. Ashâb-ı Kiram şiddetle çarpıştı. İbn-i Kamie adında bir müşrik Resûlullâh'a (s.a.v.) bir taş atarak mübarek dişi­ni kırdı ve mübarek yüzünü yaraladı. Mus'ab bin Umeyr (r.a.) Peygamberimizi müdâfaa ederken İbn-i Kamie onu şehid etmiş ve onu Resûlullâh zannederek 'Muhammed'i öldürdüm.' demişti. O zaman kim olduğu belli olmayan birisi 'Biliniz ki Muhammed öldürüldü!..' diye acı bir şekilde haykırmıştı. Bu sesin yayılmasıyla asker­ler kaçmaya başlamışlardı. Resûlullâh "Allah'ın kulları, bana doğru" diye çağırıyordu.

Bu sırada ashabdan ilk önce Kâ'b bin Mâlik (r.a.) miğ­ferin altında parlayan gözlerinden Resûlullâhı tanımış, en yüksek sesiyle "Ey müslümanlar! Müjde, Resûlullâh işte!.." diye alabildiğine bağırmış, Resûlullâh da (s.a.v.) ona susmasını işaret etmiş, hemen otuz kadar ashâb Resûlullâhın yanına toplanmıştı. Nihayet müşrikleri def'eylemişler ve kalanları dağılmışlardı.

Ashâb-ı Kiram "Muhammed öldürüldü." şayiası üzerine çok sarsılmışlar ve perîşân olmuşlardı. Bazıları ümitsizlik eseri bazı şeyler söylemiş, münafıklar da kalblerindeki hastalığı dışarı vurmuş iken Enes bin Nadr Hazretleri kalk­mış "Ey kavim! Eğer Muhammed öldürüldü ise Muhammed'in Rabbi diridir ve ölmez. Resûlullâh'dan sonra sağ kalıp da ne yapacaksınız? Onun muharebe ettiği uğurda muharebe edin ve onun öldüğü uğurda şerefinizle ölün!.." demiş. Sonra "Allah'ım! Münafıkların dediklerinden sana sığınırım ve şunların -yani münafıkların- yaptıklarından sana sığınırım." diye duâ ettikten sonra kılıcını çekip mu­harebeye atılmış ve şehid oluncaya kadar harb etmişti. Yetmiş yara aldığı rivayet olunur. Bazı ashâb da aynı su­retle şehid olmuşlardı.

Bunun üzerine Âl-i İmrân sûresinin 144. âyeti nazil olmuştur.

Kaynak: Fazilet Takvimi

SÜNNETİN DİNİMİZDEKİ YERİ

SÜNNETİN DİNİMİZDEKİ YERİ
27 HAZIRAN 2010 PAZAR

"Kişinin koltuğuna kurulup benden hadîs nakletmesi ve 'Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı var. Onda helâl olarak bulduğumuzu helâl sayar, haram olarak bulduğumuzu da haram sayarız.' demesi yakındır. Dikkat edin! Resûlullah'ın (hadîs-i şerîflerinde) haram kıldığı da Allah'ın (Kur'ân'da) haram kıldığı gibidir."

İmrân bin Husayn (r.a.) şefaate dâir hadîs-i şerîfi zikretti. Orada bulunanlardan bir kişi:

- Ya İmrân! Siz bizlere hadîs rivayet ediyorsunuz. Fakat biz bunların Kur'ân-ı Kerîm'de aslını bulamıyoruz, dedi. İmrân (r.a.) bu söz üzerine o adama şöyle dedi:

- Sen Kur'ân-ı Kerîm okudun mu?

- Evet.

- Kur'ân-ı Kerîm'de yatsı namazının dört, akşamın üç, sabahın iki, öğleyle ikindinin de dört rekat olduğunu bulabildin mi?

- Hayır.

- Peki bunları kimden öğrendin? Bizden öğrenmedin mi? Biz de Resûlullah'tan (s.a.v.) öğrenmedik mi? Siz Kur'ân'da kırk koyunda bir koyun, şu kadar deveye şu kadar, şu kadar paraya şu kadar dirhem(gümüş para) zekât düştüğünü bulabildiniz mi?

- Hayır.

- Öyleyse bunları kimden öğrendiniz? Bizden öğrenmediniz mi? Biz de Resûlullah'tan (s.a.v.) öğrenmedik mi? Yine Kur'ân'da "...Ve o beyt-i atîki (Kabe'yi) tavaf etsinler." (Hac- 29) âyetini görmediniz mi? Orada 'Kâbe'yi yedi defa tavaf edin, makamın arkasında iki rek'at namaz kılın' diye bir şeye rastladınız mı?

- Hayır.

İmrân (r.a.), Siz Allâhü Teâlâ'nın Kur'ân'ında şöyle buyurduğunu duymadınız mı? (meâlen) "...Bir de peygamber size her ne (emir) verirse tutun, nehyettiginden (yasakladığından)de sakının..." (Haşr Sûresi, âyet 7)

İmrân (r.a.) daha sonra şöyle dedi: Biz Resûlullah'tan (s.a.v.) sizin bilmediğiniz şeyler öğrendik.

Kaynak: Fazilet Takvimi

RESULULLAH EFENDİMİZİN (S.A.V.) İRTİHALİ

RESÛLULLÂH EFENDİMİZİN (S.A.V.) İRTİHÂLİ
27 HAZIRAN 2010 PAZAR

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), hicretin onuncu senesinde veda haccından sonra, 'Bakınız, tebliğ ettim mi? Bakınız, tebliğ ettim mi?' buyurduğu meşhur veda hutbesinden sonra Medîne'ye dönmüştü. Hep hamd ile teşbih ediyordu. Bu arada "Eğer bilirseniz, hem korunun, öyle bir güne ha­zırlanın ki döndürülüp o gün Allah'a götürüleceksiniz, son­ra herkese kazandığı tamamıyla ödenecek ve hiç bir zulme mâruz olmayacaklar." (Bakara, 281) mealindeki âyet nazil olmuştu. Derken hicretin on birinci yılı Safer ayının sonla­rında bir baş ağrısından rahatsızlandı. Rebîulevvel ayının on ikinci gününe kadar devam eden bu rahatsızlığı esna­sında dahi son üç günün dışında mescid-i saadete çıkıp namazı kıldırmaktan geri kalmamıştı. Bir gün minbere çıkıp hamd ve sena ettikten sonra,

"Ben kimin sırtına bir değnek vurdumsa işte sırtım, benden kısas etsin. Ve eğer ben bir kimsenin şerefini incitmiş isem işte şerefim; hakkını alsın, kısas etsin. Ben kimsenin malını almışsam işte malım; ondan alsın ve benim tarafımdan husûmet olur diye kork­masın, o benim sânımdan değildir." buyurup indi. Öğle namazını kıldıktan sonra yine minbere döndü, evvelki sözünü tekrar etti. Bunun üzerine üç dirhem iddia eden bir kişiye derhal bedelini verdi, sonra şöyle buyurdu: "Ha­beriniz olsun, dünyâ mahcubluğu âhiret mahcubluğundan daha hafiftir." Sonra Uhud şehitlerine duâ etti ve on­lar için istiğfar eyledi. Sonra da "Allah bir kulu dünyâ ile kendine kavuşması arasında serbest bıraktı da o Allah'a kavuşmayı tercih etti." buyurması üzerine Hz. Ebu Bekir ağladı ve 'canımız, malımız, babamız ve ço­cuklarımız sana feda olsun!' dedi. Sonra üç gün mescide çıkamamıştı. Ezan okununca "Ebu Bekir'e emredin, na­mazı kıldırsın." buyurdu. Rebîulevvel'in on ikinci pazarte­si günü önündeki bardağa mübarek elini batırıp su ile yüzünü mesnetti. "Allâhümme eınnî alâ sekerâti'l-mevti" (Allah'ım, bana ölüm sekerâtına karşı yardım et.) diyerek duâ etti. Kuşluk vaktinde vaziyeti ağırlaştı. Hz. Âişe (r.an­hâ) Resûlullah'ın mübarek başını kucağına almıştı, "Allahümme, refîka'l-a'lâ" diyerek gözünü yumdu, Rabb'ine kavuştu. Sallallahü aleyhi ve sellem.

Kaynak: Fazilet Takvimi

26 Haziran 2010 Cumartesi

"RESULULLAH AHLÂKÇA İNSANLARIN EN GÜZELİDİR”

"RESULULLAH AHLÂKÇA İNSANLARIN EN GÜZELİDİR”
26 HAZİRAN 2010 CUMARTESİ

Allâhü Teâlâ Kalem sûresi, 4. âyet'inde "(Habîbim Ahmed), Muhakkak sen pek büyük bir ahlâk üzerin­desin." buyurmuştur. Hz. Âişe (r.anhâ) "Resûlullah'ın ahlâkı Kur'ân idi. Kur'ân'ın razı olduğuna razı olur, gazaplandığına da gazaplanırdı." buyurmuştur. Peygam­ber Efendimiz "Ben, güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim." buyurmuştur. Hz. Enes (r.a.) peygamberi­mizin ahlâkı hakkında "Resûlullâh (s.a.v.) ahlâkça in­sanların en güzelidir." buyurmuştur.

Resûlullâh, insanların en cömerdi idi. Dâima afveder, hoşuna gitmeyen şeylere karşı sabrederdi. Şecâatli idi. İnsanların en hayâlısı idi, ayıp ve kusurları görmez, on­lara göz yumardı. Bütün yaratılmışlara karşı şefkatli ve merhametli idi. Ahdinde (verdiği sözünde) sâdık idi. Akrabalarını ziyaret eder, onların hallerini sorardı.

Peygamberimiz çok mütevazı idi, kendisinde hiç kibir yoktu: Merkebe biner, bineğinin arkasına başkalarını bin­dirir, fakirleri ziyaret eder, onlarla oturup sohbet eder, kö­lelerin davetine gider, ashabının arasında otururdu.

Evinde ailesinin işlerinde onlara yardımcı olur, koyun sağar, elbisesini yamar, ayakkabılarını tamir eder, evini süpürür, devesini bağlar, yemini verir ve sulardı. Hiz­metkarlarıyla beraber yemek yer ve onlarla hamur yoğururdu. Çarşıdan eşyalarını kendisi taşırdı.

O, insanların en güveniliri idi, nübüvvetinden önce bile kendisine "Emîn" denilmişti. İnsanlar arasında âdil ve ağırbaşlı idi. Güldüğü zaman tebessüm ederek gülerdi. İhtiyaç hâlinde konuşur, ihtiyaç olmadığı zaman susardı.

Konuşmasında ne fazlalık ve ne de noksanlık olurdu. Tane tane konuşur, konuştuğu kelimeler sayılsa say­mak mümkün olurdu. Güzel kokuyu sever, kullanır ve kullanılmasını teşvik ederdi. Bulunduğu meclis, haya, hayır ve emânet meclisiydi. Orada ses yükseltilmezdi.

Hakkın rızâsına ve âhiret ni'metlerine nail olmak için çalışır, dünyâ varlığına rağbet etmezdi.

Kaynak: Fazilet Takvimi

MÜMİNLERİN ANNESİ HAZRET-İ ÂİŞE (R. ANHÂ)

MÜMİNLERİN ANNESİ HAZRET-İ ÂİŞE (R. ANHÂ)
26 Haziran 2010 Cumartesi

Hz. Âişe (r.anhâ) Resûl-i Ekrem (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizin muhtereme hanımı, Hz. Ebû Bekir'in kızı, bütün müminlerin validesi (annesi)dir.

Bu muhtereme validemiz, Resûl-i Ekrem'e çok hizmet­lerde bulunmuş, ondan çok ilim ve irfan almış, neşrettiği din ilmi ile İslâm âlemini aydınlatmıştır. Hazret-i Âişe'nin zekâsı, dirayeti, nezâheti(iffeti ve temizliği), ilmî kudreti fevkalâde idi. Onun nezâhetini Kur'ân-ı Kerîm ilân etmek­tedir. Onun bu nezâhetine aykırı bir söz söyleyecek bir Müslüman tasavvur edilemez. Böyle bir söze cesaret edenlerin -Kur'ân-ı Azîm'in tezkiyesine, bütün müslümanların hüsnü şahadetine aykırı bulunacağı cihetle- İslâmiyet'le hiçbir alâkası bulunamaz.

Cebrail aleyhisselâm, Resûl-i Ekrem vasıtasıyla Hz. Âişe'ye selâm vermiş, Âişe-i Sıddîka validemiz de selâmını almıştır. Cebrail (a.s.)'ın bu iltifatı, Hz. Âişe'nin Allâhü Teâlâ nezdindeki yüceliğine bir delildir. Aişe-i Sıddîka validemiz, Ashâb-ı Kirâm'ın dînin hükümlerini en iyi bilenlerindendir.

Ashâb-ı Kiram arasında çok hadîs-i şerîf rivayet eden yedi zât vardır ki, bunlardan biri de mü'minlerin annesi Hz. Âişe'dir. Hazret-i Âişe validemiz babası Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Fâtıma ve Sa'd b. Ebî Vakkas'tan hadis rivayet etmiştir. Hz. Ömer ve oğlu Abdullah, Ebû Hureyre, Ibn-i Abbas (radıyallâhü anhüm) gibi birçok sahâbî de kendisinden hadis almıştır.

Peygamberimizin en sevdiği zevcesi olan Hz. Âişe, Resûlullâh Efendimizden 2210 hadîs-i şerîf rivayet buyurmuştur. Dinimizin birçok hükmü bu hadîslere dayanmaktadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onun evinde ve mübarek başı onun kucağında iken vefat etti ve onun evine defnolundu. Babası Hz. Ebû Bekir, peygamberlerden sonra insanların en faziletlisidir. Ashabın büyükleri dînî hususta bir müşkilât olduğu zaman ona müracaat ederlerdi. Hicretin 58. senesinde Ramazan ayında Medîne-i Münevvere'de vefat etmiş, Ebû Hureyre (r.a.) namazını kıldırmış, Baki' kabristanına defnedilmiştir. (Radıyallâhü teâlâ anhâ)

Kaynak: Fazilet Takvimi

25 Haziran 2010 Cuma

Gurbetçi aile kaza yaptı: 3 Ölü

Gurbetçi aile kaza yaptı: 3 Ölü
25 Haziran 2010 Cuma

Edinilen bilgiye göre, Almanya'dan yaz tatillerini geçirmek üzere Kapıkule Sınır Kapısı'ndan yurda giriş yapan Arzu Türk'ün (37) kullandığı H-HA 6161 plakalı otomobil, İstanbul istikametine giderken Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesi E-80 kara yolunun Kavakderesi mevkisinde, yol kenarında sürücü Mustafa Bağcı'nın lastiğini değiştirmek için park ettiği 34 FF 5623 plakalı tıra çarptı.

Kazada Türk'ün kullandığı otomobilde bulunan eşi Mehmet (37), oğlu Abdullah (12) ve kızı Hilal Türk (8) olay yerinde hayatlarini kaybetti.

Yaralı sürücü Arzu Türk, Lüleburgaz Medikent Hastanesi'nde, tır sürücüsü Bağcı da Tekirdağ'ın Çorlu ilçesindeki Şifa Hastanesinde tedavi altına alındı.

Bu arada, trafik kazasında otomobildeki çocuklara ait olan ve yol üzerine saçılan giyim eşyaları ve oyuncaklar, polis ve jandarma ekipleri tarafından toplanarak muhafaza altına alındı. Anahtar Kelimeler: Gurbetci aile trafik kazasi - Gurbetci aile kaza yapti - Almanya - Türkiye - Lüleburgaz - TEM yolu - Arzu Türk - Mehmet Türk - Abdullah Türk - Hilal Türk - Deutschland - Hannover - H HA 6161 - HH A 6161 - 34 FF 5623 -

2 şehidin kimliği ve memleketi belli oldu

2 şehidin kimliği ve memleketi belli oldu
25 Haziran 2010 Cuma

Elazığ'ın Karakoçan ilçesi kırsalındaki çatışmada şehit olan askerlerin kimlikleri belirlendi. Bu kez şehit acısı Güneydoğu'ya, terörün en büyük zararları verdiği ilçelerden birine düştü. İki şehidin kimliği ve memleketleri:

Karakoçan ilçesine bağlı Yoğunağaç Köyü yakınlarındaki kara yolunda, görevden dönen Jandarma timine teröristlerce açılan ateş sonucu şehit olan askerlerin, Hakkari'nin Çukurca ilçesi nüfusuna kayıtlı Jandarma Er Süleyman Akan (24) ve Diyarbakır'ın Erdemli ilçesi nüfusuna kayıtlı Jandarma Er Zülküf Aksoy (21) olduğu açıklandı.

Şehit cenazelerinin, Fırat Üniversitesi Hastanesi'ndeki işlemlerin ardından memleketlerine gönderileceği belirtildi.

Yoğunağaç köyü kırsalındaki saldırıda, Şerife Gezici (70) adlı vatandaş da hayatını kaybetmiş, 1 asker, 1 çocuk toplam 5 kişi yaralanmıştı.

ÇATIŞMADA ŞEHİT OLAN JANDARMA ER ZÜLKÜF AKSOY, DİYARBAKIR'IN ERGANİ İLÇESİNDE TOPRAĞA VERİLECEK

Elazığ'ın Karakoçan ilçesinde çıkan çatışmada şehit olan Jandarma Er Zülküf Aksoy (21), Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde toprağa verilecek.

Ergani Kaymakamı Ramazan Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Elazığ'ın Karakoçan ilçesine bağlı Yoğunağaç Köyü kırsalında güvenlik güçleri ile bir grup terörist arasında çıkan çatışmada şehit olan er Zülküf Aksoy'un, ilçeye bağlı Ziyaret köyünde geçici köy korucu olan Salim Aksoy'un oğlu olduğunu söyledi.

Yıldırım, Aksoy'un, terhisine 4 ay kala şehit olduğunu belirterek, cenazesinin cuma namazının ardından toprağa verileceğini kaydetti.

Şehit Aksoy'un cenaze törenine, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker'in de katılacağı belirtildi.

YARALI GEZİCİ: ANİDEN ATEŞ ETTİLER. HANGİ TARAF ATEŞ ETTİ BİLEMİYORUM. KARANLIKTI. RESMEN BİZİ ATEŞE BAĞLADILAR

Elazığ'ın Karakoçan ilçesi kırsalındaki çatışmada bir üyesini yitiren Gezici ailesinin yatır ziyaretine giderken ateş altında kaldığı bildirildi.

Fırat Üniversitesi Hastanesinde tedavisi süren Ali Gezici, gazetecilere yaptığı açıklamada saldırıda annesi Şerife Gezici'nin öldüğünü, eşi Bedriye, oğlu İsmail ile yeğeni Mazlum Gezici'nin yaralandığını söyledi.

Karakoçan ilçe merkezinde yaşadıklarını, Yoğunağaç Köyü'ndeki Çori Bori Baba'yı ziyaret etmek için yola çıktıklarını anlatan Gezici, şunları söyledi:

''Aniden ateş ettiler. Hangi taraf ateş etti bilemiyorum. Karanlıktı. Resmen bizi ateşe bağladılar. Akşam 20.30-21.00 arası olay oldu. Ateş nereden geldi bilmiyorum. Sadece mermi yediğimizi gördüm. Biz orada bir, bir buçuk saat kaldık. Kimse oraya gelemedi. Bir tanıdığımın minibüsü vardı. Yaralı haldeyken ona telefon ettim. O adam geldi, ancak komutanın ikazı nedeniyle çatışma nedeniyle izin verilemediği için olay yerine giremedi. Çatışma biraz sakinleştikten sonra arkadaş geldi. Minibüsle Karakoçan Devlet Hastanesi'ne geldik. Oradan da helikopterle Elazığ'a geldik.''

Yoğunağaç köyü kırsalındaki çatışmada 2'si asker 3 kişi hayatını kaybetmiş, 1 asker, 1 çocuk toplam 5 kişi de yaralanmıştı.

Kaynak: AA

24 Haziran 2010 Perşembe

Elazığ'da askeri araca saldırı: 2 şehit

Elazığ'da askeri araca saldırı: 2 şehit
24 Haziran 2010 Persembe

Elazığ'da operasyonları sürdüren güvenlik güçlerinin devriye aracına PKK tarafından saldırı düzenlendi.. Olayda 2 asker şehit oldu 1 vatandaş da hayatını kaybetti.. Aynı çatışmada 2 vatandaş ve 3 asker de yaralandı.

Elazığ'ın Karakoçan ilçesine bağlı Yoğunağaç Köyü kırsalında güvenlik güçleri ile bir grup terörist arasında çıkan çatışmada, yaralanan askerlerden 2'si şehit oldu.

Alınan bilgiye göre, ilçeye bağlı Yoğunağaç Köyü yakınlarındaki kara yolunda görevden dönen Jandarma timi, teröristlerce pusuya düşürüldü.

Saldırıda 1 vatandaş hayatını kaybederken, yaralı olarak Elazığ Askeri Hastanesi'ne kaldırılan askerlerden 2'si şehit oldu.

1 askerin ise Karakoçan Devlet Hastanesi'nde ameliyata alındığı öğrenildi. Saldırıda yaralanan 3 vatandaşın da aynı hastanede tedavilerinin sürdürüldüğü bildirildi.

Yaralı vatandaşların sepetli motosikletleriyle kara yolundan geçtikleri sırada saldırının gerçekleştiği belirtildi.

Kaynak: ANADOLU AJANSI

23 Haziran 2010 Çarşamba

Baş ağrısına iyi gelen 9 besin

Baş ağrısına iyi gelen 9 besin
22 Haziran 2010 Carsamba

Mevsim değişikliğinden ve uykusuzluktan başınız ağrıyorsa bilim adamları hastalara ilaç değil bazı besinler öneriyor. Ağrı kesici ve ilaçların etkisiz kaldığı anlarda yenilebilecek besinler şöyle:

FIRINDA PATATES: Akşamdan kalanlar için potasyum deposu patates öneriliyor. Fırında yapılan patatesler vücuttaki sıvı oranını dengeliyor.

KARPUZ: Vücutta su kaybı baş ağrısının en önemli nedenidir. Başta karpuz olmak süre sulu meyvelerin tercih edilmesi gerekiyor.

KAHVE: Tüketilen aşırı alkol sonrasında damarlar genişleyebilir ve baş ağrısının etkisi artar. Kahvenin içindeki kafein damarları daraltarak baş ağrısının önüne geçer

TAM TAHILLI EKMEK: Karbonhidrat eksikliği baş ağrısına neden olur. Tam tahıllı ekmek vücutta aşırı su kaybını düzenlerken baş ağrısını ortadan kaldırır.

BADEM: Badem içinde barındırdığı magnezyum sayesinde damarları rahatlatır ve migren ve baş ağrısının önüne geçer.

YOĞURT: Kalsiyum deposu yağsız yoğurt baş ağrısına birebirdir.

BAHARATLI YEMEKLER: Kırmızı biber ve benzeri baharatlı soslar baş ağrısının etkisini diğer besinlere göre daha çabuk azaltır. Özellikle sinüzitlerinde sorunlar olanlar baharatlı yemekler yerse solunum yolları daha çabuk açılır.

SUSAM: Susam özellikle kadınlar için çok önemli bir besin. Barındırdığı yüksek oranda E vitamini kadınların özel günlerinde baş ağrısını ortadan kaldırıyor.

ISPANAK: Tansiyonu düşüren ıspanak baş ağrısına iyi geliyor. Uzmanlar ıspanağın etkisinin artması için sebzenin yapraklarından salata yapılarak tüketilmesini tavsiye ediyor.

22 Haziran 2010 Salı

Halkalı'da yaralı astsubay şehit oldu

Halkalı'da yaralı astsubay şehit oldu
22 Haziran 2010 Sali


İstanbul Halkalı'da askeri personel taşıyan araca yönelik yapılan bombalı saldırıda 1'i askeri personelin kızı olmak üzere 4 şehit vardı. Gelen yeni bilgiye göre, 1 asker daha tedavi gördüğü hastanede şehit oldu.

İstanbul Halkalı’da, Jandarma İl Komutanlığı personelini taşıyan aracın geçişi sırasında meydana gelen patlamada yaşamını yitirenlerin sayısı 5'e yükseldi.

Saldırıdan sonra hastanede tedavi altına alınan yaralılardan durumu ağır olan astsubayın da hayatını kaybettiği bildirildi. Saldırı sonucu 4 asker şehit olurken, asker çocuğu 17 yaşındaki Buse Sarıyağ hayatını kaybetti

Kaynak: ANKA

Halkali'da askeri servise bomba: 4 Şehit

Halkalı'da askeri servise bomba: 4 Şehit
22 Haziran 2010 Sali

Halkalı'da sabah saat 07.30'da askeri lojman yakınlarında asker taşıyan sivil otobüse uzaktan kumandayla bombalı saldırı düzenlendi. Patlamada Üç uzman çavuş şehit oldu. 17 yaşındaki bir subayın kızı da hayatını kaybedip sehit oldu.

Halkalı'da, askeri personel taşıyan bir otobüsün yakınında meydana gelen patlama sonucunda yaralananlar olduğu bildirildi. Halkalı askeri lojmanlardan personel alan bir otobüs Atakent Kimsesizler Mezarlığı yakınlarından geçerken bir patlama meydana geldi.

ÜÇ UZMAN ŞEHİT, 17 YAŞINDAKİ BUSE DE HAYATINI KAYBETTİ

Araçta bulunan 3 uzman çavuş ve babasıyla okula giden bir askerin 17 yaşındaki kızı yaşamını yitirdi. Patlamada 2'si ağır, 15 kişi de yaralandı. Ameliyata alınan yaralıların durumunun çok ağır olduğu ve ciddiyetini koruduğu öğrenildi. Ağır yaralıların da uzman çavuş olduğu belirtildi.

Saldırıda hayatını kaybeden jandarma uzman çavuşların Çağlar Bölük ve Uğur Ekir, ölen kızın ise 17 yaşındaki Buse Sarıyağ olduğu öğrenildi.

Son gelen bilgilere göre şu anda 2'si ağır 15 kiş yaralı var.

Ayrıntılar gelecek

Kaynak: Ajanslar

21 Haziran 2010 Pazartesi

Diyarbakır'da karakola saldırı: 1 şehit

Diyarbakır'da karakola saldırı: 1 şehit
21 Haziran 2010 Pazartesi

Diyarbakır'da Bağdere köyü karakoluna terör örgütü PKK tarafından saldırı düzenlendi. İlk belirlemelere 1 asker şehit olurken, çıkan çatışmada da 4 PKK'lı terörist öldürüldü..

Diyarbakır'ın Silvan ilçesindeki Bağdere jandarma karakoluna PKK'lı bir grup terörist tarafından taciz ateşi açıldı.

Olayda 1 asker şehit olaurken, 1 asker de yaralandı.

Alınan bilgilere göre, akşam saatlerinde ilçeye 18 kilometre uzaklıkta bulunan Çatakköprü ve Bağdere jandarma karakollarına PKK'lı bir grup terörist tarafından ateş açıldı.

Güvenlik güçlerinin karşılık verilmesi üzerine çatışma çıktı. Açılan ilk ateşte yaralanan 2 askerden biri kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Bölgede geniş çaplı operasyon başlatıldı.

Kaynak: CİHAN HABER AJANSI

20 Haziran 2010 Pazar

Şehitlerimize Van'da özel tören

Şehitlerimize Van'da özel tören
20 Haziran 2010 Pazar

Başbakan Erdoğan ile Org. Başbuğ, Bakanlar Atalay ile Bağış ve AB üyesi bazı ülkelerin Büyükelçileri Van'da, Hakkari'de şehit olan askerlerin uğurlama törenine katıldı. Devlet şehitler için ilk defa böyle bir tören düzenledi.

Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Nazım Altıntaş, ''Hepimiz biliyoruz ki uzun yıllar hedef, yöntem ve söylemlerini değiştirerek, devam eden terör olayları, bir amaç değil ülkemizin birlik ve bütünlüğüne kastedenlerin kullandığı kanlı bir araçtır'' dedi.

Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki terörist saldırıda şehit düşen askerler piyade onbaşı Mustafa Kayın (Edirne-Keşan), piyade erler Mutlu Saydam (Muş), Mehmet Ali Tosun (Aydın), Oğuz Yelken (Edirne-Uzunköprü), Sabahattin Derin (Muğla-Milas), Ramazan Erdem (Zonguldak-Ereğli), Elas Esendere (Kahramanmaraş-Göksun) ve Hüseyin Köksal (Ankara), Süleyman Ballan (Konya) ile bölgede yürütülen oprasyonda araziye döşenen patlayıcının infılak etmesi sonucu şehit olan Uzman Çavuş Ömer Kara (Mersin-Tarsus) ve Jandarma Çavuş Yusuf Pazar (Ankara-Kazan) için Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Helikopter Filosunda tören düzenlendi.

Tören öncesinde, Van Asker Hastanesi morgundan alınan şehitlerin Türk bayrağına sarılı naaşı, ambulanslarla Helikopter Filo Komutanlığına getirildi.

Tören, şehitlerin Türk bayrağına sarılı naaşlarının tören alanındaki yerlerine bırakılması ve törene katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile beraberindekilerin alandaki yerini almasıyla başladı.

Saygı duruşunda bulunulmasının ardından şehitlerin öz geçmişlerinin okunmasıyla devam eden törende konuşan Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Nazım Altıntaş, Hakkari'de yaşamlarını yitiren vatan evlatlarını, doğdukları topraklara doğru yola çıkacakları son yolculuklarına uğurladıklarını belirterek, ''Kalplerimiz tarifsiz acılarla dolu. Başta birlikte burada görev yaptığımız rütbeli arkadaşlar olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerine ve tüm halkımıza başsağlığı diliyorum. Aziz şehitlerimiz önünde saygıyla eğiliyoruz'' şeklinde konuştu.

''Hepimiz biliyoruz ki uzun yıllar hedef, yöntem ve söylemlerini değiştirerek, devam eden terör olayları, bir amaç değil ülkemizin birlik ve bütünlüğüne kastedenlerin kullandığı kanlı bir araçtır'' diyen Korgeneral Altıntaş, bugüne kadar bu amaçlarını gerçekleştiremeyenlerin, bundan sonra da halkın birlik ve beraberlik içinde yaşama arzusu, devletin kararlılığı ve güvenlik güçlerinin fedakarca mücadelesi sayesinde hüsrana uğrayacağını ifade etti.

Korgeneral Altıntaş, son günlerde şiddetini artıran ve çeşitli vaatlerle kandırarak terörün saflarına alınan insanları ölüme terk eden terör örgütünün, büyük bir yanılgı ve aynı zamanda yok olma endişesi içerisinde olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

''Zor ve baskı kullanarak eyleme yönelttiği ancak kaçma fırsatı bularak teslim olan teröristlerin örgütten ayrılma nedenleri dahi bu eylemi yapanların yaşadığı bıkkınlığın göstergesidir. Bu coğrafyada görev yapan güvenlik kuvvetleri olarak en uzak köşelere gidiyor ve halkımızla görüşüyoruz. Aslında onlar adına mücadele ettiğini söyleyen terör örgütü mensuplarının en büyük zararı da burada yaşayan insanlarımıza verdiğini görüyoruz. Güvenlik güçlerimizin ayrılmaz bir parçası olan ve terörle mücadelede büyük bir çaba gösteren geçici ve gönüllü köy korucularımızın fedakarlıklarını, terörün sona ermesi için gösterdikleri gayretleri ve bu uğurda verdikleri binlerce şehidin anısını da bu vesile ile saygıyla yad ediyoruz.''

''VATAN VE MİLLETİMİZ SİZLERE MİNNETTARDIR''

Törende şehit anne ve babaları ile yakınlarına da seslenen Korgeneral Altıntaş, şöyle devam etti:

''Kahraman şehitlerimizin değerli anne, baba ve yakınları, sizler en değerli varlıklarınızı yitirdiniz. Sizlerin acısını ne kadar paylaşsak da gideremeyiz. Sizler evlatlarınızı asker ocağına teslim ettikten sonra onlar bizim de evlatlarımız oldu. Birlikte görev yaparken aynı çadırın gölgesini, aynı mevziyi, aynı yemeği paylaştık. Gecelerin bitmesini hep beraber bekledik. Belki sizlerle yüz yüze gelmedik ama oğlunuz sizlerin yanına gelirken sizlere selam gönderdik. Sadece sizin değil onlar bizim de evlatlarımızdır. Aynı acıyı sizin gibi bizde yüreklerimizde taşıyoruz. Vatan ve milletimiz sizlere minnettardır.''

''SINIR NAMUSTUR''

Altıntaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Aziz şehitlerimiz, sizler bölgemizin en uç noktasında 2500 rakımlı Gediktepe bölgesinde, buraları görmeyenler için sadece haritada bir sınır çizgisi olan bölgede 'sınır namustur' anlayışı ile görev yaparken şehit oldunuz. Akan kanlarınızla haritadaki sınır çizgisini daha da anlamlı kıldınız. Sizleri şimdi buradan uğurluyoruz. Aile ocağında icra edilecek töreninizde yanınızda olamayacağız. Bu yüzden diyoruz ki biz silah arkadaşlarınız olarak hakkımızı helal ediyoruz. Rahat uyuyun, ruhunuz şad olsun. Türk Silahlı Kuvvetleri olarak bizim görevimiz bölücü terör örgütü ile mücadele etmektir. Görevimiz teröristler neredeyse arayıp bulmak, etkisiz hale getirmektir. Bu mücadele elbette zordur, acılıdır. Ancak bu mücadele sabır ve kararlılık da ister. Türk Silahlı Kuvvetleri olarak yüce milletimizin verdiği destek ile mücadelemize kararlılıkla ve ne pahasına olursa olsun devam edeceğiz.''

Törende Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in ve bazı katılımcıların gözyaşlarına hakim olamadığı gözlendi.

Yapılan duaların ardından şehitlerin Türk bayrağına sarılı naaşları, askerlerin omuzlarında tören alanında bekletilen askeri uçaklara taşınarak, memleketlerine uğurlandı.

Törene Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Mit Müsteşarı Hakan Fidan, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muammer Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Atilla Işık, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Uğur Yiğit, 2. Ordu Komutanı Nejdet Özel, Van Valisi Münir Karaloğlu, Hakkari Valisi Muammer Türker, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, AK Parti Van milletvekilleri, AB üyesi 15 ülkenin büyükelçileri, kurum müdürleri ve askeri erkan katıldı.

Kaynak: AA

PKK, Elazığ'da karakola saldırdı: 1 şehit

PKK, Elazığ'da karakola saldırdı: 1 şehit
20 Haziran 2010 Pazar

Elazığ'ın Palu İlçesi'ne bağlı Arındık Jandarma Karakolu'na bir grup terörist saldırıda bulundu. Saldırıda 1 asker şehit olurken 3 asker de yaralandı. Bölgede geniş çaplı operasyon başlatıldı. Şehidin kimliği açıklandı.

Elazığ'ın Palu ilçesindeki Arındık Jandarma Karakolu'nu korumakla görevli time düzenlenen saldırıda şehit düşen askerin Selçuk Gökdağ olduğu belirlendi.

Alınan bilgiye göre, Kocaeli'nin İzmit ilçesi Yenişehir Mahallesi'nde yaşayan Jandarma Komando Gökdağ'ın babası Kemal Gökdağ ve annesi Nurten Gökdağ'a askeri yetkililer tarafından oğullarının şehit olduğu haberi verildi.

Şehidin evine gelen ambulansta bulunan sağlık ekipleri, acı haberi duymaları üzerine fenalaşan şehit yakınlarına müdahale etti.

Şehidin ağabeyi Bahadır Gökdağ, kardeşinin Mayıs ayında asker olduğunu söyledi. Göz yaşlarına hakim olamayan Bahadır Gökdağ'ı askeri yetkililer sakinleştirmeye çalıştı.

Kaynak: AA

19 Haziran 2010 Cumartesi

Operasyona giden askere mayin tuzaği

Operasyona giden askere mayın tuzağı
19 Haziran 2010 Cumartesi

Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki saldırının ardından güvenlik güçlerinin, terör örgütü PKK üyelerine yönelik sürdürdüğü operasyonda, araziye döşenen patlayıcının infılak etmesi sonucu ilk bilgilere göre 2 asker şehit oldu, 2 asker de yaralandı.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Şemdinli'de, Türkiye-Irak hudut hattında görevli sınır bölüğüne, bir grup terörist tarafından gece 02.00'da düzenlenen saldırının ardından bölgede geniş çaplı operasyon başlatıldı.

Terör örgütü PKK üyleri ile zaman zaman sıcak temasın da sağlandığı operasyonda, güvenlik güçlerinin Tekeli bölgesi dağlık arazi kesiminde sürdürdüğü çalışmalar esnasında teröristlerce araziye döşenen patlayıcı infilak etti.

Patlama sonucu, ilk belirlemelere göre 2 asker şehit oldu, 2 asker de yaralandı.

Bölgede, Türkiye-Irak hudut hattında görevli düzenlenen sınır bölüğüne düzenlenen saldırıda 8 asker şehit olmuş, 14 asker de yaralanmıştı. Çatışmada, ilk tespitlere göre 12 terörist de etkisiz hale getirilmişti.

Kaynak: AA